Home , Köşe Yazıları , İleri demokrasiyle 121 ölü!

İleri demokrasiyle 121 ölü!

53SELMA AKKAYA-11-05-2014 – Türkiye ve Kürdistan’da günlük kadın şiddet haberleri gazete sayfalarına yoğunca yansıyor. Gazete sayfalarına yansıyan ise sonu ölüm ya da ölüme yakın olanların akibeti! Duvarlar, sokaklar ve mekanların arasına sıkışmış çığlıkları aynı acıyı yaşayanlar bilir, hakları için yola çıkanlar duyar ama devlet ise sağırlığının yanı sıra bu insanlık ayıbını, bu linç kültürünü korur! Genelde ülkeden bakıldığında Avrupalı kadınların daha ileri demokrasi çatısı altında oldukları hatta onlar için hayatın daha kolay olduğu düşünülür. Oysa durum çok da farklı değil.

Bu hafta Fransa İçişleri Bakanlığı’nın yayınlamış olduğu rapora göre geçtiğimiz yıl 121 kadın eşi tarafından öldürüldü. Bu ölüm sayısına; hastanelik olanların durumu, sakat kalanlar, polise başvuru yapıp da cevap alamayan kadınlar da eklendiğinde başka bir „ileri demokrasi“ örneği açığa çıkıyor!
Bakanlığın açıklamasına göre ölümle sonuçlanan eş kavgalarının çoğunun öncesine dayalı sistematik fiziki şiddetin mevcut olduğu saptanmış. Aile içi şiddet sırasında sadece kadınlar şiddete maruz kalmıyor. Bakanlık bu şiddet ortamında aldığı darbeler sonucu geçtiğimiz yıl, 13 çocuk da yaşamını yitirmiş, diyor.
Fransa’da Hollande hükümetiyle birlikte Kadın Bakanlığı oluşturuldu. Bakanlık ülke çapında eğitim, sağlık ve kamu sektörünün birçok biriminde; aile içi şiddet ve kadın hakları, cins eşitliği vb kavramlar üzerine eğitimler gerçekleştiriyor. Konuya dair broşürler, görsel ve sesli meteryaller ve yapılan tüm aktiviteler konusunda Kadın Bakanlığı dönemsel olarak kadın örgütleriyle biraraya gelip görüş alışverişinde bulunuyor. Yapılan yasa çalışmaları ve eğitim faaliyetlerinin içeriği konusunda kadın örgütlerinin fikirleri dikkate alınıyor.
Fransa’da Bakanlığın kadın hakları konusunda bu büyük çabası kimi zaman siyasi partiler tarafından sekteye uğratılıyor. Kadın Bakanlığı çoğu yasa değişikliği önermesini oluşturma aşamasında ilk olarak Sosyalist Parti içerisinden yükselen tepkilerle karşılaşıyor. Ardından aşırı sağın hedefi haline geliyor. Örneğin okullarda cins eğitimi konusunda çocuklar için oluşturulan program Ulusal Cephe tarafından sekteye uğratıldı.
Kadın Bakanlığı ve Eğitim Bakanlığı tarafından 600 pilot okulda gerçekleştirilmesi hedeflenen program ilk haftasında tepkilere yol açtı. Sağcılar özellikle banliyölerde yoğun yaşayan müslüman ailelerin inançlarını kullanarak olaya müdahale ettiler. Ailelere telefon ve mektup yoluyla „çocuklarınızı homoseksüel, eşcinsel yapmak istiyorlar“ içerikli mesajlar ulaştırılıp aileler okul önlerinde eyleme yönlendirildi. Haftada bir uygulanmak istenen eğitim gününde aileler çocuklarını okula göndermemiş oldu. Kadın Bakanlığı ve Eğitim Bakanlığı’nın yapmış olduğu yazılı ve sözlü açıklamalarla sorun giderilmeye çalışılsa da ailelerin birçoğu çocuklarını o derse sokmamak için direniyor!
Kadın ve şiddet konusu üzerine kadın örgütlerinin çabasıyla geçtiğimiz yıl 3919 hattı açıldı. Şiddete uğrayan kadınlar anında bu telefon numarası aracılığıyla yetkililere ulaşabilecek.
Kadın Bakanlığı ve konuya dair çalışma yürüten birçok kadın kurumu, „ne sindirilmiş, ne de hayat kadını“ anlamına gelen „Ni Putes Ni Soumises“ hareketi eşlerinden şiddet gören kadınlara ve aileleri tarafından zorla evlendirilen ya da kadın sünnetine maruz kalan genç kızlara yardım elini uzatmaya çalışıyor. Ama bu çalışma sırasında yine en büyük engel devletin kendisi oluyor! (Yeni Özgür Politika)

scroll to top