Home , Avrupa , Yunanistan Halkı Sel Olup Yollara Aktı

Yunanistan Halkı Sel Olup Yollara Aktı

ATİNA | 06 – 05 – 2010 | binlerce insan, işçi, esnaf, öğrenci, işsiz, kadın, erkek, çocuk, yaşlı 5 Mayıs günü sel olup yollara aktı. Atina 2001 yılından bu yana gördüğü en kitlesel eyleme tanık oldu. Kimi kaynaklara göre 200-300 bin kişiden bahsedilmekte. Sendikalar ilk defa bu kadar kitlesel katılarak var olan öfkeyi yansıttılar. Tüm sendika kortejlerinde canlılık ve dinamizm hakimdi. 5 Mayıs günü devlet daireleri, hastaneler, limanlar, basın kuruluşları, belediye çalışanları, özel sektör emekçileri ve esnaf işbaşı yapmayarak alanlara akın etti.

Saat 11.00’ da Pedion Arios meydanında startı verilen miting, yapılan konuşmalarla başladı. Almanya ve Fransa’dan gelen sendika temsilcileri destek konuşmaları yaparak Yunanistan halkının yanında olacaklarını belirttiler. Yunanistan İşçi Sendikaları Konfederasyonu (GSEE) başkanı G. Panagopoulos söz aldığı sırada ise meydanı dolduran binlerce işçi ve emekçinin tepkisine maruz kaldı. Uzun süre yuhalama ve ıslıkla protesto edilen başkan konuşmasını kısa tutmak zorunda kaldı.

Konuşmaların sona ermesinden sonra ise, devasa kitle meclise doğru yürüyüşe geçmeye başladı. Kalabalıktan dolayı kortejler zorlukla ilerlerken, Omonya meydanına ulaşan öğrenci ve devrimci grupların etrafı da polis tarafından sarılmaya başladı. Polisin varlığına tepki gösteren kitle elinde ne varsa polise atmaya başladı. Sloganların daha canlı atıldığı bu sırada, aslında günün devamında neler getireceğinin de ilk sinyalleri verilmeye başlanmıştı. Saat 13.30 dolaylarında ancak Sindagma meydanına ulaşmaya başlayan kitleler, Meclise girmeye çalıştı. Farklı giriş alanlarından gerçekleştirilen çabalara polis gaz bombası ve göz yaşartıcı gazlarla karşılık verdi. Atılan gazlardan dolayı tüm meydan sis bulutuna bürünmeye başladı.

Sindagma meydanında ilk çatışmaların başlaması, çatışmaların bir anda diğer alanlara da yayılmasını ateşledi. Polis meydana giren tüm gruplara müdahale ederek dağıtmaya çalıştı. Buralarda yapılan müdahalelerde sadece gaz bombalarıyla yetinilmeyerek cop ve motorlu birliklerde kullanıldı. Alana giren YKP (M-L) korteji de benzer saldırıya maruz kaldı. Motorlu birliklerin kortejin üzerine saldırması sonucu bazı kişiler yaralanırken kitle saldırıya kortejleri yeniden oluşturup, yollara bariyer kurarak karşılık verdi. Saldırı karşısında dağılmayan kitle tekrar toplanarak ara sokaklardan yeniden meydana çıktı. Saldırıya rağmen dağılmayıp toplanan ve yürüyüşe devam edilmesi çevrede dağınık olarak bekleyen kitle üzerinde olumlu etki yaratarak onlarında yeniden kortejlerle alana çıkmasına neden oldu. Bu gibi tablolar pek çok kortejde yaşandı. Ve beklide bugünün en önemli başarısı ise kitlenin vahşi saldırılara rağmen dağılmayarak yeniden ve yeniden alana çıkma kararlılığıdır. Uzun süren çatışmalar sonucu polis belli ölçüde geri çekilirken alanları terk etmeyen devrimci ve ilerici gruplar Omonya meydanına yürüdükten sonra tekrar Sindagma meydanına yürüdüler.

Klatmonos meydanında önleri kesilen gruplar, uzun süre burada bekledikten sonra tekrar Omonya meydanına yürüyerek saat 11.00’ da başlayan eylemi 17.00’ de sonlandırdılar.  Gün içinde başlayan ve ara sokaklarda devam eden çatışmalar akşam saatlerine kadar devam etti. Daha çok Eksarhia çevresinde devam eden çatışmalar akşam saatlerinde sona erdi. Fakat çatışmalar sonrası tüm Eksarhia bölgesini kuşatan polis, yüzlerce kişiyi gözaltına aldı. Bölgede bulunan iki ilerici kuruma baskın yapan polis aynı zamanda evlere, kafeteryalara da baskınlar düzenleyip şiddet uyguladı. Baskınlar sırasında pek çok kişi yaralandı. Şuana kadar gelen bilgiler 6 tutuklamanın olduğu yönünde. Fakat ilerleyen saatlerde bunun daha da artacağı belirtiliyor. Özellikle üç banka çalışanının yanarak hayatlarını kaybetmesi, hükümetin ve polisin her şeyi yapabilirim mantığı ile hareket ettirmekte. Yaşanan olayı hareket üzerinde terör estirmede kullanmaktan geri kalmadı.

Bugün hem yaşanan devlet terörünü hem de meclis genel kuruluna gelecek olan sosyal güvenlik yasasını protesto etmek için eylemler yapıldı. İşçi ve memur sendikaları konfederasyonları Sindagma (Parlamento) meydanında toplanırken, devrimci gruplar ise Propilea’da toplanarak meclise yürüyüş gerçekleştirdi.

Öne Çıkanlar

En başta, işçi sınıfı emekçilerde var olan öfkenin sadece hükümetle sınırlı olmadığıdır. Tüm sistemi hedef alan bir tepki var ortada. IMF, AB, hükümet, sermaye sendikalarına yönelik olarak atılan sloganlar bunun dışa vurumu olduğunu göstermektedir. Bununla beraber radikalleşmenin de izleri bugün için ortaya çıktı denilebilinir.

Sindagma meydanına ulaşan her kesimden kalabalığın ilk hedefinin meclis olması, sistemi ve sistem güçlerini en çok korkutan olgu olmaktadır. Bundandır ki, bu tür eylemler sonrası sistemin hedef tahtasına oturan SİRİZA (Radikal Sol Koalisyon) yani reformistlerin yanına, bu kez revizyonist kimliği ile bilinen YKP (Yunanistan “Komünist” Partisi) de eklenmiştir. Amaç, kitlelerin sistem çerçevesinde kontrol edilmesidir. Tabii bunu yapabilirler mi, bu sistem açısından yanıtlanması zor bir soru.

Eylem süresince yaşanan yoğun devlet terörü de günün diğer önemli noktasını oluşturmakta. Sistem, her alanda ve noktada binlerce polisi ile saldırıya geçmiş, korkutmaya kalkışmıştır. Kitleleri gaza boğarak, coplayarak gözaltına alarak sindirmeye çalışmıştır. Ancak amaçladıklarına ulaşamamış, kitlenin fendini yenememiştir.

Elbette günün beklide en önemli ve acı olayı ise üç banka görevlisinin banka içersindeyken bankanın ateşe verilmesi sonu hayatlarını kaybetmeleridir. Özel sektörde haklarından yoksun olarak çalışan bu insanların, kimi gruplarca atılan Molotof sonucu ölmeleri mücadelenin yarını açısından da sorunlar yaratabilecektir. Ki şimdiden hükümet ve sistem unsurlarınca mücadele karşısında koz olarak kullanılmaktadır.

Anarşist gruplara gelince; amaçları mücadeleye katkı sunmak olmayan, gerçek düşman yerine grev yapan ve direnenlerle çatışmak olan, birkaç cam çerçeve kırıp sonrada tüm kitleyi düşmanla baş başa bırakanların tek derdi kendilerini tatmin edip deşarj olmaktır. Birçok mağazaya içeride insanlar olmasına rağmen saldıran, grev yapmadıkları için tehdit edenlerin, insan hayatına değer vermeyenlerin, insanlığın kurutuluşu için mücadeleleri de tartışmalıdır. Bu tarz hareketlerine müdahale eden YKP (M-L) kortejine saldıran, karşılık görmesi ile sınırı aşıp YKP (M-L) kitlesini Molotofla tehdit edenlerin derdi mücadele değil başkadır!

Bundan sonra, mücadele gelişerek devam edecektir. 5 Mayıs günü bunu her kesime açık net olarak göstermiştir. (Atina’dan bir İşçi-Köylü Okuru)

scroll to top