Anasayfa , Kadın , Üzgün Değil Öfkeli, Yalnız Değil Örgütlü!

Üzgün Değil Öfkeli, Yalnız Değil Örgütlü!

Yeni Kadın aktivisti bir kadın arkadaşın Haber Merkezimize gönderdiği Kadın`a yönelik şiddet ile ilgili araştırma yazısını haber değeri olduğu için aynen yayınlıyoruz.

Günümüzde her kesimden, her yaştan kadına yönelen erkek şiddeti türlü şekillerde ortaya çıkabiliyor ve bu şiddetin tanımını yaparken zaman zaman tereddüte düşüyoruz. Bu kafa karışıklığının sebebi de elbette ki yine patriarkal toplumun, cinsiyet rollerinde iktidarı üstlenen erkeğin uyguladığı şiddetin bir sonucu. Bu türden erkek şiddeti, teker teker olaylar özgülünde karşısındaki kadının kendisine biatını amaçlasa da aslında tüm kadınları sindirip kontrol etmeyi hedefler. Bugün uzağında olduğunuz bir şiddet hikayesi, yarın sizin hikayeniz olabilir. Bu ihtimalin her zaman geçerli ve aslında çok yakınımızda olması, erkek egemen sistemin biz kadınları ehlîleştirmek isteyen politikalarına en uygun zemini hazırlamış olur. Şiddete uğramaktan korktuğu için o sokaktan geçmeyen, bu saatte dışarı çıkmayan, tekrar tekrar “ya benim de başıma gelseydi” ihtimaliyle kendi hayatlarımızı yarı açık cezaevine çeviren kadınlara dönüşmemizi ister erkek şiddeti, bu yüzden tüm kadınlara yöneliktir. İşte tam da bu yüzden kız kardeşlerimizin yanında bütün şiddet türleriyle mücadele etmeliyiz.

Bugün patriarkal kapitalist sistemden nesnel olarak çıkarı olan erkek cinsi, kadının ikincil konumundan dolayı şu veya bu şekilde, az ya da çok iktidarının sağladığı nimetleri kaybetmemek adına şiddetin büyük oranda doğrudan uygulayıcısı veya sessiz kalışıyla bir nevi destekçisidir. Bu yüzden şiddeti maruz kalınan ve sorumluluğu dışımızdaki etmenlere yükleyen tanımlamalar yerine, bir cinsin iktidarı tarafından uygulanan ve ne için uygulandığının nesnel zemini olan bir olgu olarak net bir şekilde belirlemek önemli. Bu yazıdaki şiddet örneklerin birçoğu hepimizin hayatının bir döneminde ya da her döneminde deneyimlediği şeyler olabilir. İstatistiki olarak şiddet genellikle en yakınımızdaki erkekten geliyor; babamız, kocamız, sevgilimiz, abimiz, arkadaşımız. İlk olarak şiddetin adını koymalı, hayatımızdaki erkeklerin şiddet eylemleriyle veya eğilimleriyle yüzleşmeli ve buna tavır almalıyız. Hayatımızın her alanını sarmalayan erkek şiddetine karşı, şiddet tehdidiyle kontrol altında tutulmaya çalışıldığımız bu düzende her zaman daha yüksek sesle özgürlüklerimizi savunmalı, hayatlarımıza sahip çıkmalıyız. Bunun yolu da her sınıftan erkeklerin cins ortaklığından gelen iktidarına karşı kadın dayanışmasını yükseltmekten, mücadele etmekten ve örgütlenmekten geçiyor. Kadın mücadelesinin yükselmesiyle tanımlamalar genişlese de genel itibariyle şiddet biçimlerini aşağıda yazacağımız birkaç başlıkta toplayabiliriz.

1. Fiziksel Şiddet

Fiziksel şiddet, bedeninize yönelik kasıtlı ve istenmeyen herhangi bir saldırıdır. Fiziki güç ya da üstünlük kullanarak, bedeninize temas ederek; sindirme, korkutma, zarar verme, öldürme amacı taşıyan her eylem fiziksel şiddeti içerir. Kötü niyetli davranışlar bazen fiziksel acı vermeyebilir, bir yaraya sebep olmayabilir yine de şiddet tehdidi içeren davranışlar bu kapsamda değerlendirilmelidir. Fiziksel şiddet içeren davranış örnekleri şunlardır:

* Her türden darp, işkence; bir nesne fırlatma, itip kakma, giysilerini çekiştirme; silah, bıçak, sopa, kimyasal, yanıcı, ateşli silah kullanma, bu araçlarla zarar verme ya da zarar verme tehdidinde bulunma; bir yere gitmeye zorlama ya da bir yere gitmenizi engellemek için kilitleme; zorla bir şeyler yedirmeye çalışma veya aç bırakma; bilinçli olarak aracı dikkatsiz, hızlı vs. kullanma; sağlıksız bir ortamda yaşamaya zorlama, sağlık hizmetlerinden yararlanmasını engelleme; intihara sebep olma veya intihara zorlama; alkol, madde veya herhangi bir ilaç kullanmaya zorlama; tehlikeli bir yerde kasten yalnız bırakma.

Hayır hayır demektir!

HAYIR’ı EVET’e dönüştürmek için kullanılan onay inşası dediğimiz fiziksel baskı içermeyen davranışlar (tatlı ısrarlar, suçlu hissettirme, hediye alma, kendini acındırma vb.) sonucu alınan belki, emin değilim,

sessiz kalma bir onay değildir. Onay; HAYIR’ın yokluğu değil istekli, hevesli bir EVET’in varlığıdır. HAYIR dememek EVET anlamına gelmez, HAYIR sadece HAYIR demektir.

2. Cinsel Şiddet

Ev ya da işyeri dahil herhangi bir yerde herhangi bir kişinin isteğiniz dışında uyguladığı ya da kalkıştığı cinsel içerikli eylemler, cinselliğiniz üzerindeki dayatmalar, tehditler ve baskılar olarak tanımlanabilir. Bir kişinin istenmeyen şekilde katılmaya zorlandığı herhangi bir durum, güvensiz veya aşağılayıcı cinsel etkinlik, fail kişinin partneri olsa da cinsel şiddettir. Cinsel şiddet örnekleri şunlardır:

* Tecavüz, cinsel saldırı (vajinal, anal ya da oral), çeşitli nesneler kullanarak cinsel saldırı (seks oyuncakları, kırık cam, şişe vb.); zarar veren şekilde seks yapmak, başkalarıyla ya da başkalarının önünde cinsel ilişkiye zorlamak; istenmeyen temaslar; laf atmak, vücut diliyle taciz etmek; cinsel eylemlerinden dolayı sözlü olarak aşağılamak (frijit, orospu vb.); soyunmaya zorlamak veya zorla giysilerini çıkartmak; seks işçiliğine zorlamak; telefon, internet vb. araçlar kullanarak cinsel içerikli mesajlar yollayarak rahatsız etmek,

* Seks yapmayı bir cezalandırma yöntemi olarak kullanmak veya şart sunarak, ödül mekanizması gibi kullanmak, rahat edemeyeceği veya istemediği herhangi bir fanteziye zorlamak, mecbur bırakmak, prezervatif kullanmayı reddetme ve doğum kontrol yöntemlerine erişimi kısıtlama; bekaret kontrolü vb. eylemler, çocuk doğurmaya zorlamak, zorla kürtaj yaptırmak; erken yaşta ve istemediği insanla evlenmeye zorlama,

* Çok sarhoş, bilinci yerinde olmayan, açık bir şekilde evet veya hayır cevabı alamayacağınız biriyle cinsel temas kurmak; kadını suçlu hissettirerek cinsel ilişkide bulunmaya zorlamak, isteklerini görmezden gelmek (örneğin bir ilişki içerisinde olduğu sürece onunla birlikte olmak zorundaymışsınız gibi sizi baskılaması veya bir hiyerarşi içinde konumunu kullanarak ilişki talep etmesi)

Cinsel şiddet konusunda en çok sorgulanan ve kafa karışıklığı yaratan birkaç soruya cevap verelim. Tacizciler ve tecavüzcüler belirli bir etnik kökenden, sosyal gruptan, eğitimsiz, sabıkalı değillerdir; her meslek grubundan, her kökenden, her yaştan ve ideolojiden insan cinsel şiddetin uygulayıcısı olabilir. Faillerin cani, psikolojik olarak sorunlu olduğu algısı da doğru değildir. Fiziksel ve cinsel şiddette devletin yaptığı gibi suçu bir organa ya da bir sağlık sorununa indirgemek bu eylemin altında yatan gerçek sebebi, ataerkil iktidar ilişkilerini silikleştirmeye dönüktür, yani failler hasta ya da bilinçsiz değiller bir tercih olarak cinsel şiddet uyguluyorlar. Peki kadınlar bu konuda iftira atıyor olabilir mi? ABD’deki bir araştırmaya göre cinsel saldırı suçlarıyla ilgili yalan söyleme oranı diğer suçlardaki oranla aynıdır, %5,9.

Cinsel şiddetin her insanda yarattığı travma farklıdır ve bu konuda belli bir davranış miti belirlenemez. Bugün birçok vakada kadının neden direnmediği, neden karşı koymadığı veya neden daha önce dile getirmediği, şikayetçi olmadığı sorgulanıyor. Bunların en temel sebebi cinsel şiddet failinin değil mağdurun sorgulanması ve ispat yükümlülüğünün hukuki ve toplumsal olarak da kadına yüklenmesi. Cinsel şiddet olaylarında kadının yaşadığı korku, hayatta kalma mekanizmasının devreye girmesi, şok durumu ve bir sürü benzer etmen yüzünden direnmek, karşı koymak mümkün olmayabilir. Verilen ya da verilemeyen hiçbir tepki kadının tecavüzü onayladığı anlamına gelmez. Peki neden tecavüze uğrayan şikayetçi olmuyor? Aslında Türkiye gibi kadının değil tecavüzcünün korunduğu toplumlarda bu soruyu sormak altında belli bir niyet barındırıyor olsa da cevaplayalım. Mağdurların çok az bir kısmı bu süreci adli mercilere bildiriyor bunların birçok sebebi olabilir. Bu sebepler yaşananları tekrar tekrar anlatarak olayı yeniden yaşamak istememek, şikâyet halinde tecavüzcünün intikam alacağından korkmak, anlattıklarına inanılmayacağından çekinmek, suçlanacağından korkma, utanç, şok, tecavüzcünün sorumlu tutulmayacağını düşünmek, adli birimlere ve adalet sistemine güvenmemek, ailenin ve çevrenin

tepkilerinden korkmak şeklinde özetlenebilir. Cinsel şiddetin yarattığı travma her vakada ayrı veya benzer olabilir, bu davranışları kategorize etmek yerine her koşulda mağduru anlamaya çalışmak gerekiyor.

Herkesin cinsellikte ne yapmak istediğine veya istemediğine karar verme hakkı vardır. İstenmeyen her türden cinsel eylem cinsel taciz ve saldırı olarak değerlendirilebilir. Cinsel saldırının failiyle olan ilişkinizin yakınlığı bu durumu değiştirmez, zira cinsel saldırı mağdurlarının çoğu saldırganı tanıyor. Her cinsiyetten ve cinsel yönelimden insanlar cinsel saldırı mağduru ya da faili olabilir, cinsel saldırı, aynı cinsiyetten veya farklı cinsiyetten her ilişkide ortaya çıkabilir. Cinsel şiddet, evli, flört eden insanlar da dahil olmak üzere birbirleriyle daha önce cinsel ilişki içinde olan minimum iki kişi arasındaki ilişkilerde de ortaya çıkabilir. Bir ilişkide cinsel aktivite taraflar için eğlenceli veya zevk verici olmalıdır. Sağlıklı bir ilişki için bu belirtileri gösteren ilişkilerden uzak durmalı ve cinselliğimizi nasıl yaşayacağımız konusunda tek karar vericinin kendimiz olduğunu unutmamalıyız. Cinsel şiddetin tek sorumlusu ve suçlusu onu uygulayandır. Hangi kıyafeti giydiğimiz, hangi saatte nerede olduğumuz, alkollü olmamız, yaptığımız veya yapmadığımız herhangi bir eylem cinsel şiddetin sebebi olamaz ve onu meşrulaştırmaz. Cinsel şiddet, taciz, tecavüz cinselliğe içkin bir durum değildir ve arzularla bir ilgisi yoktur, diğer tüm şiddet türlerinde olduğu gibi kadın üzerindeki hegemonya kurma, yönetme ve kadını kontrol altına alma, erkini ispatlama amacı doğrultusunda uygulanan bir araçtır.

3. Psikolojik/Duygusal Şiddet

Psikolojik şiddet, duygusal, sözlü, zihinsel şiddeti içerir. Psikolojik istismarın etkisi, fiziksel şiddete göre daha derindir ve etkisi daha uzun sürebilir. Duygusal şiddet de denilen bu şiddet türü sistematik olarak kişiyi değersizleştirmeye, özgüvenini yıkmaya, kişiliğini tahrip etmeye yöneliktir ve diğer şiddet türlerini beraberinde getirebilir. Duygusal şiddet gören kişi genellikle bunu adlandırmada zorluk yaşıyor ve bu şiddetin bir sonucu olarak kendini suçlayabiliyor. Diğer şiddet türleri gibi karşısındakini kontrol altına almayı, hiyerarşi kurmayı ve manipüle etmeyi amaçlayan psikolojik şiddet örnekleri şunlardır:

* Lakap takma ve bilinçli şekilde adınızla seslenmemek; ısrarlı ve sistemli şekilde yalnızken veya başkalarının yanında hakaret etme; toplum içinde, arkadaşlarınızın, ailenizin yanında sizi utandırma veya aşağılama bunu şakalarla maskeleme, yaralayıcı sarkazm; sesini yükseltme, bağırma; uzun süre sessiz kalarak veya somurtarak cezalandırma; bir şey söylemek istediğinde kadını engellemek, oyalamak; uygunsuz bir şekilde dalga geçme, alaya alma; kişiliği, fiziksel görüntüsü, ailesi vb. ile ilgili hakaret etmek,

* Hangi konuların tartışabileceğine onun adına karar verme, kadını dinlemeyi reddetme; yaptığı ve söylediği her şeyi değersizleştirmeye, küçültmeye çalışma, hayallerini, yaptığı işi küçümseme, her şeyi düzeltmeye çalışma, her hareketini eleştirme; karar mekanizmalarına dahil etmemek, inisiyatifini tanımamak,

* Her durumda haklı olduğunu savunma, başarısızlıktan veya psikolojik şiddetten dolayı kadını suçlama, inkâr – söylediği veya yaptığı şeyleri reddetme; hasta, deli olduğunu hissettirmek (örneğin gaslighting); tecrit etmek, arkadaşlarıyla, ailesiyle görüşmesini engellemek, hakkınızda yalan söylemek, diğer insanlarla sistematik olarak dedikodunuzu yapmak,

* Başkalarıyla paylaşmak istemediğiniz sırlarınızı ya da özel anlarınızı paylaşmak, kişisel alanınıza saygı duymamak, başkaları tarafından kötüye kullanılabilecek ve sizi hedef haline getirecek bilgilerin paylaşılması ya da tehdidi, örneğin cinsel yöneliminizi açıklamakla tehdit etme, ailenizin ya da başkalarının size zarar verme ihtimali olan bilgileri koz olarak kullanma, şantaj; önemsediğiniz insanlara ya da örneğin evcil hayvanınıza zarar verme tehdidinde bulunmak; kültürel farklılıkları bastırmaya çalışmak veya bu gerekçeyle kötü muamelede bulunmak

Duygusal, zihinsel ve psikolojik şiddet boyunca mağdurlar genellikle istismar edildiğini fark etmeyebilir. Bu tür istismarlar, genellikle istismarcı eylemlerinin ve davranışlarının sorumluluğunu üstlenecekleri veya sadece kabul ettikleri ana kadar, mağdurları uzun bir süre boyunca yıpratmaya devam eder. Psikolojik şiddetle intihar arasında doğrudan bir ilişki vardır. Özellikle gençler üzerindeki zorbalık intihara itilmelerine sebep oluyor. Eşitsiz kurulan her ilişki az ya da çok duygusal şiddeti doğurur. Şiddetin uygulayıcısı her ne kadar sizi bu süreç boyunca suçlu hissettirmeye çalışsa da ve buna inandırsa da bu yalnızca şiddetin belirtisidir. Diğer türlerde olduğu gibi yaptığınız bir eylem şiddeti meşrulaştırmaz, asla unutulmaması gereken şey şiddetin doğrudan sorumlusunun onu uygulayan olduğudur. Gelenekler, karşınızdakinin yetiştirilme şekli, size olan yakınlığı, bulunduğu koşullar vb. şiddete gerekçe olamaz. Bu belirtilerin olduğu ilişkilerden uzak durmalı, yapabildiğimiz oranda teşhir etmeli ve bunlarla mücadele etmeye çalışmalıyız.

4. Ekonomik Şiddet

Ekonomik şiddeti tanımlamak bazen zor olabilir. Bazen neyi satın alıp almamanız gerektiğini, banka hesaplarınızın kontrol edilmesini içerebilir. Hiçbir noktada, birlikte olduğunuz birinin paranızı kullanma, harcamalarınızı kontrol etme ve maddi olarak sizin üzerinizde tahakküm kurma hakkı yoktur. Ekonomik şiddeti içeren bazı davranış örnekleri şunlardır:

* Size bir ödenek, harçlık vb. vererek ne alacağınızı yakından izleme; maaşınızı kendi hesabına veya ortak bir hesaba aktarmak ve buna erişiminizi ve banka hesaplarına erişiminizi engellemek; çalışmanızı yasaklamak ya da bununla ilgili bir limit belirlemek. İşe gitmenizi engellemek için başvurulan yöntemler (araba anahtarlarını saklamak, postalarınızı saklamak vb.); zorla istemediğiniz bir işte çalıştırmak, işten attırmak; izniniz olmadan sosyal güvenlik numaranızı kullanmak, sizin adınıza kredi çekmek, kredi kartlarınızı kullanmak; yemek, kıyafet, ilaç, kira gibi ihtiyaçlar için para vermeyi reddetmek; miras konusunda hakkınızın gasp edilmesi ya da bir erkeğe devretmeniz konusunda sizi zorlamak; ekonomik olarak eşit olmadığınız ilişkilerde, parasını sizin üzerinizde tahakküm kurmak için kullanmak; hediyeler verip karşılığında bir şey yapmanız için beklentiye girmesi.

Eğer partner(ler)iniz bu örneklerdeki gibi davranışlar sergiliyorsa sağlıksız ve kötü niyetli bir ilişkide olabilirsiniz. Paranız üzerinde kontrole sahip değilseniz, partneriniz sizi büyük bir borcun içine çekmişse bu ilişkiden kurtulmak sizin için zor görünüyor olabilir ancak bu ilişkide kaldıkça daha fazla zarar görebilirsiniz. Yeniden kendi ayaklarınızın üzerinde durma konusunda size yardım edebilecek insanların olduğunu ve yalnız olmadığınızın farkına varın, bu gücü kendinizde bulabilirsiniz!

5. Dijital Şiddet

Şiddetin, baskının teknoloji araçları kullanılarak gerçekleştirildiği durumlardır. Özellikle gençlerin sanal şiddete ve zorbalığa maruz kaldığı ve bundan ciddi olarak etkilendiği bu dönemde ayrı bir başlık olarak bu türü tanımlamak önemli. Şiddet uygulayanın anonim kalabilmesi, yaygınlaştırma avantajı, her an ulaşılabilir ve şiddet uygulayabilir olması bu şiddet türünü tehlikeli hale getirir. Dijital şiddet davranışı olabilecek örnekler şunlardır:

* Sexting: tarafların isteği dahilinde yapılan paylaşımlar ya da yazışmalar dijital şiddet değildir elbette. Ancak isteğin ortadan kalktığı durumlarda; örneğin kadının sexting yapması için, fotoğraf vb. içerik göndermesi için baskı kurulduğu durumlar, ya da daha önceden yapılan konuşmaların ve fotoğraf, videoların ifşa edildiği olaylar dijital şiddet kapsamına girer.

* Cinsel eylemlerini isteği veya bilgisi dışında fotoğraflamak, videoya çekmek veya istek dahilinde çekildiyse bile bunları kadının isteği dışında yayınlamak; kişinin haberi olmadan, uyurken, alkol ya da uyuşturucu etkisindeyken cinsel içerikli fotoğraflarını, videolarını çekmek ve sanal ortamlarda paylaşmak, şantaj yapmak,

* Slut-shaming: bir kadını, toplumsal cinsiyet rollerine, geleneksel beklentilere uymayan, doğa veya din kanunlarına uygun kabul edilmeyen seksüel davranışlar, durumlar ya da istekler yüzünden suçlu ya da aşağı hissettirme ya da hissettirmeye çalışma eylemi. Özellikle sosyal medyada kadının cinselliğini, cinsel eylemlerinin ifşa edilmesi ya da ifşa etme tehdidi slut-shaming’ten besleniyor ve şiddet uygulayanlar kendini buradan meşrulaştırmaya çalışıyorlar.

* Sürekli aramak, mesaj yollamak, konum, fotoğraf istemek kısacası teknoloji yoluyla denetlemek; Facebook, Instagram, Twitter vb. sosyal medya hesaplarının şifresini istemek, maillerini kontrol etmek, bu mecralarda kiminle arkadaş olup, kiminle mesajlaşacağınıza ve paylaşımlarınıza karışılması, şifrelerinizi vermediğiniz durumda bunları çalmak, sizin adınıza bu hesapları kullanmak, hesaplarınızı kapatmaya zorlamak, adınıza sahte hesaplar açmak, sosyal medya üzerinden hakaret, nefret içeren, özel hayatınızı ifşa eden yorumlar yapması; bilgisayarınızı, telefonunuzu karıştırması, gelen-giden aramalarınızı, resimlerinizi izinli/izinsiz kontrol etmesi; özel mesajlarınızı, belgelerinizi başkalarıyla paylaşmak, zarar vermek için hakkınızda bilgi toplamak, sizi tehlikeye atabilecek bilgileri paylaşmak, bu bilgilerle tehdit etmek,

* Cyberstalking; tanıdığınız veya yabancı biri tarafından sürekli takip ve taciz edilmektir. İstemediğiniz halde sürekli mesaj, telefon almak, engellediğiniz halde başka yollarla size ulaşması, arkadaşlarınızı, ailenizi sürekli bu şekilde rahatsız etmesi, internet üzerinden hakkınızda dedikodu yayması, partnerinizin son görülme saatinizi, çevrimiçi oluşunuzu kontrol ederek size baskı uygulaması olarak örneklendirebiliriz. İzlemek için teknolojiyi kullanmak (arabaya gps takmak, bilgisayar/telefonunuza casus yazılım yüklemek).

Diğer insanlar sizin sınırlarınıza saygı göstermek zorundadır. İstemediğiniz herhangi bir şeyi yapmaya kimse sizi zorlayamaz ve sağlıklı bir ilişkide bu konuda suçlu hissetmememiz gerekiyor. Şifrelerinizi kimseyle paylaşmak zorunda değilsiniz ve sosyal medyayı, dijital mecrada kimliklerinizi nasıl kullanacağınız konusundaki tek karar verici siz olmalısınız. Gizliliğiniz konusunda şüpheleriniz varsa dijital güvenlikle ilgili yazının sonunda ipuçları içeren kaynaklara göz atabilirsiniz. Dijital şiddet içeren bu tip davranışların birçoğu, hukuken böyle tanımlanmasa da birçok ülkede yasal olarak suçtur, yasal mercilerden de destek alabilirsiniz.

6. Flört Şiddeti

Flört şiddeti, duygusal, cinsel ya da nasıl tanımlıyorsanız bulunduğunuz ilişki içinde veya ilişki bittikten sonra partnerlerin birbiri (ağırlıklı olarak bir taraf da olabilir) üzerinde uyguladığı kontrol etme, hakimiyet kurma, denetlemeyi içeren zarar verici davranışlar olarak tanımlanabilir. Flört şiddeti farkındalığın görece az olduğu ve toplumsal cinsiyet rollerinden kaynaklı 16-24 yaş aralığındaki kadınlar üzerinde daha çok gözlemlense ve etkisi daha derin olsa da sosyo-ekonomik durum, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği fark etmeksizin bütün ilişkilerde yaşanabiliyor. Her ilişkinin kendine özgün dinamikleri olsa da benzer olan şey şiddetin küçük belirtilerle başlayıp artarak ve zamana yayılarak devam etmesi. Bu sebepten direkt olarak şiddeti tanımlamak ve bu ilişkiden çıkmak zor olabiliyor ve bu ilişkiyi devam ettirdiğiniz için suçlanan taraf olabiliyorsunuz. Flört şiddetini tanımlamak ileride görebileceğiniz cinsel, fiziksel, duygusal şiddetin farkına varmak ve şiddet eğilimi olan ilişkilerin nasıl evirildiğini anlamak açısından önemli. Toplumsal cinsiyet rollerinden beslenen bu türden ilişkiler normal görülebilir ve bağımlılığın olağan olduğu, mülkiyete dayalı ilişki tek ilişki biçimi olarak dayatılabilir. Ama güvenli ve sağlıklı ilişkiler mümkün! Flört şiddeti belirtilerini şu şekillerde örneklendirebiliriz:

* Kıskançlık ve sahiplenme duygusuyla davranma, bu gerekçeyle kısıtlama, kontrolcü davranışlarda bulunma ve buna sevgisini bahane etme; giydiklerine karışmak, davranışlarına karışmak, müdahale etmek ve bunlar üzerinden aşağılamak, hakaret, kavga etmek, görünüşünüz (saç, makyaj, kilo vb.) üzerinden yapılan sizi düşürmeye dönük eleştiriler, müdahaleler veya kısıtlamalar; telefonunuzu, sosyal medya hesaplarınızı kontrol etmeyi istemek, günün her saati sana ulaşmak istemesi, yaptığın her şeyi raporlamanı beklemesi ve bunlar olmayınca öfkelenmesi, küsmesi, ailenle, arkadaşlarınla veya bir başkasıyla olan ilişkilerini kısıtlama,

* Hareketleri ve tavırlarıyla korkutmak, sevdiklerinize zarar verme tehdidi, intihar tehdidi; kişisel sınırlarınızı yok saymak, saygısızca davranmak, sık sık aldatmakla suçlamak, partnerini aşırı yüceltme, istenmeyen abartılı jestler, hızla evlenme isteği; hayatınızdaki gelişmeye engel olmak, sık sık küsme, bu yolla cezalandırma; blame-shifting; yaptıklarının sorumluluğunu size yüklemesi, sorunlardan ya da şiddet davranışlarından dolayı sizi suçlaması, minimize etme; önceki/diğer partnerlerle ilgili saygısızca konuşma, yalan söyleme; doğum kontrol yöntemlerini tek bir tarafa yüklemek veya korunmayı reddetmek,

* LGBTİQ+ ilişkilerde, birinin onayı dışında ailesine ya da çevresine cinsel kimliğini ifşa etmek, bununla tehdit etmek veya tam tersi gizlemeye zorlamak; kişinin cinsiyet beyanını sorgulamak veya görünüşüyle onu aşağılamak,

* Israrlı takip(stalking); istemediğiniz, çağırmadığınız halde evinize, iş yerinize, okulunuza gelmesi, sürekli gittiğiniz mekanlara gidip sizi beklemesi, izlemesi, istenmeyen jestler, hediyeler, sizi araştırmak için arkadaşlarınızı, ailenizi vb. kullanması,

Flört şiddeti duygusal, cinsel, fiziksel, dijital şiddet davranışlarını da içeriyor olabilir. Partnerinin şiddet eğilimini tanımlamak için, toplumsal cinsiyet rollerine nasıl baktığını, çocuklara, hayvanlara, çevresindeki insanlara nasıl davrandığını, önceki ilişkilerinde nasıl biri olduğunu gözlemlemek büyük ipuçları verir. Peki flört şiddetine maruz kaldığımız ilişkileri neden sürdürüyoruz ve neden bu ilişkilerden çıkamıyoruz? Bize öğretilen, toplumda, medyada gördüğümüz ilişkiler bu şekilde olduğu için bu davranışları sevgiye bağlayıp normal olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Partnerinize olan arzunuz, sizi şiddetin biteceğine ikna ediyor olabilir ve onun adına gerekçeler bulursunuz. Özellikle uzun ilişkilerde insanlar yargılanacağını düşündükleri için şiddeti fark etmekte, kabullenmekte zorlanıyor. Bu konuda desteğe ihtiyacı olan birine yardım ederken “neden ayrılmadın?”, “nasıl buna izin verdin?” gibi mağduru suçlayan sorgulamalar yapmak yerine, güvensiz ilişkilerden çıkması için destekleyici olmak önemli. Şiddet döngüsü olarak adlandırdığımız döngü yüzünden bu ilişkinin düzeleceğine inanmak ve çıkamamak da olağan bir süreç. (Gerginlik, tartışmalar> öfke patlaması, kavga, şiddetin tırmanması> özürler, pişmanlık, hediyeler, romantik davranışlar şeklinde aşamaları olan ve sürekli kendini tekrarlayan döngü)

Kendini suçlu hissettiğin, partnerinden sık sık bir şeyleri gizleme ihtiyacı duyduğun, partnerinin sana kızmasından korktuğun, zamanla yalnızlaştığını fark ettiğin, güçsüz ve çaresiz hissettiğin bir ilişki güvenli değildir. Peki, güvenli ilişki çerçevesini nasıl çizebiliriz? İsteklerinin, ihtiyaçlarının, düşüncelerinin farkında olduğun ve dile getirebildiğin, zorunluluktan değil kendi istediğin için evet dediğin, kendinden ödün vermediğin, eşit ilişki içinde hissettiğin, kendini gözettiğin, kendine vakit ayırdığın, kişisel sınırlarını savunabildiğin, hissettiklerin ve yaptıklarının sorumluluğunu kendin belirlediğin ve sürekli suçluluk hissetmediğin, kendini ifade etmekten çekinmediğin bir ilişkiyi güvenli olarak tanımlayabiliriz. Ancak tabi ki her ilişki kendi bağlamında değerlendirilmelidir, ilişkilerde birbirini kıran, inciten her davranışı şiddet olarak okumayabiliriz. Bu davranışların kontrol odaklı, tahakküm kurmaya yönelik olması ve sizi güvensiz, bağımlı hissettirmesi şiddet eğilimini belirlemede anahtar noktadır. Bu örneklemelerin, tanımların dışında önemli olan bu ve benzer davranışların bizde uyandırdığı hislerdir. Şiddetten kurtulmak bir süreçtir ve bununla beraber başa çıkabiliriz. Şiddet karşısında üzgün değil öfkeli, yalnız değil örgütlüyüz!

Kaynaklar ve faydalı linkler: https://icdv.idaho.gov/conference/handouts/False-Allegations.pdf https://www.morcati.org.tr/attachments/article/185/Cinsel%20Siddeti_Dile_Getirmek_Guc_Ama_Mumkun_web_2016.pdf http://cinselsiddetlemucadele.org/wp-content/uploads/2017/07/flort-brosur-internet.pdf http://siddetsizlikmerkezi.org/wp-content/uploads/2016/12/Fanzin-Queer-%C4%B0li%C5%9Fkilerde-Duygusal-%C5%9Eiddet.pdf http://www.loveisrespect.org/ https://thatsnotcool.com/ https://ssd.eff.org/tr#index https://securityplanner.org/#/