Home , Köşe Yazıları , Gezi Parkı Destek Eylemlerinde Polis Kaç Kişiyi Katletti?

Gezi Parkı Destek Eylemlerinde Polis Kaç Kişiyi Katletti?

polisENGiN GÖREN |26-06-2013 | Bu konuda gerçek bilgi devletin elinde olur, ancak devlet de kamuoyuna doğru bilgi vermez. Devletin kendisi, planlayarak ve tasarlayarak, direk  öldürmek amacıyla, hedef gözeterek insanları vurduğu  ve bunun yanı sıra başvurduğu yöntemin ve kullandığı kimyasal gazların insanların ölümüne yol açacağını bildiği halde bu yollara başvurmada suçlu olduğunu bildiği için gerçek durumu özenle gizlediği ve gizleyeceği açıktır.

Polisin direk şiddeti ve kurşunuyla öldürülen Abdullah Cömert(Antakya), Mehmet Ayvalıtaş (İstanbul), Ethem Sarısülük (Ankara) olmak üzere 3 kişi bilinmektedir. Ayrıca, biri 14 yaşında, biri 17yaşında çocuklar olmak üzere 6 kişi yoğun bakımda hala ölümle boğuşmaktadır. Bunların 4’ü İstanbul, 1’i Ankara, 1’i Eskişehir’de. 1 kişinin de dalağı alındı. 59 kişi ağır yaralı durumundadır. 13 kişi gözünü kaybetti. 100’ün üzerindeki insan kafa travmasına uğradı. 8 bin civarında kadın, çocuk, yaşlı ve genç insan  yaralandı. Tabi bunlar kayıt altında alınanlardır. Birde gözaltına alınmamak, Hastahane masraflarından kaçınmak ve kendi durumunu ağır görmemelerinden dolayı gitmeyen birçok insan vardır.

Ayrıca devlet ve AKP’sinin kullandığı kimyasal gazdan dolayı ölenler vardır. AKP ve burjuva medyası özenle bunlardan bahsetmemektedir. İstanbul’da Gümüşsüyu’nda  müzisyen Selim Önder,  Avcılar’dan Zeynep Eryaşar, Ankara’da Kızılay’da bir dersanede temizlik görevlisi olarak çalışan İrfan Tuna bunlardan bilinen birkaçını oluşturuyor.

Bugüne kadar aslında biber gazının öldürücü olmadığı ifade edilse de Türkiye’de hepimizin bildiği gibi Hopa’da öldürülen öğretmen Metin Lokumcu’nun ölümünün biber gazıyla ilgili olduğu Adli Tıp Kurumu raporları tarafından da teyit edilmiştir. Musa Dağ, Çayan Birben, Mevlüt Altun, Hacı Zengin, Kazım Şeker bugüne kadar biber gazına maruz kalmaları sonucu ölmüşlerdir.

TTB ve Uzmanlık Derneklerinin geçtiğimiz hafta içinde yaptıkları ortak açıklamada şunları söylüyorlardı:   “ ‘Biber gazı öldürücü değil, kalıcı etkisi yok’ şeklinde ifade edilmesine rağmen bugüne kadar ölümlere yol açmıştır. Üstelik kimyasal silah olarak kullanılmaktadır. Türkiye’de son olaylara baktığımızda gösteri kontrol ajanı olarak değil tamamen kimyasal silah olarak kullanıldığını düşündüren ipuçları bulunmaktadır.”diyerek daha önce kimyasal gazlar sonucu öldürülen yukarıdaki insanların isimlerini vermektedirler.

TTB ve Uzmanlık derneklerinin yaptığı açıklamada şu da hatırlatılmaktadır: “1996 yılında 90 ülke biber gazının yasaklanması için Birleşmiş Milletler’de imza vermiştir. 1997’de Türkiye’nin imza koyduğu ‘Kimyasal Silahlar Konvansiyonu’na göre; Bu tür ajanların, kapalı yerlerde kullanılması halinde veya yakın mesafeden kullanılması halinde veya bir topluluğa çok yoğun olarak kullanılması halinde bu ajanların kimyasal silah olacağı söylen”diği ve kabul edildiği halde kullanılmaktadır.  “Bu konuda gerekli suç duyurusu uzmanlık derneğimiz, Türk Tabipleri Birliği ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı tarafından yapılarak hukuki süreç takip edilecektir.”diyorlardı.

Türk Toraks Derneği adına konuşan Prof. Dr. Elif Dağlı da şöyle diyordu:

“Türk Toraks Derneği akciğer sağlığını korumayı misyon edinmiş bir dernektir ve solunum sağlığı için 1992’den beri hizmet vermektedir. Son yaşadığımız olaylarda kullanılmış olan gazların akciğer sağlığını doğrudan etkilediği, deneysel çalışmalarda ciddi olarak solunum hasarı yaptığı tespit edilen bu gazların yüksek dozda kullanıldığı takdirde uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu ve aynı zamanda kalıcı akciğer hasarları yapma olasılığı olduğu da düşünülmüştür. Bu yüzden, Türk Toraks Derneği biber gazına maruz kalanlarda, değişik illerde solunum fonksiyon testleri yapmaktadır. İlk elimize gelen verilerin özeti şudur; Maruz kalan kişilerin yüzde 52’si kadın, ortalama yaş 30, yüzde 48’si üniversite mezunu, yüzde 21’i üniversite öğrencisi yüzde 41’i 5 metreden yakın mesafeden gaza maruz kalmış, yüzde 21’i kapalı alanda maruz kalmış. Yaptığımız testler sırasında yüzde 78’inde öksürük, yüzde 74’ünde göğüs ağrısı, yüzde 50’sinde balgamlı öksürük tespit ettik. Yüzde 3’ü kanlı balgam çıkarıyordu ve kanlı balgam çıkaranların solunum fonksiyon testleri düşük bulunmuştu. Bu kişilerin yüzde 96’sı herhangi bir sağlık kurumuna başvurmamayı tercih etmişti. Bu kişiler uzun dönemli takip edilecek ve kalıcı solunum fonksiyon etkileri değerlendirilecektir… Türk Toraks Derneği olarak solunum yoluna giden ilaçların zararsız olduğu ispat edildiği zaman ruhsat alınabildiği bir ülkede, astımı olan ya da astımı olduğunu bilmeyen insanların üzerine gaz sıkılmasının son derece tehlikeli sonuçlara yol açacağını düşünmekteyiz. Birlikte çalıştığımız Avrupa Solunum Derneği ve Amerikan Toraks Derneği, Dünya Sağlık Örgütü gibi örgütlere yazılı talepte bulunduk. Bununla birlikte ortak olarak bu gazların insan üzerinde kullanımının durdurulması için çalışmalar başlatıyoruz.”

TTB ve Uzmanlık Derneklerinin basın toplantısına bu alanlarda bir çok kurum ve daldan katılanlar uzmanlık alanlarına göre bilimsel verilerini ve bu sürecin rapor ve verilerini sundular. Şu siteye bakılabilir: http://www.klimik.org.tr/2013/06/21/ttb-ve-uzmanlik-derneklerinden-aciklama-biber-gazi-kimyasal-silahtir-kullanimi-derhal-yasaklanmalidir/

TC devleti, başında bulunan AKP iktidarı, yetkilileri ve başbakan Recep Erdoğan’ı halka karşı  bu derece vahşice saldırıp katlettirmekle yetinmemektedir. Hergün ve her vesileyle ağızlarından kan ve salya akıtarak tehdit ve saldırılarına devam etmektedirler. Her gün yeni yeni saldırılara devam etmekte, kimyasal gazlara boğmakta, yaralamakta, direk ve dolaylı öldürmeye devam etmekte, saldırarak yığınlarca insanı gözaltına almakta, evlerine baskın yapılarak gözaltına alınmakta, baskı, işkence ve insanlık dışı onur kırıcı muamelelere tabi tutmakta, gerçek dışı suçlamalarla tutuklatmakta ve haklarında ağır cezalar isteyerek yıldırmaya ve diğerlerine de gözdağı verilmeye çalışılmaktadır. Ağır cezalar verme istemleriyle tutuklattıkları insan sayısı şimdiden 70’i aştı.

Her gün kimyasal bombalar ve silahlarla insanları katletmeye çalışan katil polisine övgüler yağdırmaktadır. İçişleri bakanı ve Valisi “profesyonelce müdahale ettik” ve “sokağa çıkan sonucuna katlanır” diyor. Başbakanları ise, “Gösterilerin hiçbir aşamasında, polis demokrasinin dışına çıkacak, hukuku çiğneyecek bir tavrın içinde olmadı. Polis, amirden aldığı emirle, yetki çerçevesinde görevini başarı ile yerine getirdi. … polis, demokrasi ve hukuk testinden başarı ile geçti. Polisimiz, … hukuk dışına kesinlikle çıkmadan gösterilere karşı koymuş, adeta kahramanlık destanı yazmıştır.” 

“Ben ve Hükümetim, polisimizi gönülden tebrik ediyoruz. Her kademedeki polis kardeşlerime haftalardır devam eden olaylarda, fedakarlıkla, vatanseverlikle mücadele verdikleri için şahsım, ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum.” diyerek  katil polis sürüsüne vurun, kırın, öldürün, serbestsiniz, arkanızdayım, bütün sorumluluk bendedir, sorumluluğu ben üsleniyorum, sizlere emir  veriyorum “kahraman”lığınızı gösterin diyor.

Demokratik tepkilerini gösteren kitlelerin ve bazı duyarlı basın mensuplarının elinde görüntülü delillerin olması ve bunun sonucu kamuoyunun baskısı sonucu  Ethem Sarısülük’ün katili olan polisin kimliği ortaya çıktı, ama tutuklamaya bile gerek duyulmamaları devlet, hükümet ve Recep Erdoğan’ın verdiği destek ve mesajın sonucuydu. Katil’e şükranlarını sunmuş, diğerlerine de bundan sonrası için mesajlarını vermiş oluyordu. Yani vurun, öldürün, elinizi, ipinizi serbest bırakıyorum, resmi veya sivil olun fark etmez, size, hiçbirinize bir şey olmayacaktır.  Siz birer kahramansınız, sizi kahraman ilan etmeye devam edeceğim demiş oluyordu…  Bütün faşist devlet ve hükümetlerinin özü aynıdır. Bütün diktatörlükler aynı mayadadır. Aynı pervasızlıklarla hareket ederler ve işçi, emekçi, masum halkı katletmesini iyi bilirler…..

25.6.2013 

 

 

 

scroll to top