Anasayfa , Avrupa , İsveç Seçimlerinden Kazanan Çıkmadı

İsveç Seçimlerinden Kazanan Çıkmadı

İsveç |10.09.2018| 9 Eylül Pazar günü gerçekleştirilen genel ve yerel seçimlerin kesin olmayan sonuçları açıklandı. Henüz 200 bin civarında olan sayılmamış yurtdışı oyları ve erken kullanılan oyların çarşamba günü netlik kazanacağı açıklandı. Bloklar arasındaki farkın 20 bin oy civarında olduğu göz önünde bulundurulduğunda milletvekili dağılımında sonuçları etkileyebilecek bir bekleyiş söz konusu.

faşist-ırkçı parti üçüncü parti

Mayıs ayı itibariyle yapılan istatistikler ve kamuoyu araştırmaları, seçimlerde alınacak olan sonucun iç açıcı olmayacağı ve ülkeyi politik krize sürükleyeceği düşünülüyordu. Bunun bir nedeni herhangi bir bloğun hükümeti kuracak bir çoğunluğa ulaşamayacak olması ve diğer nedeni de faşist-ırkçı İsveç Demokratları’nın parlamentoda ikinci büyük parti olarak seçimden çıkacağıydı. Milletvekili seçimlerinden çıkan sonuç tahminlerden pek farklı olmadı. Sonuçlara göre Kırmızı-Yeşil Blok %40.6 ile 144 milletvekili, İttifak partileri ise %40.3 ile 143 milletvekili çıkarıyor. Faşist-ırkçı İsveç Demokratları da %17.6 ile 49 olan milletvekili sayısını 63’e çıkarıyor. Bu tabloya göre Kırmızı-Yeşil Blok içerisinde yer alan Sol Parti, Sosyal Demokrat İşçi Partisi ve Çevre Partisi, İttifak partileri arasında bulunan Muhafazakar Parti, Hristiyan Demokratları, Merkez Partisi ve Liberaller’den bir kişi fazla milletvekili sayısına ulaşıyor. Buna rağmen İsveç Demokratları’nın elde ettiği güçlü konum nedeniyle hükümeti kuramıyor.

İttifak partilerinin başbakan adayı olan Muhafazakar Parti başkanı Ulf Kristersson, hiçbir şekilde Kırmızı-Yeşil blokun hükümeti kurmasına müsaade etmeyeceklerini, hükümeti kurma yetkisinin kendilerinde olduğunu açıkladı. Kendilerinin de buna yetecek sayıda çoğunluğa ulaşamadıkları gerçeği onları İsveç Demokratları’nın desteğini almayı zorunlu kılıyor. Bu konuyla ilgili olarak seçim öncesi aldıkları tavrı sürdüreceklerini ve kesinlikle bu partiye bağlı olarak hükümet olmayacaklarını açıkladı.

Ulf Kristersson’un açıklamaları, Merkez Partisi’nin de kapılarını İsveç Demokratları’na kapatması üzerine kriz derinleşti. Çünkü İttifak partilerinin hükümeti kurabilmeleri için İsveç Demokratları’nın parti başkanı olan Jimmie Åkesson’un ”gelin hükümeti beraber kuralım” çağrısına olumlu yanıt vermesi gerekiyor. Aksi halde Çevre Partisi veya Sosyal Demokrat İşçi Partisi ile uzlaşmaya gitmek zorunda ki Sol Parti ile hiçbir şart altında beraber hareket etmeyeceklerini açıkladılar. Bir diğer ihtimal ise Merkez Partisi’nin ve küçük bir ihtimal dahi olsa Liberaller’in Kırmızı-Yeşil blokla beraber hareket edebilmeleri söz konusu. Özellikle Merkez Partisi başkanı Annie Lööf’ün seçim kampanyası döneminde faşist-ırkçı İsveç Demokratları’na karşı yürüttüğü tavizsiz ve kesin propaganda kendi seçmeninin gözünde geri dönüşü olmayan bir kararlılığı ifade ediyor.

İsveç Demokratları ise oylarını yükseltmiş olmalarına rağmen büyük hüsrana uğramışa benziyor. Seçim öncesinde yapılan kamuoyu araştırmalarında partilerinin oyunun %25-30 civarında olabileceği ve kendilerinin parlamentoda ikinci büyük parti konumuna erişeceği tahmin ediliyordu. Bunun nedeni partinin çoğalan kitlesiyle kendilerine oy verecek olanların çoğunun henüz bunu açıklayacak cesaretlerinin olmayışıydı. Ne var ki seçim sonuçlarında 14 koltuk kazanmalarına ve oylarını %4.7 puanla arttırmış olmalarına rağmen ikinciliğe yükselemeyerek %17.6 puan ile yetindiler. Buna rağmen ciddi bir artış yakalamaları, eskisinden çok daha rahat hareket edecekleri ve parlamentodaki konumları nedeniyle ciddi tehdit oluşturacakları gerçeğiyle karşı karşıyayız.

Belediye Seçimlerinde Komünist Parti barajı aştı

Belediye seçimlerinde de genel seçimlere benzeyen bir tablo söz konusudur. Henüz yerel seçimlerin sonuçları kesin olarak açıklanmadı fakat sol açısından göze çarpan üç bölge var. Sol Parti’nin Göteborg’da aldığı oy %12.5 civarındayken, Sorsele’de %37.1 ve Degerfors’da ise %35.7 oldu. Bir diğer konu ise ırkçı-faşist çetelerin merkezi haline gelen Ludvika’da seçime katılan NMR (Nationella Motståndsrörelsen – Ulusal Direniş Hareketi) %1.3 oy alarak belediyeye giremedi. Buna karşılık ise Komünist Partisi barajı aşarak bir belediye encümenine sahip oldu. Yine Ludvika’da faşist-ırkçı İsveç Demokratları %15.7 oy alırken Sosyal Demokrat İşçi Partisi %32.3, Sol Parti ise %8.1 oy aldı.

Seçimlerle ilgili değerlendirmelerin çarşamba gününe kadar süreceği ve hükümeti kurma süresi olan iki haftanın yoğun tartışmalarla geçeceği düşünülüyor. Anti-faşist, anti-emperyalist sosyalist ve demokrat kesimlerin ise seçimlerden çıkaracakları ders doğru değerlendirmelerin sonucunda ortaya çıkacaktır. Sol Parti’nin ve ırkçı-faşist İsveç Demokratları’nın artan oyları iyi değerlendirilmeli, kampanya döneminde grev hakkının sınırlandırılması ve özelleştirmeler gibi konuların gündemin dışında kalmasına dair dikkat çekecek konuların açığa çıkarılması ve nedenlerinin açıklanması son derece önemlidir. İsveç burjuvazisi şu anda klikler arası bir çıkmazın içindedir. Ya verilen sözler, alınan tavırlar unutulacak ya da hükümet iki haftalık süre içinde kurulamayarak yeniden seçime gidilecektir. Bu süre içerisinde önemli olan burjuvazinin çarkına karşı bir alternatifin olduğu, milliyetçiliğin ve kapitalizmin insanı insana yabancılaştırmaktan başka bir işe yaramadığı ve dinin de sorunları çözmeyeceği halka somut örnekleriyle açıklamak olacaktır.