Home , Avrupa , Diktatörü yargılamak için 100 bin imza

Diktatörü yargılamak için 100 bin imza

Haber Merkezi|04.12.2020|TJK-E, Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yargılanması için uluslararası bir kampanya yürütüyor. 100 bin imza toplayacak TJK-E, „Her imza ile diktatörü yargılamaya bir adım daha yaklaşacağız“ diyor.

Avrupa Kürt Kadın Hareketi (TJK-E) Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü olan 25 Kasım’da “Diktatörün Yargılanması için 100 Neden” kampanyasının startını verdi. 8 Mart’a kadar sürecek kampanya boyunca Erdoğan’ın kadın kırımından yargılanması için 100 bin imza toplanması hedefleniyor. İmzalarla Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kurumlara başvurulacak.

Ana Gonzalez, 26 Ekim 2018’de 93 yaşında hayata gözlerini yumduğunda, Pinochet diktatörlüğü tarafından Nisan 1976’da birer gün arayla kaçırılıp kaybedilen 4 aile üyesinin akıbetini hala bilmiyordu. Pinochet, ondan 12 yıl önce, 10 Aralık 2006’da 91 yaşında eceliyle ölmüş ve yargılanmasına dönük çabalar ne yazık ki nihayete ermemişti. Ama Gonzalez’in 1976 sonrası tüm yaşamı, 2 yaşındaki torununu sokak ortasında bırakıp iki oğlu ile 3 aylık hamile gelinini (ertesi gün de onları aramaya giden eşini) gözaltına alan ve zorla kaybedenlere karşı, “mahkemelerin yerini bile bilmeyen bir kadından beklemedikleri bir mücadele” ile geçti. Tutsak ve Kayıp Yakınları Derneği’ni örgütleyerek açlık grevlerine, protesto gösterilerine ve oturma eylemlerine öncülük etti. “Mahkemelerin yerini bile bilmeyen” bu kadın, kendisi gibi birçok kadınla birlikte, Pinochet diktatörlüğünün suçlarını -hüküm giydirememiş olsalar bile- tüm dünya kamuoyuna ifşa etti.

Diktatörden hesap sormak için

Direnen kadınlar, diktatörlüklerden hesap sormak için bir kez daha mücadelenin ön cephesinde. Bu kez Kürt kadınları, Erdoğan’ın 18 yıllık iktidarı boyunca şiddetini arttırarak sürdürdüğü sistematik kadın kırım politikalarını ifşa ediyor ve “diktatörün yargılanması için 100 neden” sıralayarak dünyanın dört bir yanında eylem ve etkinlikler düzenliyor.

Neden bu kampanya?

Talep ve hedefleri neler?

Peki 25 Kasım’dan bu yana sık sık haberlerine rastladığımız bu kampanyanın talep ve hedefleri neler?

Kampanyanın 100-reasons.org adresindeki çok dilli internet sitesi, TJK-E’nin bu kampanyayı düzenleme nedenlerinin yanı sıra talep ve hedeflerine dair de kapsamlı bir kaynakça sunuyor. Kampanya duyurusunda Erdoğan’ın “18 yıllık AKP iktidarı boyunca bilinçli ve kasıtlı olarak birçok katliamın, cinayetin, kadınlara dönük tecavüzün sistematik hale gelmesinin baş faili” olduğu belirtiliyor ve bunlara örnek olarak Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in Paris’te katli; Taybet ananın katledilerek cenazesinin 7 gün sokakta bırakılması; Seve Demir, Pakize Nayır ve Fatma Uyar’ın yargısız infazı; Hevrîn Xelef’in katli; Ceylan Önkol’un karakoldan atılan havan topu mermisiyle ölümü; Kader Ortakaya’nın Kobanê’ye geçmek isterken vurularak öldürülmesi; evinde katledilen Dilek Doğan ve bu yıl Kobanê’nin Helince köyünde SİHA’larla katledilen Kongreya Star üyesi üç Kürt kadın gösteriliyor.

Pinochet gibi yargılamadan kurtulmasın

Kadınlar, Erdoğan’ın, Pinochet gibi örneklerde olduğu gibi “yaşarken bir ‘devlet lideri,’ öldükten sonra ‘diktatör’” olarak anılmasını değil, bugün şimdi yargılanmasını talep ediyor.

Kampanya iki aşamalı olarak planlanmış:

* Birinci aşama, bu sistematik kadın kırımının ifşası, uluslararası kamuoyunda bir duyarlılık ve farkındalık oluşturulması, bunun bir imza kampanyası ile somutlaşması.

* İkinci aşamada da kadın kırımın belgelenmiş bu suçlarına dair dosyalar ve toplanan imzalarla Birleşmiş Milletler’e ve ilgili diğer uluslararası kurumlara başvurulması.

BM kadın kırımını suç olarak tanımalı

Kampanyanın bir de daha genel hedefi var: Kadın kırımın BM tarafından soykırım gibi bir suç olarak tanınması.

TJK-E kadın kırımını özel bir suç olarak tanımlayıp dünya çapında takibini yapmamanın Erdoğan gibi kurumsallaşmış erkek egemenliğinin temsilcisi olan diktatörleri cesaretlendirdiğini belirtiyor.

Kadınlar statükoyu altüst etti

Tekrar Latin Amerika’ya uzanıp hatırlayalım: Şili (1973), Uruguay (1973) ve Arjantin’deki (1976) askeri diktatörlüklerin tümü, toplumu boğmak ve kontrol edilmesini kolaylaştırmak için, geleneksel annelik ve aile ideallerini yüceltmişti. Ancak acımasız baskı politikaları, arzu ettiklerinin tam tersi sonuçlara yol açarak kadınların yaşamında köklü değişikliklere neden oldu. Sendikalar ve siyasi partiler dahil her türlü örgütlenmenin yasaklanmasıyla birlikte, diktatörlük öncesindeki “normal” koşulların -halen erkek egemen olan- kamusal alanı da tasfiye edilmiş oluyordu. Diktatörlüğün ayakta kalabilmek için patriyarka dahil toplum içindeki tüm kadın düşmanı gericilikleri köpürtüp pekiştirmesi, kadın mücadelesi ile sürekli sınanıp müzakere edilen “normal” koşulların statükosunu altüst ediyor ve kadınlar için daha hızlı ve militan bir politikleşme getiriyordu. Böylece “sıradan” ev kadınları, tıpkı Ana Gonzalez gibi, militan direnişçilere ve örgütçülere dönüştüler.

Uluslararası arenaya taşındı

Bugün aynısını Türk yayılmacılığının bölgede yarattığı yıkımın içinde de görüyoruz. Bir yanda Êzîdî kadınların köle pazarlarında alınıp satılması, esir alınan YPJ’li kadın savaşçılarla DAİŞ’in öcü alınırmış gibi fotoğraflar çektirilmesi, kadın politikacılara yönelik suikastlar… Diğer yanda kadın örgütlenmesinin, politikleşmesinin, militanlaşmasının ve özgürleşmesinin tüm dünyaya örnek olacak pratikleri…

2018’deki Türk işgalinin ardından Türk destekli çetelerin kontrolü altına giren Efrîn’de yaşayan Rohilat Hawar’ın Independent gazetesinden Patrick Cockburn’e anlattıkları özet mahiyetinde. Rohilat, Türk işgalinden kaçan Kürtlerin evlerine yerleşen yeni komşularının gündelikleşen tacizleri yüzünden Kürt kadınlarına özgü olmayan bir şekilde örtünmek zorunda kalıyor ve Kürt genç kızlarının eli silahlı cihatçı çete unsurları tarafından ulu orta cinsel tacize uğradığına tanık oluyor. Çünkü Türk yayılmacı amaçlarının önünde engel teşkil eden milletlerin hem dini hem de etnik olarak düşmanlaştırılması ciddi bir politika ve onların mallarının yanı sıra, ‚karıları ve kızları da helal‘ deniyor. Tek başına Êzîdî kadınlarına yapılanlar bile, bölgede tüm inanç ve milletlerden kadınların önümüzdeki uzun yıllar boyunca mücadele etmesi gereken bir iz bıraktı.

TJK-E’nin kampanyası, bu mücadeleyi uluslararası arenaya taşıyor ve adalet talebini merkeze koyuyor.

 

Kaynak: https://www.ozgurpolitika.com/haberi-diktatoru-yargilamak-icin-100-bin-imza-7743 / SERAP ŞEN

scroll to top