Anasayfa , Haberler , Yüksel caddesinde başlayan bir direniş hikayesi

Yüksel caddesinde başlayan bir direniş hikayesi

TÜRKİYE|21.10.2017|Adına OHAL KHK`si denilen bir „uygulama“ ile işlerinden, mesleklerinden ihraç edilmelere karşı „işimi geri istiyorum“ talebi ile 346 gündür devam eden Yüksel direnişi ve Açlık grevinin 226. Gününde görülen duruşmada Semih Özakça tahliye edildi.

„İşimi geri istiyorum“

Selçuk Üniversitesi’nde araştırma görevlisi iken açığa alınan Nuriye Gülmen, 9 Kasım günü saat 12:30’da Ankara Yüksel Caddesi’nde bulunan İnsan Hakları Anıtı önünde yaptığı basın açıklaması ile Kendisi ve binlerce devrimci demokrat kamu emekçisi adına oturma eylemine başladığını ilan etmişti.

Büyüyen direniş

Nuriye Gülmen, „İşimi geri istiyorum“ eyleminin ilk gününde gözaltına alınmasının ardından, mücadelesini ikinci gününde de devam ettirdi ve yeniden gözaltına alındı. Eyleminin ikinci gününde de gözaltına alınan Nuriye Gülmen, kamu emekçileri adına direneceğini ve serbest bırakıldıktan sonra yine anıt önündeki eylemine devam etti.

Günlerce, aylarca süren Yüksel caddesindeki oturma eylemine saldıran polis, Gülmen ile beraber destek verenleri de gözaltına alarak direnişe tahammülsüzlüğüne artırarak devam ettirdi.

Böylelikle Nuriye Gülmen ile başlayan, ardından Semih Özakça, Acun Karadağ, Veli Sacılık’ın katılımı ile gündemde yerini alan oturma eylemleri yerini ‘İşimi geri istiyorum’ açlık grevi eylemine bıraktı. Türkiye`nin bir çok bölgesine yayılan KHK`lara karşı „İşimi geri istiyorum“ eylemlerinde devlet çareyi Nuriye ve Semih`i tutuklamakta, İnsan hakları anıtını „gözaltına“ almakta bulmuştu. Tutuklama ile direnişi sonlandıracağını düşünen devlet yine yanıldı. Direniş Nuriye ve Semih şahsında KHK`lara OHAL uygulamalarına ve tüm baskılara karşı Yüksel Caddesinde devam ediyor.

Günlerdir devam eden direniş 347. gününde

Semih Özakça`nın tahliye olduğu 20 Ekim duruşmasında Nuriye Gülmen mahkemeye dahi getirilmedi. Semih’in ev hapsi ile serbest bırakılmasına, Nuriye’nin tutukluluk haline karar verildi.