Home , Köşe Yazıları , Mercek: 'Kimi seçelim? Niçin seçelim?'

Mercek: 'Kimi seçelim? Niçin seçelim?'

MAHMUT ÖZKAN | 27 – 05 – 2011 | Avrupa’da yaşayan Türkiyeli Göçmenlerin bulundukları ülkelerden Türkiye’deki seçime katılabilmelerinin koşulları yok. TC vatandaşı Kimliğini taşıyan önemli bir kitle; kültürel, sosyal ve ruhsal olarak çok önemli oranda etkilendikleri vatanlarıyla olan ilişkilerine rağmen, o coğrafyada yapılan seçime Avrupa’dan katılamıyorlar. Seçme ve seçilme haklarını kullanamıyorlar.

Türk Hükümetleri ise, bu soruna “el atmak” ve “çözmek” gibi gayri ciddi açıklamalardan öteye bir adım atmamaktadır.  Avrupa’da yaşayan Türk ve Kürt coğrafyasından gelen göçmenlerin iradeleri sınırlanıyor yok sayılmaya devam ediliyor.

Avrupa Ülkelerinde yaşayan Türkiyeli Göçmenlerin Türkiye’ye girişlerinde gümrük ve havalimanlarında,” Yurtdışı Seçmen Kütüğü”ne kayıtlı iki milyon 568 bin 977 seçmenin 25 gümrük kapısında kurulan sandıklarda oy kullanabilmelerine imkân tanınmış olmakla birlikte,   orada da yine ayrımcı ve birey iradesine ipotek koyan, yok sayan yaklaşım devam etmektedir. Gümrük ve havalimanlarında oy kullanabilen TC kimlikli Göçmenler, YSK’nın aldığı karar gereği, bağımsız adaylara oy verememektedirler. Çünkü alınan kararda “Yurt dışında yaşayan seçmenler, sadece seçime katılan siyasi partilere oy verebileceklerinden, siyasi parti adayları ile bağımsız adayların isimlerine birleşik oy pusulalarında yer verilmemesi“,( Resmî Gazete- sayı 27919-karar no. 585 tarih:29 Nisan 2011) denilmektedir. Yani yurt dışındaki Türkiyeli göçmenler, sadece parti olarak seçime girenlere oy verebilecekler.

Diğer taraftan 12 Eylül Askeri faşizm döneminde, Anayasa’ya yerleştirilen 10% barajı hala devam ettirilmektedir. 12 Eylül’den bu yana, ne AKP öncesi hükümetler, ne de AKP, bu seçimlere kadar barajı düşürmeye yanaşmamıştırlar. Çünkü baraj AKP lehine avantaj yaratmaktadır. Referandumda  “evet” diyen, “yetmez ama evet” diyen, büyük değişim umutlarına kapılan eski solcu ve liberal kesimler de, bu sayede AKP’den kazık yediklerini anlamış olmalılar. Türkiyeli Göçmenlerin Avrupa ülkelerinde başta seçme – seçilme hakkı olmak üzere, eşit haklara sahip olmamaları, nasıl ayrımcı ve kabul edilemez bir durumsa, Türkiyeli Göçmenlerin Gümrüklerde bağımsız adaylara oy verememeleri de ayrımcılıktır ve bireyin özgür iradesini yok saymaktır. Bu kabul edilemez!

Aynı zamanda, 10% baraj uygulamasıyla, önemli sayıda bir kitle, iradesini meclise yansıtamıyor. Seçmen; oy vermek istediği partinin, barajı aşma şansı yoksa, “oyum boşa gidecek” kaygısıyla, istediği partiye oy veremiyor.

Bütün bu haksız ve eşit olmayan koşulların yanı sıra ayrıca, baskı, tutuklama ve gözaltı furyası ile BDP’lilere ve demokrat -devrimci kesimlere yönelik saldırılarla, emekçilere ve ezilenlere gözdağı verilerek bilinçlenmeleri ve örgütlenmeleri engellenmeye çalışılmaktadır. Geçtiğimiz günlerde YSK’nın Bağımsız adaylardan 12 kişiyi devre dışı bırakma operasyonu halkın demokrasi güçlerinin kararlı direnişi sayesinde bozulmuş ve YSK kararını düzeltmek zorunda kalmıştır. Direnerek kazanılabileceği, bu olayda bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Türkiye’de 12 Haziran’da yapılacak seçimler için sürdürülen çalışmalarda, sermaye ve düzen partileri, emekçi halkı, yoksulları aldatmak için, bir kayıkçı kavgası içinde her türlü oyunu deniyorlar. Kasetlerle ortaya serilen özel hayat tartışmaları, bir birlerine caka satmalar, kabadayılık, her türlü küfür lügati vb. hal ve tavırlarla, seviyelerini gözler önüne sermektedirler.

Egemen sınıf partileri olan AKP, CHP, MHP, DP, SP vb. gibi tüm faşist ve gerici partilerin emekçilere verebileceği hiç bir özgürlük, refah ve gelecek yoktur. Bu seçimlerde Kürtlerin, Alevilerin, demokrasi güçlerinin, devrimcilerin ve sosyalistlerin asgari müştereklerde güçlerini birleştirerek ortak hareket etmesi önemlidir. Türkiye nin demokratikleştirilmesi ve demokratik hakların kazanılması ancak ve ancak sermaye karşıtı, emekten yana olan devrimci-sosyalist kesimlerin mücadelesiyle olasıdır. Parlamentonun her derdin devası olarak görülmesi yanılgısına düşmeden, hiç bir mücadele biçimini reddetmeden, dönemin koşullarına göre taktik politika olarak, Türk egemenlerini parlamento seçimlerinde zorlamak, mücadelenin her türlü çeşitliliğini kullanarak bu alanda da mevzi yaratmak önemlidir. Yaşamın bütün alanlarında mücadele hattı oluşturmak karşımızdaki gerici ve faşizan güçleri geriletmek, işçiler, emekçiler ve ötekileştirilmişler lehine özgürlük alanı yaratmak önemli bir görevdir.

Bunun içindir ki; Türkiye’ye bu seçim sürecinde giden göçmenleri, Kürt, Türk ve her milliyetten işçi ve emekçileri bu seçimde tırmandırılan Türk milliyetçiliğine ve sosyal şovenizme karşı, Kürt ulusunun meşru demokratik haklarını savunmak, halkların kardeşliğini pekiştirmek ve dayanışmak için, Emek, Özgürlük, Demokrasi bloğu adayları içinde yurtsever, devrimci ve tutarlı duruş sergileyen bağımsız adaylara oy vermeye çağırıyoruz…

scroll to top