Home , Avrupa , ATİK: TC FAŞİZMİ İÇERDE VE DIŞARDA SALDIRILARDA SINIR TANIMIYOR

ATİK: TC FAŞİZMİ İÇERDE VE DIŞARDA SALDIRILARDA SINIR TANIMIYOR

Erdoğan ve şürekâsı artık iktidarda kalamayacağını, her türlü kaybedeceğini görünce her geçen gün, ülke sınırları içinde ve dışında saldırılarında sınır tanımaz bir hal alıyor.

20 yıllık iktidarı boyunca uyguladığı her türden saldırı yöntemlerine rağmen, Türkiye ve T. Kürdistanı’ndaki halkın direnişini bastırmaya muaffak olamayan Erdoğan ve şürekası, bir kez daha içerde ve dışarda geniş çaplı bir saldırı furyası başlatmış bulunuyor. Bir yandan 18 Nisan’dan bu yana, işbirlikçisi Barzani hareketiyle birlikte Irak ve Suriye Kürdistan’ına başlattığı işgal girişimini sürdürürken, diğer taraftan Gezi Parkı davasında olduğu gibi; toplumsal muhalif güçlere yönelik saldırılar, hukuksuz tutuklamalar ve cezalarla halkta korku duvarlarını yükselterek iktidarını sürdürmeye çalışmakta.

2013’te gerçekleşen Gezi direnişinin, 2014’ten beri süren ve 25 Nisan’da sonuçlanan karar duruşması ile, yargılananlar hukuksuz bir şekilde ağır cezalara çarptırıldılar. Adil, demokratik, eşit bir ülkede barış içinde yaşama talebiyle ayağa kalkan milyonlar, bu karar duruşmasında; “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya engellemeye teşebbüs” etmekle suçlandılar bir kez daha. Bu nedenle de 2017’den beri tutuklu yargılanan Osman Kavala ağırlaştırılmış müebbet hapse mahküm edilirken, direnişi finanse etmek suçundan tutuksuz yargılanan Mücella Yapıcı, Can Atalay, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Tayfun Kahraman ve Yiğit Ali Ekmekçi’ye ise 18’er yıl ağır hapis cezası verildi. Tutuksuz yargılananlar mahkeme sonunda tutuklanarak hapishaneye götürüldüler. Oysa Gezi davası 2020 yılında görülmüş ve tüm sanıklar için beraat kararı verilmişti.

Diğer taraftan 18 Nisan’da faşist TC’nin katiller sürüsüyle Irak ve Suriye Kürdistan’ına başlattığı işgal girişimi, bir haftadan uzun bir süredir tüm hızıyla devam ediyor. Bu saldırıda kimyasal gaz kullanmaktan dahi kaçınmamıştır. Türk devletinin, işbirlikçisi Barzani hareketiyle başlattığı bu işgal girişimine, Irak ordusu da ilk günden beri provokatif girişimleri ile destek verirken, 26 Nisan günü, tank ve obislerle Şengal’e girdi.

Faşist TC ve işbirlikçileri, bugün Ukrayna üzerinde süren, emperyalistler arasındaki Pazar paylaşımı dalaşını fırsata çevirerek Kobanê’yi ele geçirmek istiyorlar. Böylece bir kez daha, yaklaşık 40 yıldır süren Kürt özgürlük mücadelesini bastırıp, yaşam alanlarını işgal etmek istemektedir. Belli ki bu konuda NATO ve Rusya’dan da icazet almışlar. Ancak geçmiş süreçlerde gerçekleştirilen saldırılar nasıl ki her defasında hüsranla sonuçlandıysa, bu operasyonun sonucu da farklı olmayacaktır. Zira Ortadoğu halklarının özgürlük umudu ve kadın devrimi teslim alınamaz!

Tüm çırpınışlar boşuna

Uzun yıllardır Türkiye ve T. Kürdistan’ında süren tüm baskı ve sindirme politikalarına rağmen, halka yönelik gerçekleştirdiği katliamlar da dahil, hiçbir yöntem uzun vadede faşist R.T.Erdoğan ve şürekası AKP+MHP’nin istediği şekilde etkili olmadı. Artık kaybettiğinin farkında olmanın getirdiği gerilim içerisinde çareyi daha fazla saldırganlaşarak, işçi sınıfı ve emekçiler arasında suni kutuplaşmalar, çatışmalar yaratarak ömrünü birkaç gün daha uzatmakta arıyor. Ama nafile…

Ayrıca bugün özgülünde saldırıların bu kadar yükselmesinin bir başka nedeni de; yaklaşmakta olan 1 Mayıs işçi sınıfının uluslararası birlik ve dayanışma günüdür. Her yıl 1 Mayıs arefesinde estirilen devlet terörüyle, halkın sokağa çıkması engellenmeye çalışılsa da, her yıl olduğu gibi bu yıl da muaffak olunamayacaktır. Tüm baskılara, tutuklamalara rağmen bu yıl 1 Mayıs, her zamankinden daha kitlesel kutlanacaktır. Hukuksuzluğun, adaletsizliğin, işsizliğin, zamların, yoksulluğun, doğa, kadın, çocuk ve LGBTİ+ düşmanlığının üstünü örtmeye hiçbir saldırı yetmeyecektir.

Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu (ATİK) olarak; bütün kurumlarımızı ve üyelerimizi, bütün alanlarda yerli ve göçmen toplumsal muhalif güçlerle birlikte sokak eylemlerine çağırıyoruz. Gerek Gezi Direnişçilerine verilen hukuksuz cezalar, gerek tam da 1 Mayıs öncesi yükseltilen operasyonlar ve tutuklamalar, Irak ve Suriye Kürdistanı’na yönelik saldırılar ve bu saldırılarda kimyasal gazların kullanılmasına karşı kitlesel sokak eylemlerinde sesimizi yükseltip, isyanlarımızı haykıralım!…

Geziden Rojava’ya Direniş Sürüyor, Sürecektir!

Faşizm Yenilecek, Direnen Halk Kazanacaktır!

ATİK- TC FAŞİZMİ İÇERDE VE DIŞARDA SALDIRILARDA SINIR TANIMIYOR

scroll to top