Home , Avrupa , TC’nin Sözde “Açılım” Politikalarının Altından Çıkan, Aynı Tehcir Zihniyeti, Aynı Irkçı Gelenek

TC’nin Sözde “Açılım” Politikalarının Altından Çıkan, Aynı Tehcir Zihniyeti, Aynı Irkçı Gelenek

YENİ KADIN | 23 – 03 – 2010 | ABD Temsilciler Meclisi Dış ilişkiler Komitesinin ardından, İsveç Parlamentosu”nun da Ermeni soykırımını tanıması üzerine, TC faşizminin sözcüleri kinlerini nasıl kusacaklarını şaşırdılar. İngiltere, İspanya ve Almanya parlamentolarında da 1964 mübadelesine ilişkin benzer tartışmaların gündeme gelmesinin beklendiği bir süreçte, Başbakan Erdoğan, İngiltere gezisinde, Britanya başbakanı Brown ile düzenlediği ortak basın toplantısında, verdiği mülakatta şunları söyledi: “Bakın benim ülkemde 170 bin Ermeni var; bunların 70 bini benim vatandaşımdır. Ama yüz binini biz ülkemizde şu anda idare ediyoruz. Eee ne yapacağım ben yarın? Gerekirse bu yüz binine ‚Hadi siz de memleketinize‘ diyeceğim. Bunu yapacağım. Niye? Benim vatandaşım değil bunlar. Ülkemde de tutmak zorunda değilim.”

Ermeni soykırımını tanıma olasılığı olan ülke yönetimlerini, Türkiye’de kayıt dışı çalışan ermeni işçileri sınır dışı etmekle tehdit eden Erdoğan’ın bu tavrı, egemenlerin göçmen işçiler üzerinden nasıl politika ürettiklerinin ve göçmenlere nasıl baktıklarının bir kanıtı. Göçmenler, uluslararası siyasette piyon, ülke sınırları içinde ucuz işgücü olarak görülüyorlar. Benzer durumlar, tehditler; Almanya, Fransa, İsviçre vb. biz göçmen işçilerin yoğun yaşadığı ülkelerde de yaşanmıyor mu? Diğer yanıyla ise; 6–7 Eylül olayları, 1964 mübadelesi ve yaşanan sayısız katliamlar düşünüldüğünde, TC faşizminin siciline uygun düşen bir davranış olmuştur. “TC’nin sözde  “Ermeni açılımı” politikalarının altından çıkanın, “geçmişin devamı olan tehcir zihniyeti ve ırkçı gelenek” olduğuna, bir kez daha hep birlikte tanık olduk.

Bilinmektedir ki, tüm dünyada göçmenlerin %79’u kadınlar ve çocuklardan, yine tüm dünyada kayıt dışı çalışan 1,8 milyar işçinin %80’ni kadınlardan oluşmaktadır. Kayıt dışı çalışan işçi sayısının %45,4 olduğu Türkiye’de ise, kayıt dışı işlerde daha çok oturum izni olmayan, kaçak yaşayan kadınlar çalışmaktadır. Bunların içinde Ermenistan’dan Türkiye’ye gelip ucuz işgücü olarak çalışan kadınlar da azımsanmayacak boyuttadır. Erdoğan’ın bahsettiği “vatandaş olmayan” 100.000 Ermeni’nin %70’i kadındır. Çocuk bakıcısı, restoran mutfaklarında, temizlik işlerinde vb. ucuz işgücü ve kaçak olarak çalışıp, yoksul, hasta ailesine bakmaya veya çocuğunun okul masrafını karşılamaya çalışan kadınlar…

8 Mart’ın ilan edilişinin 100. yıl kutlamalarını henüz geride bıraktığımız şu günlerde, Türkiye’de yaşayan Ermeni halkına yönelik bu tehdit; daha çok kaçak çalışan ermeni kadınlarını etkileyecektir. Kendisine biçilen toplumsal misyondan kaynaklı zaten ötekileştirilen, yaşamın her alanında şiddeti yaşayan kadınlar, ayrıca etkin ulus – millet veya dinsel inancın dışında bir ulus- millet veya inanca sahip olduğunda, üzerinde üçüncü bir baskı ve sömürü aracı oluşturulmakta ve daha çok ötekileştirilmektedir. Böylesi ayrımcı politikalar, bilinçsiz halk arasında nifak tohumlarını serpiştirirken, nefreti körüklemekte, ezilenlerin – emekçilerin bir arada kardeşçe yaşamasının, bir güç olmasının yollarını tıkamaktadır.. Aslında bu politikaların esas hedefi de budur zaten. Bu durumda da en fazla mağdur olan o ulusun – milletin kadınları olmakta,.erkek egemen zihniyetin, bu kadınlara her yönlü şiddeti daha fazla mubah görmesini beraberinde getirmektedir.

Bu anlamda; ATİK Kadınlar Komisyonu olarak, Erdoğan’ın bu açıklamasını şiddetle kınıyoruz ve ermeni kardeşlerimizin yanında olduğumuzu beyan ediyoruz.  TC Devletinin “açılım” adı altında ezilenler – emekçiler arasına ekmeye çalıştığı ayrımcı tohumlara inat, tıpkı TEKEL direnişinde olduğu gibi, ezilenler  – emekçiler, milleti, ırkı, etnik kökeni, dinsel inancı, cinsiyeti ne olursa olsun tek vücut – tek yumruk olmayı öğreniyorlar.

YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ!

YAŞASIN EMEKÇİ KADINLARIN DAYANIŞMASI!

Yeni_Kadin_Ermeni_Bildirisi – PDF

scroll to top