Home , Köşe Yazıları , MADRİGAL – ÖZDEN ÇİÇEK

MADRİGAL – ÖZDEN ÇİÇEK

KÖŞE YAZISI | 05.06.2019 | MADRİGAL – ÖZDEN ÇİÇEK

Sanatın tüm alanlarında olduğu gibi müzik alanında da tarihsel dönemler birbirine geçişli olduğu gibi, belirgin hatlarla birbirinden ayrılırlar. Tarihsel öneme sahip her bir olay bir çağı kapatırken, yeni ve başka bir çağın da hazırlayıcısı olmuştur. Bu anlamıyla müzik tarihi açısından tüm dönemlerin birbiri arasında kuvvetli ilişki söz konusudur. Örneğin; Gotik dönemin son diliminde Rönesans döneminin özelliklerini bulurken, yine Rönesans döneminin son demlerinde Barok dönemin özelliklerine rastlayabiliyoruz.

Madrigal genel tanımıyla orta çağın sonları Rönesans (1450-1600) ve Barok (1600-1750) dönemlerini kapsayan ve genellikle din dışı temaları konu alan bir vokal müzik kompozisyonudur. Ayıca çok sesli olmasının yanı sıra, geleneksel olarak enstrüman eşliği olmaksızın seslendirilen müzik türüdür. Türün ilk örnekleri 14. yüzyılda İtalya’da görülmeye başlanmış ve merkezi İtalya olarak kalmasının dışında, Almanya ve İngiltere olmak üzere çeşitli Avrupa ülkelerinde de rastlanılmaya başlanmıştır.

Madrigal iki deyişin kaynaşmasından ortaya çıkmıştır. İtalya`nın halk şarkı biçimi olanfrottolası ve Fransız-Flemenk chansonun birleşim olarak düşünülmelidir. Frottola şarkı biçiminde çalgı eşliğinde insan sesi kullanılırken, halk ezgileri olmaksızın seslendirilirdi. O yıllarda Francesco Petrarca (1304-1374)`nın şarkı gibi okunan Canzoniere adlı yapıtındaki şiirleri İtalyan müzisyenlerini etkilemiştir. Floransa ve Roma`daki besteciler Conzoniereeserindeki şiirleri frottola biçiminde bestelemeye çalışırlar. Oysa frottolanın tek düze ve yüzeysel ifadesi, bu derin aşk şiirlerini bestelemek için yetersiz kalıyordu. Bu nedenle şiirleri bestelemek için daha dramatik ve duygusal bir biçime ihtiyaç vardı. Bu da kendisini madrigal olarak ortaya çıkarır. İlk madrigaller 1520`lerde bestelenmiştir. Madrigal, din dışı konuları içeren, yogunluklu olarak aşk, şarap, taşlama, şehvet,… gibi konuları içeriyordu. Çoğunlukla duygusallıkla şiirin ritmini müzikle yansıtan eserler olarak ifadesini bulur ve biçim olarak ikiye ayrılır.

1)Anlatımlı Madrigaller: Fransız chansonundan daha çok özgür olması bakımından farklıdır. Sözü daha yakından izlediği için polifon(çoksesli) bölmelerin yanında hece üzerine kurulmuş armonisel geçitler büyük bir özgürlükle yan yana gelmiştir.

2) Oyunlu Madrigaller: Konuşur gibi şarkı söyleme biçimi olan reçitatif  deyişin, ikili ve üçlü geçitlerin tek ezgili bölmelerin çevresine konan korolarıyla kendisini hazırlayan kantata daha çok benzemektedir

16. yüzyılmadrigalleri, bir başka sözlü müzik yapısı olan ve 1470–1530 arasında zirvesine ulaşanfrottoladan ve İtalyanca yazılan şiirlere olan ilginin artmasından kaynaklanır. Ayrıca bir başka dinsel şarkıları ifade eden vokal müzik yapısı olan motetin, Fransız chansonları ve İtalya`da yaşayan  Franko-Flaman bestecilerinin yazdıkları bestelerin etkilerini de taşır. Tarihsel dönem koşulları açısından Martin Luther`in öncülüğünde özgürlük fikri geliştiğinden dolayı Reform hareketleri Avrupa`da yayılmaya başlamıştı. Müzik tarihi açısından ise İtalyan bestecilerinin öne çıktığı görülmekle birlikte yine edebiyat,  resim, heykel gibi sanat dallarında çeşitli sanat insanları  adlarını duyurmaya başlıyor ve bu çağ aynı zamanda dramatik müziğin, madrigal gibi dramatik  vokal biçimlerin çağı olarak görülmeye başlıyor. Bir başka okumayla operanın da yavaş yavaş doğmaya başladığının sinyalleridir. 16. yüzyılın ilk yarısında İtalya kiliselerinde özellikle Roma ve Venedik`te görev yapan Franko-Flaman besteciler, Fransızca chansonundaki melodik çizgi ve yalın çokseslilik özelliğini İtalyan müziğine de taşımışlardır. Örneğin San Marko kilisesinin müzik yönetmeni Belçikalı  Adrian Willaert  (1490-1562) burada bir çok İtalyan müzisyen yetiştirmekle bu kilise Venedik`te müziğin merkezi haline gelmiştir. Bu anlamıyla madrigal zamanının dini olmayan en önemli müzik formudur. Tam gelişimine 16. yüzyılın ikinci yarısında ulaşmış ve 17. yüzyılın başlarında solo şarkılar gibi formların gelişimiyle beraber önemini kaybetmeye başlamıştır. 1630’dan sonra madrigaller, yine sözlü beste formu olankantatlardan etkilenmesi birlikte, daha sonra klasik sanat (batı) müziğinin önemli bir türü olan operanın gelişimi ile birlikte yerini aryalara bırakmıştır.

Süreç içersinde madrigaller günlük yaşam içersinde yerini bulmaya çalışıyor. Örneğin münazara öncesi ya da diploma töreninin ardından söylenen eserler gibi. Zamanla çalgı eşliklimadrigaller oluşmaya da başlıyor. Böylelikle daha karmaşık ve çeşitlilik kendisini bir biçimde göstermeye başlıyor. Öne çıkan madrigal bestecilerinden söz edecek olursak, 16. Yüzyıl ortalarında  Orlande de Lassus (1532-1594)`nun eserlerine rastlıyoruz. Pastoral şiirleriyle çağın sonlarında dikkatleri çeken Luca Marenzio(1553-1599) ve  yine Oarazio Vecchi(1550-1605) madrigal komedileri besteleyen isimlerin başında gelir. Yalnız dönemi itibariyle kadın sesi korolarda yer alamadığından dolayı falsetto tekniği ile erkek şarkıcıların seslerini incelterek komik bir hava yaratmak suretiyle söyledikleri görülüyor. Böylece tiyatronun sahne, dekor, kostüm gibi öğelerin kullanılmaya başlanıldığını  da görüyoruz.

En başta da söylenildiği gibi sanatın hangi alanı olursa olsun, sanat eserleri tarihsel dönemlerin önemli siyasal ve ekonomik koşulları içerisinde ve yine o toplumun ihtiyacına karşılık verilmesi suretiyle gelişir. Müziğin her türü; besteci, dinleyici ve toplumsal koşullar etrafında oluşan etkileşimlerin ürünüdür. Sanat üreticisi de kendisini ifade etmek açısından farklı  biçimlere başvurmak için tarihsel koşul ve imkanlar içerisinde eserlerini sunar.

Yararlanılan Kaynaklar:

Evin İlyasoğlu, Zaman İçinde Müzik, Yapı Kredi Yayınları

Andre Hodens, Müzikte Tür ve Biçim (İ. Uzmanbaş), İletişim Yayınları

Filiz Kamacıoğlu, Müzik Tarihi Ders Notları

İlhan Mimaroğlu, Müzik Tarihi, Varlık Yayınları

Ahmet Say, Müzik Ansiklopedisi

Feridun Çalışır, Müzik Dili Sözlüğü, Evrensel Müzikevi Yayınları

02.06.2019

Özden Çiçek