Home , Köşe Yazıları , Hitap Etmesini Bilmek

Hitap Etmesini Bilmek

MUSTAFA ELVEREN | 15 – 01 – 2010 | İnsanlara hitap etmesini bilmek bir nezaket kuralıdır. Kaba bir hitap ya da hitapsız bir mesaj beni rahatsız ettiği gibi bir çok kişiyi de rahatsız ettiğini düşünmekteyim.

Mesela şu mesaj beni çok rahatsız etmiştir; „Irkçı propagandalarınızla mail hesabımı kirletmeyin. Zehirli yazılarınız ilgimi çekmiyor. Deniz…“ Bu satırlar sözde Atatürkçü ve vatansever olduğunu iddia eden ve kimliğini açıkladığım takdirde beni mahkemeye vermekle tehdit eden ne yazık ki Deniz ismini kullanan birine aittir. Bu tür kişilikler Deniz adını kullanmakla Deniz Gezmiş’e laik olamazlar. Sadece Kemalistler mi? Hayır! Kürt yurtseveri, İslamcı, devrimci ve benzeri kavramlarla kendini lanse eden bazı kişilerin de aynı seviyede oldukları, yazdıkları mesajlarından biliyorum.

Ben gerçek Kemalistler ile bilinçli İslamcılarla her zaman çok rahatlıkla tartışabilirim. Zaman zaman tartıştığım bir çok tanıdığım kişiler de vardır. Bunların içinde dostlarım ve arkadaşlarım da vardır. Bir çok konuda farklı görüşlerimize rağmen bunların bilinçli kesimiyle uzlaşmak daha kolay olduğunu düşünüyorum. Ancak, sahte Kemalistler ile İslamcı geçinenler çok tehlikelidirler. Bırakalım bunlarla tartışmayı, adam yerine koyup muhatap almak bile zarar veriyorlar. Peki, bu durumda sahte ile gerçeğini birbirinden nasıl ayırt edeceğiz? İşte bu çok zor. Bence daha çok çıkarlar dengesi üzerinden değerlendirmek gerekir.

Zaman zaman şu soruya kendime soruyorum; “Ha ırkçılar beni ezmiş, ha  dinciler vurmuş, ne fark eder? Al birini vur ötekisine.” Buradan hareketle; ben 1300 yıl önceki gerici kafaların, 80 yıldır uygulanan ırkçı zihniyetin değişmesi için uğraş veriyorum. Ülkemizde barış ve özgürlük ortamı bir türlü sağlanamıyor. Dolayısıyla, demokrasiyi de inşa edemiyoruz. O nedenle, demokrasi mücadelesine önem ve öncelik vermemiz gerektiğini sürekli yazılarımda vurguladım. Türkiye’de ve Ortadoğu’da ise, demokrasi mücadelesinin Kürt sorunuyla doğrudan ilişkili olduğu bilinen bir gerçektir.

Farklı inançta, ırkta, görüşte ve seviyede olabiliriz. Olmalıyız da. Gerek Dünya’da gerekse ülkemizdeki önemli siyasal ve ekonomik sorunları kendi açımızdan değerlendirip, eleştirebiliriz. Farklı görüşlerin olmadığı bir sistem demokratik olamaz. Birbirimizin görüşlerini eleştirmeliyiz ve bu eleştirilerden ders çıkarmalıyız. Ancak, bu eleştiriler evrensel  insan hakları ve hukuk çerçevesinde olmalıdır.

Bana göre demokratik bir çerçevede farklı görüşlerin birbiriyle tartışmaları aynı zamanda evrensel kültürün bir parçasıdır. Bu kültür reformunu en azından aydınlar, yazarlar-çizerler, sanatçılar kendi aralarında yapabilmeli ve topluma örnek olmalıdırlar. Bunun önünde hiçbir engel yoktur. Yeter ki, herkes kendinden biraz fedakarlık yapsın.

scroll to top