Home , Köşe Yazıları , İŞiD ve „özel harekat terör örgütü“ ülkeyi kana buladı../ Adil Okay

İŞiD ve „özel harekat terör örgütü“ ülkeyi kana buladı../ Adil Okay

İŞiD ve „özel harekat terör örgütü“ ülkeyi kana buladı…

Erdoğan hâlâ akademisyenleri hedef gösteriyor.

„Tayyip Erdoğan konuşmasında Patlamaya 44 Saniye, “Akademisyen Müsveddelerine” 10 Dakika Ayırdı. 10 kişinin öldüğü Sultanahmet patlaması sonrası konuşan Erdoğan 38 dakikalık konuşmasında patlamaya 44 saniye yer verirken “akademisyen müsveddeleri” dediği 1128 akademisyen hakkında 10 dakika 28 saniye konuştu.“ (Bia Haber Merkezi)

Sultanahmet saldırısında katledilenler, Suruç’ta, Ankara’da, Sur’da, Cizre’de, Nusaybin’de, Van’da katledilen bebeler, anneler, babalar ve gençler kadar yüreğimi yaktı. Bunların hepsinin sorumlusu aynı adrestir. İŞID elbette katiller sürüsüdür ama suç ortaklarını unutmamak gerekir. Suç ortakları arasında İŞID’ı son ana kadar  koruyup kollayan AKP devleti de vardır.

Bu gün itibariyle hala Tayyip Erdoğan, „aydınları üniversitelerden atın, yargılayın“ diye fetva veriyor. Gerçek aydın elbette bu tehditlere pabuç bırakmayacaktır.

1128 Akademisyenin ortak deklarasyonu üzerine Erdoğan „özel harekat terör örgütü“nü, savcılarını“ ve YÖK’ü göreve çağırdı. Ayşe Öğretmenin o masum sözleri için soruşturma açan AKP Devleti, aydınlara da saldıracaktır. şimdi AKP’nin yarattığı terör örgütlerine karşı tüm sol muhalefetin dayanışma zamanı. 1128 akademisyenin imzaladığı deklarasyona imza atma zamanı.

Daha birkaç gün önce „Batıdan neden ses çıkmıyor diye sormayın artık“ başlıklı bir makale yazmıştım. yazımın sonunda şunları söylemiştim:

„Sorgulamak, ütopyalara sahip olmak, elini taşın altına koymak, atıldığı üniversitenin önünde limon satmayı, düşünceleri uğruna hapse girmeyi göze almak. Gramsci ve Kıvılcımlı gibi hücrede bile düşünmeye, üretmeye devam etmek, Sokrates gibi baldıran zehrini içebilmektir. Spinoza gibi, ‘düşünsel üretimimi bağımlı kılar’ diye, en büyük üniversitenin teklifini reddetmektir.

Az mı böyle aydınlarımız. Evet az.

Ama artık olmayan aydınları da göreve çağırmayalım.“

Az olan namuslu insanla – aydınla- sanatçıyla direnmeye devam edeceğiz.

Diyeceklerimi bu gün Tayyip Erdoğan’ın tehditlerine yanıt veren (imzacılar arasında yer alan) 3 bilim insanın açıklamasıyla bitiriyorum:

„MÜSTEMLEKE AYDINI DEVLETİN RESMİ AYDINIDIR

PROF. DR. İZGE GÜNAL: Aydın olmanın temel sorumluluğu öncelikle devlete karşı tavır alabilmektir. Kastettiğim, illa devlete karşı tavır almak değil ama madem en büyük güç devlet, ona karşı tavır alamayan bir aydın zaten aydın değildir.

Bu açıdan, müstemleke aydını denilen kişi ancak büyük güç karşısında o büyük gücün istediği sözleri söyleyen kişi olabilir. Müstemleke aydını aslında devletin resmi aydınıdır.

Eğer bir ülkede bir sorun varsa, burada çocuk oyunu gibi, kim önce başlattı, sen suçlusun, o daha az suçlu, bu daha çok suçlu gibi bir tartışma olmaz. Eğer bu ülkede bir devlet varsa, o devlet barış da getirmek zorundadır, bombaları da engellemek zorundadır, diğer sorunları da çözmek zorundadır.

Yapılan çağrı yerini bulmuştur, verilen tepki de bunu gösteriyor.

GERİ ÇEKİLMEYİZ

PROF. DR. CEM TERZİ: Barış talep etmenin suç sayıldığı korkunç günlerden geçiyoruz. Bunu aşmanın başka bir yolu yok, ses çıkarmak zorundayız. Çok üzücü tabii böyle bir tepkiyle karşılık verilmesi.

Hiçbir kimsenin geri çekilmeyeceğini hatta, bu tepki karşısında imzacı sayısının artacağını düşünüyorum.

Barıştan başka çaremiz yok, ölümleri engellemek zorundayız. Bu ülkenin bilim insanlarının böyle bir öncelik taşıması bir toplumsal sorumluluk. Hem geleceğimiz için hem öğrencilerimiz için hem bu ülke için bu toplumsal sorumluluğu almaktan hiç kimse kaçınmaz.

BUNU HİTLER ALMANYA’SINDA DA GÖRMÜŞTÜK

PROF. DR. ONUR HAMZAOĞLU: Yapmak istedikleri şey insanları korkutmak ve daha az korkanları daha çok korkanlara ıslah ettirmek. Bunu, Cumhurbaşkanı’nın da özenmiş olduğu Hitler Almanya’sında görmüştük, Yahudiler’i Yahudiler’e öldürtmüşlerdi, sonra kalan Yahudiler’i Almanlar’a öldürtmüşlerdi. Bu oyuna gelmeyeceğiz. Hem Türkiye’nin genelinde hem de akademide…

Simgenin ampül olması aydınlık getirmiyor hiçbir yere. Okumakla ve düşünmekle oluyor o işler. Tartışmak isteyen varsa çıkalım televizyona tartışalım. Ama son 10-15 yıldır hükümetin hiçbir yetkilisi bir muhalefet unsuru ile kamuoyunda karşı karşıya gelemiyor.“ (Kaynakça: Emre Deveci – İleri Haber)

scroll to top