Home , Haberler , TEKEL İşçileri: Sendikalar Bizi Bir Kez Daha Sattı

TEKEL İşçileri: Sendikalar Bizi Bir Kez Daha Sattı

ANKARA | 02 – 04 – 2010 | TEKEL işçileri, polis saldırısının ardından Tek-Gıda-İş sendikası önünde bir değerlendirme toplantısı yaptı. İşçiler “Sendikacılar bizi bir kez daha sattı” dediler. Sendikacıların tutumunu eleştiren işçiler, işçi sınıfının bugünkü durumundan sendikacıları sorumlu tuttular.

Tek Gıda-İş Genel Başkanı Mustafa Türkel, işçilere “Eylemi bitirin evinize dönün” çağrısı yaptı. Açıklamanın ardından polis saldırısına maruz kalan işçiler, artık tek başlarına hareket etme kararı aldı.

TEKEL işçileri, sendika çalışanlarının şaşkın bakışları arasında Tek Gıda-İş binasının önünde toplandı. Öncü işçiler, bir durum değerlendirmesi yaptılar. Sendikanın artık yaşadıkları sorunu kaldıramayacak durumda olduğunu belirttiler. İşçiler, polis ve valiliğin sendikacıları yönlendirdiğini söyleyerek, kendilerine sahip çıkmayan sendikacıları kınadılar. “Bize çadırları söktürenler, bu süreçte de bizim yanımızda olmadılar. Artık hiçbir sendikacıya güvenmiyoruz” diye konuştular.

Toplantının ardından ETHA muhabirine konuşan işçiler, sendika ile yaşadıkları sorunları aktardı. Hak arama mücadelelerinin geleceğine ilişkin görüşlerini dile getirdi. İşçiler şu şekilde konuştu:

İŞÇİLER: BU BİR İHANETTİR

Emin Oduncu: Bu iki günlük süreçte biz anlayacağımızı anlamış durumdayız. Artık hak alma mücadelesini kendimiz yapacağız. Türk-İş başından beri bizi yalnız bırakmıştı. Şimdi ise Tek-Gıda bizi satmak üzere. Artık tek güvencemiz mahkemelerin bizim lehimize karar vermesinde. Daha düne kadar Mustafa Türkel ‘buradan dönmeyeceğiz sendika binasına gitmezsek’ diyordu. Ancak basın açıklamasında bize dağılın dedi.

Esra Akgül: Sendika resmen bizimle dalga geçti. Bizimle oyun oynadıklarının farkına vardık. İşçi sınıfı bu durumdaysa sendikacılar dönsünler kendilerine baksınlar. İşçi sınıfı onlar sayesinde örgütlülüğün bilincinde değiller. İşçi sınıfına bu bir ihanettir ve tarih bunları yazacaktır.

Müzeyyen Yalçın: Aslında ilk başta işçilerde sorun var. Bugüne kadar sendikacıların tutumları daha önceki hak arama mücadelesinde de aynıydı. Bu eylemde ise yine TEKEL işçileri hatalıydı. İşçi buraya sayıca daha fazla gelseydi, bu durum yaşanmazdı. Çok olsaydık sendika tutumunu değiştirebilirdi. Türkel’in ‘izin verilmezse burada kalacağız’ açıklaması tamamen işçileri yanıltıcı ve oyalayıcı bir açıklamaydı, pratikte de bunu gösterdi. Başbakanın ‘Türkiye artık huzurlu bir döneme giriyor’ açıklamasını da kınıyorum. Huzur ortamı işçilere emekçilere gaz bombasıysa, şiddetse, milyonlarca işsiz yoksul varsa bu ülke nerde huzur bulacak söyler misiniz.

POLİSE ÇAĞRIYI TÜRK-İŞ Mİ YAPTI?

Şakir Aslan: Bu yaşananlardan nasıl memnun olabiliriz. Demek ki sendikaların bu kadar gücü varmış. Resmen satıldık. Aslında ilk çadırları sökerken anlamalıydık buraya geleceğini sürecin. Artık hiçbir sendikaya güvenmiyoruz. Biz buraya gelirken bir takvim belirledik ve bunları yapmaya geldik. 78 gün boyunca hayatımızda öğrenemeyeceğiz şeyleri burada gördük, yaşadık ve öğrendik. Artık aptal değiliz. Kendimizi geliştirdik. Mustafa Kumlu kendini güvenceye almak için bizi bina önüne aldırmadığına inanıyorum. Kumlu hükümetle işçiyi binaya yaklaştırmayın demediğini biri anlatsın ve inandırsın.

İrfan Gönenç: İlk gün geldiğimizde barikatın önünde polise, Türk-İş binası önüne alınmama gerekçesini sordum. Polis bana Türk-İş yönetiminin bu yönde bir talimatı olduğunu söyledi. Böyle olduğuna inanmak zor geliyor. Ama 78 gün Ankara’da kaldığımız süre içerisinde Kumlu’nun işçilere olan ilgisiz ve uzak tutumu buna inanmama neden oluyor. Zaten iki gündür Türk-İş ve Tek-Gıda-İş işçilerin yanında olmadı ve bizi yalnız bıraktılar. Hepsini kınıyor ve onların tutumundan dolayı sendikacılara güvenim kalmadı artık.(Etha)

scroll to top