Home , ATİK , MÜNİH KOMÜNİSTLER DAVASINDA YARGILANLARA YÖNELİK SALDIRILARA SON!

MÜNİH KOMÜNİSTLER DAVASINDA YARGILANLARA YÖNELİK SALDIRILARA SON!

Alman devleti yargısı,kamuoyunda “Münih Komünistler Davası” olarak bilinen davada yargılanan devrimcilere yönelik hukuksuzluğu devam ediyor. Dava 28 Temmuz 2020 tarihinde sonuçlanmış,fakat halen gerekçeli karar yazılı olarak sunulmamış ve bundan dolayı da temyize gidilmemiş olmasına rağmen, yabancılar yasası üzerinden yaptırımlar uygulanmaya başlanmıştır. Bu kendi burjuva hukuklarına bile aykırıdır ve hukuksuzluktur. Davada yargılanan Avusturya’da işçi statüsünde olan M. Demir, İsviçre’de mülteci statüsüne olan M. Yeşilçalı ve Fransa’da mülteci statüsünde olan S. Solmaz’a ilişkin 20 yıl Almanya’ya giriş yasağı getirilmiştir. Aynı davada yargılanan, Almanya’da işçi statüsüne sahip Dr. S. Aydın ve Dr. B. Büyükavcı içinde Nürnberg yabancılar dairesi tarafından sınır dışı edilme tahdidiyle karşı karşıyadır. Dr. B. Büyükavcı 2004 yılından itibaren, Dr. S. Aydın ise 2012 yılından itibaren Almanya’da doktor olarak çalışmaktadırlar.

Alman devleti ile Türk devletinin ortaklaşa uzun süre sürdürdükleri takibat sonucunda, 15 Nisan 2015 tarihinde; Almanya, İsviçre, Fransa ve Yunanistan’da yapılan operasyonlarda bir çok insan göz altına alınmıştı. Bunlardan 10 devrimci tutuklanmış ve 17 Haziran2016tarihinde 28 Temmuz 2020 tarihine kadar Münih Eyalet mahkemesinde davaları görülmüştü. Dava sonucunda; 2,9 yıl ile 6,9 yıl arasında değişen “cezalar” verilmiştir. Fakat gerekçeli karar halen yazılı verilmediği için, temyiz başvurusu da halen sonuçlanmamasına rağmen Nürnberg yabancılar dairesi tarafından başlatılan Almanya’ya giriş yasağı ve sınır dışı girişimi devletin ayrımcı ve ırkçı politikasının bir göstergesidir.

Faşizme Karşı Mücadele Meşrudur, Engellenemez!

Alman devletinin uzun yıllardır devrimcilere yönelik sürdürdüğü; tutuklama, yargılama, yüksek ceza verme, kurumları kapatma ve sınır dışı etme siyaseti faşist TC’nin politikasına hizmet etmektir. Türk devletinin muhalif güçlere, devrimcilere, Kürtlere, Alevilere, kadınlar, LGBTİ+’lara yönelik saldırıların/katliamların gider yoğunlaştığı bu süreçte Alman devletinin bu yönelimi, faşizmi destekleme girişimidir. Zaten Alman devleti tarihinde bugüne kadar, söz konusu devrimciler ve komünistler olunca bunu sürekli yapmaktadır. Aynı şekilde Türkiye’detarihten günümüze kadar Ermenilere, Kürtlere, Alevilere ve diğer ulus ve inançlardan insanlara yönelik yapılan toplu katliamlarda mutlaka Alman devletinin bir payı olmuştu. Aynı siyaset günümüzde de sürdürülmektedir. Türkiye’de toplumsal muhalefetinfaşizme karşı sürdürdüğü mücadele haklıdır ve meşrudur. Aynı şekilde Avrupa’daki demokratik güçlerin Türkiye’deki faşizme karşı verilen mücadeleyi desteklemeleri de meşrudur, engellenemez ve yasaklanamaz. Yıllardır Avrupa’da sürdürülen bu mücadele, yasaklanmalara, tutuklanmalara, yıllarca hapsedilmelere rağmen durdurulamamıştır ve durdurulamayacaktır. Bundan dolayı da sınır dışı etme girişimleri, Almanya’ya girme yasaklamaları bu meşru mücadeleyi engelleyemeyecektir.

Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu (ATİK) olarak; Alman devletinin M. Demir, M. Yeşilçalı, S. Solmaz, Dr. B. Büyükavcı ve Dr. S. Aydın şahsında başlattığı bu saldırıyı kınıyoruz. Nasıl ki 5,5 yıl boyunca, sokak, hapishane ve mahkeme önü eylemleriyle bu saldırıyı boşa çıkarttıysak, aynı şekilde yerli ve göçmen demokratik güçler olarak Alman devletinin bu saldırısını da boşa çıkartacağız. Çünkü biz haklı bir davanın temsilcileri ve sürdürücüleriyiz!

scroll to top