Home , Engin Gören , Yunanistan da 3 kişinin ölümü üzerine

Yunanistan da 3 kişinin ölümü üzerine

ENGİN GÖREN | 12 – 05 – 2010 | Yunanistan işçi sınıfı ve emekçileri, aylardır “sosyal güvenlik yasası”  adı altındaki “hükümet” saldırılarını protesto etmeye devam ediyor. Emperyalistlerin ve onların bir ittifakının yarı- sömürge küçük “ortağı” Yunan egemenlerinin saldırıları ağırlaştıkça işçi ve emekçilerin tepki ve öfkeleri de artarak devam ediyor.

Hemen hemen hergün sokaklara çıkıyor. Geçen hafta (6 mayıs’ta) 500 bine yakın işçi ve emekçi sokaklara döküldü. Son aylarda protesto eylemlerine polisin saldırıları da artıyor. Çeşitli gazlı bombalarını kitleler üzerinde denemeye devam ediyorlar. Gazlı bombalar, tazyikli sular, coplar ve göstericilerden kopardıklarına atılan meydan dayaklarıyla yaralananlar olmakta ve gözaltına alınanlar olmaktadır. Ve son gösteride ilk olarak 3 kişi hayatını kaybetti.

Hayatını kaybedenler  bir bankanın çalışan emekçileridir. Komünistler, devrimciler ve sendikalar o gün üretimi durdurarak genel grev  çağrısında bulunmuş, sokaklara dökülerek burjuva parlamentosuna kadar yürüyüp protesto gösterilerinde bulunuyordu. Alçak ve açgözlü kapitalistler banka personelini çalışmaya zorlamıştı ve bankanın kapısını da çalışanları üzerine kapatmaları onların ölümüne zemin hazırladı. 3 emekçinin yanarak ve çıkan dumanda boğularak ölümüne yol açan da ‘greve katılmayıp çalışıyorsunuz’ diye öfke duyan anarşistlerin attığı molotof kokteyin sonucu olmuştur. Kuşkusuz hayatını kaybedenlerin emekçi insanlar olması üzüntü vericidir. Bu vesileyle Yunan komünistleri, emekçileri ve ailelerinin üzüntüsünü  paylaşıyoruz.

Yunanistan da geçmişten beri anarşist guruplar da var. Onlar da genellikle kitle gösterilerine katılmaktadırlar. Kapitalizmin her geçen gün ağırlaştırdığı yıkımdan küçük burjuva kesimleri de etkilenir. Kapitalizmin sürüklediği yıkım karşısında küçük burjuvaların bir kısmı dehşete kapılıp aklını yetirir, öfkelerine yenilip her şeye karşı gelip yakıp-yıkmak isterler.   İşçi sınıfının sınıf bilincinde yoksun olan bu küçük burjuva ayak takımları için anarşi her şeydir; işçi sınıfının amacı, hedefi, ilkeleri, mücadelenin yol ve yöntemlerinin davasına uygunluğu vb hiç bir şeydir. …

Anarşistler, tarihlerinde dünyanın hiçbir yerinde ciddi bir örgüt olamamışlardır. Tarihlerinde her yerde işçi sınıfının davasına, siyasi iktidar mücadelesine, işçi ve emekçilerin kurtuluş mücadelesine hep zarar vermişlerdir. “Her türlü devlete karşıyız” diye proletaryanın siyasi iktidarı ele geçirdikten sonra burjuvazi üzerine halk veya proleter demokrasi olan diktatörlüğe de karşı gelmişlerdir. Sömürücü sınıfların üretim araçları üzerindeki egemenliği ve siyasi iktidardan alaşağı edilip, tekrar iktidar cennetlerini ele geçirmemeleri için, onlar üzerinde halk demokrasisi veya proleter demokrasi baskısının kurulmasına karşı gelmekle her zaman ve her vesileyle sömürücü sınıflara hizmet etmişlerdir. Ve sömürücü sınıflar her zaman, işçi sınıfı ve emekçilerin  saflarında bilinç bulanıklığı, hedef bulanıklığı, mücadele bulanıklığı yaratmak amacıyla ve işçi ve emekçilerin devrimci mücadelesine zarar vermek için kullandıkları bir araç da bu anarşist kesimler olmuştur.

Bunların, dost-düşman ayrımını yapmayan, işçi ve emekçi halkın menfaatlerine, davasına ve mücadelesinin çıkarına uygun olup olmadığına bakmadan yaptıkları densizlikler veya düşmanın yönlendirmesiyle işlenen suç ve olumsuzlukları, komünistlere, devrimcilere, işçi ve emekçilere ve bunların mücadelesine  karşı, ya saldırı yada demagoji malzemesi olarak egemenler için işlev görmektedir. Nitekim, Yunan egemen sınıfları söz konusu 3 emekçinin katledilmesine yol açan kendi sistemlerini, bankacı kapitalistlerini ve kendilerine hizmet eden anarşistleri sorumlu tutacağına, bir bütün olarak sistemlerine karşı ayağa kalkan işçi ve emekçileri suçlayıp, onlara saldırmanın malzemesi olarak kullanmaktadır. Keza uluslar arası burjuvazi de aynı anlayışla saldırarak Yunan halkının haklı mücadelesini karalamak ve gözden düşürmek amacıyla kullanmaktadır…

İster anarşistler, ister kendine ‘devrimci’ veya ‘ulusal devrimci’-‘yurtsever’ denilsin, dünyanın neresinde olursa olsun hele hele içinde insanlar varken toplu taşıma araçlarını, işyerlerini, evleri, okulları yakmak-molotoflamak, veya kitle eylemlerinde  kitlelere veya eylemine zarar verici bir şekilde kullanmak sınıf düşmanlarına hizmet eden provokatörce davranışlardır ve egemenlere saldırı ve  karalama malzemeleri sunma rolünü üslenmektir. Bu tür yanlış, kitlelere zarar veren, mücadeleyi baltalayan, egemen sınıflara karalama, hedef saptırma ve saldırı bahanesi veren anlayış ve pratikleri her vesileyle kınamalı ve teşhir etmeliyiz…. Yaşasın Yunan halkının baskı, saldırı ve zulme karşı mücadelesi!

10 Mayıs 2010

Engin Gören

scroll to top