Home , Köşe Yazıları , Lenin – 1

Lenin – 1

YENER ORKUNOĞLU | 15 – 02 – 2010 |

ÇOCUKLUĞU

Asıl adı Vladimir İliç Ulyanov olan Lenin 22 Nisan 1870’de ailenin sekiz çocuğundan üçüncüsü olarak Rusyanın Uljanowsk kentinde doğdu. 21 Ocak 1924 yılında ölen Lenin, gelmiş geçmiş çağların en büyük devrimcilerinden biri olarak tarihe adını yazdırdı. Bu büyük devrimcinin hayatını, düşüncelerini, kavgasını genç nesle anlatmak önemlidir.

Onun çocukluğunu, gençliğini,  parti, devrim, Marksizm konusundaki düşüncelerini açıklamaya ve  bu makale dizisi içinde Lenin’in hayatını ve düşünsel evrimini, Rus devriminde oynadığı rolü ortaya koymaya çalışacağım. 4-5 sayfalık bir yazı olarak düşünmüştüm. Ne var ki, yazı düşündüğümden çok uzun olacak. Bu nedenle yazıyı önce parçalar halinde, yazının tüm bittikten sonra tamamını yayınlayacağım.

Uljanowsk 1924 yılında ismi değiştirilen Simbirsk kentinin yeni adıdır.  Ailede iki çocuk  erken yaşlarda hayatlarını kaybederler.  Lenin’in çocukluğu şanslı bir döneme denk düşer. Çünkü 1861 yılında toprak köleliği kaldırılmıştır ve  Rusya bir reform döneminden geçmektedir. Lenin’in kız kardeşi Anna, Lenin’in çocukluk dönemi hakkında şunları yazar: ‘Hareketli, uyanık, sevinç ve coşku dolu bir çocuktu. Gürültülü oyunları severdi. Kabına sığmazdı. Oyuncaklar için pek ilgi duymuyordu. Çoğu zaman oyuncaklarını kırardı.’ Okulda çok başarılı olan Lenin, sık sık takdirname alır.

Toprak köleliliğinin kaldırılması, o zamanın aydınlarında Rusya’da politik modernleşmenin yaşanacağı ümidini doğurur.  Gerçi 1861 yılında toprak köleliği ortadan kaldırılmıştı ama  Rusya’nın hem ekonomik-toplumsal hem de siyasal yapısında feodal özellikler  hala ağır basıyor,  feodal düzenin kast yapısı devam ediyordu. Lenin’in doğduğu kentte de bu feodal yapı egemendi. Kentin toplumsal yapısı esas olarak üç zümreden oluşuyordu: Soylular, tüccarlar ve küçük burjuvazi.

Bir çok Rus devrimcisi gibi o da entelektüel bir aileden geliyordu. Lenin’in babası İlja Uljanov Kazan Üniversitesi’nde fizik ve matematik bölümünü okuduktan sonra, önce matematik öğretmeni, daha sonraki yıllarda da   müfettiş olur.  Yaşamının son yıllarında ise daha önemli bir makama yükselir.

Lenin’in annesi Maria Blank ise hem İsveç hem de Alman kökenli bir aileden gelir. Maria Blank’ın babası (Lenin’in dedesi)  bir İsveçli kadınının oğlu olarak dünyaya gelir ve  kendisi de Alman ‘kökenli’ bir  kadın  ile evlenir. Kısacası Lenin çok-uluslu,   çok-kültürlü ve kısmen varlıklı bir aileden  gelir. Maria Blank  çok iyi piyano çalan biri.  Aynı zamanda üç dili konuşur:  Rusça, Fransızca ve Almanca.

GENÇLİĞİ

Lenin’in çocukluğu mutlu ve barışçıl bir aile atmosferinde geçer. Ama gençlik dönemi için bunun söylemek mümkün değil. Çünkü Lenin gençlik döneminde iki büyük trajik olay yaşar.  1886 yılında 16 yaşında iken babasını kaybeder. İkinci trajedi ise, babasının ölümünden bir yıl sonra, 1887 Mayıs ayında  büyük kardeşi Aleksander İlyiç Ulyanov’un (aile içindeki ismi Zaşa) Çarlık rejimi tarafından idam edilmesidir. Aleksander, Rus çarı III. Aleksandr’ın hayatına kasteden bir eylem hazırlığı içinde olduğu gerekçesiyle  Mart 1887’de tutuklanır. Aleksander tutuklandığı sırada yanında bulunan kız kardeşi Anna da onunla birlikte tutuklanır. Kısa bir müddet sonra serbest bırakılan Anna, Kazan yakınlarındaki küçük Kokuchkino kasabasına sürülür.

Lenin’in büyük kardeşi Alexander çarlığa karşı silahlı mücadele eden Narodnik  grubun – ‘Narodnaja Volja’(Halk İradesi)-  aktif üyesidir. Alexander tarafından yazıldığı ileri sürülen programa göre, Narodnikler, toprağın ve üretim araçlarının devletleştirilmesini isterler.  Gruptan 15 kişi özel mahkemeye sevk edilir. Hepsi Alexander, Çar’a suikast hazırladıkları  gerekçesiyle ölüme mahkum edilir.  10 kişi ‘affedilir’. Ama Alexander affedilenler arasında değildir. Çünkü mahkemede eylemin sorumluluğunu üstlenir. Pişman olmadığını vurgular,  af  isteminde bulunmaz. Olayın sorumluluğunu üstlenerek diğer bazı yoldaşlarını kurtarır.  Çar,  boyun eğmeyen ve pişman olmayan Alexander’ı af etmez. Anne’nin Alexander’ı kurtarma  çabaları sonuç vermez.  Alexander, bir kaç arkadaşıyla birlikte 11.Mayıs 1887 tarihinde  20 yaşında iken idam edilir. Bu olayın Lenin üzerindeki etkisini tahmin etmek mümkün.

Ulyanov ailesinin dostları arkadaşları daha çok liberallerden oluşuyordu. Bu tutuklamadan sonra  liberaller, korku nedeniyle Ulyanov ailesi ile ilişkilerini keserler. Liberallerin bu korkaklığı Lenin’in daha sonraları liberalizme karşı tutumuna da yansır. Lenin üzerinde çok büyük etkisi olan Alexeander’ın idam edilmesi Lenin’i derinden sarsar. Lenin, ilk tutuklandığında hapishane arkadaşlarına şunu söylediği ileri sürülür: ‘Yolum, benden büyük olan kardeşim tarafından belirlendi’

Lenin liseyi bitirdikten sonra, 1887 yılında Kazan kentinde üniversitede  hukuk fakültesi bölümüne kayıt yaptırır.  Üniversite’de iken devrimci gruplar ile ilişkiye geçer. Lenin’in bu dönemde Narodnik harekete büyük sempatisi vardır. Büyük kardeşi Alexander nedeniyle Lenin de göz hapsinde tutulur. Öğrencilerin düzenlediği bir protesto-eylemine katıldığı gerekçesiyle göz altına alınır. Üniversiteden atılan Lenin, Kazan kentinin dışında Kokuchkino köyündeki ‘baba evine’ sürülür. Amcasının bırakmış olduğu küçük kitaplıktaki kitapları ve ilerici dergileri okumaya başlar.

Lenin ve annesi Kazan’a tekrar dönmek için dilekçe verirler. Uzun mücadele sonrası 1888 yılında tekrar Kazan kentine dönmelerine müsade verilir. Lenin bir yandan dışarıdan bitime sınavlarına hazırlanırken, bir yandan da politik şehit olan abisinin neler okuduğunu merak eder. Lenin sürekli okumaya başlar. Bu yıllar Lenin’in teorik hazırlık yıllarıdır. Daha o zaman 18 yaşında üniversite öğrencisi iken Marx’ın Kapital’ini Kazan kentinde yaşadığı bu dönemde okuduğu biliniyor.

1889 yılında Ulyanov ailesi, Kazan kentini terk edererek Samara kenti yakınlarında bir köye yerleşirler. O yıl Lenin, sigara içmeye başlar. Lenin’in sağlığından endişe duyan Annesi Lenin’i uyarır. Lenin önceleri aldırmaz. Sonra annesi şunu söyler: ‘Emeklilik parasıyla yaşıyoruz. Sigaraya ayıracak paramız yok’ . Bu gerekçe hemen etkisini gösterir ve Lenin sigarayı bırakır. Samara’da yaşadığı dönemde Lenin devrimci olma yönünde hayli ilerler.

Mayıs 1890 yılında Petersburg Üniversitesi’nde hukuk fakültesini dışarıdan bitirme hakkını elde eder. Bir yıl imtihanlara hazırlanan Lenin 1891 yılının ilk ve sonbahar aylarında Petersburg’da hukuk fakültesinin imtihanlarına girer ve hukuk fakültesini takdirname alarak bitirir. Hukuk fakültesinden mezun olan Lenin, 1891-1893 yılları arasında iki yıl Samara’da avukatlık stajı yapar. Eylül 1893 yılında Samara kentinden ayrılır ve Petersburg kentine yerleşir.

İki yıl (Eylül.1893-Aralık 1895) ayında bir yandan avukatlık yaparak yaşamının kazanırken, bir yandan da devrimci çevreler ve tanınmış Marksistlerle ilişkiye geçer. Üniversiteden atıldıktan sonra, Petersburg’a gelinceye kadar 6 yıllık süreç Lenin’in teorik hazırlık sürecidir. 1888-1893 yılları Lenin’i hazırlayan yıllardır.

İlk yıllarda Lenin, Narodnik harekete sempaeti duyar.Turgenjev’ın yazılarının coşkuyla okur. Narodnizmin kurucusu olan Çernişevski’nin(1828-1889)  etkisi altında kalır.  Narodnik Harekete sempati duyar. Çernişevski’nin Nasıl Yapmalı adlı kitabını defalarca okur.

Çernişevski, 1860’larda Rusya‘da devrimci demokratik hareketin önderi konumundadır. Rus otokrasisinin bir devrimle devrilmesi gerektiğini ve köylü komününü temel alarak sosyalist bir toplumun kurulmasını savunur. Feuerbach ve Herzenden etkilenmiş olan Çernişevski hakkında Marx şunları söyler: Çernişevski, „burjuva iktisadının iflasını ustaca ortaya koyan büyük Rus araştırmacısı ve eleştirmeni“dir.

Çernişevski’ye büyük hayranlık duyan Lenin ise onun Rusya’daki devrimci düşünce ve hareketin gelişimindeki rolünü şöyle açıklar; „… Herzen’den sonra Narodnik görüşleri geliştiren Çernişevski, Herzen’le karşılaştırıldığında büyük bir sıçrama yapmıştır. Çernişevski çok daha tutarlı ve militan bir demokrattı, onun yazıları sınıf mücadelesi ruhunu esinlendirir. O, liberalizmin ikiyüzlülüğünü teşhir etme yolunu kararlılıkla izlemiştir… Ütopik sosyalist görüşlerine rağmen, O, kapitalizmin dikkat çekici biçimde derin bir eleştirmeniydi.“

1890’lı yılların başında Rus gençliği ve entellektüelleri ilgilerini Marksizme yöneltirler.  Rusya’nın özgün bir yanı vardır: Entellektüeller.

NARODNİK  ENTELEKTÜELLER

Çarlık Rusya’sının  önemli özelliklerinden biri Çarlığa karşı sürekli mücadele eden entelektüel bir grubun ortaya çıkmasıdır. Bu entelektüeller içinde kadınlar da önemli rol oynar.  Örneğin Vera Zazuliç, çarlığa karşı mücadelede önceleri halkçı devrimci daha sonra ise Marksist olur.

Entelektüelleri çarlığa karşı mücadeleye sürükleyen ise Çarlığın toplumsal ve siyasal yapısı arasındaki çelişkidir. Çarlık Rusya’sındaki bu çelişki kavranmadan ve Rus entelektüelleri şekillendiren toplumsal-siyasal koşullar anlaşılmadan, ne entelektüel akımlar ne de Lenin’i ve Bolşevizm’i doğuran koşulları anlamak mümkündür. Dolayısıyla bu koşullardan biraz bahsetmek gerekir.

1. 19 yy Rusya’sının en önemli özelliklerinden biri entelektüeller arasında çeşitli fikir akımlarının (Nihilizm, anarşizm, halkçılık ve son olarak Marksizm) ortaya çıkmasıdır.  Fransız Devrimi ve Napolyon’un devrimi ‘dışarı taşıma’sının da entelektüeller üzerinde etkisi olur.  Gerçi Çarlık Orduları 1812 yılında Napolyon’u yenilgiye uğratırlar. Ama Avrupa’yı gören Rus subayları, Rusya’daki devlet düzeninin, kurumlarının ve sosyal yaşamın ne kadar geride olduğunu fark ederler. I. Aleksandr’ın baskıcı ve otoriter rejimi aristokrat kökenden subayları rahatsız ediyordu. Subaylar arasındaki huzursuzluk onları Çar rejimine karşı itaatsizliğe ve karşı duruşa götürür. Düşünsel huzursuzluk kendini ilk defa 1825 yılında orduda gösterir. Soylular sınıfının ‘aşağı tabakası’ndan bazı Genç Subaylar, Rusya’nın siyasal durgunluğuna ve katılığına karşı ayaklanma girişiminde bulunurlar. ‘Dekabrist’ ayaklanma olarak bu olay, Çarlık Rusya’sına karşı yönelmiş ilk devrimci hareket olarak tarihe geçer.  Ama Dekabristlerin yenilgisi,  aristokrasinin  en kültürlü, en ileri temsilcilerinin sahneden çekilmesine hem de aristokrat  ahlak ve görüş düzeyinde bir düşüş yaşanmasına yol açar.  Ama diğer yanda, edebiyat ve sanat alanında demokratik yükseliş için bir tohum atmıştır. Başarısız olsa da Puşkin, Tolstoy ve Lenin ‘Dekabrist’ harekete sempatiyle yaklaşmışlardır.

2. Çarlık Rusya’nın en önemli özelliklerinden biri  ENTELEKTÜELLERİN devrimci bir grup olarak ortaya çıkmasıdır. Bunun ekonomik-toplumsal ve siyasal nedenleri var: Çarlık Rusya’sında bir tarafta toplumsal değişimler olmaktadır, ama bu toplumsal değişimlere uygun siyasal bir düzen yoktur. Eski feodal toplumsal düzen hızla çözülürken, burjuva  toplumsal-siyasal düzeni aynı hızda ve paralel olarak ortaya çıkmaz.  Feodal toplumun çözülüş hızı ile burjuva toplumun oluşumundaki yavaşlık bir çelişki oluşturur.  Bu çelişki Rusya’da devrimci bir entellektüeller grubunun ortaya çıkmasının maddi zeminidir.

Çarlık devletinin okullara ihtiyacı vardır ve okullarda entelektüel yetiştirmek zorundadır. Ne var ki, yetişen entelektüeller ne ekonomik yaşamda ne siyasal alanda bir olanağa sahip olabiliyorlar. Dolayısıyla yetişen entelektüeller,  rejimin yenilenmesini talep ederler ve devletin düşmanı olurlar. Entelektüeller, devrimci bir grup olarak böyle bir çelişkinin ürünü olarak ortaya çıkar. Çünkü ne ekonomik alanda doğru düzgün meslekleri ve işleri var ne de siyasal alanda etkin olabilecekleri alanlara sahipler. Çarlığın katı, otoriter ve  anti-demokratik siyasal yapısı, entelektüellerin siyasal faaliyet alanlarını tıkamıştır.

Böylesi koşullarda entelektüeller kendi çevrelerinden koparak çeşitli gruplar oluştururlar. Kendilerini halkın temsilcileri olarak görürler. Entelektüelleri karakterize eden şey, katılaşmış çarlık düzenine karşı devrimci karşı duruştur.

3. Çarlık Rusya’sının düzeni modernleştirme çabaları yeteri sonuç vermez. Çarlık Rusya’sı, Avrupa’da olduğu gibi siyasal dönüşümler fırsatını kaçırmıştır. Avrupa’daki toplumsal değişimler, orada  toplumsal değişimlere denk düşen siyasal dönüşümlere neden olmuştur. 1789 Fransız devrimi eski feodal düzeni siyasal açıdan süpürür. Oysa Çarlık Rusya’sında ekonomik alanda dönüşümler olmasına rağmen, Çarlık, katı-otoriter siyasal sistemini inatla korumaya çalışmaktadır.

Çarlık Rusya’sındaki toplumsal değişim ile Çarlık düzenin siyasal katılığı arasındaki bu çelişki,  hem  entelektüel bir grubun oluşumunu hem de  yeni bir siyasal ve toplumsal düşünce biçiminin ortaya çıkmasını da koşullandırır. Çarlık rejiminin baskıcı siyasal yapısı entelektüeller arasında yeni arayışlara yol açar. Entelektüeller, bir tarafta Rusya’nın sorunlarını teşhis etmeye çalışırken, bir yandan da çözüm yolları üzerinde canlı bir tartışmaya girişirler.

4.  Rusya’daki entelektüel akımlar arasında 1840’lı yıllardan sonra iki ana eğilim belirir: 1. Rusya’nın özgünlüğünü savunan Slavcılar : 2 Rusya’nın Batıdaki gibi bir gelişmeyi savunan ‘Batıcılar’, Vissarion Belinski (1811-1848)  ve Aleksendar Herzen (1812-1870) Peter Chaadaev (1794-1856).

Her iki akım da Rusya’da dönüşümlerin ve reformların gerekli olduğunu söylüyorlardı. Slavcılar, Rusya’nın kendi özgün  ‘Rus yolu’ndan gitmesi gerektiğini savunurlar. Batıcılar ise, Rusya’nın Batı yolunu takip etmesi gerektiğini savunuyorlardı.

Batıcı Peter Chaadaev, bir dergide yayınladığı ‘felsefi bir mektup’da  Rusya’da olumlu bir geleneğin olmadığını ileri sürerek, Rusya hakkındaki olumsuz değerlendirmeler yapar. Rusya’nın geriliğinin nedeninin Rus Kilisesi olduğunu ileri sürer. Rusya’nın Batı’daki gibi bir yoldan ilerlemesi gerektiğini savunur. Rusya’nın coğrafi açıdan çok büyük bir ülke olduğunu, ama düşünsel açıdan küçük olduğunu ileri sürer. Çar I. Nikolas, Batıcı düşünür Chaadaev’i deli ilan eder ve yayın yapmasını yasaklar. Batıcılar, Alman filozofu Hegel felsefesinden çok etkilenmişlerdi.  Herzen Hegel  Diyalektiği ’Devrimin cebiridir’ demişti. Rusya’da eğer devrim gerekiyorsa, bunun için gerekli düşünsel temeli Avrupa’dan almalıydı. Her iki kesimin dayandığı düşünce buydu.

Ne var ki, her iki akım da Rusya’nın gerçek analizini yapmaktan yoksunlardı.  Rusya’nın gelişmesine ve ilerlemesini gerçek bir analize dayandırarak değil, ahlaki açıdan temellendiriyorlardı. Her iki akımda sorunlara ahlaki açıdan yaklaştıkları için, aralarındaki temel farklılıklar belirsizdi. Zaten süreç içinde aralarındaki farklılıklar keskinliğini yitirdi.

Önceleri fanatik bir Batıcı olan Herzen,  daha sonraki yıllarda Avrupa’da edindiği tecrübeler sonucu olarak Batı hayranlığını yitirir. 1847 yılında Rusya’yı terk eden Herzen, Batı’daki 1848 yılında Fransa’daki hem Şubat Devriminin hem de Haziran ayaklanmasının tanığı olur. Avrupa’daki Devrimlerinin başarısızlığından kaynaklanan bir hayal kırıklığı yaşar. Batı kapitalizmini tiksindirici bulur. Batı’daki kapitalizmin insanları bozduğunu ileri sürer. Batı insanının ‘çöken insan kişiliğinin darlıklarını’ yaşadığını ileri sürer.

Herzen, Batı kapitalizmden hayal kırıklığına uğraması sonucu yeni tutum sergiler. Burada Rus entelektüellerinin iki temel bir özelliği açığa çıkar: Birincisi, Burjuvaziye ve kapitalizme  karşı bir nefret. Çünkü kapitalizm insanın çürümesi ve yozlaşması demektir; İkincisi, ‘kapitalizm’i yaşamadan daha adil bir topluma geçme düşüncesinin tohum olarak ortaya çıkması.

5. Rusya’da düşünsel eğilimler, 1870 yılından sonra bir dönüşüm geçirir. Rusya’daki entelektüel akımları 1870 öncesi ve sonrası olarak ayırmak mümkün. 1870 öncesinde entelektüeller kendilerini ‘tarihin imtiyazlı aktörü’ ve  ‘tarihin kaldıracı’ olarak görürken, 1870 sonrası kendilerini ‘tarihsel sınıf’ın hizmetine sunma eğilimini savunurlar. 1870 öncesi entelektüeller, hem sayıca az, hem de toplumdan izole oldukları için etkin olamazlar. 1870 sonrasındaki entelektüeller ise, hizmetine girecekleri tarihsel sınıfı belirlemeye çalışırlar. Kendilerine toplumsal destek ararlar. Sonunda bu tarihsel sınıfı bulurlar: Halk. Halk ile kastedilen ise köylülerdir.  Böylece Narodnik hareketin toplumsal temelleri atılmış olur.

-devam edecek-

scroll to top