Anasayfa , ATİF , ATİF: ”Faşist TC Devleti, Faşist AKP İktidarı Ve T.Erdoğan, Döktüğü Kanlarda Boğulacaktır!”

ATİF: ”Faşist TC Devleti, Faşist AKP İktidarı Ve T.Erdoğan, Döktüğü Kanlarda Boğulacaktır!”

Haber Merkezi |15.12.2018| Almanya Türkiyeli İşçiler Federasyonu (ATİF) yaptığı açıklama ile son süreçte faşist T.C saldırılarını kınadı. ”Faşist TC Devleti, Faşist AKP İktidarı Ve T.Erdoğan, Döktüğü Kanlarda Boğulacaktır!” başlığı altında yapılan açıklamanın tam metni şu şekildedir;

”Faşist TC Devleti, Faşist AKP İktidarı Ve T.Erdoğan, Döktüğü Kanlarda Boğulacaktır!

Faşist diktatörlüğün başı T.Erdoğan kan dökmeye, can almaya ve yakıp yıkmaya doymuyor. Ülke içinde ve dışında saldırganlıkta sınır ve kural tanımıyor.  Kanlı katliamlarına her gün yenilerini ekliyor. 13 Aralık 2018 sabahına doğru da Irak devleti sınırları içinde bulunan Şengal ve Mexmur bölgesindeki Ezidi ve Kürt yerleşim alanlarını 20’nin üzerindeki en gelişmiş savaş uçaklarıyla bombaladı. Birçok ev yerle bir edildi, kadın, çocuk, genç, yaşlı demeden birçok insan vahşice katledildi. Bombardımana tabi tutma bahanesi Kürt ulusal hareketi PKK ve YPG’nin içinde bulunduğu DSG`nin  bölgede bulunuyor olmasıydı. Açık açık ve pervasızca yaşam hakkı tanımayacağız diyor ve şuursuzca tehditler ağızlarından salya akıtarak saldırıyorlar.

 

TC devleti ve bugünkü iktidarının başı Tayyip Erdoğan, aylardır savaş tamtamları vurgularını arttırarak, her vesileyle “Suriye’nin doğusunda bir Kürt oluşumuna asla izin vermeyiz”,  “Kandil’e de gireriz”, şurayı da burayı da alırız, “Bir gece ansızın gireriz” tehditlerini savuruyor. Son günlerde  “Hazırlıklarımızı tamamladık”, “Harekâta birkaç gün içinde başlayacağız”, “yok edeceğiz”, ”bitireceğiz”, “şah-mat planı” vb  naralarının temposunu yükselttiler ve psikolojik savaş yürütmenin eşliğinde işgalci,  ilhakçı emellerini hava gücü operasyonuyla sürdürdüler.

TC devleti, AKP- Erdoğan iktidarı, niteliği gereği, milliyetçi-ırkçı, faşist zihniyeti, işgal ve ilhak ettiği Türkiye’deki Kürdistan’a dizginsizce sistemli olarak saldırıp, imha, inkar, asimilasyon ve soykırımla yetinmemiştir. Kürdistan’ın, emperyalistler tarafından parçalanıp komşu ülkelerin sınırları içinde tutulan diğer parçalarına da tahammülleri yoktur ve olmamıştır. Her vesileyle dolaylı ve direk, ya  saldırmıştır, ya da bölgenin gerici, faşist devletlerin Kürtlere yönelik saldırılarını destekleyip arkasında olmuştur. Deyim uygunsa kodlarına Kürt düşmanlığı işlemiştir. Sosyalistlere, diğer millet ve azınlıklara, çeşitli milliyetlerden  işçi sınıf ve emekçilere düşmanlıklarında da aynı özelliği taşımaktadır.

Faşist TC devleti ve faşist Erdoğan iktidarı, bu tür hava bombardımanlarını ilk defa yapmıyorlar ve bu son da olmayacaktır. Bu son saldırısını bazı alanlarda kara gücünün işgali de izleyebilir. Azez-Cerablus, El Bab bölgesi hattını işgal ederek Afrin’le bağını kestikten sonra Afrin’i işgal etmesi gibi, sınıra en yakın ve bir süre elde tutabileceği yerlere girebilir. Sağ gösterip sol vurma durumu olabilir.

Faşizm, egemen sermaye sınıfının işçi sınıfına, köylülüğe, emekçi halka, farklı ulus ve azınlıklara karşı dizginsiz kanlı bir diktatörlüktür. İşçi, emekçi, ezilen ulus ve azınlıklara karşı bir intikam hareketidir.  Faşizm, her türlü hak ve özgürlükleri gasp etmektir. Faşizm, milliyetçiliği, ırkçılık ve şovenizme taşımasıdır. Faşizm, komşu ülkeler başta olmak üzere başka ülke ve halklara düşmanlığı geliştirmek, körüklemek ve savaşa sürmektir. Faşizm, savaştır, o savaşsız iktidarını sürdüremez. Kitlelerin dikkatini iç sorunlardan dış sorunlara   çekerek, ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve savaş üzerine geniş kitleleri peşinde sürükleyerek, zihinlerini teslim alarak, onları sürüleştirerek kitle tabanını sağlamlaştırıp egemen sermaye sınıfının kanlı iktidarlarını korumadır vb.  TC devleti, AKP iktidarı ve Erdoğan’ı da bu özelliğin gereğini yapıyor.

TC devleti ve Erdoğan diktatörlüğünün Rojova’ya yönelik yaptığı işgaller ve saldırı tehditleri, daha önce de sık sık yaptığı hava ve sınırlı kara operasyonları ve bu son Şengal ve Mexmur’a yönelik saldırıları sadece Kürt düşmanlığından, oralarda Kürtlerin kendi kendini yönetmeye çalışmalarının korkusu değildir. Kuşkusuz bu yön esastır. Kürdistanın küçük parçası olan Rojova’yı engelleyemesem, kendi geleceğini kendi eline almaya çalışan ve kendi kendini yönetmenin “tadına varan” bu küçük parçayı engelleyemezsem Kürdistanın en büyük parçası olan Türkiye’deki Kürdistan’a hem ilham olur, hem destek olur ve Kuzey Kürdistan elimizden gider, Türkiye denilen sınırlar zenginlikleriyle birlikte yarısı gider ve oldukça küçülürüz, elimizden adeta bir şey kalmaz korkusunu taşıyor ve dehşete kapılıyor Türk egemen sınıfları. Korkuları, kabusları bundandır, dehşete kapılmaları, kuduzca saldırıları bundandır. “Milli mutabakat”, “Kumkapı ruhu”, “ikinci milli kurtuluş süreci”, “varlık-yokluk meselesidir” vb söylemleri bu korkudan geliyor.

Bir başka yönü, T.C’nin adeta genlerine işlemiş Osmanlı ruhunun işgal ve ilhak emelleridir. Kürdistanın Rojova ve Güney parçalarını, emperyalistler ve bölge  gerici faşist diktatörlüklerin kendilerine yedirmeyeceğini iyi biliyorlar ama en azında gücünü deneyip, ağırlığını hissettirip oraların yakılıp yıkılan ve yeniden onarılmasından ve yer altı, yer üstü zenginliklerinden daha fazla pay alma emellerini taşımalarından geliyor.

Bir başka yönü ve emelleri, Rojovadaki şeriatçı çetelerine moral vermedir, dayanın, imdadınıza yetişiyorum vb moral ve motive kazandırmadır. İŞİD, El Nursa, Ahrar-i Şam, ÖSO dediği derlemeler vb gibi gerici, şeraitçi, faşist paramiliter güçleri örgütleyip, toparlayarak dayanacağı bir güç durumuna getirmedir.  Böylece hem Kürtlere karşı savaştırma ve Kürtleri zayıflatmak için kullanma, hem DSG bünyesini parçalama hesaplı ve hem de besleyip dayandığı Şeriatçı guruplar üzerinde Suriye devleti karşısında elini güçlendirme hesaplarıdır.

Bir başka hesabı Türkiye de tuttukları Suriyeli vatandaşların özellikle Arap kökenli olanları, hem Türkleştirme, asimle etme, vatandaşlık vermesiyle ve Türkiye’de doğanlar okullara gidenler Türkleştirilip bir süre sonra geldikleri bölgeler ve özellikle sınır bölgesine ve işgal ettikleri yerlere yerleştirerek Rojova’nın Kürt ulusal bütünlüğünü, demografik yapısını bozma ve Arap-Kürt çelişkisini körükleyip, tarihsel bir düşmanlığını geliştirme emelleri gütmektedir.

Bu işgal ve hava saldırılarının bir diğer yönü de başta PKK, YPG olmak üzere DSG’ni savaşla ezme, yok etme vb saldırı ve tehditleriyle emperyalistlere teslim olma baskılaması amaçlıdır. Rusya, Suriye devletine boyun eğ, onunla çalış, onun parçası ol baskılaması yapılıyor. ABD, bana boyun eğmezsen, teslim olmazsan TC sizi yok eder, (Bazı PKK yöneticilerine yönelik para ödülü koyması da teslim almanın baskı hesaplarıdır)  ya da Rusya desteğindeki Suriye devleti sizi yok eder baskılaması yapıyor ve TC devleti üzerine yaptırıyor. Bütün emperyalistlerde bu baskılamayı yapıyor. … TC devleti ve AKP iktidarı işgal ve saldırı hamleleri ve tehditleri bir yanıyla bu hesaplar taşıyor.

Bu saldırıları yaparken ön plandaki emperyalist güçlerin (ABD, Rusya’nın onayını almadan ve Almanya, Fransa ve İngiltere’nin de “olabilir”) onayını almadan bu işgalleri ve hava operasyonları yapamaz ve göze alamazlardı.  Bu ön plandaki emperyalistlerin her birinin kendilerine göre bölgeye yönelik olsun, birbirlerine karşı olsun, TC devleti, bölge ülkeleri ve Kürt ulusal hareketine karşı hesaplarından dolayı onay ve olurunu verdiklerini aklımızdan çıkarmamalıyız.

Faşist TC devleti ve Faşist Erdoğan iktidarının bu son saldırı ve artan tehditleri aynı zamanda bir yandan ekonomik krizin getirdiği yıkım, işçi ve emekçilerin her geçen gün daha kötüye giden durumlarının yarattığı tepki ve öfkesinin kendi iktidarına yönelmesinin önüne geçmek için, kitlelerin dikkatini “dış sorunlara”, saldırı ve savaşa çekip işçi ve emekçilerin dikkat ve tepkilerini başka yerlere yöneltme hesaplıdır. Diğer yandan da yaklaşan yerel seçim yatırımıdır. Milliyetçi, ırkçı-şoven duyguları körükleyerek en geniş kesimleri arkasına toplama hesabıyla iç’te ve dış’ta saldırıların dozajını arttırmaya ihtiyaç duymaktadır.

Bütün emperyalistler ve bölgenin gerici faşist diktatörlükleri çeşitli hesaplar gütmektedirler. Ama unutmayalım ki  onlar her şeye kadir değildirler. Her şey onların hesaplarına göre gitmez. İşçi sınıfının, emekçi kesimlerin, ulusal hareketlerin, halkların da kendi iradeleri vardır. Yeter ki iradelerini kaybetmesinler. İşçi sınıfı ve emekçi hareketleri,  devrimci ulusal hareketler, halklar, egemen sınıfların, emperyalist çevrelerin hesap ve planlarını bozarlar. Onlar, baskıyla, zorla-şiddetle uzun süre halkları yönetilemezler.Tarih ve toplumlar nice zalim iktidarlar gördü ve sonunda hepsi da sonunu gördü. Hiçbir şey bağımsızlık ve özgürlükten daha değerli değildir. Gerici, emperyalist, haksız savaşlara, baskıya, zulme ve sefalete karşı direniş ve  mücadele dışında hiçbir kurtuluş yolu yoktur. Ne emperyalistler ve onların gerici, faşist uşak iktidarları ve tabi faşist TC devleti ve faşist AKP iktidarının Erdoğan diktatörlüğü kendiliğinden yıkılmayacaktır. Bizlerin, emekçilerin, halkların iradi çabasıyla- mücadelesiyle yıkılacaktır. Dünyayı, bölgemizi, ülkelerimizi, halklarımızı cehenneme çeviren zebanilerin suyunu kaynatalım! Ateşi harlayalım! Hayatın her alanında pratikte, mücadeleyi ısrarla yükseltelim! Her karanlığın şafağı kaçınılmazdır. Yeter ki bilincimizi, irademizi, azmimizi kaybetmeyelim! ve bunu kimse esir alamasın!

Kahrolsun TC ve Erdoğan faşist diktatörlüğü!

Şengal ve Mexmur a bombardımana Son!

Şengal ve Mexmur bombardımanı durdurulsun!

Afrin İşgaline Son!

Rojova işgaline Son!

Kürdistanın İşgaline Son!

Bütün işgalciler Kürdistandan defolun!

Türk ulusal baskı ve işgaline Son!  Kürt ulusuna Özgürlük!

 

13 Aralık 2018

ATİF”