Home , Köşe Yazıları , KOBANİ BİZE ZAFERE ODAKLANMANIN YOLUNU GÖSTERİYOR!

KOBANİ BİZE ZAFERE ODAKLANMANIN YOLUNU GÖSTERİYOR!

ersin hasan aksuHasan AKSU -07-10 2014-Kürdistanda ve Türkkiyede ok yaydan çıktı. Sözün bittiği, pratik eylemlerin başladığı an bu andır.  zafere odaklanmak için ölümüne direniş!

Aslında anlatılacak hem çok şey var, hem de o kadar anlatılıyor ve yazılıyor ki her şey harman çorman bilgi kirliliğinden tutalım da „Kobaninin düşmesinden“ veya „ha düştü düşecek „çığırtkanlıklarını görmekteyiz.Dün halefi Davutoğlu, bugün Antepte selef Erdoğan savaş naraları atarak gizli saklı bir şey bırakmadı .Suriye’ye karşı savaşın   kukla baş aktörü olduğunu kendi ağzıyla açıklayarak ispatlamış oldu.

Anlaşılıyor ki , Faşist Türk devletinin başı Erdoğan ve halefi Davutoğlu IŞiD’la çok önceden anlaşmaya varmış Kurban bayramı namazını Kobani de kılacaklarını karar altına almış oldukları ayyuka çıktı. Hevesi kursağında kalan Erdoğan ve şürekası bugün zehir zemberek açıklama yaparak;“ Kobani düştü düşecek „dedi. Yaptığı bu açıklama ne denli kin, hırs ve kan içici bir faşist karakterli ırkçı olduğunu da ölü sessizliğine bürünen sözde „aydın“lara göstermiş oldu. Amerika, İsrail, Avrupalı emperyalistler ve onların bölgede uşaklığını yapan baş aktör Türk devleti ve Erdoğan yönetimi Kürtlerin ve Arap Alevilerin kellelerini istediğini kendi ağızlarıyla itiraf ettiler. Kendi kirli çamaşırlarını ve planlarını yine kendi efendileri amerikan başkan yardımcısı deşifre etmiş oldu .Amerikan başkan yardımcısının kırdığı pot emperyalistlerin devlet sırrını deşifre etmesine gelen tepkiler çeşitli kılıflarla örtülmeye çalışıldı. Kürdistandaki Kürd katliamı aynı zamanda alevi katliamı görülmeli, Suriye’deki alevi katliamı da Rojovadaki, Kobanideki Kürdlerin ve Ezidilerin katliamı görülmelidir. Aksi durum orta doğuyu iyi okuyamamaktır. Eğer ki halkların kardeşliği ve eşitliğini savunuyorsak çok yönlü düşünmeli ezilen, haksızlığa uğrayan katledilen bütün halkların yanında olmalıyız.

Tarihte bazı direnişler güç dengesizliği sebebiyle yenilgi alabilir ama, direnişi yürüttüğü bağımsızlık savaşını zafere taşımanın   mihenk taşlarını döşemiş olurlar. İşte Kobanideki direnişte tüm çıplaklığıyla bize bu gerçeği gösteriyor . Kürdistan halkının Kobani’deki şanlı direnişi sürerken bilumum şövenistler, ırkçı dinci panislamist-pantürkistler, liboşlar, lafazanlar, savaş rantçıları, beyni ırkçı şoven ideolojiyle örülmüş örümcek kafalı aydınlar ellerini ovuşturarak kobaninin düşmesini dört gözle bekliyorlar.

Şunu peşinen söylemeliyim ki bütün emperyalist müttefikler onların faşist ırkçı uşak devletleri daha şimdiden yenilgilerinin kokusunu pis burunlarında his etmektedirler. Bu kadar hırçınlık, sessizlik ve sessizliğin altında yatan intikam, katliam planı yatmaktadır. Niyetleri Kürdistan ulusal kurtuluş hareketini boğmak, kendilerine uşak İslami faşist yönetimler, bölünmüş küçük devletler oluşturmaktır.

Kabul edelim-etmeyelim bugün Orta Doğunun devrimci güçlerinden etkin ve öne çıkan Kürtlerdir, onlara önderlik eden PKK’dir. Bölgede en güçlü devrimci güç PKK’dir. Devrimcilerin, Marksist-Leninist-Maoistlerin orta doğuda ne yazık ki hatırı sayılır bir güçleri yoktur. Ya çok cılız yada yok denecek kadar güçleri mevcuttur. Bugün doğru olan, var olunan her yerde Kürtlerin bağımsızlık savaşının içerisinde yerimizi almaktır. Yani cepheleşmek, emperyalizme ve dinci ırkçı faşist egemenlere karşı uzun süreli muharebelere hazırlanmak, zafer tohumunun ekildiği Kobani direnişini bölgede zafere taşımaktır. Gerçek olan şu ki, emperyalizme ve sermaye darbe vurmak, bizi çevreleyen zinciri kırmak anti emperyalist anti faşist güçlerin kalıcı birliğinden geçmektedir.

Şu iyi bilinmelidir ki, Kürd ulusu bugün stratejik müttefikimizdir. Kürd hareketi ve diğer Kürd hareketleri de öyledir. Devrim uzun soluklu olup, uzun yılları içerisine almaktadır. Halk içerisindeki çelişkiler doğru ele alınıp kavratıldığında dostlarımız -düşmanlarımız kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Devrim lafazanlıkla, entel havalara girmekle, nabza göre şerbet vermeyle, ezberi lafızlarla olmaz. Aksine, devrim doğru siyasal taktik ve stratejiyle doğrudan bağlantılıdır. Doğru siyasal tespitler yapmakta yanlız başına yetmiyor. Teori-pratik eylemlilik haline sokulmalı var olan alanlarda devrim cepheleri oluşturulmalıdır .

Son bir kaç günlük gelişmeler, özellikle bugünkü gelişmeler bize şu gerçeği gösterdi Türkiye ve Kürdistanında önü alınmaz bir kaos ortamına ve savaş koşullarına girmiştir. Devrimcilere düşen görev devrim yapmak için faşizme karşı tüm devrim güçleriyle birleşmek devrim yapmak için yüklenmektir.

Şu gerçeği bilincimize kazmalıyız; ezenlerle ezilenler ararında eşitsizlik devam ettikçe barış denen bir slogan sahtekarlık, aldatmaca, oyalamak ve bizleri köleliğe mahkum etmektir. O sebeple Ezenlerin, emperyalistlerin ve onların ırkçı, dinci, ayrımcı, cinsiyetçi faşist uşak devletlerinin ve IŞiD gibi serseri, uyuşturucu müptelası piyonların saltanatlarını başlarına yıkmak için görev başına …

Var olma ve yok olma savaşında ezilenlerin yanında yer almayanlar alçaktır. Sessiz kalmak, duymadım, görmedim, bilmiyorum demek halklarımızın haklı savaşına ihanettir.

İki tür savaş vardır; biri işçi ve emekçilerin hakkını alma savaşı, diğeri ezenlerin, kan emicilerin zulüm düzenlerini sürdürme savaşıdır. Biz halkların ezilenlerin haklı savaşlarının yanındayız, onun yürütücüsüyüz. Haksızlıklar devam ettiği sürece, haksızlığa karşı savaşımız her alanda devam edecektir. Yani „barış“ baronları yalan söylüyorlar. Ezenlerle ezilenler arasındaki eşitsizlik var oldukça sömürücü emperyalistlere ve onların faşist uşak yöneltimlerine karşı özgürlük ve sosyalizm mücadelesine devam edecektir. Dünyamız hızla yeni bir emperyalist savaş içine sokuluyor bunu unutmamak ve ona uygun koşullanmak gerektiğini düşünüyorum. Koşullar mevcut, ülkemizde kaos ortamı aldı başını gidiyor, darbede dahil her şey her an olabilir. Sivil faşistler ve Dinci ırkçı faşistler işbaşında, katliam ve linç girişimleri başladı .Geri dönülmez bir savaş içine halklar çekiliyor provokasyon ve böl parçala yönet taktiği uygulanıyor. Kesinlikle bu oyuna gelinmemeli, direk devlete ve faşizme karşı mücadele yükseltilmelidir.

Ülkemizin dört bir yanını faşizme zindan edelim!

Zafer Kobani de tohumlandı Kürdistan ve Türkiye’de zaferle taçlanacaktır. Buna inanın ve devrim kavgasında ölüm sessizliğine bürünmeyip sesimize ses verin .Yarın çok geç olabilir.

6 Ekim 2014

scroll to top