Home , Haberler , Gergerlioğlu: ‘Hasta mahpus ölümleri cinayet, faili ise devlettir’

Gergerlioğlu: ‘Hasta mahpus ölümleri cinayet, faili ise devlettir’

Haber Merkezi | 26.08.2020 |HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, hasta tutsakların ölüm döşeğinde tahliye edildiklerine dikkati çekerek, “Yaşananlar cinayet, fail ise devlettir” dedi. Gergerlioğlu, 6 aydır hastaneye gidemeyen tutukluların olduğunu söyledi.

Hasta tutsakların tahliye edilmeyerek ölümlerine göz yumulduğunu söyleyen İHD’den Nuray Çevirmen, ATK raporuna rağmen bırakılamayan onlarca tutsak olduğunu, ancak kesin sayının paylaşılmadığını söyledi.

Türk cezaevlerinde tutulan mahpus sayısı net olarak bilinmiyor. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri (CTE) Genel Müdürlüğü tarafından istatistiki bilgiler son yıllarda paylaşılmıyor. Adalet Bakanlığı’nın web sayfasında da tutuklu ve hükümlülerle ilgili herhangi bir bilgiye yer verilmiyor. Web sitelerinde yer alan en son veriler, 2 Ekim 2017 tarihli. CTE Genel Müdürü Şaban Yılmaz, 31 Ekim 2018’de Meclis İnsan Hakları Komisyonu’nda tutsak sayısının 258 bin 660 olduğunu aktardı.

Türk cezaevlerinin sayısı 01 Temmuz 2020 itibarıyla 445’e yükseldi. 9’u kadın, 7’si çocuk olmak üzere 282 kapalı; 7’si kadın, 4’ü çocuk 163 de açık cezaevi var. Bunların 87’si Kuzey Kürdistan kentlerinde. Buna göre kapasitenin 236 bin 755’e ulaştığı yazılıyor. Cezaevlerinin boş alanları ve inşa edilmekte olan/projeleri sürenlerin de mevcut kapasiteye eklenmesiyle sayının, 800 bine ulaşacağı öngörülüyor. Bu da Kuzey Kürdistan ve Türkiye nüfusu baz alındığında 100 kişiden birinin tutuklanacağı anlamına geliyor.

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) Savunuculuk Koordinatörü Berivan Emine Korkut da tutsak sayısına dair net bilgilerinin olmadığına dikkat çekti. Kapasitenin sadece Adalet Bakanlığı ve ona bağlı kurumların paylaştığı verilerden ibaret olduğunu kaydeden Korkut, salgın öncesi mevcudun 300 binlere yaklaştığını, ‘Bahçeli affı’ sonrası mevcudu tam olarak bilmediklerini söyledi.

Temiz su bile yok

Temiz suya ulaşımda bile sorun yaşandığını kaydeden Korkut,  Patnos L Tipi Cezaevi’nin örnek verdi; tutsakların yaklaşık iki yıldır temiz suya erişmediklerini belirtti. Cezaevlerindeki hak ihlallerine ulaşmak konusunda sorun yaşadıklarını aktaran Korkut, şunları paylaştı: ”Buradaki en temel sorun hapishaneler konusunda bilgiye erişmede yaşanan sıkıntı. Bırakın daha ayrıntılı bilgileri, hapishanede bulunan mahpus sayısına bile ulaşmakta zorluklar yaşanıyor. Örneğin son yasa sonrası kurumda kaç mahpusun bulunduğu sorusuna bile tahminler üzerinden cevap verebiliyoruz. Yani en temel istatistikleri alırken bile sorun yaşıyoruz. Bir diğer temel sorun hapishanelerin sivil toplum kuruluşlarını kapalı olması. Raporlarımızı mektuplar ve danışma hattı üzerinden hazırlayabiliyoruz ve özellikle mektupların kurum tarafından okunarak bize ulaşması birçok ciddi soruna yol açıyor.”

İşkence ve kötü muamele

İşkence ve kötü muameleye uğradığını beyan eden tutsakların başvurularını aldıklarını söyleyen Korkut, şunları dile getirdi: “Burada beyan kelimesini kullanmak zorunda kalıyoruz, çünkü bu beyanın doğruluğunu veya yanlışlığını araştırabileceğimiz mekanizmalara sahip değiliz. Biz izleme yapabilecek kurumlar da dahil çeşitli mekanizmalara başvuru yapabiliyoruz. Son bir yılda yapılan işkence ve kötü muamele başvurularında hiçbir kamu personelinin ceza almamış olması veya işkence ve kötü muamele konusunda bir mahpus hakkında bile yeterli araştırma yapılarak, mahpusun iddalarının doğruluğunun kabul edilmemiş olduğu gerçeği de var.”

Hasta tutsaklar

Hasta tutsakların ağırlaşan durumlarına rağmen yetkililer sessizliklerini koruyor. Koronavirüsü salgını için en tehlikeli yerlerin başında ise cezaevleri geliyor. İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) açıkladığı son verilere göre, cezaevlerinde tespit edilebilen 604’ü ağır olmak üzere bin 605 hasta tutsak bulunuyor. Bu tutsakların birçoğu Adli Tıp Kurumu (ATK) ve hastane raporlarına rağmen serbest bırakılmıyor.

Cezalar ertelenmiyor

İnfaz Yasası’nda 2013’te yapılan değişikliğe göre, ağır hastalık nedeniyle hayatını yalnız sürdüremeyen tutsakların cezasının infazının ertelenmesi gerekiyor. Ancak ağır hastalıklarına rağmen, “Toplum güvenliği için tehlike oluşturmamak” gerekçesiyle serbest bırakılmıyorlar. Söz konusu yasanın gerekçe gösterilmesiyle birlikte, sadece 2020’nin ilk 8 ayında 5 hasta tutsak, tahliye edildikten kısa bir süre sonra yaşamını yitirdi.

Son haftada iki kayıp

 Mahkemelerin “Toplum güvenliği için tehlike oluşturmamak” gerekçesiyle gerçekleştirmediği tahliyeler sonucu son bir hafta da iki kişi hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenlerden biri de Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Cihan Haber Ajansı’nın Uşak muhabiri Mevlüt Öztaş. Cezaevinde kansere yakalanan Öztaş, ATK raporu üzerine 26 Haziran’da tahliye edildi. Böbrek yetmezliği olan Öztaş’ın tahliyesinin gecikmesi ve zamanında müdahale edilmemesi nedeniyle kanseri son evreye kadar ilerledi. Öztaş geç tahliye edilmesinden dolayı 19 Ağustos Çarşamba günü yaşamını yitirdi. Cezaevinde yakalandığı mide kanserinin ilerlemesine rağmen uzun süre tahliye edilmeyen yönetmen Fatih Terzioğlu da Öztaş ile aynı kaderi paylaştı. Öztaş’tan dört gün sonra yaşamını yitiren Terzioğlu ise 11 Temmuz’da tahliye edilmişti.

Üç benzer ölüm

 Osmaniye 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevin’de tutulan, kalbi yüzde 25 çalışan ve iki kez bağırsak kanaması geçiren hasta tutsak Sabri Kaya da öleceği anlaşılınca tahliye edilmişti. Sabri Kaya tahliye kararından birkaç saat sonra 22 Mayıs’ta yaşamını yitirdi.

Bitlis E Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutukluyken kansere yakalanan ve ATK’nın infazın ertelenmesi yönündeki kararına rağmen hastalığının son evresinde tahliye edilen Erdinç Tülay da diğer hasta tutsakların kaderini paylaşıp, 4 Temmuz’da yaşamını yitirdi. Cezaevinde hastalanan ve tedavi süreci geciktirilen böbrek kanseri hastası Medeni Arifoğlu da geç tahliye edildiği için 25 Ocak’ta yaşamını yitirdi.

Birer cinayettir

 Meclis’te sürekli hasta tutsakların durumunu gündeme getiren Hakların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili ve Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi Ömer Faruk Gergerlioğlu, geç tahliyelerin ölümlere sebep olduğunu söylüyor. “Yaşanan ölümler cinayet, fail ise devlet” diyen Gergerlioğlu, salgın ile birlikte hak ihlallerin zirve yaptığını ve şu anda bile hasta olmasına rağmen 6 aydır hastaneye gidemeyen tutsakların olduğu bilgisini verdi. Gergerlioğlu, ayrıca sorunun sistemsel olduğuna dikkati çekti.

4 bin 518 tutsak başvurusu

 Hasta tutsakların ölüm döşeğinde tahliye edildiklerinin altını çizen Gergerlioğlu, “Cezaevlerinde bu tür sorunlar hep vardı ama 2016’da ilan edilen Olağanüstü Hal’den (OHAL) sonra bu çok fazla arttı” dedi. Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nda, insan hakları ihlallerine ilişkin yapılan başvurulara değinen Gergerlioğlu, toplam 5 bin 665 başvurunun 4 bin 518’inin tutuklu ve hükümlüler tarafından yapıldığını söyledi. Gergerlioğlu, başvuruların nedenlerini ise şöyle sıraladı: “Koşullarının iyileştirilmesi, kötü muamele, sevk talebi, sağlık hizmetlerine erişim ve temel ihtiyaçlar.”

Göz göre göre ölüm

 Meclis’e verilen binlerce soru önergesine rağmen bakanlığın tedbir almadığını kaydeden Gergerlioğlu, ayrıca cezaevlerinde de yeterli sağlık ekipmanları ile doktor olmadığını belirtti. Gergerlioğlu, “İnsanlar göz göre göre ölüyor. Bu insan değerinin olmadığını gösteriyor. Bizi en çok kahreden durum da bu. Siyasi kararlar ile tutsaklar bırakılmıyor. Hasta tutsakların durumu cezaevi müdürlerinin keyfine bırakılmış durumda ve kimse sorgulamıyor. Bunların hepsi cinayettir” şeklinde konuştu.

‘Tehlikeli’ damgası

 ATK’nin cezaevinde kalamaz raporlarına rağmen hasta tutsakların bırakılmadığına dikkat çeken İHD Merkezi Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Nuray Çevirmen ise yaşanan ölümlerin sebebinin 24 Ocak 2013’te 6411 sayılı yasanın 16. maddesinde yapılan değişiklik olduğunu savundu. Çevirmen, yapılan değişiklikle birlikte “Toplum güvenliği için tehlikeli olmama” şartı getirildiğini böylece tahliyelerin önünde engel oluşturulduğunu kaydetti. Çevirmen “Hastanelerde, ATK’den cezaevinde kalamaz raporu alınsa bile bu gerekçeyle mahpuslar cezaevinde tutuluyor” dedi.

Ölümlere göz yumuluyor

 Hasta tutsakların tahliye edilmeyerek ölümlerine göz yumulduğunu söyleyen Çevirmen, cezaevlerinde ATK raporuna rağmen bırakılamayan onlarca tutsak olduğunu ancak kesin sayının paylaşılmadığını söyledi. Çevirmen, şöyle devam etti: “Cezaevlerinde kimi tutukluların durumu çok ağır olmasına rağmen ATK’den rapor alamıyor, kimi tutuklular ise çeşitli hastanelerden ‘cezaevinde kalamaz’ yönünde rapor alsa bile ATK’nin o raporu onaylaması gerekiyor. Böyle olduğundan ATK engeli aşılsa bile hala cezaevinde tutulan hastalar var. Herkes de bu konunun farkında ama bir ilerleme kaydedilmiyor.”

scroll to top