Home , Haberler , Zürih’te 19 Aralık, Roboski ve Maraş Katliamları Konulu Panel Gerçekleştirildi

Zürih’te 19 Aralık, Roboski ve Maraş Katliamları Konulu Panel Gerçekleştirildi

ZÜRİH|21.12.2021| Birleşik Mücadele Güçleri İsviçre’nin Zürih kentinde 19 Aralık Pazar günü, Roboski, Maraş ve 19 Aralık katliamlarına ilişkin bir panel düzenledi. Kürt Toplum Merkezi’nde gerçekleşen panele Birleşik Mücadele Güçleri başta olmak üzere dönemin zindan direnişçileri, ölüm orucu gazileri ve çeşitli devrimci kurumlar katıldı.

Etkinlik Kürdistan, Türkiye ve tüm dünyada Devrim, Komünizm ve özgürlük mücadelesinde ölümsüzleşenlerin anısına gerçekleştirilen saygı duruşuyla başladı. Daha sonra katliamlara ve direnişe dair hazırlanan sinevizyonun gösterimi gerçekleşti.

Siyasetçi Yurdusev Özsökmenler 19 Aralık sürecinde Ankara’da Özgür Gündem Gazetesi muhabiriyken operasyonun gerçekleştiğini ve süreci yakından takip ettiğini anlattı. Daha operasyon gerçekleşmeden ana akım medya tarafından operasyon haberinin verildiğini, bunun ise katliamı meşrulaştırma amaçlı olduğunu belirtti. TC tarihindeki Kürt, Alevi ve diğer azınlıklara uygulanan katliamlara değinen Özsökmenler, devletin tekleştirme politikasının farklı olanı yok etme üzerine kurulduğunu ve sürecin bugün tek dil-tek devletten tek adama evrildiğini belirtti.

Maraş Katliamı’nda da santral görevlisi olarak çalıştığını ve telefonlardan yardım çığlıklarının günlerce kesilmediğini, buna rağmen katliamın günlerce sürdüğünü ve  bugün hala Maraş’ta kaç kişinin yaşamını yitirdiğinin tam olarak tespit edilemediğini söyledi. Son dönem hapishanelerdeki baskı ve katliamlara da değinerek, hasta tutsakların ölüme terk edildiğini, intihar denilerek devrimcilerin öldürüldüğünü, otopsilerine avukatlarının alınmadığını ve cenazelerinin kaçırıldığını vurguladı. Halil Güneş, Abdülrezak Suyur, Salih Tuğrul ve Garibe Gezer’i hatırlattı.

Sonrasında söz alan Muzaffer Öztürk de Maraş, Roboski ve 19 Aralık Hapishane katliamı nezdinde tüm ölümsüzleşenleri saygıyla anarak başladığı konuşmasında 19 Aralık’ı, TKP-ML dava tutsağı olarak hapishanede karşıladığını belirtti. Devletin Osmanlı’dan bu yana halka ve emekçi sınıflara, ezilen ulus ve milliyetlere, devrimcilere sürekli bir biçimde uyguladığı katliam politikalarının bugün de hala devam ettirdiğini söyledi. Hapishane katliamı ve direnişleri tarihinden örnekler vererek sürdürdüğü konuşmasında faşizmin katliam politikasından asla vazgeçmeyeceğini, bunun zamanını öngörmenin her zaman mümkün olamayacağını, direnmenin ve katliamlara her zaman hazırlıklı, örgütlü bir güç olarak durmanın gerekliliğini vurguladı.

Malatya ve Maraş’ta alevilere karşı geliştirilen katliamın ertesinde, daha örgütlü hareket eden devrimci ve alevilerin Sivas ve Çorum’da saldırıları daha az kayıpla atlatabildiğini belirtti.

Diğer yandan devletin 19 Aralık’ta da en az 500 devrimciyi katletmeyi göze aldığını, buna rağmen devrimcilerin sergilediği örgütlü ve kahramanca direniş sayesinde çok daha az kayıp verildiğini belirtti.

Konuşmasının devamında 2000’li yıllarda alınan ekonomik kararların hayata geçirilmesi için sokağın teslim alınması gerektiğine vurgu yapan Ecevit Hükümeti’nin söylemini hatırlatarak, toplumun en diri öncü militan güçlerinin bulunduğu hapishaneleri teslim almak ve toplumdan yalıtmak istediklerini söyledi ve devamında „Bu açıdan bakıldığında Hapishane Direniş’i, genel toplumsal direnişin önemli bir parçasıydı“ dedi. Hapishane direnişleri ve ölüm oruçlarında sağlığını önemli ölçüde yitiren direnişçilerle dayanışma içinde bulunmanın, onları yalnız bırakmamanın önemine değinip, bütün direnişçileri selamlayarak konuşmasını bitirdi.

19 Aralık Katliamı’nı yaşayan dönemin MKP dava tutsağı üçüncü panelist, emperyalizmin Ortadoğu politikaları ve bunlar içinde özel olarak Türkiye meselesine değindi. 2000’li yıllarda devletin saldırı konsepti ve yeniden yapılanma programıyla hedeflenenin esasta Arap Baharı, Libya ve Suriye işgalleriyle yeniden dizayn edilmek istenen Ortadoğu coğrafyasında Türkiye’ye biçilen rol için hazırlıkları içinde barındırdığını ifade etti. Hapislerin günümüzde 12 Eylül sürecini aratmadığını, ağır hasta tutsakların ölüme terk edildiği, şaibeli intihar açıklamaları eşliğinde tutsakların katledildiğini söyleyerek Garibe Gezer’in hapishane hayatında uğradığı baskılara değindi.

Panel, katılımcıların konuşmaları ve son olarak Muzaffer Öztürk’ün müzik dinletiyle bitirildi.

scroll to top