Anasayfa , Haberler , ”Saldırılara inat, kurumlarımıza sahip çıkalım!” – Bir Mücadele Okuru

”Saldırılara inat, kurumlarımıza sahip çıkalım!” – Bir Mücadele Okuru

 

Saldırılara inat, kurumlarımıza sahip çıkalım!

Egemen sınıflarının saldırılarını bir çok yönlü yoğunlaştırdığı günümüzde, kurumlarımızı daha da güçlendirmek, saldırılara verilen en iyi cevap olacaktır.
Bireyler olarak çok duyarlı ve sorumlu davranmamız iyidir, ama yeterli değildir.
Böylesi bütünlüklü bir saldırıyı geri püskürtmenin yolarından biride,
kurumlarımızı sağlamlaştırmak ve örgütlü faaliyet yürütmekten geçer.
Hele burjuvazinin kurumlarımızı hedef aldığı, yöneticilerini yıllarca tutukladığı bir dönemde,bu duruşumuz daha da büyük bir önem kazanmaktadır.
Başta Alman Emperyalistlerin olmak üzere, tüm hakim sınıfların saldırılarına inat, kurumumuz ATİK’i sahiplenmek, daha çalışır hale getirmek yine son derece önemlidir.
Onların tutuklama ve saldırılar karşısında tek bir adım bile geri atmadan, üç yıldır hem tutsak yoldaşlarımızı sahiplenmemiz, hem de kurumumuza dayatılan tasviyeciliğe karşı kurumumuzun yanında yer almamız önemli ve zorunluydu.
Yine bu zaman dilimi döneminde sürekli sokakta olmamız, farklı farklı gelişmeler karşısında duyarsız kalmayışımız da başka olumlu bir yanımız olarak görülmeli.
Sınıf mücadelesinin kolay ve moda olduğu dönemde saflarda kalmak kolaydır.
Önemli olan sorunların yaşandığı ve saldırıların artığı dönemde kurumumuz etrafında kenetlenmektir.
Sorunlar karşısında umutsuzluğa kapılmak, hep çözümü başkalarından beklemek değil,bir adım daha ileri gitmek için kafa yormak…
Evet,bir yandan düşman saldırılarına ve öte yandan son bir kaç yıldır saflarımızda geliştirilmek istenen tasviyeciliğe rağmen
kurumumuzun özellikle Efrin işgal girişimine karşı almış olduğu tutum ve bunun sokaktaki yansıması olumlu ve sevindiricidir.
Gençliğimizin yine son bir yıldır girmiş olduğu yönelim ve pratik te
atmış olduğu adımlar umut vericidir.
Şimdi bu olumlu zemin üzerinde yükselme ve eksiklerimize müdahale etme zamanıdır.

Gün, direnişi büyütme günüdür!

17 ve 18 şubat tarihlerinde Konfederasyonumuz ATİK’ in Frankfurt’ta tüm kurumları ile bir araya gelerek, bir çok sorunları ele alması önemli ve doğru bir adımdır.
Yoğun tartışmalar ve durum değerlendirmeler sonucu, önümüzde ki görevlerimiz tespit edilmiş ve hemen toplantı sonrası ilk müdahaleler yapılmıştır.
Önümüzdeki haftalarda da bir yandan sokaklarda olma, öte yandan bazı bölgelerde daha kalıcı adımlar atmak için çabalar yoğunlaşacaktır.
Zor ve karmaşık süreçlere cevap olabilmenin yolu,doğru kararlar almaktan ve bunları hayata uygulamaktan geçtiği bilinmektedir.
Bu bağlamda her birimize önemli görevler düştüğünü unutmadan, faaliyetlerde bir adım daha öne çıkmamızın önemini bir kez daha vurgulamakta fayda vardır.
Egemen sınıflarının yeri geldiğinde aralarındaki tüm çelişkileri bir yana bırakarak,ortak hareket ettikleri bir dönemde, tüm anti faşist, anti emperyalist kurumlarla birlikte tavır geliştirmek için kurumumuza ve aktivistlerine büyük görevler düşmektedir.
Olgun, mütevazi ama bir o kadar da kararlı bir şekilde meselelere bakan bir yaklaşımla hareket etmeliyiz.
Her bir eylemi titiz bir şekilde örgütlemeli, alanlarda alacağımız kararlar ortak alınmalıdır.
Alanlarımız Faşist TC nin Efrin saldırılarına karşı göstermiş olduğu duyarlılığı devam ettirmelidir.
Öte yandan Konfederasyonumuz tarafında başlatılan “ tek tip elbiseye hayır” kampanyasını da önemsenmelidir.
Politik tutsaklara yönelik saldırılar önümüzdeki günlerde daha da artacaktır.
Yoğun saldırılardan kaynaklı, yoğun eylemliklerin olduğunu biliyoruz.Bunlara katılmanın önemli olduğunuda biliyoruz.

Birlikte hareket etmek bir zorunluluktur

Daha da önemlisi olduğumuz her alanda, bu tür eylemlilikleri diğer kurumlarla birlikte örgütlememizdir.
Yeni yeni eylemlilikler örgütlemede daha yaratıcı olmalıyız.Bulunduğumuz ülkenin dilinde ajitasyon ve propaganda yapmaya önem vermeliyiz.
Tüm olumsuz koşulara ve saldırılara inat alanlarda olmayı ve kurumumuzu daha da güçlendirmeyi elden bırakmamalıyız.
Unutmıyalım” gökyüzü ne kadar karanlık ise, yıldızlarda o kadar parlak olacaktır.”
Bu anlamda yapılan saldırılar karşısında direnirken, yarınların kan emicilere değil, bize ait olduğunu bir an bile akıllardan çıkarmadan faaliyetlerimize sarılmalıyız.
Daha derli toplu, daha kararlı ve daha bilinçli bir mücadele anlayışı ile sorunlara yaklaşmalıyız.
Gün direnişi daha büyütme günüdür.

Bir mücadele okuru