Home , Köşe Yazıları , NE YAPMAK İSTEDİĞİNİ BİLMEK!

NE YAPMAK İSTEDİĞİNİ BİLMEK!

özgürgelecekPUSULA |15-04-2014 |Proleter devrimciler ne yapmak istediğini bilen insanlardır. Bunun nedeni görüşlerinin bilimselliği, berraklığı ve  enerjileridir. Çünkü hiçbir sınıf ve tabaka, hiçbir politik-örgütsel oluşum ezilen ve sömürülen yoksul emekçi kitleleri sömürü ve baskıdan kurtarıp tam özgürlüğe ve kurtuluşa götüremez. Proleter sınıfın dışında hiçbir sınıf ve tabakanın ideolojik enerjisi, örgütsel soluğu buna yetmez. Toplumun her kesiminden, her türden dağınık ekonomik-demokratik hak alma mücadelesini birleştirip, bilinçli bir sınıf savaşımına çevirebilecek bilince ve enerjiye sadece sınıf bilinçli proletarya sahiptir.

Sınıf bilinçli proleterler bütün politik çalışmalarının merkezine ve en önemli yerine demokratik halk devrimini örgütlemeyi koyarken demokratik haklar, reformlar için de mücadele etmeyi asla ihmal etmezler. “Devrimci sosyal demokrasi reformlar için mücadeleyi her zaman faaliyeti içinde dahil etmiştir ve bugün de etmektedir … Tek sözcükle o, bütünün bir parçası olarak reformlar için mücadeleyi, özgürlük ve sosyalizm mücadelesine tabi kılar.” (Lenin, Ne Yapmalı, s. 90)

İşçilerin işgücünü daha iyi koşullarda satma mücadelesinden ücretlerin artırılmasına, polis baskısına, politikacıların rüşvet ve hırsızlıklarına, Kürt ulusuna yönelik katliam ve Türkleştirme politikalarına, farklı inanç ve mezheplere, kadınlara, çocuklara, LGBTİ’lere yönelik saldırı ve baskılara, düşünce ve fikir özgürlüklerine yönelik saldırı ve ağır cezalara,  gazeteci-aydın-yazarlara-zindanlarda politik tutsaklara yönelik baskılara, haksız-eşitsiz-ağır vergilendirmeye yönelik kısaca toplumda var olan sürüp devam edip giden sayısız BASKI VE HAKSIZLIĞA karşı mücadele etmeyi görev bilir. Bu mücadeleleri demokratik halk devrimi mücadelesiyle birleştirir.

Toplumun tüm sınıf ve tabakalarına yönelik her türden baskı ve saldırılara karşı mücadelenin en önünde, en aktif, en örgütlü, en bilinçli şekilde yer alır. Burjuva-feodal sisteme karşı her türden hak alma mücadelesinin yanında, mazlumların safında yer tutarak zalime karşı durarak, TÜM ÖZGÜRLÜKLER VE EŞİTLİKLER için mücadeleyi temel ilke olarak kabul eder. Bir mahallede bir üst geçidin yapılması gibi göze alınmaya değer bulunmayan haklardan tutalım, baskı ve zulüm altında köleliğe mahkum edilmek istenen Kürt ulusunun çeşitli milliyetlerden tüm emekçilerin inanç ve cinsiyetlerin özgürlüğü ve eşitliği için yürütülen her türden demokrasi mücadelesinde aktif olarak en önde yerini alır. Ancak “Marksistler reformlardan pratik yararlar çıkarmakta ve reformlar için savaşmakta önde gittiklerini ortaya koyuyor. (işçi basının örgütlenmesi, sigorta reformunun kullanılışını vb) marksist işçiler her yerde “gündelik” uyarma çalışmalarında, örgütlenmede, reformlar için savaşmakta ve onlardan yararlanmakta tasfiyecilerden öndedirler.

Marksistler yorulmak nedir bilmeksizin çalışıyorlar, reformları elde etmeye ya da kullanmaya dönük tek “fırsatı” bile kaçırmıyorlar ve propaganda, uyarma çalışmalarında ve yığınların iktisadi savaşımında reformculuğun ötesine geçen her adımı mahkum etmiyorlar, özenle geliştiriyor ve destekliyorlar.” (Lenin, Tasfiyecilik Üzerine, s. 276-277 )

Sınıf bilinçli proleterler daha iyi yaşam ve çalışma koşulları için savaşırlar, reformları elde etmek için “tek bir fırsatı” bile kaçırmazlar. Elde ettiği her hakkı burjuva-feodal sisteme karşı mücadeleyi kolaylaştırmak için kullanırlar. Ancak mücadelelerini bununla sınırlı tutmazlar. Çünkü reformların uzun ömürlü olamayacağını, daha fazla özgürlüklerin elde edilmesine doğru genişleyemeyeceğini bilirler. Her hakkın daha geniş ve kapsamlı olması, güvence altına alınması ancak mevcut feodal-faşist iktidarın alaşağı edilmesi gerektiğini bilirler. Herhangi bir burjuva reformu elde ederek, mücadelesini sınırlayıp, dondurmaz ve sonlandırmazlar.

Reformları,  demokratik halk devrimi mücadelesinin yolunu geliştirip-genişletmek için kullanır.  Çünkü sınıf bilinçli işçiler bilir ve anlarlar ki komprador burjuvazi ve toprak ağalarının faşist iktidarı işçileri, emekçileri kölelikten kurtulma düşüncesini bir yana bırakarak HOŞNUT KÖLELER olarak kalmaları için bazı ekonomik-demokratik hakları, kısmi özgürlükleri bahşedebilirler. Reformcular ise elde edilen bu sınırlı haklar ve reformlarla yetinirler, işçilere de yetinmeleri için tavsiyede bulunurlar, bu uğurda çalışmalarını yürütürler. Biz, sınıf bilinçli işçiler reformizme temelden karşı olduğumuzu belirttiğimizde reformların ne mümkün olmadığını iddia etmiş oluruz ne de reformların devrime doğru atılmış pratik adımlar olduğunu reddetmiş oluruz.

Reform ve demokratik halk devrimine ve aralarındaki bağa ilişkin ve önümüzde örgütlenme görevi olarak duran yerel seçim çalışmalarına ilişkin temel teorik görüşlerimizi yalın-özlü bir şekilde birçok vesileyle açıklamış olduk. Reformlar ve her türden demokratik haklar için mücadeleye EVET! mücadelemizi, özgürlük yürüyüşümüzü reformlarla sınırlamaya HAYIR diyeceğiz. Reformlar-demokratik haklar için mücadele demokratik halk devriminin yolunu genişletir ve geliştirir. Demokratik halk devrimi gerçekleşip burjuva-feodal sistem bütün tüm aygıtlarıyla yıkılıp parçalanıp tarihin çöplüğüne atılmadıkça ne işçiler-köylüler-emekçiler sömürüden kurtulacak ne de baskı ve zulüm altında yaşayan Kürtler-Aleviler-kadınlar ve tüm ezilenler özgürleşecektir.

Her türden çalışmayı ve eylemi kitleleri örgütlemenin-bilinçlendirip-savaştırmanın bir vesilesi olarak ele almalıyız. Her türden demokratik hak alma mücadelesini demokratik halk devriminin yolunu açıp genişleten, geliştiren bir mücadele biçimi olarak değerlendirmeliyiz. Ne “seçimler her şeydir” deyip, seçimlere gerçekliğinin üzerinden fazla anlam ve misyon yükler bu abartılı ve gerçek olmayan bakış açısına uygun abartılı bir beklenti içine girmeli ne de “seçim çalışması nedir ki?” deyip dudak büken, kitle çalışmalarını küçümseyen, kendi geriliğini ve hareketsizliğini gizlemeye ve saklamaya çalışan sahte sol anlayışlara prim vermeliyiz.

Her hareketliliği her devinimi emekçilerin, ezilenlerin bilinçlendirilip-örgütlenmesi kendi kaderini ellerine alıp kendi öz devrimci iktidarlarını yaratmaları için mücadele nedeni ve imkanı olarak ele alırız. Keza her hareketliliği her devinimi mevcut politik iktidarın parçalanıp yıkılması yerine işçilerin-köylülerin, tüm emekçilerin ve ezilenlerin demokratik halk iktidarını kurmanın nedeni ve imkanı olarak ele alırız. Bilincimizi, yürüyüşümüzü, gücümüzü bu bakış açısı ve mücadele perspektifi ışığında örgütleriz.

Kitleler nerede varsa, nereye gidiyorsa oraya gidilmelidir. Kitlelerin olduğu her alanı “ÖRGÜTLEME, BİLİNÇLENDİRME VE SAVAŞMA ÜSSÜ” haline çevirmeliyiz. “Çalışma ve savaşma üslerimizi” kitlelere ait her özgün sorunu proletaryanın genel demokratik halk devrimi sorunuyla ilişkilendirme görevi olarak ele alıp örgütlemeliyiz. “İkişer-üçer-beşer” küçük  gruplar gibi örgütlenip çalışarak büyük cüretlerin, büyük davaların üslerini yaratalım

scroll to top