Home , Köşe Yazıları , SANSÜR YASASI EMPERYALĺSTLERĺ VE YERLĺ UŞAKLARI AKP ÍKTÍDARINI KURTARAMAYACAK

SANSÜR YASASI EMPERYALĺSTLERĺ VE YERLĺ UŞAKLARI AKP ÍKTÍDARINI KURTARAMAYACAK

kose_yazari_5B.MÜCADELE | 26-02-2014 | Sosyal medyanın  (Facebook,Twitter vs.) günümüzde alternatif kitle iletişim aracı olarak üzerine düşen görevi fazlasıyla yerine getirdiği bir gerçeklik olarak önümüzde durmaktadır.Bu durum emperyalistleri ve yerli uşaklarını hayli rahatsız etmekle birlikte, bu kan emicilerin korkulu rüyası durumuna gelmiştir.Burjuva medyaya alternatif olarak varlığını sürdüren sosyal medya, gezi direnişi ile ezilen,sömürülen, baskı altına alınmak istenen kitlere iletişimin alternativ yolunu göstermiştir. Ayrıca  17 Aralık AKP hükümetinin yolsuzluk süreci sosyal iletişim sitelerinin emperyalist yerli hakim sınıfların gün yüzüne çıkan pisliklerini dünya halklarına taşıma sınavını başarıyla geçmiştir.Her ne kadar, burjuva medyanın faşişt hükümet işbirlikçi politikası ile meydanlardaki sınır tanımayan, hakim sınıf baskıları, gizlenmeye ve sansürlenmeye çalışılsada, sokaklardaki devrimci mücadele  ve perde arkasındaki tüm gizli oyunlar sosyal medya üzerinden arz yuvarlağını  dolaşmaya devam ediyor.

TBMM Genel Kurulunda bir kaç haftadan beridir görüşmeleri süren ve torba yasa teklifi ile meclisten geçirilen internet erişimi yasası bir daha göstermiştir ki; gezi isyanıyla başlayan ve artık önü tutulamayan sosyal medya, AKP hükümetinin ve emrinde olduğu emperyalistlerin planlarına deyim yerindeyse çomak sokmuştur.

Türkiye`de hakim sınıfın internet üzerinden yapılan yayın içeriğinin özel hayatı ihlal ettiği savsatası bir aldatmacadan baska bir şey değildir.Sansürlemeye calıştığı şey; her geçen gün ortaya  çıkan pisliklerinin internet üzerinden kitlere ulaşmasını engellemek ve kitleler üzerindeki olumsuz etkisini kırmak, yok etmektir. Burjuva medya üzerinden demokratikleşne, özgürlük, insan hakları, ekonomide kalkınma ile önümüzdeki yerel seçimlerde koltuğunu garantiye alma telaşıdır.Fakat şunu söylemeliyiz ki; TC hakim sınıf kliğinin bu korkusu ve telaşı yersiz değildir. Çünkü ezilen, sömürülen halk sınıfları artık bu yerli kan emicilerin ve emperyalist ağalarının gerçek yüzünü her geçen gün daha da iyi anlamaktatır.Bundan dolayıdır ki; sansür (her alanda) faşist TC devletinin geçmişten günümüze gerçeklerin üzerini örtmek, çirkin hukuk dışı saldırılarını meşru göstermek ve emperyalist ülkelerin kendilerinden  beklenenleri yerine getirmek için her zaman sarıldıkları anti-demokratik  faşist bir aractır.Yine TC tarihi bizlere her daim göstermistir ki;  ezen, sömüren   hakim  sınıflar, emperyalistlerin artı-değer  sömürüsünü daha da arttırmak noktasında kendilerine karşı çıkan  (ki bu istinadır) burjuva medyasını her zaman yok etmekle tehdit etmişler yada faşist TC devletine hizmet eden RTÜK kurumu üzerinden sansürler uygulayarak bastırmaya ve yandaş medya yapmaya çalışmışlardır.

Ünlü gezi isyanıyla sokaklara dökülen devrimci,yurtsever,aydın,ilerici,ögrenci vs. halk tabakasının onurlu direnişi ,  hakim sınıfların kuvvet kollukları tarafından kanla ve  çirkin her türlü baskı aracıyla bastırılmaya çalışılmıştır. Bu hukuk dışı uygulamalar esnasında, burjuva medya kuruluşları  hiç bir şey olmamış gibi, sokaklarda ve meydanlarda ayağa doğrulan o muhteşem isyana gözlerini kulaklarını kapatırcasına, tüm gün belgesel ve eğlence  yayınlarına dur durak tanımadan devam etmişlerdir. Hiçte yabancı olmadığımız bu  tavırlarıyla halka her zamanki gibi  ezen sınıflar  tarafında olduklarını ispatlamışlardır. Yalnızca bir kaç hükümet karşıtı yayın kuruluşu ve o muhteşem görkemli çıkışını yapan sosyal medya gerçeklerin susturulamaz olduğunu dünya ya gösterme  görevini başarıyla yerine getirmişlerdir.

17 Aralık`ta başlayan ve hızlı bir şekilde gündeme oturan büyük yolsuzluk davası sonrası, hızlı bir şekilde yasalaştırılmaya çalışılan  iletişim araçları üzerindeki sansür, son internet erişimi yasağı ile ortaya çıkan hakim sınıfların (AKP, Gülen Cemaati vs.) korkularının ne denli büyük olduğunun ispatıdır ve ortaya çıkan pisliklerini daha fazla gün yüzüne çıkmasını  engelleme çabasıdır. AKP hükümetinin özel hayatı koruma, çocuk istismarının önüne geçme  vs. adı altında süslemeye  ve güzelleştirmeye  çalıştığı internet sansürleri , bu hakim kliğin,  emperyalist ülkelerin ve sermaye patronlarının Türkiye coğrafyasındaki çıkarları için ortamın tansiyonu düşürme çabasıdır. Çünkü AKP hükümeti iktidarın yolunun, sermaye tekellerinin  çıkarlarının, ülkemizdeki ve orta doğudaki halkların yoksullaştırılması ve daha fazla sömürültülmesi üzerinde olduğunu biliyor. Fakat AKP  hükümeti ve arkasındaki kan emicilerin bilmesi gereken bir gerçek daha vardir, o da; bunun boşuna, beyhude bir çaba oluşudur. Tarih külleri altında tekrar kıvılcımlara dönüşerek, ülkemizde ve dünyada halk isyanlarına işaret etmiş ve sömürülen,yok sayılan, yoksulluğa itilen sınıflara kurtuluşun yolunun zorun olduğunu göstermiştir. Dünya emekçi halkları ayağa doğrularak , meydanlardaki devrimci direnişleriyle  ezen sınıfların mezar kazıcıları olacaktır. Yıllardır yer kürede hüküm süren sessizlik, bir çok ülkede ortaya çıkan ve çıkmaya da devam eden  halk isyanlarıyla çalkalanmaktır. Deyim yerindeyse buz kırılmış, yol görünmüştür.Tam da bu sürece denk gelen ülkemiz hakim sınıfların sansür yasaları altan gelen bu halk direnişleri dalgaları ününde dalga kıran etkisi yapamayacaktır. Çünkü bu isyanlar haklı, ilerici ve devrimcidir. Kan emici hakim sınıfların içinde yüzdüğü yolsuzluk,talan,peşkeş,rüşvet vs. lağamları onların boğulacakları ölüm denizlerini  oluşturacaklardır.

Türkiye de   2013 Mayıs-Haziran aylarına damgasını vuran  ezilen, sömürülen, ötekileştirilen vs. halk tabakasının Gezi isyanı ve dünya da ortaya çıkan halk ayaklanmaları, ülkemiz hakim sınıfına ve dünya sermaye  tekellerine artık hiç bir şeyin eskisi gibi olmayacağını  gözler önüne sermiştir. Hemen arkasında Aralık 2013 de gündeme şimşek gibi düşen yolsuzluk davası ve AKP-Gülen Cemaati dalaşı hakim klik çatışmasını tüm gerçekliği ve pervasızca yolsuzluk belgeleriyle sosyal medya üzerinden yine kitlelerin  gözleri önüne sermiştir.Internet sansürü tüm bunların önüne geçme ve engelleme atağıdır.TC devletinin özel hayatı ihlal eden yayın içeriklerinin silinmesi savsatası kendilerinden daha fazla kan kaybının önüne geçme hamlesidir.

Özellikle, internet sitelerinin denetiminin hükümete bağlı iletişim ve ulaştırma bakanlığına verilmesi, faşist TC`nin her gün biraz daha fazla ortaya saçılan pisliklerinin üstünü örtme ve önüne geçme girişimidir.AKP hükümetinin kendine bağlı bakanlığının dudaklarının arasından çıkacak bir kelimenin yada bir tıklama ile erişimi engellencek internet siteleri veya yayınlar herkes tarafından bilindiği gibi, hükümete karşı propaganda  yapan siteler olacaktır. Başbakan T. Erdoğanın her daim ağzından düşürmediği özgür Türkiye, özgür birey tanımlaması, ülkemizde bu yasanın çıkmasıyla birlikte hiçte gerçeği ifade etmediği tekrar ispatlanmıştır. Zira aksi durumuda beklemek hayelcilikten başka bir şey olmaz. Faşist AKP hükümetinin her gün ,, Türkiye bir hukuk devletidir,muz devleti değil„ söylemi, internete getirilen sansür ve insan hakları ihlali ile kendini bir daha kanıtlamıştır ki; Türkiye` deki burjuva hukuk sistemi ezen, sömüren,çalan, talan eden sınıfın çıkarları için vardır. Güçler ayrılığı (Yürütme-Yasama-Yargı) ilkesinin hiçe sayıldığı ülkemizde, hemen hemen her kes tarafından bilinirki; bir internet sayfasının içerik olarak kişilik hakkı ihlali yaptığı ve erişimin engellenmesi kararı, o ülkenin yargı kurumlarına, yani savcı ve hakimlerine aittir.Bu yetkiyi yürütmenin eline almasının tek bir izahı vardır, o da; alttan gelen halk ayaklanmalarının, sosyal medya üzerinden örgütlenmesinin ve kendi siyasi otoritesine karşı  yayımlanan, tehlikeli bulduğu yayınlari ve kişileri baskı altına almak ve imha etmektir.Tüm bunlar bir daha TC devletinin söylediğinin aksine bir hukuk devleti değil, bir muz devleti olduğudur.

AKP hükümetinin temsilcilerinin  her gün burjuva yandaş medya da boy göstererek sık sık ,, yoksulların hakkını kimseye yedirmeyiz„ çığırtkanlığı yapması, 17 Aralık`tan bu yana tüm Türkiye ve dünya halklarına   bir daha ispatlamıştır ki; bu gerici, faşist AKP iktidarı, diğer tüm geçmiş hükümetler gibi talanda, yağmada, rüşşvette sınır tanımamış ve halkların emeği üzerinden servetlerine servet katmışlardır.Halka aclik sınırı altındaki asgari ücretle geçinmeyi reva görürken, kendileride milyon dolarlık yolsuzluklarla kendilerine cep harçlığı çıkarmışlardır. AKP hükümeti yoksulların hakkını kimseye yadirmemiş, hepsini kendisi ve yandaşlarıyla yemiştir.

AKP ve Gülen Cemaati arasındaki iktidarda kimin söz sahibi olacağı ve pastada kimin büyük pay alacağı   çekişmesi halen sür git devam etmektetir. AK Parti hükümeti kendini aklama yada AK gösterme gayreti içinde, hükümet ettikleri dönemde yapılan yanlışları her seferinde kendi yandaş medyası üzerinden, Gülen Cemaatine mal etmekte geri durmuyor. Başbakan R. T. Erdogan her durumda dile getirdiği paralel devlet mekanizmasını yıllarca içinde barındıran ve kendilerininde bugün burada  olmalarını sağlayan bu yapıyı (Gülen Cemaati) dur durak bilmeden her alanda (siyasi,ekonomik,yargı vs) kendi geleceği için temizleme gayreti içindedir. Türkiye deki ve dünyadaki Gülen Cemaati mensupları ve sempatizanları, bu AKP-Cemaat dalaşında özellikle sosyal medya üzerinden yaptıkları hükümet karşıtı propagandalarla , AKP`nin internet sansürü yasasını çıkarmasını hızlandırmıştır. TC devleti bu yasayla kendilerine  muhalif tüm tabakaları susturma, bastırma ve gerçeklerin önüne set çekme çabası içinde çırpınmaktadır. Fakat AKP hükümetinin ve yandaşlarının unutmaması gereken, bu sansür uygulamalarının hayellerini gerçekleştiremeyeceğidir. Çünkü devrimci ruhla bezenmiş halkımız, meydanlardaki kahramanca direnişi ile faşist TC devletine şamarı vurarak, artık hiç bir şeyin eskisi gibi olmayacağını ispatlamıştır. Haklı taleplerle sokaklara dökülen  halk kitleleri, hakim sınıfların uykularını  kaçırmaya, kulaklarında ölüm çanlarını çalmaya, korkularını büyüterek sonlarının yaklaştığını haykırmaya devam ediyor ve devam edeceklerdir. Üreten emekçi dünya halkları emperyalistlerin ve yerli uşaklarının mezar kazıcıları olarak  tarihteki hak ettiği yeri almıştır.

AKP hükümetine ve başbakan R.T. Erdoğan a yine söylüyoruzve söylemeye devam edeceğiz; ,,Gerçekler devrimcidir, ne sizin nede işbirlikçilerinizin gücü bunu susturmaya yetmez„.

Berlin`den Mücadele Okuru

scroll to top