Home , Köşe Yazıları , Silaha Elini Verdi Kolunu Kaptırdı! – Sedat Yılmaz

Silaha Elini Verdi Kolunu Kaptırdı! – Sedat Yılmaz

Ortadoğu silah deposuna dönüştü. Türkiye, etrafındaki savaşların da etkisiyle savunma sanayisine büyük bütçe ayırıyor. Bu yıl 6 milyar dolar ciro bekleyen savunma sanayisi, hükümete yakın sermaye gruplarının iştihanı kabartıyor. Siyasetle iç içe giren silah sektörü, iktidarı geri dönülmez “güvenlik” politikalarına hapsediyor. AK Parti istese de bu çemberden sıyrılamaz.

Türkiye ve Ortadoğu’daki gelişmeler, önümüzdeki yıllarda savaşın tırmanacağı ve AK Parti hükümetinin “güvenlik” politikalarını derinleştireceğinin ipuçlarını veriyor. Kürt jeopolitiğine bağlı olarak iç ve dış tehlike olarak görülmesi de bu süreci ağırlaştırıyor. Bu teze ulaşmanın hem uluslararası hem de sermaye birikimindeki değişimler yeteri kadar veri sağlıyor.

Stockholm Barış Araştırmaları Enstitüsü SİPİR’’in verilerine göre, silah ticaretinin hacmi bir önceki beş yıllık döneme kıyasla yüzde 8.4 oranında arttı. En fazla silah satan ülkelerin başında ABD, Rusya, Çin, Fransa ve Almanya gelirken, en fazla silah satın alan ülkeler ise, yoksulluğun diz boyu olduğu ve demokrasiden uzak Asya ve Ortadoğu ülkeleri oldu. Suudi Arabistan’ın başını çektiği silah ithalatçısı ülkeler arasında Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Cezayir, Nijerya, Sudan, Etiyopya ve Türkiye geliyor.

GÜVENLİK SORUNU ARTIYOR

Türkiye, Suriye savaşıyla başlayan ve özelikle son iki yıldır Avrupa ile OECD ülkelerinde güvenli olmadığı yönünde hızlıca imaj kaybediyor. Ekonomi ve Barış Enstitüsü, ülkelerin huzur ve güvenlik seviyelerini değerlendirdiği rapora göre, 163 ülkenin bulunduğu listede Türkiye 143’üncü sırada. Listenin son sırasında yer alan Suriye’nin komşusu olan Türkiye’de iç ve dış siyasetteki gerilim bu riski artırıyor.

TURİZM YÖN DEĞİŞTİRİYOR

Dünya turizminde bölgelerin bugün ve gelecekteki pazar paylarına yönelik yapılan tahminler Ortadoğu için çok da iç açıcı gözükmüyor. EMITT Fuarcılık için hazırlanmış 2000- 2016 raporunda Ortadoğu’da bugün 6.5 olan turizmin pazar payı 2030 yıllı için en fazla 8.2 olarak tahmin ediliyor. Rapora göre, turizmin gelecekteki adresi Asya- Pasifik ülkeleri. Türkiye’nin imaj kaybı dikkate alındığında turist sayısı ve gelirinde geçen yıl ortalama yaşanan yüzde 35’lik düşüş 2017, 2018 ve 2019 yıllarında da sürmesi kuvvetle muhtemel.

CİRO BÜYÜYOR

Dünyada büyüyen savunma sanayisine paralel Türkiye’nin de planlama ve stratejileri bu yönlü büyüyor. Türkiye’de bugün 5-5.5 milyar dolar büyüklüğüne ulaşan savunma sanayi sektörü aynı zamanda uluslararası tekel şirketlere taşeronluk payını da büyütüyor. Geçen yıl 1 milyar 677 milyon dolar olan savunma sanayi ihracatının bu yıl 2.5 milyar dolara çıkması hedefleniyor. Savunma sanayisinin 2023 ihracat hedefi ise 25 milyar doları buluyor. Hükümetin teşvik politikasında öncelik alan Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler (KOBİ) de yönünü bu sektöre çevirmiş durumda. Bu yıl 6 milyar dolar iş potansiyeli hesaplanan sektöre, geçmişte TSK’nin kantinine “bisküvi bile satamayan” yeşil sermayenin hızlı girişi dikkatleri üzerine çekiyor. Cumhurbaşkanına yakın aile şirketleri de dahil hükümet ile bağını inkar etmeyen şirketlerin bu sektörlerdeki kümelemesi hükümeti de aynı zamanda “güvenlik” politikalarına hapsediyor. Siyaset ile savaş politikasının iç içe giriştiği ve ihale süreçlerinin şeffaflığını kaybettiği süreçte “barış” politikasını zorlaştırıyor.

ÜRÜN ÇEŞİTLİLİĞİ ARTTI

Özelikle Airbus, Leckheed Martin, Pratt &Whitney, Boeing, Sikorsky gibi Alman ve ABD silah devlerine taşeron/tedarikçilik yapan Aselsan, FNSS, Havelsan, Kale Savunma Havacılık, Katmerciler, Netaş, Otokar, STM, TEI, TUSAŞ gibi büyük pay kapan firmalar, havacılık sanayi için aksam, paralar, zırhlı araçlar, muhtelif silahlar, bunlara ait aksam ve parçalarla mühimmatlar üretiyor. Pazarı büyüten etkenlerden Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), ihtiyaçlarının yüzde 60’ını bu firmalardan tedarik ediyor.

YEŞİL SERMAYENİN İŞTAHINI KABARTIYOR

Türkiye’deki siyasal iklim ve gelişmeler göz önüne alındığında sektörün büyüyeceği ve bu büyümede “yerli ve milli”lik adı altında en fazla payı hükümete yakın sermaye grupları kapıyor. Savunma ve Havacılık Sanayi İhracatçıları Birliği’ne 4 yılda 450 firmanın üye olması, sektörün geleceği hakkında fikir veriyor. Bu firmaların büyük bölümü Konya, Kayseri, Ankara gibi “Anadolu sermayesi veya yeşil sermaye” olarak adlandırılan ve hükümet etrafında kümelenen sermaye olduğu biliniyor. 1995 yılından sonra başlayan “millilik” projesi AK Parti hükümeti ile birlikte ivme kazandı. Öyle ki Hükümetin teşvikiyle savunma sanayisi ekonominin yükselen yıldızı olarak değerlendiriliyor. Özelikle Cumhurbaşkanın hem aile ilişkilerinden hem de yakın dostlukları olan ve firmaların sektörde hızlı girişi dikkat çekiyor. Sektörde hızlı giriş yapan “yeşil sermaye” olarak adlandırılan şirketlerin, AR-GE çalışmaları, projeleri sonlandıramama, tahayyül yetersizliği ile “şeffaf olmayan ihale ve tedarik süreçleri” yine bu şirketlerin aşırı iktidar ve siyasete yakın olması sektördeki başarıya engel olarak görülse de, hükümetin bu yönlü desteği arttırarak sürüyor.

BAYRAKTAR’DAN İHA

Ortadoğu semalarını dolduran silahlı ve silahsız İnsansız Hava Araçları (İHA) bölgede birçok ülkenin savunma harcamalarında ve tedarik listelerinde ilk sırada yer alırken, Türkiye’de bu pazarın tek sahibi Cumhurbaşkanının dünürleri olan Bayraktar’lar. AK Parti hükümeti ile havacılık sistemine KaleBaykar İş Ortaklığı ile giren Bayraktar’lar Kara Kuvvetleri Komutanlığı için İHA geliştirdi.

FIRSATLAR TOMA’YI İHYA ETTİ

İsmail Katmerci’nin sahibi olduğu Katmerciler Araç Üstü Ekipman Sanayi ve Ticaret A.Ş’nin Toplumsal Olaylara Müdahale Aracı (TOMA) üretmekle nam saldı. Sektöre girişle AK Parti milletvekilliği aynı döneme gelen İsmail Katmerci’nin şirketinde yönetim kurulu üyesi olan Haydar Kemal Kurt ve Osman Nuri Filiz de bir dönem AK Parti’de milletvekilliği yapması dikkat çekiyor.

Katmerciler tarafından kısa bir süre önce Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) gönderdiği açıklamada, yine hükümete yakın işverenlerden Limak Holding ile savunma sanayi üzerine gizli protokolle şirket kurduklarını duyurdu. Sektördeki fırsatları değerlendirmek üzere şirketin kurulduğu yönünde yapılan açıklamada, “Şirketimiz ile Limak Holding A.Ş. arasında imzalanan gizlilik protokolü çerçevesinde savunma sanayii alanında faaliyet göstermek üzere LİKA SAVUNMA SANAYİ VE TİCARET A.Ş. ünvanlı ve Ankara merkezli şirket kurulması işlemlerine başlanmıştır“ denildi.

KİRPİ’NİN YOLLARI ALMANYA VE MALEZYA İLE BİRLEŞTİ

Sektöre hızlı giriş yapan isimlerden birisi de, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a “Aşık” olduğunu ilan eden işverenlerden Ethem Sancak. Mehmet Emin Karamehmet’ten alınan ve TSK’ye Kirpi adında zırhlı araç üreten BMC’nin sahibi Sancak, Almanya’nın dev silah şirketi Rheinmetall ile birlikte “Milli tank Altay” için motor üreteceği Alman basınına yansıdı. Sancak’ların bu proje için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın yönetim kurulu üyesi olduğu Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı’nın (TÜRGEV) bağışçılarından olan Malezya menşeli Etika Strategi Holding ile işbirliği yapacağı belirtildi.

ALBAYRAK’LAR İÇİN DİPLOMASİ

Hükümetin en büyük destekçilerinden Albayrak’ların iştiraki olan Tümosan da bu sektörde boy gösteren şirketlerden. Avusturyalı AVL firmasının iptal ettiği “Milli Tank Altay” motor için bu kez Tümosan Ukrayna’lı UkrOboronProm şirketiyle flört etti. Teknik görüşmelerin devam ettiğini ve bu konuda Başbakan Binali Yıldırım’ın Ukrayna Başbakanı Vladimir Groysman ile diplomasi yürüttüğü basına yansıdı.

Bu işbirliği üzerine kısa süre sonra Hakan Albayrak, köşesinde “En önemli eşiği geçmiş bulunuyoruz” diyerek Altay Tankı’na ilişkin yürütülen diplomasiyi “Yaparız eyvallah anlayışı hakim. Aşağılık kompleksini aşarak en önemli eşiği geçmiş bulunuyoruz” diye yazdı.

Yine hükümete yakınlığıyla bilinen Nurettin Çarmıklı’nın sahibi olduğu Nurol Holding de bu süreçte sektörün parlayan yıldızı.

ULUSLARARASI ARACILIK ARAYIŞLARI

Türkiye’nin savunma ve havacılık alanındaki ihracatı son 14 yılda 247 milyon dolardan 1 milyar 655 milyon dolara ulaştı. İhracat rakamları ise son 3 yılda 1,6-1,7 milyar dolar bandında seyrediyor. Bu gelişmeleri de dikkate alan Savunma Sanayi Müsteşarlığı (SSM), hazırladığı 2017-2021 Uluslararası İşbirliği ve İhracat Stratejik Planı ile firmaların sadece ihracata odaklanarak değil, ortak üretim, teknoloji transferi, ortak yatırım gibi kazan-kazan ilişkisine aracılık etti.

KOMBASAN DA SEKTÖRE GÖZ DİKTİ

Pensilvanya Eyalet Üniversitesi’nden mezun Kombassan Holding A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ali Rıza Alaboyun, AK Parti’den 22. Dönem Aksaray Milletvekilliği yaptı. Makine-vinç, kağıt, inşaat, pvc kapı ve pencere, turizm gibi sektörlerden sonra savunma sanayisine atak yaptı.

SRİ LANKA’YA UZANAN İŞBİRLİĞİ

Merkezi Dubai’de olan Öztürk Holding, duble yol ve inşaatla bilinen serüvenini savunma sanayisine çevirmesi de bu sürecin bir parçası olarak okumak mümkün. İktidara yakın duran şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztürk’ün ismi iktidar çevresinde sık duyulur. Öztürk’ün en son işlerinden birisi ise Sri Lanka’da Tamil gerillalarından “temizlenen bölge”de 65 bin konut yapılacak olması dikkat çekiyor.

ERDOĞAN’DAN GİZLİ ZİYARET

Savunma ve Havacılık Sanayi İhracatçıları Birliği’nin Yönetim Kurulu Başkanı ve Sarsılmaz Silah Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı Latif Aral Aliş ile iktidar arasında sıkı bağlar zaman zaman basına da yansıyor. Geçen yılın Eylül ayında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Aliş’e ait Düzce Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan silah fabrikasına gizli bir ziyaret gerçekleştirmesi dikkat çekmişti. Erdoğan, piyade tüfeği üreten fabrikayı yaklaşık 2 saat gezmişti.

ERDOĞAN’A GÜVENLİK DANIŞMANLARI

Cumhurbaşkanının başdanışmanları arasında bulunan savaş ve savunma uzmanları da güvenlik politikasının derinleşeceğine işaret ediyor. Yıldız Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Profesörü ve güvenlik alanında uzman olan Gülnur Aybet’in Erdoğan’ın başdanışmanlığına getirilmesi dikkat çekti.

SADAT’IN KURUCUSU SARAYA DANIŞMAN

7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra bölge illerindeki şiddetli çatışmalarla gündeme gelen ve özelikle Diyarbakır’ın Lice ilçesinde adından söz ettiren Uluslararası Savunma Danışmanlığı’nın (SADAT) kurucusu, ordudan atılma emekli tuğgeneral Adnan Tanrıverdi’nin Cumhurbaşkanına güvenlik konularında başdanışmanlık yapıyor olması dikkat çeken bir başka ayrıntı.

Dolayısıyla Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AK Parti hükümeti, etrafında kümelenmiş ve uzun yıllara dayalı bu “yatırım”ın kendisini yeniden üretebilmesi için savaş koşullarının sürmesi gerekiyor. Bu sektörden nemalanan şirketlerin büyüme evrelerini tamamlaması, ulusal “Beyaz Türk” sermayesine kafa tutması ve uluslararası tekel şirketleri arasında lobi faaliyeti yürütebilme gücüne erişebilmesi için de siyasi desteğin kesintisiz sürmesi gerekiyor. Birbirini besleyen iktidar ve sermaye çarkının dönebilmesi için “milli ve yerli” politikanın devamlılığı şart. Sermayenin dişleri arasına hapsolmuş bir iktidarın barışa dayalı politika üretebilmesi için yarattığı bu sermayedarlara ikame pazar bulması da şart. Uzun vadeli söz konusu yatırımı yapan “yeni yetme” sermaye gruplarının, hükümetin mevcut politikasında değişikliğe gitmesine izin vermesi yakın gelecekte ham hayal görünüyor.

Irak ve Suriye başta olmak üzere içerde de Kürtleri tehlike olarak gören devlet algısı dikkate alındığında, savaşın yılları alacağını ifade etmek mümkün. (dihaber)

scroll to top