Home , Haberler , KCK: AKP, demokratikleşme hamlesinin muhatabı olmaktan çıktı

KCK: AKP, demokratikleşme hamlesinin muhatabı olmaktan çıktı

bayikBEHDINAN | 16-03-2014 | KCK Yürütme Konseyi 3-10 Mart tarihleri arasında yaptığı Yürütme Konseyi toplantısının deklarasyonunu yayımladı. AKP’nin artık demokratikleşme hamlesinin muhatabı olmadığını ifade etti

AKP hükümetinin siyasal zeminini yitirip, işlevini kaybettiğini belirten KCK Yürütme Konseyi yayımladığı deklarasyonda hegemonya peşinde koşan AKP iktidarının demokratikleşme hamlesinin muhattabı olmaktan çıktığını ifade etti. Açıklamada demokratikleşme için öneriler de sıralandı

KCK Yürütme Konseyi yaptığı yazılı açıklamadan satır başları şöyle;

AKP Hükümeti yaşanan siyasal krizi demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümüyle aşacağına, hegemonik zihniyetle daha baskıcı politika ve uygulamalara yönelmiştir. Tüm hegemonik zihniyette olanların sandığı gibi böyle davrandığında sorunların üstesinden geleceği yanılgısı içine girmiştir…

AKP gibi hegemonya peşinde koşan bir hükümetin bu sorunu çözemeyeceği anlaşılmıştır. “ Bu açıdan da AKP Hükümeti Önder Apo’nun başlattığı ve Hareketimizin de başarıya ulaşması için büyük çaba harcadığı demokratikleşme hamlesinin muhatabı olmaktan çıkmıştır…

Gelinen aşamada AKP ne egemen dış ve iç güçlerin ne de halkların ihtiyacına cevap verecek durumdadır. Bu nedenle her bakımdan siyasal olarak işlevini yitirmiştir. Eski hegemonyanın dağıldığı ortamda AKP çok uğraşmışsa da, iktidar olduğu on iki yıl içinde kendi hegemonyasını kuramamıştır. Kürt halkı ve Türkiye halklarının direnişi buna fırsat vermemiştir…

AKP işlevini yitirdi

Şu anda AKP Hükümeti siyasal zeminini yitirip işlevini kaybederken, dış güçler her zaman olduğu gibi kendilerine bağlı ve çıkarlarına uygun bir politika izleyecek yeni bir iktidar blokunu Türkiye’de hükümet yapmak istemektedir. Ancak AKP iç ve dış siyasal zeminini ve toplumsal desteğini kaybederken, dış güçler ve onların Türkiye’deki uzantıları yeni bir iktidar bloku oluşturup kendi hegemonyalarını sağlama konusunda zorlanmaktadır. Çünkü halklar Ortadoğu genelinde olduğu gibi eski hegemonik baskıcı güçleri etkisizleştirirken, yeni bir hegemonik baskıcı gücün iktidar olmasını istememektedir…

Dış güçler ve işbirlikçilerinin AKP’nin iktidarı dağılırken, bu dağılmanın kontrollü olması için büyük çaba gösterdiğini de belirtilen deklarasyona şöyle devam edildi: “Bu güçlerin halkın toplumsal muhalefetinin radikal demokratik karaktere kavuşmasını istememeleri, halkın muhalefeti ve direnişini kendi iktidarcı hegemonik amaçlarına akıtmak için çaba içine girmeleri bu gerçekliği göstermektedir. Halkın direnişinden sadece AKP Hükümeti değil, dış güçler ve onun içerideki uzantıları olan Fetullahçılar, CHP ve MHP de ürkmekte ve korkmaktadır…

Mevcut süreç eski hegemonyanın dağıldığı, hükümetin de siyasal gücünü yitirdiği, ama yeni bir hegemonik iktidarın kurulmasının da halklar tarafından kabul edilmediği bir siyasal ortamı ifade etmektedir. Bu durum demokrasi güçleri ve halkların sürece müdahil olarak radikal demokratik bir hamle yapmalarına imkan vermektedir. Başta Kürtlerin ve Alevilerin varlık ve özgürlük sorunları olmak üzere, tüm toplumsal ve siyasal sorunların köklü bir demokratikleşme olmadan çözülmesi mümkün değildir. Bu nedenle dış güçler ve onların içteki uzantıları hiçbir soruna çözüm bulamamaktadır. Bu da siyasal, sosyal ve ekonomik sorunların ağırlaşmasını beraberinde getirmektedir. İşte bu ortam demokrasi güçlerinin ve halkların sürece devrimci demokratik bir müdahale yapıp Türkiye’yi demokratikleştirmesine oldukça meşru bir zemin ve fırsat sunmaktadır…

Sorunların ağırlaştığı bir süreçte iç ve dış hegemonik güçler demokratik devrimci güçlerin etkili hale gelmemesi için CHP ve Fetullahçılar üzerinden AKP Hükümetini tedricen aşıp yeni hegemonik bir hükümet kurmayı hedeflemektedir. Halk güçleri dış güçlerin yeni hegemonik ve antidemokratik bir iktidarı halkın başına musallat etmesine müsaade etmemeli ve buna fırsat vermemelidir. Türkiye halkları, Kürt Halk Önderi’nin başlattığı sürece yüzde 80 oranında destek veriyorsa, bu desteği demokratik Türkiye’nin gerçekleştirilmesine vermektedir. Halklarımız radikal demokratikleşme istiyorsa, demokrasi güçlerinin bu isteğe doğru cevap verme sorumluluğu vardır. Bu hem siyasi hem de ahlaki bir sorumluluktur. Halklarımız bu sorumluluğu üstlenen güçlere sahip çıkacak ve onların yürüteceği mücadelenin içinde güçlü biçimde yer alacaktır…

Türkiye’nin mevcut siyasal ortamında demokrasi güçlerinin bir program etrafında ittifak oluşturarak siyasal mücadeleyi halk güçleriyle birlikte yürütmekten başka sorunlara çözüm bulmaları ve Türkiye’yi demokratik istikrara kavuşturmaları mümkün değildir” denilen deklarasyonda, “Kürt halkının ve Türkiye’deki demokrasi güçlerinin ağır bedeller vererek yürüttüğü özgürlük ve demokrasi mücadelesi böyle bir Türkiye’yi gerçekleştirecek birikim ve tecrübeye sahiptir…

Radikal demokratik güçlerin etrafında ittifak kurup mücadeleyi yükselteceği Türkiye’yi demokratikleştirme programı esas olarak aşağıdaki çerçevede olabilir. Kuşkusuz ortaya koyduklarımız gerçek demokrasinin önünü açacak ve gerçekleşmesini sağlayacak öneriler niteliğindedir. Bu önerileri tüm demokrasi güçleri tartışmalı ve Türkiye’nin demokratikleşmesini sağlayacak gerçek bir demokratik program ortaya çıkarmalıdır” denildi…

KCK Deklarasyonunda “demokratikleşme” için aşağıdaki öneriler sıralandı

-Farklılıkları tekleştiren ve asimile eden her türlü anlayış ortadan kaldırılarak Türkiye’deki tüm farklı etnik, dinsel ve sosyal toplulukların tam düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğüyle kendi kendilerini demokratik ve özgür yönetmelerini sağlamak.

-Kadın erkek farklılığına dayalı eşitliğin kabul edilerek toplumsal cinsiyetçiliği tümden ortadan kaldırıp kadın özgürlüğüne dayalı bir özgürlük anlayışı ve ahlaki-politik toplum gerçeğini ortaya çıkarmak.

-Egemen sınıflar tarafından yıkılan adalet ve eşitlik anlayışının yarattığı tüm tahribatları gidererek toplumsal adalet ve eşitliği sağlayacak hukuku toplumsal ahlakı temel alarak yeniden yaratmak.

-Baskıcı, sömürücü, hegemonik güçlerin toplumlar üzerindeki hakimiyetini kurmak için zindanlara doldurdukları tüm siyasi tutsakların serbest bırakılmasını sağlamak.

-Hakikatleri Araştırma Komisyonu kurularak Mustafa Suphi’lerin katledilmesi, Şeyh Sait ve Seyit Rıza’nın idamıyla sonuçlanan saldırılar başta olmak üzere bugüne kadarki tüm siyasi cinayetler ve darbeleri araştırarak gerçekleri açığa çıkarma temelinde toplumsal barışın sağlamak.

-Halkın demokrasi ve özgürlük mücadelesini bastırmak için kurulmuş tüm sivil ya da resmi özel savaş kurumlarının dağıtılması; terörle mücadele altında oluşturulmuş özel birlikleri ve koruculuğu lağvederek toplumların iradesi, örgütlenmesi ve özgürlüğü önündeki tüm engelleri kaldırmak.

-Kürt halkının ve Alevi toplumunun sorunları başta olmak üzere, tüm etnik ve inanç topluluklarının gerçek demokratikleşme içinde haklarına kavuşmalarını sağlayacak bir programın oluşturulmasını ilkesel olarak Türkiye halklarına deklare etmek. Bu tür sorunların çözümü için Kürtler ve Alevilerle diğer etnik ve dinsel toplulukların temsilcilerini muhatap alarak müzakere temelinde ve demokratik zihniyetle sorunları demokratik çözüme kavuşturmak.

-Eğitimin tüm farklı dil ve lehçelerin ihtiyaçlarını da karşılayacak biçimde bilimsel demokratik temelde yeniden yapılandırılması

-Sağlığın toplumcu anlayışla demokratik temelde yeniden yapılandırılması ve tüm sağlık hizmetlerin karşılık beklenmeden gerçekleştirilmesi.

-Ekonomik alanı da toplumsal ve siyasal alan gibi demokratik toplumcu karaktere kavuşturmak. Hem topluluklar ekonomisinin hem özel işletmelerin oluşturduğu ekonomik faaliyetlerin tam şeffaf olması temelinde toplumun en demokratik yaşam alanı olan ekonomik alanı toplumun çıkarlarını koruyacak biçimde anayasal ve yasal güvenceye kavuşturmak. Ekonominin ekolojik ilkelere uyması zorunluluğunu ilkesel olarak kabul etmek.

-Ekonomik alanda tekelciliğin tamamen önüne geçecek yasaları çıkarmak.

-Emekçilerin örgütlenme ve sendikalaşma özgürlüğünü tam sağlamak.

 Kaynak: ANF

scroll to top