Anasayfa , Avrupa , Cumartesi Anneleri/İnsanları 700 Haftadır Gözaltında Kaybedilenlerin Akıbetini Soruyor

Cumartesi Anneleri/İnsanları 700 Haftadır Gözaltında Kaybedilenlerin Akıbetini Soruyor

12 Eylül 1980 AFC sonrası Türkiyesinde, toplum üzerinde korku dağları inşa ederek bastırılmış, susturulmuş bir toplum yaratma hedefiyle uygulanan gözaltında kaybetme politikası, devlet politikası olarak yaygın bir biçimde yıllarca uygulanarak yüzlerce insan gözaltında kaybedildi.. Devlet terörünün varlıkla yokluk, ölümle yaşam arasındaki boşlukta yaşamaya mahkum ettiği Cumartesi İnsanları’nın adalet ve hakikat mücadelesinde 700. Haftaya yaklaştık…
Bugün Cumartesi… Mücadele başlıyor…
Kaybedilenlerin yakınları ve onları destekleyen insan hakları savunucuları;
• Gözaltında kaybedilenlerin akıbetinin açıklanması,
• Gözaltında kaybeden failleri koruyan cezasızlığa son verilerek adaletin sağlanması,
• Gözaltı kayıplarının sona ermesi,
• Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan “Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme”yi Türkiye’nin de imzalaması ve uygulaması
Talepleri doğrultusunda 27 Mayıs 1995 Cumartesi günü; Galatasaray Lisesi önünde sessiz oturma eylemi ile adalet arayışlarını başlattılar. Galatasaray; ölümün/kalımın bilgisine, bir mezar taşının dinginliğine ve günün birinde adalete kavuşma umuduyla ömür tüketen insanların mücadelesinin diri hafızası olmaya devam ediyor. Onlar; yaşlarına bakılmaksızın çamurlar içinde saçlarından sürüklenseler de, coplansalar da,, defalarca gözaltına alınsalar da ellerinde karanfiller, kaldırdıkları genç yüzlerin fotoğraflarıyla kar, yağmur, soğuk, sıcak, polis ablukası/saldırısı demeden, 28 yıldır her hafta Cumartesi günü, inat ve inançla Galatasaray Lisesi önünde adalet arayışlarını sürdürüyorlar. 25 Ağustos 2018’de 700. kez biraraya gelecekler.
Mücadele Çocuklar ve Torunlarla Sürüyor;
Devletin susturulmuş, itaat eden bir toplum yaratmak hedefiyle başlattığı bu saldırının karşısında, kaybedilenlerin akıbetini sorgulamak, insanlık onurunu sahiplenmek ve bu insanlık suçunu tüm dünyaya duyurabilmek için başlatılan bu onurlu direniş, tüm baskılara rağmen dört kuşaktır devam etmekte. Yaşıtları pek evden bile çıkmazken, onlar ilerleyen yaşlarına, birçok bedensel rahatsızlıklarına rağmen, inat ve inançla Galatasaray’ı kendilerine mekân etmeyi sürdürdüler. Başlangıçta kaybedilenlerin bulunmasını ve adaletin sağlanmasını talep ettiler. Geçen zaman içinde artık kaybedilenlerin geri dönmeyeceklerini anlayarak, en azından tutamadıkları matemlerini tutabilmek için bir mezara gömebilecekleri kemiklerini istediler… Ama asla inançlarını yitirmediler… Bu onurlu direnişin tanıdık isimlerinden Berfo ana; “oğlum gelir de evi tanıyamazsa diye yıllardır evimi badana yaptırmıyorum… Kapıyı gece gündüz hiç kapatmıyorum ki; gelirse evde kimse yok sanmasın…” diyordu. Güzel anamız son konuşmalarından birinde, annelere seslenerek “Biz yaz, kış, sıcak, soğuk demeden buradayız ve çocuklarımıza sahip çıkıyoruz…
Eğer tüm anneler birleşirse kimse ölmez ve analar ağlamaz.” diyerek analara sesleniyordu… Berfo ana… Kiraz ana… Güzel ana… daha niceleri bu mücadelede yaşamlarını yitirdiler ama bayrak asla düşmedi.. Bu direnişi, “kaybedilenleri de sizi de unutmayacağız, unutturmayacağız, mücadeleleri/ mücadeleniz; mücadelemizdir” diyerek, hedefe ulaşana kadar direnişi sürdüreceğine söz veren çocuklar, torunlar bayrağı teslim alarak direnişi sürdürdüler/ sürdürüyorlar…
“Adaletsizliği Kanıksamak da, Adaletsizliği Üretmek Kadar Utanç Vericidir. Kanıksama, Susma”
Bazen Kürt, bazen Alevi, bazen Ermeni, bazen Laz, bazen Çerkes olduğumuz için katledildik. Ama esasta egemenlerin yaratmak istediği boyun eğen, itaat eden, suskun, tek tip insanlar olmayı reddedip muhalif olduğumuz için katledildik/ katlediliyoruz…
Unutmamalıyız ki; adaletsizliği kanıksamak da, adaletsizliği üretmek kadar utanç vericidir. Tam da bugün TC faşizminin Türkiye halkı üzerindeki baskılarının sınır tanımaz bir halde yoğunlaştığı bir süreçte; Cumartesi İnsanları’nın eylemleri tam da bu politikaları kabul etmeme, tek tip, itaatkâr, boyun eğen bir toplum olmaya itiraz etme yönünde çok önemli bir noktada durmaktadır…
Yeni Kadın olarak, bu onurlu direnişin 700. haftasında, onların Avrupa’daki sesi olmayı sürdüreceğiz. Avrupa’nın sokaklarında/ alanlarında kaybedilenlerin resimleri ile yer almak için, kadınlar başta olmak üzere, onurlu/ insanca yaşamdan yana olan herkesi, 25 Ağutos Cumartesi günü sokağa çağırıyoruz.
Anaların Öfkesi Katilleri Boğacak!