Home , Bildiriler , “8 Mart’ta Erkek Egemen Devlet Şiddetine Karşı Kadın Direnişini Büyütüyoruz!” “ZULÜM MEŞRU İSE, İSYAN HAKTIR!”

“8 Mart’ta Erkek Egemen Devlet Şiddetine Karşı Kadın Direnişini Büyütüyoruz!” “ZULÜM MEŞRU İSE, İSYAN HAKTIR!”

yeni-kadin-logo“8 Mart’ta Erkek Egemen Devlet Şiddetine Karşı Kadın Direnişini Büyütüyoruz!”

“ZULÜM MEŞRU İSE, İSYAN HAKTIR!”

2008’den beri dünya genelinde şiddetle hissedilen ekonomik krize “çare” olarak yaygınlaştırılan esnek çalışma sistemi, çalışan yoksul kadın kitlesini büyütmekte. Kadınlar eskiye göre daha fazla çalışmakta ama daha az ücret almaktalar. Ucuz işgücü olan kadın emeği daha fazla yok sayılırken, kadın erkek arasındaki ücret eşitsizliği büyümekte. Yoksul kadın sayısı artarken, erkeğe bağımlılık yükselmekte, cinsiyet ayrımcı politikaların da yardımıyla kadına yönelik şiddet tırmanmakta.

Almanya Federal Aile Bakanı, geride bıraktığımız 25 Kasım’da, “Almanya’da 2015 yılında Acil Yardım Telefonunu arayan kadın sayısınının 50.000’i aştığını” söyledi. Tabii ki bu rakam buz dağının görünen yüzü bile değil… Yılbaşı gecesi Almanya’nın bazı şehirlerinde kadınların maruz kaldığı taciz, tecavüz, gasp olayları hepimizin belleklerinde çok yeni… Her ne kadar bu durum mültecilerin üzerine yıkılmaya çalışıldı ise de, bunun gerçeği ifade etmediğini, bu söylemlerin arkasındaki ırkçı/şöven, milliyetçi politikaları hepimiz biliyoruz. Köln’de, ayrılmak istediği Alman erkek arkadaşı tarafından defalarca bıçaklanarak öldürülen üniversite öğrencesi Gizem Peker, İnnsbruck’ta Avusturyalı bir kadınınn maruz kaldığı tecavüz olayları unutulmadı. Göç yollarında yaşamlarını yitirenlerin çoğu kadın ve çocuk olmasının yanı sıra, gerek yollarda gerekse de zorlukla ulaştıkları ülkelerde taciz ve tecavüze uğrayanlar, şiddetin her türünü yaşayanlar, yine kadınlar ve çocuklar…

Diğer taraftan Ortadoğu’nun bir parçası ve geldiğimiz ülke olan Türkiye’de, gerici/yobaz iktidar sahipleri, kadının doğurganlığını “millî görev” olarak adlandırıp, kadının esas görevinin çocuk doğurmak olduğunu topluma şırınga ediyorlar. Kadınları istedikleri gibi terbiye edebilmek, kadın mücadelesini engellemek, korkutup/sindirmek için saldırı yöntemlerinde sınır tanımıyorlar. Erkekler tarafından hergün üçer – beşer katledilenlerin yanı sıra, devlet güçleri tarafından katledilen kadınların çıplak bedenleri sokak ortasında teşhir edilirken cinsel organları parçalanarak kadınlara, mimarisini Hitler faşizminin oluşturduğu, “sizin dünyanız evinizdir; din, devlet, aile üçgeninden ayrılmayın,” mesajı verilmeye çalışılmaktadır. 1941 Nazi Almanyasında, faşizme karşı mücadelede esir düşen Tanya’nın, idam edildikten sonra çıplak bedenini meydanda teşhir eden zihniyetle, bugün Varto’da, Cizre’de katledilen kadınların çıplak bedenlerini teşhir eden zihniyet aynı faşist ideolojiden beslenmektedir. 1941’de olduğu gibi bugün de kadınlar, teşhir edilenin insanlık düşmanı faşizmin çıplak yüzü olduğu bilinciyle, “Bedenimiz, Kimliğimiz Ve Mücadelemiz Onurumuzdur! “ diyerek öfkelerini bileyip, mücadeleye daha sıkı sarılmakta, sokakları daha fazla doldurmaktalar.

Kadınları evin dört duvarı içine hapsetmeyi öngören politik söylem ve yasaları reddeden, edilgen/ itaatkâr/ köle ruhlu kadın olmayı kabul etmeyen, “toplumsal ve siyasal yaşamda ben de varım!” diyen kadınlar, yüzyıllardır ataerki sınıflı toplum egemenlerinin hedefinde olmuştur. Bu durum demokrasi söylemlerini ağızlarından düşürmeyen emperyalist ülkelerde de farklı değil. Dün Rosa Lüksemburg’u katleden, Clara Zetkin ve yoldaşlarını defalarca tutuklayan, kadın için belirlenen sınırı kabul etmeyip eşitlik ve özgürlük mücadelesinde yerini alan kadınlara tahammül edemeyen egemenler, bugünde mücadeleci kadınlara yönelik aynı saldırılarını sürdürmekteler. Yeni Kadın MYK üyemiz Dr. Dilay Banu Büyükavcı’da anti emperyalist, anti faşist, ataerki karşıtı, ilerici/ devrimci bir kişilik olduğundan 15 Nisan 2015 günü, &129a/b yasasına dayandırılarak, 9 ATİK yönetici ve aktivisti arkadaşımızla birlikte tutuklandı. Ama nafile… Egemenlerin tüm saldırılarına, tüm vahşetine rağmen kadınların mücadelesinin giderek yükseldiği bir süreçte karşılıyoruz 8 Mart 2016’yı…

Erkek egemen emperyalist sistemin yarattığı ve kadın bedeni üzerinden yükselttiği savaşlara, katliamlara, ırkçılığa, faşizme, ataerkiye, emeğimizin ucuz emek görülmesine/ yok sayılmasına, kadına yönelik şidetin her türüne karşı; kadın direnişini büyütmek ve egemenlerin istediği itaatkâr, erkeğin eklentisi kadınlar olmayacağımızı bir kez daha haykırmak için, 8 Martta alanlardayız.

  • Katliamlara, infazlara, tutuklamalara rağmen zılgıtlarımızı bastıramıyacaksınız!
  • Devlet zulme soyunursa, kadınlar direnişi giyer!
  • Yaşasın kadın dayanışması ve direnişi, Yaşasın 8 Mart!

8 Mart 2016 bildirisi TR

8 Mart 2016 bildirisi Almanca

scroll to top