Home , Köşe Yazıları , Göcmen ülkesi Almanya`da ne durumdayız?

Göcmen ülkesi Almanya`da ne durumdayız?

MAHMUT ÖZKAN | 20 – 12 – 2012 |  Türkiye ve Türkiye Kürdistanı’ndan gelmiş ve uzun yıllardır Almanya’da yasayan Göçmen nüfusunun 2 milyon 800 bin civarında olduğunu istatistiklerden bilmekteyiz. Bu nüfusun 600 bin kadarı Kürt milliyetine mensup. Bu nüfusun %32’si yani 930 bini Alman vatandaşlığına geçmiş durumda. 203 bini konut sahibi, 64 bini girişimci esnaf, ticaretle uğrasan isletme sahibi, ortalama hane büyüklüğü 3,9 yani çekirdek aileler 4 kişilik nüfuslar biçiminde. Hane başına düsen aylık net gelir ortalaması 2000 €.civarı.

82 Milyon Almanya nüfusu içinde genel göçmen sayısı 15,7 milyondur. Türkiye’lilerin oranı %3,1 ve toplam olarak yaklaşık 690 bin Hane olarak ikamet etmekteler.

Almanya’da yasayan Türkiye kökenli göçmenlerin çalışan sayısı 458 bin olup bunun 322 bini erkek, 136 bini ise kadındır. Çalışan nüfusun %12,8 Sendikalara üyedir. Nüfusun %8,4’ü Spor Derneklerine, %12 Dini organizasyonlara, %2,4’ü etnik ve ulusal birliklere, %0,7 ise Siyasi kurumlar ve derneklere üye durumunda. 36 bin civarında genç yüksek öğrenim görmektedir. Yapılan araştırmalara göre Türkiyeli göçmen kitlenin %30’u şartları olduğunda geri ülkelerine dönmek istemekte ve geri kalan % 70 nüfus ise artık kendilerini Almanya’da kalıcı görmektedir. Küresel Kapitalist krizden en çok etkilenen göçmen grupları içinde Türk ve Kürt kökenlilerin issizlik sayısı %31 olup, %35 nüfus ise fakirlik sınırında yaşamaktadır.

Almanya’da Türkiye kökenli Alman vatandaşı seçmenlerin hangi siyasi partiyi destekledikleri konusunda tam anlamıyla net sayısal bilgiler bulunmamakla birlikte, yapılan tahmini araştırmalar %80’nin Sosyal Demokrat Parti, Yeşiller ve Sol partiyi %9 ise Hıristiyan Demokrat sağ partileri destekledikleri yönünde. Almanya’da yasayan Türk ve Kürt Kökenli seçmenlerin %65’nin genel eğilim olarak sağ ve muhafazakar olmasına karşı, seçimlerde kendilerinin haklarını sol partilerin savunduğuna ilişkin kanaatin yaygınlığından ötürü sol partileri destekledikleri görülmekte. Yerel ve Merkezi Parlamentoda milletvekili olarak görev yapan Türkiye ve Kürdistan kökenli milletvekili sayısı 37 kişi.

İki Almanya’nın birleşmesinden bu yana ırkçı faşist neo-Nazilerce katledilen insan sayısı 182 kişi olup bunlardan 24 ü Türkiye kökenlidir. Almanya’da yasayan Türkiyelilerin %55 i ırkçı saldırıların artarak devam edeceğinden endişeli ve Sağcı Nazi gruplarının devlet tarafından desteklendiği yönünde kaygılara sahip.

Bu genel istatistiki bilgilerin ışığında Almanya’da yada Avrupa’da (Avrupa’nın diğer ülkeleri de benzer özelikler göstermekle birlikte her ülke kendi özgülünde incelenmelidir.) Faaliyet gösteren Demokratik Göçmen Örgütlerinin kitle çalışmalarında bu verileri dikkate almaları ve yönelimlerini buna uygun belirlemeleri, akilci ve somut politikalara yönelmeleri gerekir. Demokratik göçmen kurumlarının asgari müştereklerde ve ortak sorunlarda bir araya gelmesi diyaloglar geliştirmesi, birlikte mücadele perspektifi yolunda adımlar atılması bilince çıkarılmalıdır. Sendika üyeleri Türkiyeli göçmenlerin yerli sınıf kardeşleriyle daha çok kenetlenmesi ve Sömürü politikalarına karşı birlikte mücadele yürütmelerini sağlamak gereklidir. Bunun için Öncelikle ATIK bünyesinde yada başka Demokratik kurumlarda faaliyet yürüten aktivistlerin, sendikal çalışmayı küçümseyen yaklaşımları terk ederek, bu alanlara daha fazla yoğunlaşması, betriebsrat seçimlerinde Rol alması önemlidir. Bürokrat-sari sendikacı diye tabir ettiğimiz kesimlere alanı bırakmak yanlıştır. Fabrikalarda ve üretim alanlarında sınıfla ilişkilenmek ve onları örgütlemek ana ve esas görevlerden biri olarak addedilmelidir.

Türkiyeli kitlelerin artan ırkçı saldırılara karşısında, Türk milliyetçiliğine düşmesini de önlemek bakımından Demokratik kurumlar daha çok rol üstlenmeli, “ırkçılığın panzehiri halkların kardeşliğidir” bilinciyle yoğun kitle çalışması içine girmeleri gerektir. Türk Burjuva medyasının ve Türk hükümetlerinin milliyetçi-şoven zehirli politikalarını boşa çıkarmaya yönelik çalışmalar içine girilmeli. Alman demokratik kesimlerle ilişkilenme ve birlikte hareket ederek insanlığın en büyük düşmanı ırkçılığa karşı tavırlar geliştirilmelidir. Yayınlarımızda ve Ajitasyon-propaganda materyallerimizde geri kitlelerin anlayacağı dili kullanmak, Almanya’da yetişen yeni nesil gençlik için yayınların artan dozda iki dilli çıkarılması ilerletilmelidir. Kültür-sanat alanında gençliğin demokratik halk kültürü ile şekillendirilmesi için sanatsal çalışmalara önem verilmelidir. Türkiye’deki faşist baskı ve katliamlardan kurtulmak için, ülkelerini terk etmek zorunda kalmış, sürgünlerin, politik sığınmacıların, Kürt kitlelerin meşru demokratik mücadeleleri sahiplenilmeli. Almanya’da Kürtlerin ayrı bir göçmen grubu olarak kabul edilmesi mücadelesine destek olunmalı, böylelikle Türkiye’de varlığı ve hakları hala imha ve inkara tabi tutulan Kürtlerin güvenlerinin kazanılması ve onların Almanya’daki emek ve demokrasi mücadelesinde katılmaları yönünde teşvik edici olunmalıdır. Almanya’da politik katılımcılık imkanları zorlanmalı, bu uğurda Tüm Göçmenlere seçme seçilme hakki, Eşit haklar istemi her platforma taşınmalıdır. Tekelci sermaye partilerine karşı, ilerici demokrat parti ve adaylar desteklenmeli, imkan ve olanak olan yerlerde kendi adaylarımızın gösterilmesi, secim dönemlerinde propaganda açısından bile olsa dahi  geniş kitlelere kendi düşüncelerimizi taşımak bakımından önemi kavranmalıdır.

Kitle çalışmasında Fabrikalara, üretim alanlarına, Kahvelere, Derneklere, Düğünlere, Camilere, Alevi derneklerine, Kürt Derneklerine, Kadın sığınma evlerine, Gençlik evlerine, Spor klüplerine vb.. nerede kitle varsa oralara ulaşmak ve bilinç taşıyarak göçmenlerle sosyal bağlar kurmak , örgütlemek her zamankinden daha çok gereklidir. Hakli ve hak arayan bir davanın bu hakka kavuşması gerekenlere taşınması ve onları sarmalaması büyük demokratik ve devrimci atılımların gerçekleşmesinin yegane yoludur.

Mahmut Özkan 12-12-2012

İstatistiklerde yararlanılan kaynaklar;

Tbmm.gov.tr, arbeitsagentur, spiegel, diyih.gov.tr, TAM vakfı, Paris Kürt ensitutisi, Haccetepe üniversitesi, Deutsche welle…..

scroll to top