Anasayfa , Avrupa , Köln’de 15/16 haziran direnişi konulu panel gerçekleştirildi

Köln’de 15/16 haziran direnişi konulu panel gerçekleştirildi

KÖLN | 18 – 06 – 2011 | 15-16 Haziran 1970 tarihinde gerçekleşen büyük işçi direnişinin 41. Yıldönümü vesilesiyle Almanya’nın Köln şehrinde ATİF ve ADHF olarak bir panel gerçekleştirildi.

Panel, 17 Haziran tarihine denk gelmesinden de dolayı Mercan Dağlarında ölümsüzlüğe uğurlanan 17’lere değinilerek onlar şahsında tüm devrim ve sosyalizm mücadelesinde yitirilenler anısında yapılan saygı duruşu ile başladı.

1970 yılında gerçekleşen büyük işçi direnişinin görüntülerinden hazırlanan fılm gösteriminin ardından etkinliğe katılan panelistlere söz hakkı verildi. Etkinliğe katılan araştırmacı-yazar Volkan Yaraşır 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi ve Türkiye İşçi Sınıfının Görevleri üzerine düşüncelerini katılımcılarla paylaşırken, ayrıca uzun yıllar taşeron firmalarda çalışırken yaşadığı deneyimleri aktardığı Modern Köleler (Kiralık İşçilerin Hikayesi) kitabının yazarı Hüseyin Can’da etkinliğe düşünceleriyle katılırken, etkinliğe katılan bir diğer panelist NGG Sendika temsilcisi Selahattin Yıldırım ise Uluslararası İşçi Sınıfının Önemi üzerine bir konuşma yaptı.

İlk olarak söz hakkı alan ve konuşmasına Bertholt Brecht’in şiiriyle başlayan NGG sendika temsilcisi Selahattin Yıldırım, Türkiye’de ve dünyada gelişen işçi sınıfı direnişlerinden örnekler vererek dünya da bu direnişlerin bütünleşmesinin işçi sınıfına oldukça büyük kazanımlar yaratacağını söyledi. Tekel Direnişi ve Deri-İş Sendikasının örgütlediği Desa Deri direnişine değinen Yıldırım, bu direnişlerin yurtdışındaki sendikal direnişlerle desteklenmesi sürecindeki deneyimlerine değindi. ATİF ve diğer göçmen örgütlerinin Türkiye’deki bu ve benzeri işçi direnişlerini desteklemesinin göçmen işçiler açısından görev olarak görülmesi gerektiğine değindi. Bu noktada sınıf ittifakının daha güçlü bir konuma getirilmesi Tekel, Desa, Ups vb. işçi direnişlerinin daha kısa sürede sonuca ulaşabilmesinin yegane yolu olduğunu söyledi.

Daha sonra söz alan araştırmacı yazar Volkan Yaraşır, dünyada gelişen işçi sınıfı hareketlerinin ülkemizde gelişen işçi hareketleriyle benzerlikler taşıdığına değindi. Türkiye’deki işçi sınıfının gelişiminin Kapitalizmin gelişimiyle değil, Marksist bakış açısıyla görülmesi gerektiğini söyleyen Yaraşır, bunun en net Komünist Manifestoda tanımlandığı söyledi. 1835 ile 1960 yılları arasında işçi sınıfında bir birikim ve mayalanma süreci olduğuna değinen Yaraşır bundan sonraki sürecin ise bir devinim ve hareket süreci olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bunun en net örneğinin Saraçhane Mitingi olduğunu söyledi. Bu mitingle işçi sınıfının maddi bir güce dönüştüğü gün olarak görmek gerekmektedir. Devamında Kavel Fabrika Direnişi ile birlikte grevlerin yasak olmasına rağmen gelişen bu direniş ve grev bir illagal işçi direnişi olarak tarih sayfasında önemli bir yerde durmaktadır. Bununla birlikte işçi sınıfı kendi sendikasını arayışına paralel olarak DİSK’i yaratığını belirtti. Bu süreçle birlikte fabrikalarda ki emek sömürüsüne karşı 1960’ların sonlarına doğru Derbi, Altınel, Singer, Demirdöküm ve Sungurlar direnişleri ve fabrika işgallerinin sermaye üzerinde yarattığı korku doğru görülemediğinde 15-16 Haziran doğru algılanamayacağını belirtti.

15-16 Haziran Direnişinin Türkiye İşçi sınıfının 1 Mayısı olduğunu söyleyen Yaraşır, bununla birlikte sermayenin yarattığı mevcut revizyonist akımın Denizler, Mahirler ve İbrahimlerin devrimci pratiği ve duruşuyla parçalandığını ve 15-16 Haziran ruhunun Türkiye Devrimci Hareketi tarafından sahiplenildiğine değinildi. 15-16 Haziran direnişinin bir anma günü olarak ele alınmasının bir hata olacağını söyleyen Yaraşır, aksine 15-16 Haziran İşçi sınıfı direnişinin bir yol gösterici niteliğinin iyi görülmesi gerektiği ve son dönemde Avrupa’da, Arap Yarımadasında ve dünyanın bir çok ülkesinde gelişen grev ve işçi direnişlerine bir yol gösterici olarak ele alınması gerektiğini söyledi. Aynı zamanda Kürt ulusal hareketinin Türkiye’de yarattığı sıçramanın, dünya gerilla mücadelesinde benzersiz ve muazzam bir deneyim olduğunu iyi görmek gerektiğini, Kürt ulusunun özgürleşme mücadelesi olan bu muazzam deneyimin Türkiye işçi sınıfı mücadelesine önemli katkılarının olduğunu belirtti. Mevcut devrimci hareketin son süreçte gelişen Desa, Ontex, Ups, Tekel vb. direnişleri 15-16 Haziran bilinciyle görmesi gerektiğini ve o günün pratik çalışmalarına denk düşen bir pratiğin yaratılması gerektiğine değindi. Aynı zamanda kısa süre önce gerçekleşen genel seçimlere değinen Yaraşır, AKP ve MHP’nin merkezi bir noktada buluştuğunu ve bu noktanın da faşizm olduğunu belirtirken, devrimci hareketin sınıfın çelişkilerini iyi görerek sınıfın içine girmesi gerektiğini ve tek çözüm yolunun bu olduğunu belirtti.

Son olarak söz kısa bir süre önce yayınlanan Modern Köleler(Kiralık İşçilerin Hikayesi) kitabının yazarı Hüseyin Can’a verildi. Kendisi de yıllarca kiralık işçi olarak taşeron firmalarda çalışan Can, kiralık işçi modelinin, kapitalist sistemin işçi sınıfını bölmeye ve küçük işçi gruplarına dönüştürme çabalarının onlar üzerindeki hakimiyet ve kontrolün kolaylaştırılmasına dönük olduğunu belirtti. Son dönemde özellikle Almanya’da sayısı 1 milyonu bulan ve kısa dönemde bu sayıyı 3 milyona yükseltmeyi planlayan sermaye egemenlerinin uzun vadeli hesaplara dayalı planlarının bir parçası olduğuna değindi. Sadece Almanya’daki taşeron firmalarda şuan da çalışan işçilerin üçte birinin yabancılarda oluştuğunu söyleyen Can, bu işçilerin oturum, sigorta, düşük ücret, çalışma koşullarının ağırlığı ve kısa süreli çalışma sözleşmesi gibi sorunlarla karşı karşıya olduğuna değindi. Almanya’daki birçok sendikanın bu sürece karşı çıkmak yerine sermaye ile uzlaşma yolunu seçtiğini ve kiralık işçi modelinin meşrulaşmasında büyük oranda payı olduğuna değindi. Taşeron firmalar üzerinden çalıştırılan kiralık işçilik modelinin, uluslararası sermaye tarafından direkt örgütlendiğini ve buna karşı mevcut işçi sınıfı tarafından sağlam bir karşı duruş yaratılmak zorunda olunduğunu belirti.

41. Yılında Şanlı 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi Yolumuzu Aydınlatmaya Devam Ediyor! şiarıyla örgütlenen panel, dinleyicilerin de konuya dair düşüncelerini paylaştıkları bölüm ve panelistlerin dinleyicilerden gelen sorula verdikleri cevaplarla birlikte sona erdi.