Home , Dünya , Tunus ve Mısır'da yükselen karşıdevrimler

Tunus ve Mısır'da yükselen karşıdevrimler

DÜNYA | 18 – 02 – 2011 | “Süleyman kısa açıklamasında şöyle dedi: ‘Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek Mısır cumhurbaşkanlığı görevini bırakmaya karar verdi ve ülkenin yönetimi konusunda silahlı kuvvetler yüksek konseyini görevlendirdi. Allah herkesin yardımcısı olsun.’

Süleyman konuşmasını bitirmeden önce Kahire sokaklarında alkışlar duyulabiliyordu. Ordunun demokratik seçimleri garanti altına alan daha önceki taahhütlerinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilinmese de, kitleler Mübarek’in 30 yıllık otoriter yönetiminin bitmesini sevinçle karşıladı.

‘Mısır özgürdür! Mısır özgürdür!’ diye bağırıyorlardı Tahrir Meydanı’nda. ‘Rejim çöktü.’

Washington Post gazetesi (11 Şubat 2011)

Küstah bir firavun çökmüş durumda. Mısırlılar ülkelerinin özgür olduğu nidalarını atabilirler, ancak mücadele bitmemiştir. Mısır Birleşik Arap Cumhuriyeti henüz özgür değildir. Eski rejim ve aygıtları halen yerli yerinde durmakta ve toz duman olan ortalığın yatışmasını beklemektedir. Mısır ordusu resmi olarak kontrolü elinde bulundurmakta ve karşıdevrim süreci ise başlamaktadır. Bu nedenle, özgürlük mücadelesinin yeni aşaması başlamıştır.

Tunus ve Mısır’da rejim yanlısı sözde “geçiş aşamaları”, üç şeyi gerçekleştirmek amacıyla zaman kazanmak için devreye sokulmaktadır. Birinci amaç, halkların taleplerini aşındırmak ve nihayetinde de kırmaktır. İkinci amaç, siyasal sistemi iflas ettirecek neoliberal ekonomi politikalarını korumak ve dış borçlardan oluşan deli gömleğini daha sıkı bir şekilde giydirmektir. Son olarak, üçüncü istek ve amaç ise bir karşıdevrim sürecinin hazırlığıdır.

Kendi kendine seçilmiş Mısırlı “akil adamlar”
Arap halklarının adına konuştuklarını veya onlara önderlik ettiklerini iddia eden niteliksiz insanlar ortaya çıkmakta. Bu grupta, Mısır’da ortaya çıkan sözde “Akil Adamlar” komitesi de yer almakta. Seçilmiş olmayan bu kişiler, güya Mısır halkı adına Mübarek rejimiyle pazarlık yapıyorlar; ama bunların halkın temsilcisi olarak herhangi bir meşruluk temelleri bulunmuyor. Arap Birliği’nin Genel Sekreteri olan Amr Musa bu kişiler arasındadır. Kahire’de kurulacak mecliste yer alma amacında olduğunu da belirten Genel Sekreter Musa gibi kişiler ya zaten rejimin içinden geliyorlar ya da statüko taraftarıdır.

Kendi kendilerini seçen bu kişiler arasında Orascom Telecom’un sahibi Mısırlı milyarder Naguib Sawiris de yer almaktadır. Bloomberg Newsweek, Sawiris hakkında şunları söylemekte: “Mısırlı birçok işadamı bugünlerde ortalıkta pek görünmüyor. Kahire’nin Tahrir Meydanı’ndaki göstericiler Mısır’ın sorunları konusunda onları suçluyorlar ve işadamlarının bazı mülkleri kalabalık tarafından mahvedilmiş durumda. Ancak, Mısır’ın önde gelen zengini olan, Ortadoğu’nun en büyük telekomünikasyon şirketi Orascom Telecom Holding’in başkanlığını yürüten Naguib Sawiris; Kahire’de bulunuyor, telefon görüşmeleri yapıyor, televizyona çıkıyor ve (resmi olmayan “akil adamlar” komitesinin bir üyesi olarak) yeni atanmış cumhurbaşkanı yardımcısı Ömer Süleyman ile iktidarın Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’ten kademeli olarak devralınması konusunda pazarlıklar yapıyor. Bezgin düşmenin ötesinde, bu kargaşa ortamından daha canlı bir Mısır ekonomisinin doğacağını düşünüyor.” [1]

Mısır’daki sözde “Akil Adamlar” cesaret gösterisinde bulunuyor. İktidar “kademeli olarak” kime “devredilecek” acaba? Süleyman gibi, seçilmemiş başka birine mi?

Yapılan bu pazarlıklar da neyi nesi? Seçimle gelmemiş bir rejim ve yeni bir zümre arasında iktidar paylaşımı olmasın? Seçilmemiş zorbalarla yapılabilecek herhangi bir pazarlık yoktur. “Akil Adamlar”ın oynadığı rol, Mübarek rejiminin arkasında bulunan çıkarlara dokunmayan ve aynı zamanda Mısır’daki gerçek muhalefeti sulandırmaya çalışan “üretilmiş bir muhalefet” rolüdür.

Mebazaa’ya diktatörlük yetkileri verilirken Tunus ordusunun yedek askerleri harekete geçiriliyor!
Tunus’ta, ordunun yedek askerleri göstericilerle baş etmek için göreve çağrılıyor. [2] Tunus ordusunun harekete geçirilmesi, hukuksuzluk ve şiddetle mücadele etme bahanesiyle meşrulaştırılıyor. Tunus’taki rejimin kendisi bu hukuksuzluk ve şiddetin arkasında yer alıyordu halbuki.

Tunus ordusu harekete geçirilirken, Tunus’un geçici başkanı Fuad Mebazaa diktatörlük yetkileriyle donatılıyor [3] Mebazaa, Bin Ali tarafından Tunus’un meclis sözcüsü olarak seçilmişti ve Bin Ali’nin Demokratik Anayasal Hareket (CDP) partisinin önde gelen isimlerindendi. Göstericiler, Mebazaa’ya diktatörlük yetkilerinin verilmesini engellemek için meclis üyelerinin Tunus Parlamentosu’na girmesini barışçıl yöntemlerle durdurdular.

Tunus Parlamentosu’nun şimdiki üyelerinin hepsi “eski rejim”in üyeleridir. Gösterilerin ortasında, Tunus Parlamentosu şu planı devreye sokmayı başarmış durumda: “TAP haber ajansının verdiği habere göre, yasa yapıcılar, oylama salonuna hizmet kapısından girerek sonunda göstericileri atlatmayı başardılar. 16’ya karşı 177 oyla, temsilciler meclisi Geçici Başkan Fuad Mebazaa’ya yasa çıkarma konusunda geçici yetkiler veren planı onayladı.” [4] Ertesi gün Tunus Senatosu da bu planı onaylayacak. [5]

Mebazza şimdi kendi iradesiyle yönetici ve yetkilileri atayabilir, seçim yasalarını değiştirebilir, kime istiyorsa ona af çıkarabilir ve vereceği emirlerle Tunus’un tüm devlet kurumlarını atlatabilir. Mebazaa’ya diktatörlüğe varan yetkilerin verilmesi, yapılan “demokrasi makyajı”nın bir örneğini oluşturmaktadır. Tunus Parlamentosu tarafından geçirilen bu yasa, bir tür demokratik oylama süreciyle alınan bir karar olarak sunulmaktadır, ancak gerçekte meclisin tüm üyeleri Bin Ali rejimi tarafından demokratik olmayan yollarla seçilmişti.

Mısır ordusunun generalleri ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Süleyman, Mübarek’in devamından başka bir şey değildir!
Mısır’da üst düzey askeri yetkililer, gösterilerin daha fazla devam etmesine izin vermeyeceklerini açıkladı. Mısır’ın askeri önderliği, Mübarek rejiminin soyguncu statükosuna güçlü bir biçimde bağlıdır ve Mısır kapitalist sınıfının zengin üyeleridir. Herhangi bir ayrım yoktur burada; Mısır ordusu ve Mübarek rejimi bir ve aynı şeydir. Mübarek rejimindeki tüm merkezi yerler, ordu rütbelerinden devşirilmiştir.

Mısır’ın yeni atanan cumhurbaşkanı yardımcısı ve ülkenin istihbarat teşkilatının eski başkanı general Ömer Süleyman, Mübarek rejimi ve kendisi tarafından verilen sözlerden geri adım atmış durumdadır. New York Times’ın verdiği habere göre: “Ömer Süleyman, muhalif önderleri bastırmak ve hapsetmek için 30 yıldır kullanılan olağanüstü hal yasasını kaldırmanın zamanının gelmediğini düşünüyor.” [6] Mübarek’in istifasından sadece günler önce Süleyman şöyle diyordu: “Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in Eylül’de [2011] biten görev süresinden önce istifa etmesinin gerekmediğini ve [Mısır’ın] demokrasiye hazır olmadığını düşünüyorum.” [7]

Savaş kazanıldı, ama mücadele sürüyor…
Tehlikeler giderek artmaktadır. Tunus ve Mısır halkları, ABD yönetimi ve Avrupa Birliği’nin politik olarak oynadıkları oyunların farkına varmalılar. Bunlar, bir yandan eski rejimler tarafından yürütülen karşıdevrimi desteklemekte, ama aynı zamanda muhalif hareketlerden çıkacak sonuçları kontrol etmek ve yanlarına çekmek için de çalışmaktadır. Başka bir gelişme ise, ABD ve NATO’nun Doğu Akdeniz’e askeri yığınak yapmasıdır. Özellikle Mısır akılda tutulursa, bu durum karşıdevrime yardım anlamına gelebilir, ancak aynı zamanda başarılı bir devrime müdahale için de kullanılabilir.

Tunus ve Mısır’daki olaylar, Arap halkları üzerine üretilen varsayımların yanlışlığını ortaya koymuştur. Tunus ve Mısır halkları barışçıl bir biçimde ve zekice hareket ettiler. Aynı zamanda onlar, Batı Avrupa, Kuzey Amerika ya da Avustralya’da bulunan gelişmiş politik kültür söyleminin, diğer halkların ezilmesini meşrulaştırmak için kullanılan bir zırvadan başka bir şey olmadığını da kanıtlamışlardır.

Mahdi Darius Nazemroaya
Dipnotlar:

[1] Stanley Reed, „Egypt’s Telecom Mogul Embraces Uprising,“ Bloomberg Businessweek, 10 Şubat 2011.
[2] „Tunisia calls up reserve troops amid unrest,“ Associated Press (AP), 7 Şubat 2011.
[3] Ibid.
[4] Ibid.
[5] Kaouther Larbi, „Tunisia Senate grants leader wide powers,“ Agence France-Presse (AFP), 10 Şubat 2011.
[6] Helene Cooper and David E. Sanger, „In Egypt, US Weighs Push For Change With Stability,“ The New York Times, 8 Şubat 2011, A1.
[7] Ibid.
[Global Research’teki İngilizcesinden Çağlar Dölek tarafından 5deniz.net (Sendika.Org) için çevrilmiştir]
scroll to top