Anasayfa , Dünya , İLPS’in Mayıs 2001 kuruluşunun 10. Yılında

İLPS’in Mayıs 2001 kuruluşunun 10. Yılında

DÜNYA | 11 – 07 – 2011 | Sürekli olarak demokratik, anti-emperyalist ve enternasyonal ilkeleri yukarıda tutmak, kitleler mücadelelerinde hizmet etmek ve emperyalizme ve tüm gericiliğe karşı örgütlü direnişi inşa etmek için bir araya gelelim!

Halkların Uluslararası Mücadele Ligi’nin (ILPS) 25-27 Mayıs 2001 tarihinde kuruluşunun 10. Yılında, ILPS’nin kurucu üyelerinden aşağıda imzası olan bizler dünyanın her yanındaki tüm demokratik ve anti-emperyalist güçlere 18 ay önce, 21 Kasım 2009’da, ILPS’in Uluslararası Koordinasyon Komitesinin (ICC- ILPS’nin iki kongre arası en üst karar mercii) toplantısında, ICC Başkanı Prof. Jose Maria Sison ve onu destekleyen grubu ile Atina’da gerçekleşen IMAR’da (Uluslararası Göçmenler ve Mülteciler Birliği) ortaya çıkan problemleri bahane olarak öne sürerek başkanlığına ‘güven olmadığı’nı bir tehlike olduğu iddiasıyla ICG (Uluslararası Kordine Grubu- Yürütme Kurulu) fesh etti. Toplantıyı yönettiği için, diğer ICC ve ILPS görevlilerinin protestolarına kulak asmadan, ICC’nin sorunları duyma ve tartışma hakkını, raporları dinleme ve sorunu çözme yönlü olanakları ICC’nin otoritesini reddederek engelledi. Bizlerin birliğini sağlayan temel dayanışma ruhunu ihlal ederek, Sison ICC’yi ve dolayısıyla bir bütün ILPS’yi tasfiye etme eşdeğerinde bir dizi önlem ilan etti.

Bu anti-demokratik, düzensiz ve kötü davranışların yol açtığı sonuçları tersine çevirme ve onarma için süren yaklaşık 18 aylık sabırlı girişimlerden sonra artık bu yönlü tüm yolların kapandığını düşünüyoruz. Bu süreç içerisinde, ILPS ismini kullanmadık veya hiç bir medya ayağımızdan sorunları çözümüne yer bırakmak ve durumu daha da kötüleştirmemek için kendi çıkarımıza kullanmadık. Ancak, bu gösterişçi gurup, 24 Kasında ICC imzasıyla bir resmi bildirge yayınlayarak, hiçbir şey olmamış gibi davranarak açıklamalar yayınlamaya devam etti. Biz 21 Kasım 2009’dan sonra çıkan hiçbir kararı, açıklama veya bildiriyi geçerli görmüyoruz, çünkü ILPS’in Haziran 2008’de gerçekleşen 3. Uluslarası kongre iradesiyle seçilmiş olan ICC’nin iradesiyle yazılmamış ve gerçekleşmemiştir. Dahası, Temmuz’da Manila’da yapılması planlanan etkinliği de ILPS’nin ‘4. Uluslararası Kongre’si olarak görmüyoruz ve bu nedenlede Prof. Sison ve grubunun ICC’nin Kasım 2009’da almış oldukları yıkıcı kararları mühürletecekleri bir sahnede bulunmayacağız.

Aynı grup tarafından ICC adı altında yayınlanan bildirgede, Prof. Sison’un yeniden başkanlığa seçilmesine ve diğerleri ile “bazı” ICC üyelerinin seçilmediğini ve bu toplantının bazı “sekter” eğilimlere son verdiğine yazılmaktadır.

Doğrusu, ILPS içinde geliştirilen konsensüs ve ortak çalışma ruhunun yadsımanın yanı sıra, bahsi gecen ortak bildirge ILPS’in tarihsel mirasını da saldırıyor, ILPS’in ana kuruluş örgütleri ve onların ILPS’i geliştirmek için geliştirdikleri inisiyatifleri ve onların yorulmaz çabaları “sekter” olarak damgalıyor.   ILPS bayrağın altında oluşturulan faaliyetlerin % 70’i bu çabalardan oluştuğu halde, şu çok nettir ki, bu saldırılar ILPS’in kazanımlarına yönelik saldırılardır ve tarihsel mirasından kararlı bir şekilde kopartılmaya çalışıldığının açık göstergesidir. Selanik Direnişi 2003, Mumbai Direnişi 2004, Resistanbul 2004, Atina’daki Anti-Emperyalist, Anti-Kapitalist Forum 2006 gibi etkinlikler, Glean Eagle- İskoçya ve Rostock-Almanya’daki G-8 zirvelerine karşı örgütlemeler, sürdürülen kampanyalar örneğin ABD Askeri Üsleri Kapatılsın Kampanyası, yerinden edinmelere hayır kampanyası, Uluslararası Hindistan Halka Karşı Savaşa Hayır Kampanyası ve sayısız konferanslar, sempozyumlar ve örgütmeler tamda saldırılan örgütler tarafından önderilik edilen ana projelerdi.

Bugün bu sekter grup, Manila’da bir etkinlik düzenleyerek yapmış oldukları anti-demokratik eylemleri sağlamlaştırmak ve bu etkinliğe “ILPS 4. Uluslararası Kongresi” olarak lanse ederek üstünü kapatmak istemektedirler. ICC’de neler olup bittiğini açıklamadan ve ILPS üyelerinin birçoğunun bu yaşananlardan haberi olmadan bunu yapmak istemektedirler.

ILPS’nin kuruluşunun 10. Yılında, kamuya açık bir şekilde şu anki samimiyetsiz davranışlarla zarar verilen ILPS içinde beslenip büyüyen birlik ruhunu savunmak ve emperyalizme ve gericiliğe karşı mücadelemizdeki kolektif çalışmamızın başarılarını sürdürmek istiyoruz.

ILPS farklı ideolojik ve politik farklılıkların ve daha önemlisi emperyalizme ve gericiliğe karşı birleşme ihtiyacının acil bir zorunluluk olduğunun tamamen bilincinde olunarak kurulmuştur.  Başlagıcından bu yana, işbirliğini ve farklı sorunları fikir birliği içerisinde değerlendirebilmek için tartışma ve diyalog mekanizması oturtulmuştur. Fakat başından beri hegemonist, bürokratik ve sekter çizgi gözle görünür şekilde mevcuttu. Ancak, biz diyalog ve karşılıklı saygı yitirilmedikçe bu eğilimlerin olumsuz etkileri kontrol altına alınabilinirdi.

ILPS, genel olarak halk hareketi içersindeki ideolojik ve siyasi farklılıkların var olduğu tam bilinciyle kuruldu, ancak daha da önemlisi, emperyalizme ve gericiliğe karşı birliğin acil bir ihtiyaç olduğu farkına varıldı.  Başlagıcından bu yana, işbirliğini ve farklı sorunları fikir birliği içerisinde değerlendirebilmek için tartışma ve diyalog mekanizması oturtulmuştur. Fakat başından beri hegemonist, bürokratik ve sekter çizgi gözle görünür şekilde mevcuttu. Ancak, biz inanıyorduk ki, diyalog ve karşılıklı saygı korunduğu müddetçe bu eğilimlerin herhangi olumsuz  bir etkisi kontrol altına alınabilinirdi.

  1. Uluslararası Kongre’den 2. Uluslararası kongreye kadar bu diyalog ve konsensüs sağlıklı bir şekilde korundu. Hollanda’daki 2. Uluslararası Kongrede, sağ  ve sekter çizgi Çin’i (kapitalist restarasyonu ve emperyalist devlet olarak ortaya çıkan)  ve diğer gerici devletleri destekleyen görüşlerini empoze etmeye çalışıldı. Bu çizgi ILPS’in tüzüğünü inkâr eden bir çizgi olduğu için bileşenler tarafından reddedildi. Her ne kadar bu çizgi kongrede reddedilmiş olsada, varlığını sürdürmeye devam etti.

Bu kongrede, yeni seçilmiş olan ICC ProfJM Sison’u ICC başkanı olarak seçti. 2. Uluslararası Kongreden Haziran 2008’de Hong Kong’da gerçekleşen 3. Uluslararası Kongreye kadar diyalog ve görüşmeler varlığını sürdürür ve birçok eylem ve projeler gerçekleştirilirken, bir yandan da artarak ILPS başkanı  ILPS’nin tüzüğünde onayladığı gibi “baş sözcüsü”  olarak görüldü- ancak git gide başkanın görevi kendi grubu tarafından ILPS’nin  “tek sözcü”sü  olarak yorumlandı.  Bu bir sorun haline geldi, çünkü ILPS’in diğer görevlileri etkili bir şekilde demobilize edildi. Ancak bizler hala ILPS’nin başlangıç aşamasında olduğundan ILPS başkanının dile getirdiği çizgi kolektifi temsil eder tarzda oldukça, bu sorunların çözülebileceğine inandık. Ancak, ilk ayrılış sinyalleri, bu göreve geldikler kısa bir süre sonra Prof. Sison’un “kendi önderlik metodunu” dayatmasıyla oldu. Başkanın kendi bürosunu kurarak sürekli farklı kurumları temsilen seçilmiş diğer bileşene danışmadan açıklamalar yazması ve direktifler vermesi Kasım 2009’a kadar süren bir tarz ve uygulama halini aldı. Bu pratik Prof Sison’nun 2001-2004 yıllarında ILPS’nin genel danışmanı olarak kendi öneri ve genelgele karşı bir pratikti, kendisi bu süreçte ICC üyelerine daha geniş danışılmasını ve ICG ve genel sekretarya’nın taslak hazırlıkları ve açıklama yazılarında daha fazla yer almalarının sağlanmasını önermişti.

 

Nisan 2005’de, Bandung Konferansının (1955) 50. yılında başkanın bürosu hiçbir ICC bileşeniyle danışmadan, ICC başkanın imzasıyla “ILPS Bandung ruhu tarafından rehber edildiğini” açıkca deklare etti. Aslında, o ana kadar, bırakın Bandung ruhunu onun ismi dahi ne kitlesel ne de özel toplantılarımızda aklımıza veya tartışmalarımıza girmedi. Hiç şüphesiz ki, bu tür görüşler ILPS’in içinde ve dışında halk hareket safları içerisinde vardır ve var olacaktır. Fakat birçoğu Bandung Konferans’ı enternasyonalizmin ruhundan uzak ve ters olduğunu inanıyor, çünkü her ülkedeki işçilerin ve diğer ezilen halkları gericiler ve komprador devletler tarafından kullanıldı, onlar halk yığınlarının sömürge karşıtı ve anti-emperyalist duygularından faydalanarak birçok ülkede kendi hegemonyaları ve imtiyazlı posizyonlarını meşrulaştırdı ve güçlendirdi.  Bu “Bandung ruhu” demokratik, anti-emperyalist bir kitle oluşumunun rehberi veya temeli olarak görülemez. Bir ILPS bileşeni olarak böylesi iddiaları yapmanın anti-demokratik doğasının yanısıra, en basit haliyle ILPS’nin bu ruh rehberliğinde kurulduğu doğru değildir. ILPS’nin “karışılmama” ilkesini savunan “müttefik olmayan” bir hareketin parçası olma ve BM tüzüğüne saygı duyma düşüncesi zaten başlıbaşına ILPS tüzüğüne uzaktır. ILPS tüzüğü kurumun herhangi bir devletin, parti veya dini kuruluşun parçası veya uzantısı olmayan demokratik ve anti-emperyalist bir kitle oluşumu olarak tanımlar. ILPS yorulmayan enternasyonlizm ruhu ile kurulmuştur. Yani, halk hareketleri “senin düşmanın ben düşmanımdır! Senin kavgan benim kavgamdır!” temelinde birleşebilmektedir. Bu zaten doğası gereği bizlerin aktif bir şekilde bir birimizle ve diğer haklı halk mücadeleriyle dayanışma içerisinde olmamız gerektiğini belirtmektedir.

ILPS net ilkelerle kurulmuştur. Tüzüğü bağımsız bir kurum olduğunu söylemektedir- emperyalizmden ve tüm gerici hükümetlerden bağımsız. ILPS kendini Dünya Sosyal Forum’undan ayırmak için çaba göstermiştir. Ancak ilginçtirki, sosyal demokrasi, sivil toplum grupları ve fonlar alan sivil toplum örgütleri Dünya Sosyal Forum’un (WSF) “Bandung ruhuyla” kurulmasından gurur duymaktalar. Açıktır ki, Dünya Sosyal Forum’u emperyalizmi humanize etmek, halk ayaklanmaları içerisindeki gelgitleri korumak için yardımcı olmak, reformları desteklemek, sosyal kurtuluş mücadelelerini zayıflatmak ve yeni ve daha iyi bir dünya yaratmak için önce emperyalist sistemi yıkma ihtiyacını bulandırmak amaçlı kurulan bir harekettir.

Bunun aksine, ILPS emperyalizme ve bütün gericiliğe karşı dünya halklarının ulusal ve sosyal Kurtuluş mücadelelerine enternasyonal destek sunma konsepti üzerine inşa edilmiştir. Bu ILPS konu maddelerinde başlıca önemi alan ilk madde olarak teyit edilmiştir.

Gittikçe, başkanın bürosu problemli açıklamalar yayınlamaya devam etti, her ne kadar bunlar ILPS içerisinde bir grubun görüşlerini yansıtsada tüm kurumun görüşleri değildir. Bu ilişkilerin daha da zorlaşmaya başladığı bir dönem olan 3. Kongre sonrasına kadar devam etti. Gitgide, başkanın bürosu ILPS’in kolektif aklının temsilcisi olması gereken bir yer olmak yerine kimsenin eleştirmeden uymasını beklediği ve talep ettiği tek otorite gibi davranmaktaydı.

Ocak 2009’ta, ILPS başkanı hiç bir ICG üye ile danışmadan ve genel sekreteryanın daha önce verdiği bildirge yok sayarak ve özelliklede dış ilişkiler başkan yardımcısıyla danışmadan, kendi elemanlarından bir üye Beyrut Konferansa katılmak üzere gönderdi.  Düşünülen temsilcisi Filipinler’de bulunan bir örgüt temsilci olacaktırki aynı zamanda Konferansta ILPS’i temsil edecekti. Hiç şüphesizki, bu konferans kasten İran Dış Bakanlığının halkla ilişkiler’n bir icrasıydı. Hamas’tan bir temsilci etkinliğin açlışını yaptı ve katılımcı liste arasında İran Danışma Bakanlığın’dan temsilciler vardı.

2009 Şubat ayında, bu sorun sıcak tartışmalara neden oldu ICC’nin yıllık toplantısında. Dış ilişkilerden sorumlu başkan yardımcısı ve diğer ICC üyeleri başkan bürosundan konferansa giden temsilcinin raporuna karşı çıktı ve reddetti ve Beyrut Konferansına Prof. Sison tarafından bu şaşırtıcı ve yetkisiz katılımın cirosunu ICC’ye ödetmeyi amaçlamasını engelledi.

Başkanın danışma ve fikir almada edinmiş olduğu anti-demokratik tavırların yanısıra, bunlar ILPS çizgisine uzak bir çizgiyi uyguladığının bir diğer işaretiydi, halk ve düşmanları arasındaki sınırları karıştıran bir çizgi.

Beyrut konferansından 6 ay kadar önce, Haziran 2008’de hazırlık toplantılarından birinde ILPS’in 3. Uluslararası Kongresi 18,000 politik tutsağın gerici İran cumhuriyeti tarafından 1998’de katledilişinin 20. Yılını dikkate alan önergeyi onaylamıştı. Önerge aynı zamanda ILPS’nin İran’da işçiler, öğrenciler, kadınlar ve ulusal azınlıklar arasında yükselen mücadeleyi tam desteklemesini içeriyordu. Ancak, ILPS başkanı temsilcisini bu gerici rejimi uluslararası kamuoyuna iyi ışıklar altında sunan bir etkinliğe yolluyor.

5 ay sonra, Haziran 2009’da, İran’da yapılan sahte başkanlık seçimlerini takiben ve İslam cumhuriyeti içerisindeki çeşitli fraksiyonlardan muhalefet adaylarından gelen seçimlerin sahte olduğu iddialardan sonra kitlelerde rejime karşı aylar süren bir ayaklanma başladı- ki bunu yaparken tüm mevcut iktidara, tüm kurumlara ve onun temel yapısına meydan okudu- ve Bay Ahmadinejhad’ın rejimi halka karşı bir terör saltanatı yağdırırken, başkanlık bürosu bu konuda sessiz kaldı.

Yine, sadece bir hafta sonra, Honduras’da ordunun belli bir seksiyonu bir darbe yapma ve seçilen hükümet başkanını iktidardan düşürmeye çalıştı, bu konu ile ilgili ILPS Başkan bir basın açıklaması yayınladı. O açıklamada, ILPS başkanın ILPS adına ifade ettiği görüşler ne Honduras’da ne de İran’da dahil hiçbir yerde geçerli değildir ve halkları onların düşmanlarıyla karıştıran bir görüşü yansıttı. O suretle Başkan, ILPS’i kitlelerin tüm gericilere karşı örgütlemesi yerine bir gericinin diğerine karşı desteklemesini sağlayan bir oluşuma dönüştürdü, yani bir nevi “benim düşmanım düşmanı benim dostumdur” çürük politikası adapte etti.

24 Kasım 2009 tarihinde Prof. Sison ve grubu tarafından ICC adına yayınlanan ortak sonuç bildirgesinde bu sergilenen anti- demokratik tavrın üstünü örtmek için ve yaptıkları eylemi meşrulaştırmak için ICC üyelerini suçlayarak “partilerin ideolojik inşalarını ILPS’in anti emperyalist ve demokratik çizgiyle beraber, kitlelerin geniş birleşik cephe kurumlarıyla karıştırdıklarını ön politika ve oportünizm olarak yanlış anlatmaya” çalışmışlardır. Açıktır, bu tarz anti-demokratik ve otokratik davranışlar haksızdır ve nerede olursa olsun bir parti kurarkende olsun, ülkelerde kitle birlikleri oluştururken de, kaldı ki ILPS gibi  uluslararası bir birlik ve kordinasyon organında kınanmalıdır.

Nitekim, Atina’daki olaylar ve ILPS başkanın mevcut farklılıkları kızıştırmak için oynadığı rolü ve başkalarını karalamak için kendi posizyonunu kullandı oysa ki yapması gereken şey gözlemci ve tarafsız olarak hareket etmekti, fakat oynadığı rol ILPS ruhundan uzak gelişen bir eğilim gösterdi ve bu zeminde yürüdü, ki bu tutum Kasım 2009 ICC toplantıda sergilenen istikrarsız ve amaçsız davranışlar ve anti-demokratik ve tasfiyeci kararlarla sonuçlandı.

Biz dünya kapitalist sisteminin en kötü ekonomik krizlerinden bir tanesinden geçmekteyiz ki bu kriz son üç yılda dünya ezilen halklarına ve işçilere muazzam zararlar getirdi. Emperyalist güçlerin ve gericilerin dünya ezilen halklarına karşı süren toptan saldırıları devam ederken, ona karşı büyüyen geniş çaplı protestoları ve direniş mücadeleleri dalgasını kontrol altına alamıyorlar. Ortadoğu’daki mevcut karışıklık ve kitle örgütlemeleri ve tıpkı dünyanın birçok yerinde olduğu gibi dünya ezilen halklarının büyük bir çoğunluğu için yaşam koşullarının kötüleşmesi mevcut krizin direk bir ürünüdür.

Halk yığınlarının en geniş katmanlarının bölgesel ayaklanmaları bazı uzun-süreli kuklaların devrilmesini sağladı ama emperyalist devletin açık kırılma ve kopuşunu getirmedi. Çeşitli emperyalist güçler kendiliğindenci kitle ayaklanmalarını kontrol altına almak ve dünya halklarının devrimci mücadelelerini baskı altında tutmak için- şiddet, saldırganlık ve savaşa baş vurarak- birleşiyorlar. Dünyadaki etki ve egemenlik alanları genişletmek ve dünyanın yeniden bölüşümü için bir birleriyle yarışmaya devam ediyorlar.

Bu tür koşullar altında, gericiler yer yer de halk yığınlarının haklı mücadelelerini kendi iktidarlarını sağlamlaştırmak için kullanmaya çalışıyor. Demokrasinin ve halkın haklarının en büyük ihlalcisi olan ABD emperyalizmi, kendisini hem yurtiçinde hem yurtdışında demokrasinin şampiyonu olarak lanse etmekteyken, emperyalist sisteme binlerce telle bağlı olan birçok gerici ise kendilerini “anti-emperyalist” ve Amerikan hegemonyası karşıtı olarak göstermektedir.  Hiç şüphesizki, halkların ulusal ve sosyal kurtuluş amaçı yorulmaz muhalefetlikte ve tüm emperyalist güçlere ve gericilere karşı mücadelede yatıyor.  Çok nettirki, demokrasi için mücadele emperyalizme ve gericiliğe karşı mücadelenin ayrılmaz bir parçasıdır.

Sadece net ve istikarlı bir çizgi, demokratik ve anti-emperyalist ilkeleri takip ederek, halk hareketi birliğinin sabit temelini sağlayabilir. Mayıs 2001’de, ILPS bu ilkeler ve değerler doğrultusunda kuruldu. Bugün, her zamankinden daha çok diyalog, tartışma ve ortak çalışma için acil bir ihtiyaç var, böylece dünya çapında demokratik ve anti-emperyalist güçlerin ilkeli enternasyonalist birliği kavranılacaktır. Sadece o yolla dünya çapında ihtiyaç duyulan desteği ve dayanışmayı halkların mücadele cephesinde uygulayabiliriz ve daha zor koşullarda mücadelede birlik için etkili bir çerçeve oluşturmuş olacağız.

Biz ILPS’in kuruluş üyeleri olarak ve dünyada çeşitli kıtasal bölgelerde kitle örgütlerinin temsilcileri olarak ve yine ILPS’in bizzat seçilmiş görevlileri olarak ILPS’in kazanımları, tüzüğü ve kuruluş ruhuna bağlı olarak bu yüksek amaçlara hizmet etmek için sorumluluğumuzu yineliyoruz. Biz kendi hata ve eksikliklerimiz için sorumluluğumuzu üstleniyoruz.

Biz kendi hata ve zayıflıklarımızın Prof. Sison ve grubunun ILPS’in çıkarları ve dünya çapında halkların mücadeleleri çıkarına karşı böylesi onur kırıcı/aşağlayıcı tutum ve çizgi adapte etmelerine izin verdiğimiz için kendi bütün sorumluluğumuzu üstleniyoruz.

Biz tüm halkların kitle oluşumlarına ulaşmak ve ILPS’in olumlu deneyim ve kazanımlara dayanarak demokratik ve anti-emperyalist güçler arasındaki birliği için adım atacağımıza dair sorumluluk alacağımıza ve bunu enternasyonalizmin yorulmaz ruhu ve emperyalizme ve gericiliğe karşı mücadelemizdeki aktif dayanışma ile yapacağımıza söz veriyoruz. Biz tüm demokratik ve anti-emperyalist güçleri bu çabalarımıza katılmaya davet ediyoruz!

 

Dayanışmayla

İmzalayan:

GN Saibaba – ILPS ICC Başkan Yardımcısı (3. Uluslararası Kongre)
– Güney Asya Bölge Kordinatörü

M Arkolakis – Dış İlşkiler Başkan Yardımcısı (1. 2. Ve 3. Uluslararası Kongre)
–Avrupa Bölge Kordinatörü Regional coordinator for Europe

A Riazi – Genel Sekreter (1. 2. Ve 3. Uluslararası Kongre)

E Brunner – Genel Sekreter Yardımcısı (3. Uluslararası Kongre)

R Scarlatelli – ICC Üyesi (1. 2. Ve 3. Uluslararası Kongre)
– Latin Amerika Bölge Kordinatörü

H Gulum – ICC Üyesi (1. 2. Ve 3. Uluslararası Kongre)

D Norberg – ICC Üyesi (1. 2. Ve 3. Uluslararası Kongre)

Kali Akuno – ICC Üyesi ( 2. Ve 3. Uluslararası Kongre)

Y Gunes – ICC Üyesi (3. Uluslararası Kongre)

A Genc – ICC Üyesi ( 2. Ve 3. Uluslararası Kongre)

Prof K R Chowdry – ICC Üyesi (3. Uluslararası Kongre)

C Perperidou – ICC Yedek Üyesi (3. Uluslararası Kongre)

26/06/2011

 

Kontakt:  info@ilps2001.com

Gönderilen:  info-bureau@lists.ilps-news.com

Abone olmak için bu e-mail adresine yazınız: info-request@lists.ilps-news.com?subject=subscribe

 

30/06/2011

 

Contact:  info@ilps2001.com

Sent through:  info-bureau@lists.ilps-news.com

To subscribe send mail to:  info-request@lists.ilps-news.com?subject=subscribe