Anasayfa , Haberler , Dünya Basın Özgürlüğü Gününde Türkiye Birinci

Dünya Basın Özgürlüğü Gününde Türkiye Birinci

TÜRKİYE | 03 – 05 – 2011 | 3 Mayıs günü UNESCO tarafından 1991 yılında Dünya Basın Özgürlüğü Günü ilan edildi. Uluslararası Basın Enstitüsü İPİ’nin yaptığı açıklamaya göre ise Türkiye, 58 tutuklu gazeteciyle Dünya Birincisi.

3 Mayıs, Türkiye’nin de üyesi olduğu UNESCO tarafından 1991 yılında Dünya Basın Özgürlüğü günü ilan edildiği gün olarak tarihe geçti. Dünya Basın Özgürlüğü gününden amaç ise devletlerin basın üzerindeki sansür, baskı ve uygulamaları protesto etmek ve gündem yaratmak olarak tanımlanıyor.

Öldürülen ve tutuklanan gazetecilerle dayanışma günü olan 3 Mayıs aynı zamanda özgür basın’ın amaç ve ilkelerine dikkat çekildiği, anlam ve öneminin vurgulandığı bir gün olarak dünya genelinde kutlanıyor.

Türkiye bu günde özel bir şekilde anılıyor. Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu’nun saptamasına göre sosyalist basından 23, Kürt basınından 24 olmak üzere toplam 58 gazeteci ve yazar tutuklu bulunuyor. Geçtiğimiz günlerde DİHA çalışanlarından Kadri Kaya ile Erdoğan Altan’ın tutuklanması, Hrant Dink cinayeti, İşçi-Köylü gazetesi yazarı Suzan Zengin’in ‘gerekçeşiz tutukluluğu’ gibi gerçekler ise Türkiye’deki basın özgürlüğü tablosunu gözler önüne seriyor.

Mart ayında çeşitli yayınlarda tutuklu bulanan gazetecilere ilişkin çarpıcı bir tablo vardı:

Aram Yayınları  [1], Atılım [8], Azadiya Welat [9], Baran [1], Bilim ve Gelecek [1], Cumhuriyet [1], Devrimci Hareket [1], DİHA [7], Ekmek ve Adalet Dergisi [1], Enternasyonal [1], Eylül [1], Gün TV [1], Gündem [1], Halkın Günlüğü [1],

İşçi-Köylü [2], Kamu Emekçileri Cephesi Dergisi [1], Milliyet [1], Nokta [1], Oda tv [7], Odak [1], Özgür Halk [1], Özgür Radyo [1], Proleterce Devrimci Duruş [1],

Radyo Dünya [1], Red [1], Rengê Hêvîya Jinê [1], Sosyalist Demokrasi [1],

Toplumsal Özgürlük Gazetesi  [1], Yeni Nizam [1], Yürüyüş [3]

Bunlar sadece tutuklu olan gazeteciler, öldürülenlerin listesi değil.

Özel yetki sahibi, DGM’lerin devamcısı Ağır Ceza Mahkemeleri ise gazetecilerin davranış ve söylemlerini sözde “yasal” çerçeveye uyup uymadığını değerlendirip, “cezalandırıyor”. Türkiye’deki gazetecilerin özellikle Terrörle Mücadele Yasası olan “yasal” kapsamında yargılanması ise mücadelenin esas yönünü açıkça ortaya koyuyor.