Home , Avrupa , Unutursak kalbimiz kurusun!

Unutursak kalbimiz kurusun!

Panel Zürih 1ZÜRİH |28.12.2014|İsviçre’nin Zürich kentinde Demokratik Kürt Toplum Merkezinde düzenlenen „Maraş’dan 19 Aralık ve Roboski’ye Katliamları Unutmadık, Unutturmayacağız!„ adlı panel büyük ilgi gördü.

İsviçre Demokratik Güç Birliği (İTİF – İGİF – İDHF – DEM-KURD – İABF ) tarafından örgütlenen panele Demokratik Alevi Fedarasyonu (FEDA) da destek verdi.

28 Aralık 2014 tarihinde Aralık ayı katliamlarını ele alan panele, ABDEM ve Maraş İnisiyatifi Temsilcisi Rojda Yıldırım, Demokratik Güç Birliği adına Düzgün Rojhelät, Kürt Politikacı Fuat Kav katılırken, Moderatörlüğü Mahir Üzmez yaptı.

Panelde konuşmacıların özellikle katliamları ve direnişleri halkların ortak mirası yapıp, ortak mücadelenin her alana yayılması vurgusu dikkat çekti. Konuşmacılar katlimlarla gerçek anlamda yüzleşmemenin, hesap sormamanın sonraki katliamlara zemin hazırladığı için mutlaka örgütlenerek mücadelesi verilerek ancak katliamların hesabı sorulmuş olur vurgusu öne çıkarıldı.

Penelde konuşmacılar özetle şunları söyledi.

İsyan Meşrudur.

Demokratik Güç Birliği adına Düzgün Rojhelät “Egemen güçler ve Emperyalistler her zaman halklara karşı katliamlar gerçekleştirmiştir ve gerçekleştirmeye de devam edeceklerdir. Sonucta faşizmin ve emperyalizmin dogası gereği imha, inkar ve katliamlar üzerine kuruludur. Bu katliamlar yaşanırken önemli olan sessiz kalmamak, karşı çıkmak, örgütlenmek ve güç birlikleri oluşturmaktır. Bizlerin görevi katliam anmalarında yan yana gelmek olmamalıdır. Bizler egemenlere karşı halkların, sınıfların birliktenliklerini yaratarak bir duruş yaratmalıyız. Zira katliamlara karşı İsyan meşrudur ve en temel insanlık görevidir. 19 Aralık Hapishaneler katliamı yaşanırken diğer taraftan ölümüne bir direniş yaratılmıştır. Cezaevlerindeki ve dışarıdaki direnişler halkların ortak mirasıdır ve biz bu mirası sahiplenerek büyütmek sorumluluğuyla karşı karşıyayız. Roboski halkı ne diyordu. „Biz Kürdüz. bu katliam bunun için gerçekleştirildi. Bizi dörde bölmüşler, sınırlar çizmişler, ama bu sınırlar ve katliamlar bizi diğer tarafımızdaki halkımızla buluşmaktan alı koyamayacaktır“

Soykırım girişimidir.

ABDEM Temsilcisi Rojda Yıldırım: Katliam olduğunda 3 yaşındaydım. O zaman ki Maraş ve köylerimiz hep askerlerin baskınıyla güne uyanırdı. Kapı aralıklarında kışın soğuğunda çırıl çıplak soyunan ve köyün tepesine koşturulan insanlar kaldı. Maraş katliamı köylerede başlayan katliamların zirvesii gibidir. Katliam yaşayan topluluklar, ya katliamlarla yüzleşirler ya da yüzleşmekten kaçınırlar. Ama ne yapsanız sizi gölge gibi takip eder. Zira insanın neresi ağrırsa kimliği odur. Benim katiam yanım ağrıyor ve o benim kimliğimdir. Maraş bir soykırım girişimidir, planlıdır ve stratejiktir. Asla bir alevi-sünnü çatışması değildir. Benim için önemli olan Katliam sonrası yaşananlardır. Bölgenin yüzde sekseni sürgüne zorlandı, Kürt kimliğinden koparıldı, alevi yanları bastırıldı. Bütün bunların her biri bir katliamadır. Ardından Santrallerle, Çimento ve Çöp fabrikalarıyla doğa katliamları gerçekleştirildi. Biz bütün bunların hesabını soramadık, belki unutmak istedik, yüzleşmekten kaçındık ama görüyorsunuz peşimizi bırakmıyor, bizi yüzleşmek zorunda bırakıyor. Bu nedenle Avrupada Maraş İnisiyatif kuruldu, bugün İstanbulda Maraş konferansı düzenleniyor. Roboski halkı „Bu katiamı unutursak, kalbimiz kurusun“ diye haykırmıştı. Biz de böyle haykırıyoruz.

Biri devrim yapacaksa bu Kürt Kadınıdır.

Kürt Politikacı Fuat Kav: Maraş, Roboski, Cezaevleri, Şengal daha nice katliamlar, Erdal Eren’li idamlar…Türkiye Cumhuriyetinin inşası da tam budur. Katiamlar üzerine, kan üzerine inşa edilen bir devlettir. Bunu kavramadan katliamların anlamlarını çözemez, direnişlerimize doğrultu veremeyiz. İnkar, İmha ve katliamlar bu devletin temel stratejisi olmuştur. Neden katiamlar yapılmıştır, inançlarınızı terketmezseniz, kimliğinize sahip çıkarsanız, devletin egemenliğini tanımazsanız, demokratik halklarınızı talep ederseniz bu devletin her zaman katliamlarına uğrarsınız. Bu devlet inkarcıdır, bu devlet suçludur. Bu devlet şimdi de Kürt kadınlarını kaçıran, tecavüz eden, Şengal gibi katliamlar gerçekleştiren, gericiliği halklara reva gören DAİŞ’in en temel destekcisidir.

Ortadoğuda artık Sosyalist ve Demokratik bir devrim olacaksa ve bunui biri başaracaksa, bu Kürt kadını olacaktır. Çünkü tüm sınırları yıkan bir kürt kadın realitesi vardır. Sadece Kobane direnişine bakmak dahi yeterlidir.

Sumumlardan sonra gelen soru ve görüşlerin alınmasının ardından panelistciler toparlayarak etkinlik bitirildi

Panel Zürih 1

scroll to top