Home , Köşe Yazıları , Kızılelma mı, Nabucco mu?

Kızılelma mı, Nabucco mu?

muratcakirObama ziyaretinden sonra başlayan tartışmalar ve güncel diplomatik girişimler, Türkiye egemenlerinin bedeli hayli yüksek olması muhtemel bir »jeopolitik pokere« oturduklarına işaret ediyor. Ülke içerisinde yürütülen operasyonlar, askerî şiddetin tırmandırılması, bilhassa DTP’ye yönelik sindirme girişimleri dikkatleri iç politikaya çekse de, dış politikada atılacak olan adımlar hayli şamata çıkaracak gibi görünüyor.

Türkiye-Ermenistan ilişkileri bağlamında yürütülen tartışmaların çıkardığı toz-dumana pek aldanmamak lazım. Her ne kadar tartışmaların odağında »Dağlık Karabağ« ve sınır açma sorunları duruyor gibi görünse de, asıl mesele enerji kaynakları. Yani asıl belirleyici olan, jeopolitik, jeostratejik ve tabii ki jeoekonomik çıkarlardır.

Önce kavganın arka planına bakalım (somutlamak için Almanya örneğini ele alıyorum): Dünya ihracat şampiyonu olan Almanya enerji gereksiniminin büyük bir bölümünü yurtdışından sağlıyor. Yıllık doğalgaz ihtiyacı 500 milyar kubikmetre. Bunun yüzde 42’sini Rusya’dan, yüzde 26’sını Norveç’ten, yüzde 18’ini Hollanda’dan ve yüzde 14’ünü de kendi topraklarından karşılıyor. Yapılan araştırmalar, Avrupa’daki rezervlerin çok kısa bir süre içerisinde tükeneceğini gösteriyor. Almanya’nın durumu, diğer Batı Avrupa ülkeleri içinde aynen geçerlidir.

Bu nedenle Çekirdek Avrupa enerji ihtiyacının karşılanmasını garanti altına almak için var gücüyle uğraşıyor, yeni konseptler geliştiriyor. Bunlardan birisi Alman hükümetinin »Avrupa’da dayanışmacı gaz tedarik politikası« başlıklı konsepti. Federal iktisat Bakanı zu Guttenberg konseptin içeriğini »esnek tedbirlerle ve altyapıya daha çok yatırımla gaz tedariğini güvence altına almak« cümlesiyle özetliyor. »Nakliyat güvencesi« konseptin en çok öncelik verdiği bir konu. (Güvencenin sivil ve askerî yöntemlerle nasıl karşılandığı ayrı bir yazının konusu olabilir)

Öncelik vermek zorunda, çünkü doğalgazın neredeyse yarısını sağlayan Rusya, yüksek teknolojisini geliştirmeyi ihmal ettiğinden, jeopolitik çıkarlarını »gaz vanası politikası« ile savunuyor. Ukranya ile olan gaz kavgası Avrupa’yı yeterince ürkütmüş durumda. Ayrıca Rusya, AB ve ABD’nin yeni enerji nakliyat yolları aramalarından ve »Hinterland«ı gördüğü bölgelerde hegemonya kurmaya çalışmalarından da son derece rahatsız. Bu nedenle »Hinterland«ında yeni antlaşmalar peşinde.

İşte, enerji kaynakları üzerindeki hakimiyet kavgasının kızıştığı bu dönemde, Hazar Denizi havzasından, Kafkaslardan ve Orta Doğu’dan Batı’ya çekilen ve çekilecek olan boru hatları ağının tam merkezinde olan Türkiye’ye önemli roller düşüyor. Devlet erkini paylaşan güçler bunun bilincinde ve stratejilerini »pastadan« olabildiğince büyük pay almaya odaklamış durumdalar.

Bu nedenledir ki, hem AB-ABD cephesinde, hem de Rusya ve İran cephelerinde at koşturmaya çalışılmaktadır. Bir tarafta Rusya ile İsrail’e gidecek olan »Blue Stream 2« ve Karadeniz’den Avrupa’ya yönelen »South Stream« boru hatları üzerine anlaşmaya çalışılmakta, diğer tarafta da AB’nin önem verdiği ve Rusya’yı ekarte etmeye yarayan »Nabucco Projesi« gerçekleştirilmek istenmektedir.

Görüldüğü kadarıyla yıllık 31 milyar kubikmetre kapasiteye sahip olacak »Nabucco Projesi« bir hayli yol almış durumda. Son AB Zirvesi projeyi »AB’nin öncelikli altyapı projesi« olarak ilân etti. AB Güney Kafkasya ve Orta Asya Sorumlusu Semneby, Mayıs ortasında bir konferans düzenleneceğini ve Haziran’da antlaşmanın imzalanacağını söylüyor. Türkiye de projeyi AB üyeliğinden daha önemli görüyor. Hükümet Temsilcisi Selim Kuneralp »AB üyelik görüşmelerinden bir sonuç çıkmasa da, Türkiye projeyi destekleyecek« garantisini verdi bile. Azerbeycan, Türkmenistan, Kazakistan, Usbekistan ve belki de İran’dan doğal gaz nakledecek olan boru hattının inşasına 2011’de başlamak istiyorlar.

Ama bu arada Rusya da boş durmuyor. Türkiye’nin boru hattının güvenliğini sağlayamayacağına inanan Azerbeycan, Rusya ile masaya oturdu. 27 Mart 2009’da Azerî SOCAR şirketi başkanı Abdullayev Moskova’da Gazprom şirketi yönetimi ile buluştu ve Azerî doğal gazı üzerine bir »Niyet Antlaşması« imzaladı. Niyet tutarsa, Nabucco zora düşebilir. Benzer bir antlaşmanın Türkmenistan ile de imzalanması bekleniyor. Perşembe günü Dışişleri Bakanı Babacan Ermenistan’a giderken, Azerbeycan Devlet Başkanı İlham Aliyev Moskova’ya uçuyordu. Medvyedev ile çay içmeye gitmiyor herhalde.

Yani sözün kısası, devlet aklı farklı işliyor. Söz konusu ekonomik çıkarlar olunca, o uğruna bolca kan dökülen »ulusal değerler« beş para etmiyor. Azerbeycan Türkiye’ye »Kızılelma dersem çık, Nabucco dersem çıkma« sinyalini veriyor. Ermenistan bahane.

Murat Çakır 18 Nisan 2009

| 24 – 04 – 2009 |

scroll to top