Home , Avrupa , Almanya’da Seçimler Üzerine…

Almanya’da Seçimler Üzerine…

wahlkreuzchenALMANYA | 20 – 09 – 2013 | Mücadele Gazetesinin 232. sayısında yayınlanacak olan aşağıdaki yazıyı güncelliğinde dolayı olduğu gibi yayınlıyoruz.

GÖÇMENLERE SEÇME VE SEÇİLME HAKKI!

 

Almanya’da 22 Eylül’de federal parlamento seçimler gerçekleştirilecektir. 61.8 milyon seçmenden, 5.8 milyon seçmen göçmen kökenlidir. Ayrıca Alman vatandaşı, yada Avrupa birliği üyesi ülkelerin vatandaşı olmadığı için 1.8 milyon göçmen Almanya’daki toplumun bir bileşeni olmasına rağmen seçimlerde oy kullanamayacaktır.

Almanya’da 2011 yılı sonu verilerine göre toplam15.962 ( % 19,5) göçmen yaşamaktadır. Bunların 6.930.896  Alman vatandaşı değil.  Bunlardan 2,60 milyon ( % 37,5) insan Avrupa Birliği üyesi ülkelerin vatandaşlarıdır. 1, 607.761 (% 23,2) milyon insan Türk vatandaşıdır. 1960’lı yıllarda çeşitli ülkelerde yapılan antlaşmalarla Almanya’ya gelen göçmenler bir asra yakındır burada yaşamalarına rağmen yasalar karşısında eşit değiller.

Partilerin göçmenlere yaklaşımı

Seçimler süreci olduğundan dolayı bir çok parti göçmenlere şirin görünmeye çalışmaktadır. Çeşitli göçmen kurumları ziyaret edilmekte, göçmenlerle basın pozlar verilmekte, göç kökenli bir kaç aday gösterilmekte vs amaç göçmenlerin oylarını almak. Fakat gerçeklik bunun tersidir. Sermayedarlarının politikalarını sürdürme görevini “en iyi nasıl sürdürürüm” politikasını günden, başta CDU/CSU, SPD, FDP, Yeşiller olmak üzere göçmenlere yönelik söyledikleri, yazdıkları, afişlerine taşıdıkları bir aldatmacadan başka bir durum değildir.

Seçimler sürecinde göçmenler lehine yaptıkları propagandalar, seçimler geçtikten sonra; ırkçı ayrımcı politikaları devam ettirilmektedir. Bunun en iyi örneğini 2009 yılında federal parlamentoya sunulan soru önergesinde görebiliriz. 29 Mayıs 2009 tarihinde Sol Parti ve Yeşiller partisinin federal parlamentoya göçmenlere seçme ve seçilme hakkı tanınması önerisini CDU/CSU, SPD ve FDP 403 milletvekillerinin karşıt oyuyla ret edilmiştir.

Diğer önemli bir örnek, aynı yıllarda çıkartılan göç yasasında da görülebilir. Almanya anayasasının 3. Maddesinde “Almanya’da yaşayanlar insanlar yasalar karşısında eşittirler” belirlemesi olmasına rağmen yıllardır göçmenler bu eşitliğe sahip değildirler. Daha önce yabancılar yasası olarak bilinen, göçmenlere yönelik ayrımcı ırkçı yasa değiştirilerek yerine göç yasası çıkarılmıştır. Bu yasa daha öncekinde daha gerici, daha ayrıcım ve daha ırkçı bir yasa olarak göçmenler üzerinde bir baskı aracı olarak uygulanmaktadır.

Irkçılık artık devlet politikası haline gelmiştir

Almanya’da geçmişte “bir kaç sarhoşun saldırısıdır” denilerek, göçmenlere yönelik ırkçı saldırılar sürekli inkar edilmiştir. Bir devlet politikası olarak uygulanan ırkçılık sonucu, yapılan saldırılarda yüzlerce insan hayatını kaybetmiştir. Onlarca insan evlerinde yakılarak katledilmiştir yıllarca.

2000-2007 yılları arasında göçmen esnaflara yönelik gerçekleştirilen seri cinayetler sonucu 9 göçmen kökenli esnaf ve bir polis katledilmiştir. Bu cinayetlerin işlediği süreçte başta dönemin iç işleri bakanları olmak üzer sürekli, “göçmenler içinde iç hesaplaşma, mezhep çatışması, mafya çatışması” denilerek üzeri örtülmeye çalışılmıştır. Fakat NSU çetesinin ortaya çıkmasıyla birlikte bunun böyle olmadığı bir kez daha su yüzüne çıkmıştır.

Devletin denetiminde ve gözetiminde NSU diye adlandırılan karanlık çete, göçmenleri öldürmekte, sokakları bombalamakta, bankalar soymakta, fakat bunlara kimse dur dememektedir. Oluşturulan araştırma komisyonunda açık bir şekilde ortaya koyduğu gibi, bu bir devlet politikası olarak uygulanmaktaydı ve günümüzde bu uygulama farklı şekilde devam etmektedir.

Bir devlet politikası olarak uygulanan bu ırkçı politikalar, son yıllarda açık bir şekilde yapılmaktadır. Devletin bir çok kurumunda yer alan, politik partilerde siyaset yapan bir çok ırkçının son yıllarda yazdıkları kitaplar, yaptıkları açıklamalar bunların bariz örnekleridir. Yıllardır göçmen örgütlerinin yazdıkları, söyledikleri artık su yüzüne çıkmıştır, ispatlanmıştır, Irkçılık bir devlet politikasıdır.

Göçmenlerin talepleri üzerine

Tüm bu uygulamalar, gelişmelere karşı göçmenlerin örgütlenmesi kendi haklarını talep etmesi önemlidir. Partilerin seçimler sürecinde yaptıkları açıklamalar bir aldatmacadan başka bir şey değildir. Yerli ve göçmen emekçileri bir birine düşman etmeye dayalı, ayrımcı ırkçı politikalar seçimlerden sonrada devam edecektir. Bunun için göçmenler olarak; “Eşitlik, Kardeşlik, Özgürlük” mücadelesini daha güçlü bir şekilde haykırmalıyız.

Bunun için Almanya’da yaşayan tüm göçmenlerin, yerlilerle aynı haklara sahip olması, ayrımcı ve ırkçı göç yasasının kaldırılmasını talep etmeliyiz. Çünkü bu yasa bir ayrımcılık politikası olarak göçmenlerin lehine işlemektedir.

Almanya’da sürekli yaşayan tüm göçmenlere koşulsuz, şartsız seçme ve seçilme hakkının tanınması artık bir zorunluluktur. Artık Alman toplumunun bir parçası olan göçmenlerin, kendilerini parlamentoda temsil edecek politikacıları seçme hakkına sahiptirler ve bu hak verilmelidir.

Başta anadilde eğitim hakkı olmak üzere göçmenlerin kendi dilini ve kültürünü sürdürme hakkı korunmalı ve bunlar yasal güvence altına alınmalıdır. Bunu ret eden tüm uygulamalar kaldırılmalıdır.

Almanya’da ikinci büyük göçmen gurubu olan ve yaklaşık 1 milyon nüfusa sahip Kürtler ayrı bir göçmen grubu olarak tanınmalıdır. Ayrı inançlara sahip olan başta Aleviler, Ezidiler olmak üzere tem azınlık inançların demokratik talepleri olan kendi kültürlerini sürdürme hakkı tanınmalı, bunlar yasalarla korunmalıdır.

Her türlü ayrımcı ırkçı yasalar, uygulamalar iptal edilmelidir. Faşist parti, örgütler yasaklanmalıdır. Göçmenlere yönelik gerçekleştirilen sald ırılarılar açığa çıkarılmalıdır. Bu saldırıların emrini veren kurumlar lav edilmelidir.

Tüm göçmen emekçilere çağrımızdır

Almanya’da yıllardır yaşayan göçmenler olarak, sermaye partilerinin yıllardır sizleri aldattığı politikaları kanmayalım. Seçme hakkına sahip olan göçmenlerin oylarını almak için göstermelik vaatlerine aldanmadan; oylarımızı demokrat, devrimci, ilerici adaylara ve partilere verelim. Yerli ve göçmen emekçiler olarak “Eşitlik, Kardeşlik, Özgürlük” şiarıyla ortak mücadelemizi hayatın her alanında güçlendirelim.

Kaynak : Mücadele Gazetesi

scroll to top