Home , Avrupa , YEMEN’de; 8 Yaşındaki çocuk gelin, gerdek gecesi öldü!

YEMEN’de; 8 Yaşındaki çocuk gelin, gerdek gecesi öldü!

yeni kadinAVRUPA|13-09-2013|O henüz 8 yaşında bir çocuktu. Normal koşullarda henüz ilkokula başlamış olması gerekiyordu. Bir yanı henüz okumayı yazmayı çözmeye çalışırken, bir yanı da oyun arkadaşları ile hangi oyunu oynayacağını düşünen… Yemen halkının yoksulluğunu düşündüğümüzde oynayacak Barbi bebekleri kuvvetle ihtimal yoktur, ama annesinin ona çubuktan veya bezden yapabileceği bebekleri ile oynamayı hayal ederken, sokakta arkadaşları ile ip atlayacak, saklambaç, ebecilik oynayacak yaştayken, 40 yaşında bir adamın “karısı” olarak gerdeğie girdi.

Yemen’in Suudi Arabistan sınırında yer alan ve nüfusunun çoğunu aşiretlerin oluşturduğu Hardh bölgesinde, kendisinden 32 yaş büyük bir adamla evlendirilen 8 yaşındaki kız çocuğu, gerdek gecesi öldü. Küçük kızın, cinsel travmaya bağlı iç kanama nedeniyle öldüğü açıklandı.İnsan hakları örgütleri, olayla ilgili olarak kocanın tutuklanmasını talep etti.

10 YA-¦INDA BO+×ANMAK

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu verilerine göre, Yemen’de kızların yüzde 25’i 15 yaşına gelmeden evleniyor. Erken yaşta evlendirilen bu kızların büyük çoğunluğunun fiziksel, duygusal ve cinsel şiddete maruz kaldığı bildiriliyor. Yemen’de 2009 yılında çıkarılan bir yasa ile yasal evlilik yaşı 17 olarak belirlenmiş, fakat muhafazakar milletvekillerinin “İslami kurallara aykırı olduğu” gerekçesiyle itirazı sonucu bu yasa yürürlükten kaldırılmıştı.

Dünyanın her yerinde kadın olmak zor iş! Kadın olmak; ucuz ve yedek işgücü, yaşamı boyunca emeğinin değeri olmayan, “görevi olarak belirlenenleri” yerine getirmediği /getiremediği taktirde ölüm de dahil her türlü insanlık dışı yaptırıma layık görülen… sistemin ihtiyaç duyduğu dönemlerde bol bol doğurması istenilen,  yine sistemin ihtiyaç duymadığı dönemlerde doğurganlığına sınır konulabilen… bedeni üzerinde kendisinin değil, erkeğin karar vermesi gerektiği savunulan…. hiçbir koşulda söz hakkı olmayan… kısacası kayıtsız şartsız erkek egemen zihniyet tarafından yönetilmek istenen, kabul etmediği – başkaldırdığı zaman da katli vacip olan, savaşlarda ganimet görülen, neredeyse  her ülkenin milli hasılasının büyük bir bölümünün kadın bedeninden elde edildiği, ikinci – üçüncü sınıf insandır kadın…

Ancak şeriat ile yönetilen veya islam dininin hakim olduğu ülkelerde kadının durumu daha da zorlaşır. Yemen’de olduğu gibi çocuk gelinler; çocukluğunu yaşayamadan kadın olanların sayısı hiçte azımsanmayacak orandadır. İnsan haklarından haberdar bile değildirler… Devletler onların üzerinden siyaset üretir, her fırsatta zaten yok denilecek kadar az olan hakları da tırpanlanır… Yoksulluğun, savaşların en büyük darbesini onlar yaşar.. “Namus” kisvesi altında ölenler/öldürülenler, intihara zorlananlar onlardır ama katillerinin her zaman hafifletici nedenleri olduğundan ceza bile almazlar… Bol bol çocuk doğurmaları istenir ama hamile hamile sokakta gezmeleri “terbiyesizlik” olarak adlandırılır… Tecavüz bile edilmiş olsa, onun ruh hali, yaşadığı travmalar düşünülmez, tecavüzcüsüyle evlenmesi, hamile kalmışsa çocuğu doğurması istenir.. Kısacası çocuk olma hakkı bile olmayan kadın, insan olarak görülmez…

Bu duruma islam inancının ağırlıkta olduğu birçok ülkeden birçok örnekler gösterilebilinir.

8 YA+×INDA GERDEK GECES-¦Türkiye’de de son çıkartılan yasalara, kadın üzerinden üretilen siyasetlere baktığımızda durumu daha iyi anlayabiliriz. Yaklaşık bir hafta önce eğitime yönelik çıkartılan yeni yasaya göre, artık “lisede öğrenim yapan gençler evlenmeleri halinde öğrenimden uzaklaştırılmayarak açık eğitime alınacaklar. “ (Önceki yasaya göre; lisede okuyan gencin evlenmesi halinde eğitimden uzaklaştırılmaktaydı.) Henüz lise çağında olan gencin yaş ortalamasını düşündüğümüzde, zaten azımsanamayacak boyutta olan çocuk gelinlerin, bu yasa eşliğinde artacağını söylemek için mümeccin olmak gerekmiyor. Diğer taraftan zaten kadının eğitiminin gereksiz olduğunu düşünen bir toplumda, çocuk yaşta evlendirilen bir kadının bu sözde “açık eğitim” hakkından da yararlanamayacağı bilinen bir gerçeklik.

Başbakan Tayyip Erdoğan, bu yasanın gerekçesini şöyle açıklıyor. “Son yıllarda eğitime önem verildiğinden, evlilik yaşı 30’lu yaşlara çekilmiş durumdadır. Doğal olarak bu kadar geç yaşta gerçekleştirilen evliliklerde, çocuk doğurma sayısı düşmektedir. Oysa ülkemizin geleceğini düşündüğümüzde her kadının en az üç çocuk doğurması gerekmektedir. Bu nedenle yeni yasayla, eğitim, evliliğin önünde engel teşkil etmeyecektir. Evlilik yaşının erkene alınmasıyla da çocuk doğurma oranı yükselecektir.” Bu inciler de yetmiyor … İyi niyetli yardım sever AKP Hükümeti “evlenecek memur gençlere 8 bin lira para yardımı” da vaad ediyor.  Yeterki evlensinler, yeterki çocuk doğursunlar…  Yani insanın dili damağı kuruyor… Kadınlar kuluçka makinesi gibi doğursun, sonrasına karışmasın! İçişleri Bakanı’nın dediği gibi “doğursunlar, devlete hibe etsinler!”…  Onlar da, ikna edebildiklerini alıp istedikleri gibi hizmetlerine koşsunlar, ikna edemediklerini de; Gezi Direnişi veya ODTÜ dayanışma direnişinde yaptıkları gibi katletsinler…

Yine eğitime ilişkin alınan bir başka karar ise; “talep halinde ilk ve orta okullara ibadethane açılabilecek.” Bu karardaki amaç üzerinde zaten fazla söz söylemeye gerek yok.. Tayyip Erdoğan, Gezi Direnişi öncesinde ve sürecinde çok açık söylemişti… “Biz örf ve adetlerine bağlı dindar gençlik istiyoruz!” Hiç şüphe yok ki bu kararla kadın, yukarıdaki anlattığımız hedeflere daha yakınlaştırılacaktır.

3 YILDA 1750 +çOCUK ANNEOysa Mayıs sonundan günümüze kadar yaşananlar, Türkiye’de artık hiçbirşeyin onların düşlediği gibi olmayacağını göstermekte. Anlaşılan odur ki; beyler bu gerçekliği bir türlü kabul edemiyorlar… Ancak Türkiye’de Gezi Direnişi ile başlayan süreçten beridir yaşananlara bakıldığında, bu halkın artık eskisi gibi yönetilmek istemediklerini, direnişte kadınların oynadıkları role ve katılım oranlarına bakıldığında ise, kadınların da artık eskisi gibi yaşamak istemediklerini anlamak zor olmasa gerek. Artık ipler kotu, gemiler yakıldı… Bu işin geriye dönüşü yok. Korku dağları yıkıldı. Bunu anlamak zorundasınız! Siz anlamamakta inat ederseniz, bu halk, hele de kadınlar eninde sonunda kafanıza vura vura anlatacaktır sizlere..

Yeni Kadın olarak bu halk direnişinin sahiplenicisiyiz. Mehmet Ayvalıtaş, Abdullah Cömert, Ethem Sarısülük, Ali İsmail Korkmaz, Medeni Yıldırım, Ahmet Atakan bu halk direnişin şehitleri olup onurumuzdurlar. Bir kez daha hatırlatırız ki; bundan böyle doğuracağımız çocuklarımız sizin polisiniz değil, Mehmet, Abdullah, Ethem, Ali İsmail, Medeni, Ahmet olacaktırlar…  Direnişteki kırmızı, siyah elbiseli, pantolonlu, gözleri ateş saçan kadınlar olacaktırlar… Çocuk gelinler değil, tacizlerinizi haykıran Elifler olacaktır!  Yasalarınız, hapishaneleriniz, cezalarınız, taciz, tecavüzleriniz bizleri yıldıramayacak!

Artık sokaklardan evlere dönmüyoruz… Çocuk gelinlerin olmaması, kadın katliamlarının durdurulması, taciz ve tecavüzlerin son bulması, kadın emeğinin hakettiği değeri alması, kısacası tüm emek dünyasının insanca yaşayabilmesi için sokaklardayız.

YENİ KADIN

Yeni Kad-¦n +çOCUK GEL-¦N