Home , Avrupa , Sürgünde yaşamını yitiren Yılmaz Güney, Paris’teki mezarı başında anıldı.

Sürgünde yaşamını yitiren Yılmaz Güney, Paris’teki mezarı başında anıldı.

6f212038a653c0fdd7c2PARiS-11-09-2011-Sürgünde yaşamını yitiren,Devrimci sanatçı Yılmaz Güney ölümünün 30. yılında Fransa’nın başkenti Paris’teki mezarı başında anıldı.

7 Eylül Pazar günü düzenlenen anma etkinliği  ATİK, ACTIT, ASM, Alınteri, BİR-KAR, FEYKA, FDHFve ODAK‘ın çağrısıyla Pere-Lachaise Mezarlığı’nda gerçekleştirildi.

¨Devrimin sanatçısı Yılmaz Güney ölümsüzdür!¨pankartının açıldığı mezar anması, Yılmaz Güney ve İstanbul’da Torun Center şantiyesinde iş cinayetine kurban giden işçiler anısına bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Kurumlar adına Türkçe, Kürtçe ve Fransızca olarak hazırlanan ortak metnin okunmasıyla devam eden anmada, Yılmaz Güney’in yaşamı, sanatı ve mücadelesinin işçi sınıfı, emekçiler ve ezilen halkların emperyalizme ve gericiliğe karşı yürüttüğü kavgada yaşadığı ifade edildi.

Yılmaz Güney’in, mücadelenin sanat ve sinema alanındaki meşalesi olduğu dile getirildi.

Anmada ayrıca Fransa Maoist Komünist Partisi Gençlik Örgütü adına genç bir temsilci yaptığı konuşmada Yılmaz Güney’in enternasyonalist proleter sanatına değindi. Güney’in, sadece Türk ve Kürt halkının sanatçısı olmadığını tüm ezilenlerin enternasyonal temsilcisi olduğunu belirtti.

Sanatçının cezaevi arkadaşlarından Ressam İsmail Yıldırım’ın da anılarını paylaştığı anma etkinliği okunan şiirler ve Ozan Kemal’in müzik dinletisi eşliğinde söylenen devrimci marşlarla sona erdi.

 

Yılmaz Güney`i anmak için, devrimci-demokratik kurumlarca Fransa`da  ortak çıkartılan bildiriyi paylaşıyoruz..

 

ÖLÜMSÜZLÜĞÜNÜN  30. YILINDA DEVRİMCİ SANATÇI YILMAZ GÜNEY’E SELAM OLSUN !

..Eğer gerçekten temsil edemezsek, yarın bizden hesap sorarlar. Sizden hesap soramazlar, sizi tek tek bulamazlar. Benden hesap soraralar. Tarih benden hesap soracak!”

Yılmaz Güney, ‘Duvar’ filminin çekimleri esnasında yaptığı konuşmada böyle demişti. Ve tarih O’nun hakkınnda kararını verdi. Yılmaz Güney, işçi sınıfı, emekçiler ve ezilen halkların, emperyalizme ve her türden gericiliğe karşı yürüttüğü kavgada, sanat ve sinema alanındaki meşalelerden biri olarak yer almaktadır. Sınıf düşmanlarının Yılmaz Güney’e karşı yürüttükleri kara propaganda dahi buna engel olamamıştır. Kendisini proleter bir sanatçı olarak tanımlayan Yılmaz Güney, yukarıda aktardığımız konuşmasında tarihin karar vericiliğinin kudretini görmüş ve buna uygun yaşamıştır. Yılmaz Güney, resmi kayıtlara göre 1 Nisan 1937′de (kendisinin anlatımına göre bu tarihten 6 yıl önce) Adana’nın Yenice köyünde topraksız, yoksul Kürt bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş, 9 Eylül 1984 de Komünarların şehri Paris’te öldüğünde arkasında büyük değerler bırakmıştır. 1871 Paris Komünarları ve Yılmaz Güney aynı alanı paylaşmaktadırlar, tıpkı aynı idealleri paylaştıkları gibi! Yılmaz Güney’i anlatmak demek, ülkemizdeki sınıflar mücadelesinin sanat alanındaki boyutunu anlatmak demektir.

Yılmaz Güney hayatın her alanında olduğu gibi , sanat alanında da sanatçının alması gereken duruşu şöyle tanımlamıştı, “Devrimci sanatçı , Devrimci tabiatı gereği militandır, yenileştirici ve değiştiricidir. Toplumsal kurtuluş mücadelesinden ayrı düşünülemez.. Devrimci mücadeleye organik bir biçimde bağlı olmalıdır. Bu nedenle, Devrimci bir sanatçı, o ülkenin devrimci mücadelesinin hedefleri doğrultusunda, görevlerle yüklüdür. O her şeyden önce bir Devrimcidir, militandır, sanatı devrimin bir aracıdır, bir silahıdır”

Dolayısıyla, Yılmaz Güney’i anmak adına, bugün yapılacak olan ve O’nu anmayı anlamlandıracak esas şey sınıf mücadelesinin önümüze koyduğu sorunlara gereken duyarlılığı göstermektir. Bu duyarlılık Gezi parkı ile başlayıp, muazzam bir Haziran ayaklanmalarına cevrilmişti. Fakat gerek Devrimci Hareketin hazırlıksız yakalanması gerekse diğer bazı sebeplerden dolayı daha ileri bir aşamaya taşınamamıştır. Ama Gezi ayaklanmasından çok büyük kazanımlar sağlanmıştır. Haziran ayaklanması sanat ve sinema cephesinde de önemli destekler bulmuştur. Bu desteğin oluşmasında Yılmaz Güney gibi Devrimci sanatçıların oluşturduğu bilincin katkısı çok büyüktür. Bu direnişler esnasında canlı yayında hedef gözetilerek vurulan Ethem Sarısülük davası sonuçlanmış ve katil polise ödül gibi(7 yıl)bir ceza verilmiştir. Aşağıda imzası olan kurumlar olarak bu ödül gibi cezayı kabul etmiyoruz. Bu davanın vc devam eden diğer davaların takipçisi olcağımızı bir kez daha deklare ediyoruz.

Yılmaz Güney’i andığımız bugünlerde dünyada ve yaşadığımız avrupa coğrafyasında gelişen ırkçı, faşist hareketlere karşı mücadele de halen güncelliğini korumaktadır. Bu durum yaşadığınız her alanda diğer yerli ve yabancı Devrimci ve demokrat kurumlarla her türlü ortak mücadele ve dayanışma eylemlerini geliştirmek zorundayız.

Ülkemizinde içinde yer aldığı coğrafya, giderek şidetlenen bir biçimde emperyalistler ve bölgedeki uzantıları olan gerici güçler eliyle kan gölüne çevrilmiş durumdadır. Bölgedeki etnik, mezhepsel ve dinsel çeşitlilik, emperyalistlerin ve bölgedeki gerici güçler vasıtasıyla, bölge halklarının katledilmesinin, birbirilerine düşmanlaştırılmasının ve vahşetin akıl almaz boyutlara tırmandırılmasının bir aracı haline getirilmiştir. Bölgede gerçek anlamıyla Devrimci ve Sosyalist güçlerin yok denecek kadar zayıflığı, bu gerici yönelimlere karşı güçlü bir barikatın oluşturulamamasınıda beraberinde getirmektedir. IŞİD adı altında, eşperyalistlerin ve bölge gerici faşist devletlerinin desteğiyle palazlandırılan ve adeta ortaçağdan alınıp getirilen bu çete bölge halkları üzerinde estirilen vahşetin yeni versiyonu olmuştur. Toplu infazlar, kafa kesmeler ve kadınlara tecavüzler ne yazık ki olağanlaşmıştır. Emperyalistlerin eli kanlı uşağı TC. IŞİD vasıtasıyla, Kürt ulusunun kazanımı olan Rojava’yı kan gölüne çevirmek için başlattıkları saldırı, başta YPG olmak üzere kürt ulusunun değerli evlatlarının güçlü karşı koyuşuyla püskürtülmüştür. Gerileyen IŞİD kendisine daha rahat destek ve hareket imkanı bulduğu Irak ta saldırılarını yoğunlaştırmıştır.

Kürtler, Şii Araplar, Hiristiyanlar. Şii Türkmenler`dcn sonra bu vahşetin son kurbanları bölgenin kadim halkı Ezidiler oldu. Musul’un Sincar ilçesini ele geçirdikten sonra Şengal’e giren bu bu çete binlerce kişiyi katletmiş, binlerce çocuk ve kadını kaçırmış ve yüzbinlerce Ezidi’yi göçe zorlamıştır.

Emperyalistler yaşanan bu tablo karşısında timsah gözyaşları dökmekte ve bazı göstermelik girişimlerde bulunmaktadırlar. Ama bizler biliyoruz ki bugün Ortadoğuda yaşanan bu insanlık dramının sorumluları Emperyalistler olmak üzere, onlara uşaklık etmekte sınır tanımayan TC, Katar ve Suudi krallığıdır. Bu dramın bizzat yaratıcısı ve sorumlusu olan Emperyalistler, bugün bölgede bu zulme maruz kalan halkların ‘kurtarcısı’ görevine de utanmadan soyunmuşlardır.

Ayrıca, siyonist İsrail devleti, Filistin de çoğu çocuk ve kadın olmak üzere sivilleri katletmeye devam ediyor. Bu katliamlarıda ABD emperyalizminin büyük desteğiyle yapıyor ve yapmaya devam edecektir. Ama biz biliyoruz ki bu katliamlarla Filistin yenilmeyecektir. Çünkü, bizler yine inanıyor ve biliyoruz ki Filistin davasını Küçük Generallerin yarattığı İntifadalar kazanacaktır.

Yaşanan bu durum Ortadoğu ya da Dünyanın herhangi bir coğrafyasında, ulusu, dini ve mezhebi ne olursa olsun bütün ezilen mazlum halklara, yağma ve talanla başlayan, tecavüz, ölüm, sürgün ve katliamlara kadar uzanan bir insanlık dramı yaşatmaktadır. Her zaman olduğu gibi bu günkü süreçte de en büyük zararı ve zulmü mazlum yoksul halklar, işçi ve emekçiler görmektedir.

Bugün Şengal de Ezidi halkı büyük bir insanlık dramı yaşarken, yüzbinlercesi direnişin simgesi olan Rojava’ya sığınmışlardır. Bölgede estirilen bu vahşete karşı onurlu bir karşı koyuşla duran ve barikat oluşturan tek mevzi Rojava ve YPG güçleridir. Emperyalistlerin ve onların uşağı IŞİD in bu insanlık dışı uygulamalarını lanetliyoruz. Ve tüm ilerici kamuoyunu Ezidi halkıyla dayanışmayı yükseltmeye ve Rojava direnişini desteklemeye çağırıyoruz. Ve diyoruz ki Devrimci sanatçı Yılmaz Güney’i anmak için toplandğımız bu an da O’nun ideallerini yaşatmak vc doğru anlamak, yalnızca sanat cephesinde değil yaşamın bütün alanlarında işçi sınıfı ve emekçilerin, ezilen halkların kavgasının yanında yer almakla ve yaratılan Devrimci değerlere ve de insanlığın yarattığı ilerici kültürlere sıkı sıkıya sarılarak mümkün olacaktır. Bunları gençlerimiz aracılığıyla gelecek aydınlık günlere taşıyarak mümkün olacaktır. Yeter ki bunları unutmayalım!!!

DEVRİMCİ SANATÇİ YILMAZ GÜNEY ÖLÜMSÜZDÜR! YAŞASIN DEVRİMCİ DAYANIŞMA!

EZİDİ HALKINI YALNIZ BIRAKMA, DAYANIŞMAYI YÜKSELT!

ROJAVA DA SERHİLDAN, FİLİSTİN DE İNTİFADA KAZANACAK!

 

(ATİK, ACTÎT, ASM, ALINTERÎ, FEYKA, FDHF, BÎR+KAR, ODAK)

 

scroll to top