Home , Köşe Yazıları , 12 Haziran Seçimleri

12 Haziran Seçimleri

YUSUF KÖSE | 20 – 02 – 2011 | 12 Haziran 2011 genel seçimlerine yaklaşık 4 ay kalmasına karşılık, devrimci güçler, seçimlerde tavırlarının ne olacağını daha şimdiden belirlemeleri gerekiyor. Sınıf bilinçli işçiler açısından burjuva parlamentosunun miadı çoktan dolmuştur.

Aynı şeyi  ezilen sınıfların büyük çoğunluğu için söylemek çok zor. Onlar, hala şu veya bu oranda –büyük ölçüde demek daha doğru bir saptama- burjuva parlamentosundan sorunlarına çözüm bekliyorlar. Bu durum, seçimde taktikleri buna göre belirlemeyi de gerekli kılıyor.

Komünistler açısından burjuva parlamentosunun anlamı açık olduğu gibi, bununla ilgili seçimlere katılmanın da anlamı bellidir. Siyasal sorunların çözüm arenası burjuvazi içinde parlamento olmamıştır. Orası, kitleleri uyutma aracı, kapalı kapılar arasında dönen pazarlıkları perdeleme aracı olarak kullanıla gelmiş ve hala aynı işlevine devam ettirilmektedir. Devrimci durumun olmadığı ya da geri olduğu dönemlerde, devrimci taktik, burjuvaziyi teşhir için bu tür seçimlere katılmak en doğru bir yöntemdir.

Devrimciler, hiç bir mücadele biçimini reddetmezler, somut koşulların somut tahlilinden hareketle kitleleri kazanmak, örgütlemek ve harekete geçirmek için o ana uygun doğru mücadele biçimlerini seçerler. Kitlelerin somut durumunun çok ötesinde siyasal bir taktikle hareket etmek kitlelerden daha da uzaklaşmayı beraberinde getirir. Siyasal taktikler kitleleri sınıf bilinçli proletaryanın etrafında örgütlemek ve devrime kazanmak ise, mücadele taktiklerimizde kitleleri etkileyecek taktikler olmalıdır.

Somut koşullardan uzak öznelci ya da salt ileri kesimlerin durumlarına uygun taktikler belirlemek, daha baştan kitlelerin içine nüfus etmeyi reddetmek, bir başka söylemle;  ezilen yığınları, burjuvazinin idelojik ve siyasal bombardımanı altında kalmalarına göz yummak ve de onları kaderleriyle başbaşa bırakmak demektir. Bu da doğru bir siyasal taktik olmayıp, Marksizm adına kendiliğindenciliğin kurbanı olmak demektir.

Bazıları “boykot”un da siyasal bir taktik olarak kitleleri devrimci tarzda etkilemenin bir aracı olduğunu ileri sürecektir. Evet, boykotta siyasal bir taktik olarak, koşulları olduğunda, kitleleri kazanmanın ve harekete geçirmenin daha ileri bir mücadele biçimidir. Ancak, devrimcilere ve de sınıf bilinçli işçilere göre daha ileri olan bir siyasal taktik, bazı dönemler kitlelerin büyük çoğunluğu için hiç bir anlam ifade etmeyebilir. Sorunlara niyetlerle değil, diyalektik materyalist yöntemle yaklaşmak ve ona göre hareket etmek doğru olanıdır. Bunun dışındaki yaklaşımlar, devrimcileri kitlelerden uzaklaştırır. Devrimcilerin yanlış her adımı burjuvazi için bir kazanım olduğu unutulmamalıdır.

Devrim, uzun soluklu bin bir türlü mücadelelerlee gerçekleştirilebilecek siyasal eylemler bütünlüğüdür. Bu uzun soluklu mücadele içinde de kitleleri devrime hazırlamanın bin bir türlü yolu ve yöntemi vardır. Bu nedenle de somut koşulların elverdiği ölçüde tüm mücedele biçimlerinden yararlanarak, burjuvazinin her açığını, kitlelere ulaşmak ve onları örgütlemek için devrim propagandasının aracı haline dönüştürmelidir. Seçimler de bunlardan sadece birisidir. Sınıf bilinçli işçiler için seçimlere katılmak bir amaç değil, sosyalizmi gerçekleştirmek için sadece ve sadece bir araçtır.

Burada, bu konu özgülünde teorik tartışmanın yeri olmadığı için genel söylemlerle geçmek durumundayım. Ayrıca, geçen yıl 12 Eylül’de yapılan anayasanın bazı maddelerinin değişikliği için yapılan refarandumun boykot edilmesinin doğruluğu ile gelecek seçimlerin boykot edilmesi aynı şeyler değildir. Sorunlara doğmatik yaklaşmak, toplumsal sorunların siyasal analizinden bihaber olmak anlamına gelir.

Türkiye’deki egemen sınıf partileri , resmi olmasada seçim startını çoktan verdiler ve bütün taktikleri12 Haziran seçimleri içindir. Reformist kesimlerde şu anda bir ittifak arayış içindeler ve eğer CHP razı gelirse bir çoğu bu partiyle ortak seçime dahi razı olacağa benziyor.

Reformistlerin yaklaşımları ile Marksistlerin yaklaşımı aynı olamaz elbet. Sorunlara, her sınıf kendi sınıfsal penceresinden bakacaktır. Proletarya da aynı şekilde davranmak durumundadır. Bu nedenle de, devrimciler arasında ortaklaşa bir seçim platformu düzenlenebilir. Buradaki amaç, seçim vesilesiyle düzenin en geniş teşhirini ortaklaşa yapmak, kitleleri düzene karşı örgütlemek, devrimcilerin kitleler üzerindeki etkisini artırmak olmalıdır. Radikal devrimci kesimlerin hepisini böyle bir platformda bir araya getirmek oldukça zor görünmesine karşın, bir araya gelebilecekleri getirmek ve ortaklaşa bir seçim programı etrafında birleşmek en doğru olanıdır. Bazı siyasal yapılar bu zahmete katlanmayı göze almayarak, hemen “boykot” taktiğini öne sürecektir. Oysa, legal alanda mücadele oldukça zor ama gerekli ve zorlanması gereken bir siyasal taktiktir. Alanları burjuvaziye ve reformistlere bırakmak yerine, devrimcileri her alanda sahaya çıkarmak, kitlelerle içiçe olmasını sağlayacak mücadele yöntemleri geliştirmek, devrimi kazanmanın olmazsa olmaz taktiklerindendir.

Yine, seçimleri genel anlamda “boykot” edip, “ama”, deyip, “bazı yerlerde ilerici adayları destekleriz” demekte, kendine güvenmemenin, başkalarının siyasal taktiklerinin peşinde gitmenin bir başka siyasal yönelimidir. Bu, devrimci ve bu anlamda sorunlara müdahaleci bir taktik olmayıp, işi oluruna bırakan, “bizden uzak dursunda ne olursa olsun” yolu bir yönelimdir ki, bunun adı devrimci duyarlılık olamaz. Olsa olsa kendiliğindenciliğin en geri pratik oluşumu ve siyasal yönelimidir.

Örneğin, Dersim’de devrimciler ortak hareket etmezse, CHP’nin iki milletvekilini de kazanacağı büyük bir olasılıktır. Böyle bir olanağı yanlış bir taktikle düzen partisine kaptırmak, telefisi zor bir hata olacaktır. Bunu BDP’ye de hediye etmek doğru değildir. Eğer BDP’de devrimcilerle ortak bir platformda yer almak istiyorsa, “hep bana” yerine ittifak şartlarına uymalı ve adil bir şekilde hareket etmelidir. Tersi bir durum BDP’nin ezilen ulus milliyetçisi taktiklerinin peşinden gitmek anlamına gelir. BDP’nin devrimcilerle ortak hareket etmesi kendi çıkarınadır. Bunu yapar mı şimdilik bir şey söylemek zor. Onların taktikleri her an değişebilir.

Devrimciler, öncelikle kendi aralarında anlaşarak, bu seçimleri, daha geniş yığınlara ulaşmanın bir aracı olarak kullanabilirler. Sorun, milletvekili çıkarıp çıkarmama değil –bu anlamda adayın kimden olup olmadığınında önemi olmamalı-, düzenin en geniş teşhiri ve devrimcilerin daha geniş yığınlarla ilişki kurması amaçlanmalıdır. Gersi ise teferruattır.

***

scroll to top