Home , Haberler , Siyanürlü Maden Atıkları Kütahya’yı Tehdit Ediyor

Siyanürlü Maden Atıkları Kütahya’yı Tehdit Ediyor

KÜTAHYA | 11 – 05 – 2011 | Kütahya Gümüş Köyü yakınlarında üretimde bulunan Eti Gümüş A.Ş.‘ye bağlı tesiste ki üç baraşdan ikisinin yıkılması, çevreye siyanürlü atık yayılma riskinin bir hayli arttığı bildirildi. Gümüş madenleri arama şirketi olan Eti Gümüş A.Ş., arama işlemini siyanürle yapmakta ve siyanürlü atık su, üç kademeli barajda depolanmaktaydı.

İki su bendinin çökmesini haberalan köylüler,  fabrika önünde toplanıp tepkilerini dile getirdiler. Çevredeki siyanürlü suyun tarla ve bahçelere yayılmaaması için üçüncü sette takviye yapılırken, Kütahya Valiliği Kriz Masası oluşturdu, Ankara’dan gelen uzman ekipler tesislerde inceleme başlattı. Şirket görevlileri, 25 milyon metreküp atık kapasitesine sahip barajda 15 milyon metreküp atık siyanür olduğunu, bunu tutan üçüncüsetteki dolgu ve güçlendirme çalışmalarının aralıksız sürdüğünü bildirdi. Civar köylerde oturanlar, Eti Gümüş A.Ş. önünde toplandı, „Baraj patlarsa bu bölgede hiçbir bitki ve hayvan kalmaz“ diyerek tepkilerini dile getirdi.

Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu 9 Mayıs günü konuyla ilgili olarak Kütahya Valiliği’nde yaptığı açıklamada, 1 gram dahi sızıntı yaşanmadığını ve tüm önlemlerin alındığını idda etti.

‘Tesis Kapatılmalıdır!’

Kütahya’ya giderek olay yerinde inceleme yapan Metalurji Mühendisleri Odası (MMO) Başkanı Cemalletin Küçük, „Çok büyük tehlikeyle karşı karşıyayız. Sadece barajın çökmesi değil her hava sıcaklığında ve yağışta siyanürlü su, havaya karışmaktadır. Bu da çevreye olumsuz etki yaratmakta. Macaristan’da yaşanan felaketin kat kat üzerinde bir felaketle karşı karşıya kalabiliriz. Baraj, siyanürün yanısıra çok ağır metalleri barındırıyor. Çevreye yayıldığında insanlar ölebilir, besin zincirimizde de yüz yıllarca sürecek tehlikeler oluşabilir. Barajın taşması halinde ise Porsuk Çayı, ardından Sakarya Nehri’ne karışıp Karadeniz’i tehdit edebilir. Bu nedenle tesisin kapatılması gerekir.“ dedi

Küçük devlet erkanı tarafından yapılan açıklamanın teknik bilgi ve yöntemden yoksun olduğunu ifade ederek sızıntıya yönelik incelemeler sonucu “sızıntı yoktur” diye rapor olamayacağını teknik bir raporda bu duruma dair bulguya rastlanmamasının “sızıntı görülmemiştir” ifadesiyle ancak belirtilebileceğini ifade ederek raporun kaleme alınış usulünün bile teknik bilgi ve birikimden noksan olduğuna dikkat çekti.

Sendika.org’a konu hakkında geniş bilgi veren Cemalettin Küçük; Kütahya’dan izlenimlerini anlatırken hükümet ve il idaresinin tehlikeyi ısrarla görmezden geldiğini ifade etti. Havuzda yaşanan çökmeyle dikkatleri çeken tehlikenin aslında süreğen bir tehlike olduğunu belirterek Kütahya’daki siyanürlü madencilik faaliyetinin başladığı günden beri bölge halkı başta olmak üzere etki alanındaki tüm canlıların yaşamını tehdit eden bir durum olduğunu vurguladı. Küçük, madendeki siyanürlü havuzlarda yaşanan alttan sızmanın büyük bir tehlike olduğunu fakat bölge halkı için asıl riskin üstten buharlaşmayla ortaya çıktığını belirtti.

scroll to top