Anasayfa , Avrupa , SELAM OLSUN EMEK VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ‘NİN MEŞALESİNİ YAKAN KADINLARA!

SELAM OLSUN EMEK VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ‘NİN MEŞALESİNİ YAKAN KADINLARA!

8 mart 1857 yılında, New York’ta tekstil işçisi kadınlar, düşük ücretler, uzun çalışma saatleri ve insanlık dışı
çalışma koşullarına karşı, grevle karşılık vermişlerdir. Bu grevi kırmak için, çıkarılan yangında, 129 kadın işçi
yakılarak öldürülmüştür. Kadın işçilerin bu onurlu direnişi aynı zamanda tüm dünyada kadınların hak, özgürlük ve
eşitlik mücadelesinin bir simgesi olmuştur.
1910 yılında Kopenhag’da toplanan Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda Clara Zetkin, senenin bir
gününün kadınların mücadelesine atfedilerek, “Uluslararası Dünya Kadınlar Günü” olarak anılmasını önerdi. İlk
yıllarda farklı tarihlerde gerçekleşen anmalar, 1921’de Moskova’da toplanan 3. Uluslararası Kadınlar
Konferansında tarih, 8 Mart olarak netleştirildi. “8 Mart” olmasının nedeni 1857’de New York’taki fabrika
yangınında yaşamlarını yitiren tekstil işçisi kadınların ve 8 Mart 1917’de “Ekmek isteriz ama Gül de!” diyerek Rus
çarına karşı ayaklanarak devrimin kıvılcımlarını çakan tekstil işçisi Petrograd kadın işçilerin direnişlerine atıfta
bulunmaktı,Öz olarak ise; emekçi kadınların mücadelelerinin ve mücadelelerde yaşamlarını yitirenlerin anılması
olarak kabul edildi ve “8 Mart, Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü”olarak netleştirildi.
114 yıl sonra da biz kadınlar, emek ve hak arama mücadelemize, Özgürlük mücadelesinin meşalesini yakan
kadınların emek ve hak arama direnişlerini sahiplenerek devam ediyoruz.
Dünyada emperyalist savaşların, ırkçılığın, sömürünün, yoksullaşmanın, cinsiyet ayrımcılığının üst boyutta
yaşandığı ve kadınların sesine, gücüne her zamankinden daha fazla gereksinim duyulduğu bir dönemde
kadınlara yönelik taciz, şiddet, cinayet vakaları artmıştır. Son yıllarda yeryüzünün her karesinde yaşanan
savaşlar binlerce insanın hayatına mal oldu. Milyonlarca insan, yaşanan bu savaşlar başta olmak üzere kuraklık,
geleceksizlik ve doğal felaketlerden kaynaklı yaşam alanlarını terk etmek zorunda kalmıştır. Göç yollarında
yaşamlarını yitiren yüzbinlerce insanın yanı sıra, tüm zorluklara rağmen Avrupa ülkelerine gelebilenler ise; ırkçı
ve ayrımcı muameleye maruz kalmaktadır.
Savaşın, yoksulluğun, sömürünün olduğu yerlerde adalette yoktur ve bunun bedelini de en fazla kadınlar, LGBTİ
+ lar, çocuklar ödemektedir. Mültecilerin çoğunu oluşturan kadınlar, şiddete tecavüze maruz kalmakta, ucuz iş
gücü, meta olarak görülmekte, kapitalizmin ihtiyaçlarına bağlı olarak ucuz emek ve kutsanmış annelik arasında
gidip gelmekte, gebelik ve analık halinde nerdeyse cezalandırılmakta, ekonomik krizlerde işten ilk çıkarılan
olmaktadırlar.
Biz Kadınlar biliyoruz ki; egemen sınıfın çıkarlarına hizmet eden cinsiyet ayrımcılığı çözülmeden özgür, eşit bir
toplum oluşması mümkün değildir. 8 Mart’lar kadınların sosyal, ekonomik ve siyasal hakları için mücadele ettiği,
eşit işe eşit ücret talebinin yükseldiği, kadınlar için daha fazla yoksulluk, açlık, sefalet, şiddet, katliam ve göç
anlamına gelen savaş bütçelerine “hayır” diye haykırdığı, kadınlara ve LGBTİ+ bireylere uygulanan ayrımcılığa
öfkenin yükseldiği, “8 Mart tüm çalışan emekçi kadınlar için ücretli tatil günü olmalıdır” gibi haklı taleplerin
haykırıldığı günün adıdır.
YAŞASIN 8 MART ULUSLARARASI EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ!
KADINLAR BİRLİKTE GÜÇLÜ!
JİN,JİYAN,AZADİ
KADIN, YAŞAM, ÖZGÜRLÜK!