Home , ATİK , ATİK | YAŞASIN FİLİSTİN HALKININ MEŞRU DİRENİŞİ!

ATİK | YAŞASIN FİLİSTİN HALKININ MEŞRU DİRENİŞİ!

Doğu Kudüs’ün İsrail tarafından işgalinin yıl dönümüne bir hafta kala (7 Mayıs), İsrail polisinin Mescid-i Aksa’da nöbet tutan Filistinlilere plastik mermi, göz yaşartıcı ve ses bombalarıyla yaptığı saldırıyla başlayan İsrail’in devlet terörü ve Filistinlilerin direnişi sürüyor. İsrail, 14 Mayıs Cuma günü sabaha karşı kara saldırısını da başlattı. İsrail güvenlik güçlerinin Filistin halkına yönelik saldırılarında, 30 civarında çocuk, bir o kadarı da kadın olmak üzere 150 civarında insan yaşamını yitirirken, yüzlercesi yaralandı.

Doğu Kudüs’teki saldırılar ve direniş sürerken, Gazze’den İsrail topraklarına atılan 100’ün üzerindeki füzelerin yerleşim alanlarına da düştüğü ve burada da sivil can kaybı ve yaralıların olduğu, Tiberya ve Bat Yam kentlerinde fanatik Yahudilerin Arapların dükkânlarına saldırdığı gelen bilgiler arasında.

Orta Doğu’da yaşanan bu vahşet karşısında her zaman olduğu gibi dünya yine sessiz. İsrail devleti’nin sık sık Filistin halkına yönelik uyguladığı bu saldırılara karşı, dünya bir kez daha üç maymunları oynuyor ve başta BM olmak üzere pek çok ülke yapılan açıklamalarda, taraflara “Sorunların konuşarak çözülmesini” tavsiye edip, başta çocuklar olmak üzere sivil ölümler karşısında “üzgün” olduklarını söyleyerek timsah gözyaşları döküyorlar.

Filistin Halkı 73 Yıldır İşgale Karşı Direnmektedir!

14 Mayıs 1948’de İsrail’in Filistin topraklarında resmen kurulmasının ardından, ertesi gün Nakbah, yani Büyük Felaket gününde on binlerce Filistinli kendi topraklarında mülteci konumuna düştü. Savaş 1949’da sona erdiğinde İsrail Kudüs’ü ikiye bölmüş ve Ürdün’le paylaşmış, Filistin’in %77’sini işgâl etmişti. Bu, Filistin’in verimli tarım arazilerinin %95’ine takabül ediyordu. 340 köy ve 14 şehir yıkılmış, tüm Filistin nüfusunun %70’i vatanlarından sürülmüştü. Filistin toplumunu mahveden bugün, Arapların toplumsal belleğine Nakbah (felaket) adıyla yerleşti.

Bugün Filistin topraklarının %0.06’sı Filistin idaresi altında kalıyor. Ancak askerî sorumluluğu İsrail ve Filistin tarafından ortak paylaşılıyor. Geriye kalan, 140 İsraillilerin yerleşim alanını da kapsayan ve işgâl topraklarının %73’ünü yani tüm Filistin’in %1,5’ini kapsayan alan, İsrail’in tam egemenliği altında kalıyor. İsraillilerin yerleşim kolonileri arasındaki bağlantıyı sağlamak için yapılan by-pass yolları ve iki yanındaki 100 metrelik alanla birlikte işgâl çeşitli şekillerde genişleyerek devam ediyor.

Filistin Halkının Kurtuluşu, İntifada Israr Etmesinde Olacaktır!

İsrail’in başta ABD olmak üzere tüm emperyalistlerin de desteğiyle, Filistin halkına yönelik 73 yıldır süren işgal ve zulmü karşısında, Filistin Halkının direnişi de sürmektedir.

Ortadoğu’nun kalbinde yaşanan bu zulüm ve direniş, 1990’lara kadar, bir Yahudi-İslam ya da İslam-Yahudi-Hıristiyan mücadelesi değil, “laik ve demokratik bir Filistin” için Filistinlilerin kendi kaderini tayin hakkı mücadelesiydi. Ancak Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) mücadele içindeki bazı yanlış taktikleri, FKÖ içindeki bazı örgütlerinin milliyetçi, şövenist yaklaşımları ile, başta ABD olmak üzere emperyalistlerin topyekûn saldırıları karşısında güçten düşürülmüş, zayıflatılmış, laik ve demokratik bir düzen mücadelesinde geriletilmiş olsa da, Filistin halkının 73 yıllık meşru direnişi bitirilememiştir, bitirilemeyecek te. Çünkü Filistin halkı, kurtuluşlarının yeni intifalarda ısrar etmekte olduğunun farkında. Filistin halkının İsrail Devleti’nin işgal ve zulmüne karşı verdikleri haklı ulusal direniş, başta Arap ülkeleri olmak üzere, uluslararası emperyalistler tarafından boğulmak istenmektedir. Bir taraftan barış çığırtkanlığı yapılırken, diğer taraftan İsrail devleti açıktan desteklenerek, Filistinlilere yönelik katliamlar gerçekleştirilmektedir.

ATİK olarak İsrail’in saldırılarını ve emperyalistlerin İsrail devletinin katliamlarına destek vermelerini kınıyor, Filistin halkının yanında olduğumuzu bir kez daha beyan ediyoruz. Göçmen ve yerli devrimci, ilerici demokratları, Filistin halkının meşru müdafaasını desteklemeye, Avrupa coğrafyalarında onların sesi olmaya çağırıyoruz.

Aynı zamanda, İsrail’in Siyonist apartheid devletine karşı olurken, “Filistin ile dayanışma” kisvesi altında Yahudilere yönelik tüm anti-Semitik saldırıları da kınıyoruz. Kürt özgürlük hareketine aynı bahaneyle saldırmak isteyen Türkiyeli faşistleri de mahküm ediyor, tüm mazlum halklarla dayanışma içinde olduğumuzu beyan ediyoruz.

Diren Filistin, Ezilen Halklar Seninle!

Yaşasın Filistin Halkının İntifadası!

scroll to top