Anasayfa , Avrupa , YDG 21. Merkezi Kongresini Tamamladı

YDG 21. Merkezi Kongresini Tamamladı

FRANKFURT | 21 – 02 – 2011 | Önceki gün başlayan 21. Yeni Demokratik Gençlik Merkezi Kongresi sonuçlandı. Merkezi Yönetim Kurulu tarafından kamuoyuna sunulan perspektif taslağının tartışılması ile devam eden kongrenin ikinci günü, ülke delegelerinin taslağa ilişkin raporlarının sunumu ile başladı. yapılan tartışmalarda taslağa ek yazıların sunulması dikkatlerden kaçmadı.

Avusturya delegeleri tarafından kongreye sunulan militanlaşma konulu ek sunum, Almanya delegelerinin bölgesel düzeydeki eğitim konulu araştırmalar tartışmalara heyecan katarken, serbest kürsü bölümünde YDG’liler anti-emperyalist, anti-faşist, örgütlü mücadelenin önemine vurgu yaptılar. Gündem dolayısıyla MYK adına konuşma yapan YDG Başkanı Burak Genç, önemli tartışmaların oluğunu dile getirerek, ‘Mevcut durumda örgüt bilincinin daha yükseklere çekilmesi gerekmektedir. Bu tartışmalar salonlarda kalmamalı ve pratiğe dökülmelidir.’ belirlemesinde bulundu.

Kongreye ADGH, Kadınların Kurtuluşu Hareketi, Meksika’dan Sınıfsal Gençlik Ligi, dayanışma mesajlarını sundular. Avusturya Kızıl Şafak temsilcisi de siyasi perspektif gündeminde söz alarak düşüncelerini belirtti. Temsilci konuşmasında militarizmin özelleştirilmesi meselesindeki olası tehlikelere değindi ve küresseleşme, neo-liberal gibi terimlerin emperyalizmin gerçek karakterini ortaya koymadığını belirtti.Kongre, YDG saflarına yeni katılan gençlerin konuşmaları ile sonlandırıldı.

Sempozyum

21. Yeni Demokratik Gençlik Merkezi kongresinin ilk günü sonunda birde sempozyum gerçekleştirildi. YDG Başkanı ve Kızıl Şafak temsilcisinin yanı sıra Metin Ayçiçek’in katıldığı sempozyum, bir MYK temsilcisi tarafından yönetildi.

İlk sözü alan YDG Başkanı Burak Genç, eğitim sistemini tarihsel süreçlerde ele alarak günümüzde ki eğitim sistemini ele aldı.  Genel olarak eğitim kavramının anlamını, çıkış noktaları ve tarihsel süreç içerisinde aldığı şekillenmelere değinen YDG Başkanı, ağırlıklı olarak kapitalist sistem içerisinde eğitimin misyonu, sermayenin eğitimi kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirdiği gibi konuları dile getirdi. Genç devamında ‘Burjuva ideolojisi kendisini yeniden üretmektedir, sistem varlığını korumak ve eğtimi piyasa sunarak özelleştirme ve ticarileştirme hedefinden hiç bir zaman sapmadı. Tabii bu durum doğaldır, sınıf çatışmasının bir sonucudur’ dedi. Sunumunda yüksek okul eğitimini sorgulayan Genç, günümüzde sermaye sahiplerine hizmet eden bir yüksek öğrenim eğitimi ile karşı karşı olunduğunu ve bilim insanlarının ise meta üreticilerine dönüştüğünü vurguladı.

Burak Genç’in ardından söz alan Avusturya Kızıl Şafak dergi temsilcisi, kendisini tanıttıktan sonra Avusturya’da gelişen öğrenci gençlik hareketlenmeleri üzerinde durdu. 2008/09 yıllarında gelişen öğrenci gençlik başkaldırısının yenilgi olarak değerlendiren temsilci, içinde önemli derslerin olduğuna dikkat çekti. Temsilci konuşmasında örgütsel kazanımların olduğunu dile getirerek, ‘apolitik gençlik kesimi ilk kez sermaye ile karşı karşıya kaldı. Tepkilerini ilk kez dile getirdi. Küçük burjuva kurumlarla aramıza sınır çizilmesi gerekir. Eğitim meselesinde kapitalist eğitim modeli teşhir edilmesi gerekir. Sermaye tahakkümü teşhir edilmeli ve sııfın kurtuluşu gündem yapılmalıdır’ belirlemelerinde bulundu. Öğrenci eylemlilikleri sırasında bir takım ilerici kurumların grupçu mantıkla hareket ettiklerini vurgulayan Kızıl Şafak temsilcisi, öğrenci hareketinde edinilen tecrübelerin kaba şabloncu anlayışla işçi sınıfı mücadelesine de uygulanamayacağını dile getirdi.

Sempozyumda son sözü alan pedogog Metin Ayçiçek, Kuşak çatışması ve Avrupa’da Türkiyeli Gençlik konulu bir sunum gerçekleştirdi. Sunumuna 68 kuşağını anarak başlayan Ayçiçek, gençliğin dinamizmi simgelediğini dile getirdi. Çatışmanın ailede başladığına vurgu yapan Metin Ayçiçek, ikibuçuk yaşından itibaren  sistemin anne-baba üzerinden çocuğa yasak, ceza gibi terimleri aşıladığını dile getirdi. Ayçiçek konuşmasında, ‘Genç kuşaklar öncellerinin yaşam standartlarına, modellerine uyuma zorlanmaktadırlar. Burada üretim ilişkileri ve üretim güçlerinin gelişmişlik düzeyi önemlidir. Günümüzde internetin bir bilgi çöplüğü olduğunu görüyoruz. Bunun yanında postmodernizm ile birey toplumdan yalıtılmaktadır. Egemenler, ezilen halkların kaderlerini yazma uğraşındadırlar’ dedi. Gelen sorular üzerine söz alan Ayçiçek, bir gencin 30 yaşından itibaren önolgunluk ssürecine girdiğini belirtti ve kuraların ise egemenlerin tahakkümünü sağlamaya yönelik olmasına karşı olduğunu vurguladı. Bir başka soruya karşılık olarak Ayçiçek, psikoanaliz yönteminde Freud metodunun çökktüğünü belirtti ve Freud’un tipik erkek egemen zihniyetin temsilcisi olduğunu dile getirdi. Buna karşılık Adler’in araştırılması gerektiiğini belirten pedogog Ayçiçek, kuşak çatışmasının her zaman olacağını ve diyalektiğin bir gereği olduğunu belirtti.