Home , Manset , MAKALE | Avrupa’da Koronavirüs ve Coğrafyanın Panaroması!*

MAKALE | Avrupa’da Koronavirüs ve Coğrafyanın Panaroması!*

Makale | 16.09.2020 | Kovid19 pandemisi etkisi sürmeye devam ederken, Avrupa’nın Belçika, İsveç, Hollanda, Almanya, Fransa, İsviçre, İngiltere ve  Avusturya ülkelerinin pandemi sürecinin ve coğrafyanın genel durumuna dair kısaca panoromasını oluşturduk.

Belçika: Belçika’da hastalığa yakalananların sayısı 61.106 olarak açıklanmıştır. İyileşenlerin sayısı 16.918 iken, yaşamını yitirenlerin sayısı ise 9.731 kişi olarak kayıtlara geçmiştir.

Avrupa ülkeleri içinde Belçika’nın sağlık sistemi birçok ülkeye göre daha iyi sayılabilir. Ancak Avrupa genelinde olduğu gibi sağlık alanındaki kesinti ve tasarruf açıklamaları Belçika için de geçerlidir. Bundan ileri gelen sorunlar, sağlık alanında da yaşanmaktadır. Bakım merkezleri özelleştirilmiş ve birer ticari alana dönüştürülmüştür. Özelleştirmeyle birlikte bakım masrafları azaltılmıştır, tam da bu yüzden ölümlerin çoğu bu merkezlerde yaşandı.

Belçika, ekonomik olarak II. Emperyalist Savaş’tan bu yana en büyük daralmayı yaşadı.

Öyle ki Belçika Şirketler Birliği’ne (FEB) göre bütçe açığı bu yıl %8,3 daralacak. Ekonomik faaliyetin 2019 seviyelerine dönmesi 2,5 yıl sürebilir.

Belçika devleti, daha büyük bir ekonomik krizin yaşanmaması, ulusal tekellerin kurtarılması için bir dizi adım atmış bulunuyor. Bunun ilk adımı olarak 24 Nisan tarihinde iflasları geçici olarak askıya alan bir kraliyet kararnamesi kabul edildi.

Listede olan şirketlerin durumu yazdan sonra değerlendirilecek. Buna göre, büyük ve kâr getiren tekeller desteklenecek, ancak kâr amacı gütmeyen kuruluşların durdurulması veya iflas ilan etmesi kaçınılmaz görünmektedir. Çünkü hazır yemek endüstrisi, ertelenmiş sosyal güvenlik, faturalar ve vergiler geldiğinde büyük problem oluşturan bu şirketlerin devlete yük olmaktan çıkartılması öngörülmektedir.

Salgından bu yana geçici işsizlik başvuruları son haftalarda (Temmuz 2020) hızla arttı. Mart ortasında 31.000, temmuz ayında ise 670.000’den fazla oldu. Bu rakamın 1 milyonun çok üzerine çıktığı söylenmektedir.

Alınan önlemlerin çoğu geçici. Henüz kitlesel bir plan yok. Çoğu desteğin rekabetçi şirketlere verileceği bir gerçek. Belçika ekonomisinin %10 daralması bekleniyor. Lufthansa ile Brussels Airlines’in (Belçika hava yolları şirketi) kurtarılması konusunda görüşmeler sürüyor. Lufthansa, Belçika hükumetin den Brussels Airlines’in var olmasına izin vermesi için 290 Milyon Euro istiyor. Bu şirkette çalışan 4.000 işçiden 1.000’i işten çıkarıldı.

Diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi Belçika’da da göçmenlerin çoğu korona sürecinde işsizliğe maruz kalmışlardır. Bu, daha az ücret demektir. Ancak iflas nedeniyle işsizlik oranlarının önümüzdeki aylarda keskin bir şekilde artması bekleniyor. Swissport (kargo şirketi) iflas etti. Ve bu işçilerin çoğunluğunu göçmenler oluşturuyor.

2020’de göç rakamlarının artması beklenmiyor. Belçika’ya göç akımı yarıya inmiş durumdadır. Planlama bürosu, yıllık olarak 165.000 kişiye ulaşan göç sayısını bu yıl 78.000 olarak bekliyor. Belçika’dan başka bir ülkeye taşınma sayısı ise 125.000’den 62.500 kişiye düşmüştür.

Korona kriziyle başa çıkmak için 9 partiden destek olan bir azınlık hükumeti var. Bir kurtarma programı için hala kalıcı bir hükümetin kurulması söz konusu değil.

 İsveç: Nisan-Temmuz ayları arasında, İsveç’in en büyük ticari şirketler birliği olan Svenskt Näringsliv’in paylaştığı veriler üzerinden bir derleme yaptık. Svenskt Näringsliv’in takip edilmesi ve baz alınması, ticari şirketlerin temsilciliğini yapması ve açık olarak iktisadi gidişata ilişkin resmî verileri ve aynı zamanda kendi araştırmaları üzerinden verilerini paylaşması nedeniyledir. Her ne kadar resmi verileri ve kendi araştırmalarının istatistiklerini, makalelerini vb. paylaşıyorlarsa da bunlara eleştirel bir tutumla yaklaşmalı ve %100 doğru olduğu mantığıyla yaklaşılmamalıdır.

Eleştirel gözle bakılması, dikkat edilmesinin önemi bu birliğin İsveç’in büyük sermayedarlarının temsilcisi olması nedeniyledir.
Nisan ayında yayınladıkları bir makalede üretimi durduran şirketlerden 32.569 adet şirketin batmak üzere olduğu, ikinci ay bu sayının 44.739’a çıktığı ve dördüncü ayın sonunda 69.948 adet şirketin batmak üzere olduğu açıklandı. Yine bu makalede, hükümetin ekonomik desteğinin bürokrasi nedeniyle yerine ulaşmadığı ve mali şef Bettina Kashefi’nin dediğine göre yalnızca mart ayında 42.000 işçinin işten çıkarıldığı ve bu sayının 2008’deki finans krizinde aynı ayda 20.000 olduğu paylaşıldı.
Mayıs ayında yayınlanan konjonktür raporuna göre, altı ay öncesine kıyasla şirketlerin %62 oranında üretim ve satış düşüklüğü görülüyor. Şirketlerin %44’ü, altı aylık bir süreç içinde üretim ve satışlarda düşüş beklediklerini ifade etmişler. İki hükümetin Ekonomi Bakanı üzerinden 7 Mayıs’ta açıkladığı destek paketinde, 185 Milyar İsveç Kronu’nun dağılımı şu şekilde paylaşıldı:

– Şirket Sektörü: 145 Milyar

– Hane halkı: 15 Milyar

– Resmî Aktörler: 25 Milyar
Şirketlere tanınan 145 Milyar İsveç Kronu, GSMH’nın % 2.9’unu oluşturuyor. Bunların haricinde, garanti adı altında 230, kredi adı altında ise 335 Milyar İsveç Kronu ayrıldı. Ayrıca, belediyelere kafe ve lokantaların denetlenmesi için 75 Milyon İsveç Kronu ayrıldı.

Haziran öncesinde alınan hükümet kararında, risk grubunda yer alan ve evde, çalışamayan işçilerin çalıştıkları iş yerleri ya da herhangi bir başka iş yerinde Covid-19 nedeniyle çalışamayacak durumda kalırsa 1 Temmuz–30 Eylül arasında hastalık ücreti alabileceği açıklandı. Sınırlı tutulacak olan bu ücret için günlüğü 804 İsveç Kronu’ndan en fazla 90 gün yararlanabilecek.

Açıklanan son ayın işsizlik oranı, işsizliğin %17 oranında arttığını gösteriyor.
İsveç İstatistik Kurumu tarafından yayınlanan haziran ayı itibariyle işsizlik oranı %9,8. Nisan ayında 80.000 işçi işsiz kalarak işsiz sayısı 449.000’e ulaştı. Mayıs ayında işsiz kalanların sayısı 497.000’e ulaştı. Haziran ayında ise bu sayı 557.000’e ulaştı.
Haziran ve temmuz ayı verileri:

Geçici işten çıkarılanların toplam sayısı

11 Haziran: 538.235

29 Temmuz: 570.925

Batan şirketlerden etkilenen toplam işçi sayısı

11 Haziran: 11.796 (2019: 9.367)

29 Temmuz: 14.153 (2019: 12.142)

Batan şirketlerin toplam sayısı

11 Haziran: 3.334 (2019: 2.786)

29 Temmuz: 4.191 (2019: 3.731)

İşten çıkarılanların toplam sayısı

Haziran: 87.300 (2019: 27.993)

29 Temmuz: 98.835 (2019: 30.581)

İş Bulma Kurumu’na kayıtlı işsiz sayısı

Haziran’ın ilk haftası: 446.231 (2019: 332.799)

29 Temmuz: 477.734 (2019: 343.374)

Hollanda: Covid-19 salgını başladığı günden 29 Temmuz 2020 tarihine kadar Hollanda’da 53.151 kişiye Covid-19 teşhisi konuldu. Dünya Sağlık Örgütü web sitesinde paylaşılan verilere göre bu süre içerisinde Hollanda’da toplam 6.141 kişi Covid-19 salgını nedeniyle hayatını kaybetti.

Hollanda’da Mart 2020 öncesi salgına karşı 1.150 yatak kapasitesi varken bu sayı artan vakalar nedeniyle 1.700’e çıkarıldı.

Özellikle salgının arttığı Mart-Nisan döneminde ventilator (solunum cihazı) konusunda sorun yaşanmasıyla birlikte Sağlık Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı ile görüşerek yeni cihazların temin konusunda çalışma başlattı fakat salgının ani artışı nedeniyle Almanya ile yatan hasta kabulü konusunda protokol imzalandı.

Hollanda’da salgın yayıldığı andan itibaren yaşanan durum, kaos ve panik ile açıklanabilir. Zira sağlık sistemi böylesi bir salgın için hiç de hazırlıklı değildi. Solunum cihazından yoğum bakıma, hasta kabul edebilirlik oranına, yoğun bakım çalışanı sağlık emekçilerinin yetersiz olmasına kadar birçok sorunla karşı karşıya gelindi.

Hollanda’da Covid-19 nedeniyle ekonomik olarak etkilenen esnafa destek olarak tek seferlik geri ödemesiz ve toplam 4.000 Euro ödendi. Girişimci Etkilenen Sektörler Ödeneği COVID-19 (TOGS) olarak adlandırılan bu ödenek özellikle restoran, berber, fırın, taksici, diş hekimi vb. işletmelere destek olmayı amaçlıyor. Hollanda Ekonomi Bakanlığı tarafından sağlanan veriye göre; TOGS’un açılmasından bu yana (27 Mart 2020), 9 Haziran 2020’ye kadar dahil olmak üzere yaklaşık 200.000 girişimciye yardım edildi ve yaklaşık 790 milyon Euro ödendi denilmektedir.

Hollanda’da 2020 yılı ilk 29 haftasında 2.090 şirket resmi olarak iflas etti. İflas eden şirketlerin en çok inşaat sektöründe olduğu görülürken bu şirketlerin %25’inin tek kişiye ait olduğu, ortaklık yapısı gösterenlerin de %75’ini oluşturduğu görülüyor. İnşaat sektöründeki iflasları sırasıyla Perakendeciler, Toptancılar, Seyahat Şirketleri takip etti.

Covid-19 salgınıyla ile birlikte Hollanda 2020 ilk çeyreğinde 2019 son çeyreğine göre %1,5 oranında küçüldü. Bu küçülmenin gönüllü karantina uygulaması nedeniyle temel hane halkı tüketiminin düşmesinden kaynaklandığı belirtilmektedir. Öte yandan ev karantina uygulamasının internet üzerinden alışverişi tetiklemesi nedeniyle 2019 yılı aynı dönemine göre 2020’de internet üzerinden alışveriş oranında %20 gibi büyük bir artış yaşandı.

Üretim sektörü 2019 yılı aynı dönemine göre %12,5 düşüş yaşadı ve bu oran son 11 yılın en büyük düşüşü olarak kaydedildi. Hollanda kamu maliyesi, 2019 yılı aynı dönemine göre 2020’de 1.8 Milyar Euro daha az gelir elde etti. Kamu borcu bu dönemde 8.5 Milyar Euro artarak GYSİH’nin %49,5’ine ulaştı.

Mart 2020’de iltica için başvuru sayısı geçen yıl aynı döneme göre %40 daha az oldu.

Haziran 2020’ye kadar 3 aylık dönemde işsiz sayısı 404 bin arttı. Toplam iş gücünün %4,3’üne denk düşen bu rakam haziran ayında istihdam edilen 45 bin çalışan ile gerilemiş olsa da hayli yüksektir. “İşsizlik en fazla 15 ila 25 yaş arası artış gösterdi (yüzde 9,5’ten yüzde 10,7’ye). İşsizlik 25 ila 45 yaş grubunda yüzde 2,9’dan 3.7’ye, 45 yaş üstü çocuklarda yüzde 2,2’den 2.6’ya yükseldi.” (Kaynak: CBS)

Kasım 2008 krizi döneminde işsizlik %3,6’dan %4,3’e 7 ay gibi bir sürede çıkmışken şimdi sadece Mayıs’ta %3,6 olan işsizlik oranının 1 ay gibi bir sürede Haziran 2020’de %4,3’e çıktığı görülüyor.

Korona salgınının küçük işletmeleri olumsuz etkilediği söylemi ile çok fazla karşılaşılsa da kriz esasen işçi sınıfı ve emekçileri etkilemiş, 414 bin işçi işini kaybetmiştir. Esnaf ve büyük işletmelere sağlanan hibe desteğinden kredi olanağına farklı destekler söz konusu olsa da işçi sınıfı ve emekçiler için bu destekler bu haliyle söz konusu değildir.

Almanya: Avrupa Birliği ülkelerinden İtalya, İspanya, Birleşik Krallık, Fransa gibi ülkelerle kıyaslandığında Almanya’da Covid-19 nedeniyle ölüm oranları bu 4 ülkenin gerisinde seyrediyor.

Almanya’da 21 Ağustos 2020 itibarıyla Worldometers verilerine göre toplam koronavirüs vaka sayısı 231.284. Virüs nedeniyle 9. 324 kişinin son altı ayda hayatını kaybettiği ve 204.800 kişinin ise iyileştiği bildiriliyor.

Almanya’daki ölüm oranının düşük olmasında en belirleyici faktörün Almanya’nın diğer Avrupa ülkelerine oranla daha fazla test yapması olarak gösteriliyor. Bilim insanları, tüm koronavirüs vakalarının büyük bir kısmının, muhtemelen büyük bir çoğunluğunun asla resmi rakamlara dönüşemediğini, çünkü hastaların durumlarının hastanede tedavi olacak kadar kötüye gitmediğini düşünüyorlar.

Yine Worldometers’ın verilerine göre 16 Haziran itibarıyla Almanya’da test sayısı 4.694.147.

2016 Dünya Bankası verilerine göre Almanya, sağlık hizmetleri için her yıl kişi başına 4.714.26 dolar harcıyor. Avrupa Herkes İçin Sağlık’ın verilerine göre Almanya, Avrupa’da kişi başına en fazla yoğun bakım ünitesi yataklarına sahip ülke. Bu yatak kapasitesi koronavirüs ile mücadelede en fazla ihtiyaç duyulan ekipmanlardan biri. Rakamlarla ifade etmek gerekirse, Almanya’da her 100 bin kişi için 621 yatak düşüyor. İtalya’da bu rakam 275, İspanya’da ise 293.

Robert Koch Enstitüsü, 23 Mart’ta yaptığı açıklamada Almanya’da enfekte olan tüm insanların %80’inin 60 yaşından küçük olduğunu belirtti. İspanya’da etkilenen 60 yaş üstü oranı ise %50 civarında. Nottingham Üniversitesi’nde bulaşıcı hastalıklar epidemiyolojisi bölümünde görevli Profesör Keith Neal, Sky News’a verdiği bir röportajda “Almanya’daki ölüm oranının yaşlı insanlar enfekte oldukça artması bekleniyor” demişti.

Almanya Başbakanı Angela Merkel’e sunulmak üzere Robert Koch Enstitüsü başkanlığında hazırlanan 2012 tarihli bir rapor ortaya çıktı. Tam olarak 10.12.2012 tarihli rapor “Risk Analizi ve Halkı Koruma” başlığını taşıyor. Raporda Paul Erlich Enstitüsü, Teknik Yardım Ulaştırma Birimi Başkanlığı, Özel Komando Birlikleri, Alman Ordusu uzmanları, Alman İnşaat ve Yerleşim Planı Müsteşarlığı, Halkı Koruma ve Doğal Felaketlere Yardım Müsteşarlığı, güvenlik ve bilgilendirme bölümüne bakan müsteşarlık ile tarım ve beslenmeyle ilgili müsteşarlığın yardımlarıyla hazırlanan veriler yer alıyor.

Bu rapor, Alman hükümetinin Almanya sağlık sistemini güçlendirmeye dayalı önlemleri ele alıyordu. Bugün Merkel’in Koronavirüs’e karşı aldığı bütün tedbirler, Almanya’nın 2012 tarihli koronavirüs raporunda yer alıyordu.

Peki raporu bu kadar önemli yapan neydi? Raporun “Salgın-Pandemi ve Risk Analizi, MODİ-SARS Mutasyona Uğramış Hali” başlıklı bölümünde, SARS-CoV’un mutasyona uğramış yeni bir halinin ortaya çıkacağı ve insanların bağışıklık sistemini hızlı bir şekilde etkileyeceği bilgisi yer alıyor. Yeni bir tür olarak bahsedilen virüsün bugünkü SARS-CoV-2 olduğu görülüyor. Senaryoya göre, Çin’den gelen Çinliler ya da Çin’e giden birkaç Alman’ın bu hastalığı yaymada sorumlu olacağı, her bir bireyin hastalığı 10 kişiye kadar bulaştırma ihtimali öngörülüyor.

AB üyesi Almanya en güçlü ekonomiye sahip ülkelerden biri. Salgınla birlikte Alman ekonomisini zor günler bekliyor. Almanya Ekonomi Bakanı Peter Altmaier, ekonomide bu yıl yüzde 6,3 daralma beklediklerini açıkladı.

Bu rakamın II. Emperyalist Paylaşım Savaşı’ndan bu yana Almanya’da görülen en büyük rakam olduğu ve bununda ekonomiye büyük zarar vereceği vurgulanmakta. Alman ekonomisi son on yılın en fazla büyüyen ekonomisi olarak, resesyon gireceğini açıklayan Alman ekonomistler bunun toplumun her kesimini etkileyeceğini dile getiriyorlar.

Salgının etkilerinin Almanya’da ciddi olarak hissedilmesinin ardından Merkel hükümeti, ekonomideki büyümeyi aşağıya çektiklerini ve Ocak 2020 tarihinde 1.1 büyüme yerine 6,3 olarak küçülme olarak karşıladıklarını açıkladı. Almanya Ekonomi Bakanı Peter Altmaier, ”Hükümet tüketici enflasyonunun 2020’de yüzde 0,5’e inmesini, gelecek yıl ise yüzde 1,5’e tırmanmasını bekliyor. Hane halkı tüketim harcamalarının bu yıl yüzde 7,4” azalmasını beklediklerini kaydeden Altmaier, ”2021 yılında yüzde 6,5 artış” beklediklerini açıklayarak piyasaları rahatlatmak istediyse de bunu zaman gösterecek.

Almanya’da bu süreçten en fazla etkilenen sektörlerin başında küçük işletmeler olarak otel ve restoranlar, tüccarlar ve hizmet sektörü oldu. Bu sektörlerdeki işsizlikle birlikte işsizliğin 2,62 milyona çıkacağı tahmin edilmektedir.

Almanya’da büyük tekellerde salgından etkilendiklerini ileri sürerek hükümetten milyon Euro’ya varan yardımlar alarak krizi atlatmak için planlar yaptıklarını ileri sürseler de büyük tekellerin salgını vurguna çevirdikleri açıktır. Alman hükümetinin büyük tekellere merkezi bütçeden ayırdığı 750 Milyar Euro’dan en büyük payı büyük tekeller ve hava yolu şirketleri alırken, küçük esnafa üç ay boyunca ödenen miktar ise 15 bin Euro.

83 milyon nüfusa sahip Almanya’da yoksulluk giderek artıyor. Yoksulluktan en çok etkilenen kesimlerin başında 18 yaş altı nüfusun etkilendiği ve bu durumun 2014 yılından bu yana değişmediği, koronavirüsle birlikte bu rakamın 2,8 milyona çıkmış bulunuyor.

 

Fransa: Fransa’da yeni tip korona virüs (Covid-19) yakalananların sayısı resmi rakamlara göre 197. 921 (Ağustos ayı itibariyle) açıklandı. Hastalıktan ölenlerin sayısı ise 30.152 olarak açıklanmış bulunuyor.

Fransa Merkez Bankası, Covid-19 pandemisinin etkilerine ilişkin olarak 8 Nisan 2020 tarihinde yayınladığı bir bildiri ile ulusal ekonominin yılın ilk çeyreğinde %6 küçüleceği tahmininde bulunmuştur. Bu oran ülkenin 1945 sonrası, çeyreklik dönemde, en düşük büyüme performansına tekabül etmektedir. Sokağa çıkma yasağının başladığı tarihten sonraki 15 günlük süreçte ise iktisadi faaliyetin %32 oranında azaldığı hesaplanmıştır.

Ayrıca banka yetkilileri salgın sebebiyle getirilen kısıtlamalar sonucunda ekonominin iki haftada %1,5 küçülmesini beklediklerini ifade etmişlerdir. Resmi rakamlara göre Fransız ekonomisi 2019 yılının son üç ayında %0,1 küçülmüştür. Korona virüs salgını sonrası gelen negatif büyümeyle ülkenin şu anda teknik olarak durgunluk içinde olduğu belirtilmektedir. Banka yetkilileri, ekonominin en kötü etkilenen sektörleri arasında inşaat, ulaşım, restoran ve konaklama sektörlerini saymışlardır.

Kamu Hesapları Bakanı Gérald Darmanin (02.06.2020) açıklamalarına göre Fransa’nın bu yıl kamu açığının GSYİH’nin %11,4, kamu borcunun ise GSYİH’nin %115 seviyesine yükseleceği tahmin edilmektedir. Böylelikle kamu borcu tahmini 2020 yılı Bütçe Kanunu’nda öngörülenin 17 puan üzerine çıkmıştır. Başka bir deyişle 2020 yılı Bütçe Kanunu’nda 93 milyar Euro olarak öngörülen bütçe açığının 200 milyar Euro’yu aşacağı tahmin edilmektedir. Bu tahmin vergi gelirlerinin (kurumlar vergisi, KDV, gelir vergisi, enerji tüketim vergisi) 43 milyar Euro’ya düşeceği tahmin edilmektedir.

Salgınla birlikte Fransa’da ekonomik kriz bazı sektörlerde istihdamı ciddi biçimde düşürdü. Resmi rakamlara göre 2020’nin ilk çeyreğinde 502.400 net iş kaybı yaşandı.

Sektörler bağlamında ise; tarımda %0,5, inşaat ve endüstri sektörlerinde %0,4, pazar hizmetleri sektöründe %3,7 düşüş yaşandı. İşsizlik en çok genç nüfusu etkiledi. 25 yaşın altındaki gençler bundan en çok etkilenen kesim oldu. Fransız hükümeti ayrıca, genç iş istihdamı için işletmelere çırak istihdamını kolaylaştırmak için yardım sağlayan büyük bir destek planı hazırlıyor.

Başbakan Edouard Philippe 19 Nisan 2020 tarihinde yaptığı basın toplantısında 2020’de ekonominin %8 küçülmesinin beklendiği, karantina döneminde iktisadi aktivitenin %36 oranında azaldığı, bu oranın alt gruplarda sanayide %43, inşaat sektöründe %88 ve otel, lokantacılık ve ağırlama sektöründe ise %90’ı bulduğu belirtilmiştir. İşletmelere sunulan kısmi işsizlik tedbirine şimdiye dek 9 milyon çalışan için 700 bin firmanın başvurduğu bilgisini paylaşmıştır.

Diğer taraftan, Fransız otomotiv sektörü ülkede krizden en çok etkilenen sektörler arasındadır. 16 Mart 2020 tarihinde Renault, Peugeot, Dacia, Citroen, Michelin, Valeo gibi dünya devleri başta olmak üzere, Fransa’daki tüm üretim faaliyetleri duran otomotiv sektöründe birkaç haftada %61 oranında faaliyet düşüşü kaydedildiği basında yer alan haberler arasındadır.

Sektörün basında yer verilen rakamsal zararları arasında 2020 yılı itibariyle yeni otomobil satışlarının %20 oranında düşme beklentisi bulunmaktadır. Sadece Renault değil Peugeot grubunun da devletleştirilebileceği tartışılan konular arasındadır. Renault şirketinin krizi atlatması için, devlet garantili, geri ödemeli 5 Milyar Euro banka kredisi tahsil edilmiştir.

Diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi Fransa’da da salgından en çok etkilenen kesim göçmenler oldu. 2018 verileri baz alındığında Fransa’da 6,5 milyon göçmen yaşıyor. Bu da toplam nüfusun %9,7’sine denk geliyor. Fransa’da yaşayan göçmenlerin 2.4 milyonunu Fransız vatandaşlığına geçenler oluşturuyor. Fransa çifte vatandaşlığı kabul ettiği için göçmenlerin %50’si bu durumda.

Yıl sonuna kadar enflasyonun %0,5 olarak öngörülmektedir. Bu beklentinin en önemli nedeninin petrol fiyatlarındaki düşüş olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla, hükümetin en önemli endişesinin enflasyon değil, ekonomideki bazı alt sektörlerin tamamen kaybolması olduğu bildirilmiştir. Bu nedenle; vergi erteleme, kısmi işsizlik, dayanışma fonu ve kredi garantisi gibi mekanizmalarla tüm sektörlerin desteklenmesi kararı alınmıştır. Örneğin, KOBİ ve orta ölçekli işletmelere doğrudan devlet kredisi verilmesi için oluşturulan dayanışma fonu ayda 750 milyon Euro olarak başlatılmış daha sonra 1milyar Euro’ya çıkarılmıştır.

Bu fondan halen 700 bin firmanın faydalandığı, daha fazla firmanın faydalanabilmesi için hem kapsamının genişletileceği hem de 1.500’den 2.000 Euro’ya çıkarılmış olan tavanının 5.000 Euro’ya kadar yükseltileceği belirtilmiştir. Böylece çok zor durumda, iflasın eşiğinde veya yargı sürecinde olan firmaların kiralarının ödenmesine destek olunmasının hedefleyen hükümet, dayanışma fonuna sigorta firmalarının 100 milyon Avro ile katkıda bulunduğu, bunun artmasının beklendiği, bazı firmaların da fona ya da devlet hastanelerine doğrudan katkı sağlamaları beklenmektedir.

Hükümetin sağlık alanında 2 milyar Euro olarak öngördüğü harcamanın 7 milyar Euro’ya çıkarılacağı bildirilmiştir. Bu rakama maske ve tıbbi malzeme alımı, sağlık personeli primleri, çocuklarına ve bakıma muhtaç yakınları ile ilgilenmek üzere zorunlu rapor alan çalışanların günlük yevmiyelerinin dahil olduğu belirtilmiştir.

 

İsviçre: İsviçre Avrupa’da koronavirüsün hızlı bir şekilde yayıldığı 5 ülkeden biridir. Avrupa’da; İtalya, Almanya, Fransa, İspanya’dan sonra virüsün hızla yayıldığı bir ülke olarak 25 Şubat 2020 tarihinde Federal Hükümet ülkede acil durum ilan etti. Devlet Başkanı Simonetta Sammaruga duruma ilişkin yaptığı açıklamada “Ülke genelinde güçlü bir tepki gerekiyor ve buna ihtiyacımız var” diyerek halka alacakları kararlara uymaya çağırdı.

İsviçre’de ilk vaka İtalya’daki COVİD-19 salgını sorasında ortaya çıktı. İtalya sınırına komşu olan ve İtalyanca konuşan Ticino kantonunda yaşayan 70 yaşındaki bir kişi SARS-Cov-2 için yapılan testinin pozitif çıkması ilk vaka olarak kabul edildi.

28 Şubat’ta Federal Konsey, 1000’den fazla katılmaya sahip olan tüm etkinlikleri yasakladı.16 Mart’ta ülkede okullar ve çoğu mağaza ülke çapında kapatıldı. Yine 20 Mart’ta kamusal alanlarda beşten fazla insanı içeren tüm toplantılar yasaklandı. Buna ek olarak, hükümet giderek komşu ülkelerle sınır geçişlerine kısıtlamalar getirdi. Federal Konsey bunların yanı sıra tekellere ve iş yerlerinin kurtarılması için 42 milyar İsviçre Frangı (40 milyar Avro) ekonomik destek paketini açıkladı.

İsviçre nüfusu 8 milyon 637 bin 742. Yaş ortalaması 42.5. Ülke genelinde yaşama oranı 84.3 iken erkeklerde bu 82.4 ve kadınlarda ise 86’dır.

Federal Halk Sağlığı Ofisi tarafından yayınlanan verilere göre tüm İsviçre kantonları ve Lichtenstein prensliği koronavirüsten etkilenmiştir. Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre 111 bin test yapılmış ve yaklaşık yüzde 13’ü pozitif çıkmıştır.

Koronavirüsten en fazla etkilenen kantonlar sınır bölgesinden bulunanlar olmuştur. İtalya ile sınırı olan Ticino (Tİ) kantonu İsviçre’de en fazla ölüm vakasına sahiptir.

Fransa sınırında bulunan Vaud (VD) ve Cenevre (GE) kantonları ise koronavirüse en sık rastlanan kantonlardır. İsviçre’nin diğer bölgeleriyle kıyaslandığında bu iki kantonun ölüm oranları daha yüksektir. Sınır bölgesi olmayan ama nüfusu yüksek olan Zürich kantonunda da vaka ve ölüm oranı yüksek olduğu göze çarpmaktadır.

Koranavirüsün yayılmasına karşı alınan birçok önlem ülke ekonomisinde ciddi bir şekilde etkiledi. Ticaret ve sanayi kuruluşları Federal Hükümet tarafından önerilen hijyen önlemleri uygulanmadığı taktirde kapatılacak denmesine rağmen kapatılmamıştır. Özellikle hizmet sektöründe posta, sağlık, fabrikalarda çalışmaya devam edilmiş ve bu sektörlerde çalışan işçilerin, emekçilerin hayatı riske atılmış ve sağlık sektöründe birçok insan hayatını kaybetmiştir.

Federal hükümet büyük işletmelere işçi ve çalışanların canı pahasına çalışmalarına kayıtsız kalırken, küçük işletmeler olan restoran, kuaför salonlar, kafe vb. yerler önlemler çerçevesinde kapatmıştır.

İsviçre devleti ekonomide yaşanan durgunluk için kısa vadeli tazminat ve acil müdahale için ekonomik paket olarak açıkladığı 42 Milyar Frank yardım paketi esasta yine büyük işletmelere ekonomiyi ayakta tutma adı altında sunmuş ve küçük işletmelerin bu yardımın dışında tutulması tepkilere yol açması üzerine hükümet tansiyonu düşürmek için küçük işletmelere de yardım etmek için çalıştıklarını açıklaması oluşan tepkiyi yumuşatmadan ibaret olmuştur.

Oluşturulan ekonomik pakette işçilerin, emekçilerin, yoksulların, çalışamayanların durumuna hiç değinilmemesi, devletin işçi, emekçi ve halktan ziyade büyük işletmelerin çıkar ve menfaatleri esas alındığı ortadadır.

Federal hükümetin bunlarla sınırlı kalmayarak zarar “görmüş” büyük işletmelerin faizsiz, acil kredi alabilmeleri için garantörlük yapması ve kayıplarının karşılanması için yoğun faaliyet için de iken, Mart’ın ortasından bu yana 12 bin emekçi işsiz kalmış, 17 bin kişi ise işçi bulma kurumundan iş bulma talebi için baş vurmaları ve yine büyük işletmelerin kısa çalışma yerine (Bilim Kurulu’nun önerilerine rağmen) tam çalışmada ısrar etmeleri, Tekellerin bu durumu fırsata çevirmek ve kârlarını katlamak için çalıştıkları ortadadır. Diğer taraftan hükümetin işsizliğin “artmaması” için halktan toplanan vergileri sermayenin hizmetine sunması bir kez daha devletin işçilerin, emekçilerin, halkın yanında değil, büyük işletmelerin arkasında olduğudur.

Yine iktidar ortağı İsviçre Halk Partisi, koranavirüs nedeniyle çalışanların risk altıda olmasından dolayı çalışmama önerisine şiddetle karşı çıkarak (bu parti faşist bir partidir) büyük işletmelerin çalışmasından ısrar etmektedir.

Federal hükümet, bu icraatlarının esas olarak ülkede işsizliği “önleme” olarak lanse etse de asıl sorunun bu olmadığı ve kriz sürecini nasıl fırsata çevirdiği tartışmaya yer vermeyecek kadar açıktır. Kaldı ki hükümetin acil önlem olarak gündeme getirdiği paket, küçük işletmeleri, işsizleri, yoksulları değil, büyük işletmeleri finanse etmekten ileri gitmemiştir.

İngiltere: ”Sürü bağışıklığı” teorisini savunan İngiltere Başbakanı’na karşı tepkilerin büyümesinden sonra önlem alan hükümet birçok insanın hastalığa yakalanıp ölümüne neden oldu. İngiltere’de hastalığa yakalanan insan sayısı Temmuz 2020 tarihinde 309 bin 360 olarak tespit edildi. Ölenlerin sayısı ise 43 bin 414 olarak kayıtlara geçti.

İngiltere, vaka sayısıyla Avrupa ‘da birinci, dünya çapında ise üçüncü sırada geliyor. Sokağa çıkma yasağı 13 Mayıs 2020 itibariyle gevşetilmeye başlandı. Gevşemeyle birlikte, inşaat, imalat ve kafe ve restoranların açılmasına izin verildi. İkinci aşama olarak Haziran 2020 tarihinde spor müsabakalarının başlamasına ve mağazaların açılmasına izin verildi. Üçüncü aşama olarak da restoran, bar, otel, kuaför, sinema, ibadet yerleri, müze ve kütüphanelerin açılmasına izin verildi.

İngiltere ekonomisi krizden en çok etkilenen ülkelerden biri oldu. Yılın ilk çeyreğinde 2.2 daralan ekonomi, Temmuz 2020 itibariyle 20.4 bir daralmayla resesyona girmiş bulunuyor.

İngiltere’de işsizlik rekor seviyeye ulaştı. Karantina döneminde 730 bin kişi işini kaybetti. Haziran ayında 114 bin insanın daha işini kaybetti ve bu rakamın 1 milyonun üzerine çıkacağı tahmin edilmektedir.

İngiliz hükümeti, ekonomik önlem paketi olarak gelişebilecek eylemleri önlemek için Ekim 2020 tarihine kadar işini kaybedenlere 2.500 sterline kadar maaş ödemelerinin yapılacağını açıkladı. İngiltere’de 9,4 milyon kişi halihazır da işsizlik parasından yararlanıyor.

Restoranların iflas etmemesi için ”dışarıda ye” kampanyası başlatarak, yenen yemeklerin %50’sinin karşılanacağını açıkladı. İngiliz hükümeti ulusal büyük tekellerin kurtarılması için bir dizi ekonomik program uygulayacağını açıkladı. Buna göre; devlet garantili ”büyük şirketlerinden hisse” satın alınacağını “turizm ve hizmet sektörünün vergilerinin” 2020’de alınmayacağı, ”en küçük 700 bin firmaya 10’ar bin sterlin nakit para vereceğini ve konut kredisi ödemelerinin” geçici olarak üç ay erteleyeceğini açıklayan İngiltere’nin tüm bu ek masrafların hükümete 362 milyar sterline mal olacağını açıklamış bulunuyor.

 Avusturya: Pandeminin Avusturya’da hissedilmesiyle “tedbirler/önlemler” alınmaya başlandı. 11 Mart’tan itibaren evlere kapanma, maske takma zorunluluğu, çeşitli iş yerlerinin kapatılması vb. toplum üzerinde büyük korku ve sindirme baskısı yaratılmaya başlandı.

Avusturya’da sağlık sistemi diğer Avrupa Birliği ülkelerine göre görece daha iyi. Ülke genelinde sağlık sisteminden en az yararlananlar ülkede yaşayan mültecilerdir. Mülteciler dışında ülkede yaşayan herkesin sigortası var. Sigortasız olan kişi sayısı oldukça az. Covid-19 için özel bir bütçe de ayırıldı. Covid-19 sürecinde hastanelerde özel bölümler oluşturularak diğer hastalar korunmaya çalışıldı.

Yine yaşlı kesime yönelik evde tedavi yöntemi uygulandı. Ülke genelinde pandemiden dolayı hasta ziyaretleri askıya alındı.

18.08.2020 tarihi itibarıyla 23.755 kişi virüse yakalanırken, iyileşen hasta sayısı ise 20.870. Şu ana kadar 779 kişi ölürken, hasta sayısı ise 2.23’tür. Pandemi aynı zamanda ülke ekonomisini de etkiledi. Ülke ekonomisi pandemiden dolayı 2020’de büyümeden ziyade eksi %6 düzeyinde küçülebileceği beklenmektedir. 2021’de ise %4 oranında bir büyüme beklenmektedir. 2020’de enflasyon 0,8 oranında yükselmesi tahmin edilmektedir.

Ekonominin salgından etkilenmesi özellikle küçük ve orta ölçekli şirketlerin iflasının artmasına yol açtı. Avusturya genelinde 2019 göre yılın ilk yarısında toplan 1.463 iflas eden irili ufaklı şirket var. İflasların şu an istatistik verilere tam yansımamasının nedeni iflas kasası olarak adlandırılan KSV’nin iflas başvurularını pandemiyle birlikte 2021 yılına ertelemesidir.

Avusturya devleti toplamda 15 milyar Euro başta büyük tekeller olmak üzere bütçe ayrıldı. Küçük ve orta esnafa kısmi destek verilirken, özellikle tekellerin hizmetine sunuldu. Yine şirketlerin genel giderleri için yardım ve faizsiz krediler verildi. İşçilerin işten çıkarılmasını engellemek ve şirketleri rahatlatmak için, işçilerin giderinin yüzde 75’ini yardım fonlarıyla desteklediler.

İşçiler çalıştıkları iş saatlerinin sadece yüzde 10’unu çalışarak, kısa çalışma formülü uygulandı. Böylece ülke genelinde işçilerin işten çıkarılmasını kısmen engelleyerek işsiz sayısının istatistiklere yansımasını engellediler.

Engellemelere rağmen işsizlik sayısındaki artmayı önleyemediler. Avusturya’da 421.697 işsiz sayısı bulunmaktadır. Bunlardan 372.937 kişi iş aramakta ve 48.76 kişi mesleki veya değişik kurslara gitmektedir.

Koronanın zirve yaptığı nisan ayında işsizlik sayısı 588 idi. Bu Avusturya’nın en yüksek işsizlik seviyesiydi. Bu süreçte kriz en çok hizmet sektörü, ticaret ve turizmi etkiledi. Göçmenler krizde ciddi ve en çok etkilen kesimlerdi. Çünkü göçmenler genellikle hizmet, inşaat, ticaret ve turizm sektöründe çalışıyorlar. En çok krizden bu kesim etkilendi.

*Bu panoroma 13 Eylül’de hazırlandı.

Özgür Gelecek

scroll to top