Home , EMEĞİN GÜNDEMİ , 30 KASIM DÜNYA ŞOFÖRLER GÜNÜ’NÜN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

30 KASIM DÜNYA ŞOFÖRLER GÜNÜ’NÜN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Haber Merkezi | 10.12.2019 | Öncelikle Dünya Şoförler Günü’nün her yıl farklı tarihlere denk geldiği, henüz sabit ortak bir tarihin netleşmediği, bunun yanısıra her ülkede farklı tarihlerde gündemleştiğini belirtelim. Farklı aylarda gündeme gelen bu günün kimi ülkelerde Nisan’da, kimi ülkelerde Eylül’de veya bir hafta önce Edirne Kapıkule’de olduğu gibi Türkiye’de 30 Kasım’da gündemleştiği görülüyor. Hepsinin ortak noktası adının Dünya Şoförler Günü olması ama ne yazık ki çoğunun bir diğer ortak noktası ise şoförlerin yaşadıkları sorunlarının gündemleşmemesi.

Şoförleri görünmez kılan nedir? Nedir şoförleri ötekileştiren, sömüren, hor gören? Bir haftalık kontak kapatmanın yol açacağı sonuçlar bilinmesine rağmen sömürünün bu denli yoğun yaşandığı bu meslekte, nedir şoförlere duyulan garezin nedeni? Fabrika işçilerinin birbiriyle gösterdiği dayanışma neden şoförler için gösterilmiyor? Soruları çoğaltabiliriz kuşkusuz. Tüm şoförler için ortak olan bu soruların yanısıra tüm şoförler için ortak olan sorunlar da bir hayli fazla.

İster taksi şoförü, ister kısa-uzun yol yolcu şoförü ya da kısa-uzun yol yük şoförü olsun; yasal kısıtlamalar, sağlıksız koşullarda çalışma, emeğinin karşılığını alamama, sevdiklerinden uzak kalma vb. tüm şoförlerin ortak sorunlarından yalnızca birkaçı.

Taksicileri ele aldığımızda, hangi ülkede olursa olsun, eğer taksi sahibi değilseniz yasal kısıtlamalara rağmen en az 12 saat çalışmak zorunda kalırsınız. Aldığınız saat ücreti olması gerektiğinden düşük olduğundan iki vardiya çalışmak, insani gereklilik olarak küçük molalar haricinde planlayarak uzun süre dinlenmek veya bir yere oturup yemek yemek lükse kaçar. Müşteri beklediğiniz anlarda ise arabanın bakımıyla ilgilenmek, temiz tutmak zorunda kalırsınız. Araba sahiplerinin baskısı, tehditleri, yılan şoförler arasında öyle bir baskı oluşturmuş ki, tamamı düzene ayak uydurmak zorunda bırakılıyor. Aksi halde işsiz kalmayı göze almak zorundalar. Müşteriler arasında seçim yapmak da bir lüks. Keşi, gaspçısı, ayyaşı eksik olmaz taksicilerin. Yol boyu hiç susmayanları da. Acelesi olanların şoförlere yönelik sabırsız davranışları da. Arabayı meslektaşına devredecek olan taksicilerin müşterilerin kaprisleri yüzünden trafik kurallarını çiğnemesi, yığınla küfür yemesi, ehliyet ve sertifikalarından olması kimin umurunda? Taksicinin işi müşteriyi gideceği yere bırakmak. Nasıl yapacağı, ne edeceği, tüm sorumluluk şoförlerin üzerinde.

Uzun çalışma saatleri, düzensiz ve sağlıksız beslenme, uzun süre ihtiyaç giderememe, stres vb sorunlardan dolayı taksi şoförleri psikolojik ve fiziksel sorunlarla karşı karşıya kalmakta. Yorgunluğun ve stresin neden olduğu kural ihlalleri ve dikkatsizlik nedeniyle her gün ölümcül kazalar yaşanmakta, ya da kalp krizleri geçirmektedir. Bu sorunların yanısıra, başta Amerika, İsveç ve Almanya’da uygulanmaya konulan şoförsüz taksiler, şoförlerin işlerini ciddi anlamda etkilemekte. Yapılan araştırmalara göre, yine bu üç ülkelerde uygulanmaya konulan şoförsüz şehir içi otobüsler de otobüs şoförlerini de ciddi anlamda etkilemektedir.

Yakın gelecekte işsiz kalma sorunuyla karşı karşıya kalan otobüs şoförleri için, sorunlar taksi şoförlerinden pek farklı değil. Gittikçe özelleştirilen otobüs şirketlerindeki sömürü çarkı, patronların cebini parayla doldururken, şoförler uzun çalışma günleri, düzensiz çalışma saatleri ve düzensiz dinlenme gibi sorunlar nedeniyle psikolojik sorunlarla karşı karşıya kalabiliyor ve son yıllarda tükenmişlik sendromu nedeniyle uzun süreli hasta yazılmalarda ciddi oranda artış söz konusu.

Yine yapılan araştırmaya göre, teknolojik gelişmelerin yönlendiricisi olan Amerika, Almanya ve İsveç gibi ülkelerde şoförsüz nakliyeleri içeren çalışmalar gerçekleştirilmektedir. Bu çalışmalarda adeta pilot ülke olma görevini üstlenen İsveç’te şoförsüz gidebilen kamyonlar üretilmektedir. Bir şoför olmadan yapılan ilk nakliye İsveç Göteborg’ta gerçekleştirilerek nakliye tarihinde bir ilk gerçekleştirilmiştir. Einride şirketine ait olan şoförsüz araçları T-pods üzerinden, ulusal nakliye için ciddi girişimlerde bulunmakta. Bu girişimlerin bir örneği, Coca-Cola ve Axfood arasında gerçekleştirilen anlaşmada görülmüştür. Buna göre, Jordsbro’da bulunan Coca-Cola işletmesinden, aynı ilde bulunan Axfood grubundaki Dagsab’nin deposuna şoförsüz nakliye gerçekleştirilecektir. Uygulandığı taktirde 45000 adet dolu paletin sevk edilmesi öngörülüyor. Benzer bir proje Halmstad’daki Lidl tarafından da uygulanmakta. Konuyla ilgili olarak yapılan araştırmalara göre, gelişmelerin bu hızla devam etmesinin sonucunda 10 yıl içerisinde İsveç’teki yük şoförlerinin %75’i işsiz kalma durumuyla karşı karşıya.

İnsansız nakliye araçlarının kullanımının yanısıra, çevrenin korunması adına demiryolunun sevkıyatlarının yaygınlaştırılmasına dair de girişimler söz konusu. Bunlardan biri, güzün yapılan anlaşmayla İKEA ve Road Cargo Sweden arasında gerçekleştirildi. İKEA’nın Göteborg’ta bulunan Torsvik ve Älmhult‚taki sanayi bölgelerinden yüklediği konteyner sayısı arttırılıyor. Buna göre, daha önce bu bölgelerden Stockholm’e yılda 2 bin konteyner demiryolu üzerinden sevk edilirken, önümüzdeki yıl itibariyle en az 12500 konteynerin sevk edilmesi için anlaşma sağlandı. Stockholm’un yanısıra, Uppsala, Gävle, Sundsvall ve Haparanda gibi kuzey illerine de demiryolu üzerinden yapılan konteyner sevkıyatı da arttırılacak. 2021 yılının sonuna kadar denenecek olan bu anlaşmaya göre, yollardan 12500 kamyon ve doğal olarak bu miktardan fazla kamyon şoförü işsiz kalacak. Projenin amacı, 2030 yılına kadar araçlardan çıkan atığın %70 oranında azaltılması. Elbette ki bizler açısından bu durumun masrafların azalması ve böylece daha fazla kâr olduğu açık.

İnsansız kamyonların artması, çevreyi koruma adına başka yöntemlerin uygulanması gibi sorunların dışında yük taşıyan şoförleri bekleyen başla tehlikeler de söz konusu. İsveç’te resmî verilere göre 50-60 bin civarında kamyon şoförüne gerek duyulduğu açıklansa da, kamyon şoförleri iş ilanları bulamamaktadır. Pazarda ciddi anlamda bir daralma sözkonusudur. Bunun yanında, batı Avrupa ülkelerinde yaşayan kamyon şoförlerinin işsiz kalma nedenlerinden önemli bir nedeni de ucuz iş gücü olması bakımından doğu ülkelerinden getirilen kamyon şoförleri sayısında yaşanan artış.

2016 yılında Danimarkalı işverenlerle sendikaların ortak yaptığı bir açıklamaya göre günde 4 bin kamyonun Danimarka’dan geçtiği ve şoförlerden çoğunun Bulgar, Romanyalı veya Makedon şoförlerden oluştuğu açıklandı. Bu şoförlerin arasında %75’inin 1100 Euro aylık ücrete çalıştığı ve çoğunun 7-11 hafta arası evlerine gidemediği belirtilmiş. Günlük 4 bin aracın geçtiği Danimarka’da şoförlerin %89’u işçiyken, %11’i ise araç sahibi olarak saptanmış.

Kamyon şoförlerinin diğer sorunlarına baktığımızda otobüs ve taksi şoförlerine benzeyen sorunlar söz konusudur. Ne var ki uzun yol şoförlüğü yapan kamyon şoförlerinin farklı ciddi sorunları var. Firma veya araç sahipleri tarafından baskı altında tutulan kamyon şoförleri, yasal kısıtlama nedeniyle takograflarını doğru şekilde kullanmamakta ve ortaya çıkması durumunda binlerce Euro’yu bulan para cezalarıyla karşı karşıya kalmaktadır ki ceza doğrudan şoföre kesilmektedir ve firmalar tarafından karşılanmamaktadır. Firmalara da benzer cezalar verilmesine rağmen, etkilenenler her zaman şoförlerdir. Bazı şoförler yalnızca para cezalarıyla değil, aynı zamanda ülkeye girememe vb. cezalarla çalışmaları engellenmektedir. Takograf sınırlamasının can sıkıcı taraflarından bir diğeri bazen günleri bulan gümrük kuyruklarının neden olduğu gecikmeler. Özellikle Bulgaristan-Türkiye sınır kapılarında yaşanan uzun bekleme süreleri, gümrük çalışanlarının keyfiyetçi tutumlarından dolayı kaynaklanmaktadır.

Boş dorseyle yola çıkmaması gereken şoförler, takograflarını yanıltmak zorunda kalmaktadır. Böylece uzun süre hiç durmadan yol yapmaları söz konusudur. Yasal kısıtlamalar nedeniyle 4.5 saatte bir 45 dakika ara vermesi gereken ve çalışma haftası içinde üç gün toplamda 9’ar saat çalışabilen şoförlerin 11 saat aralıksız dinlenmeleri gerekmektedir. Yapılan araştırmalara göre 4 saat hiç durmadan yolda kalan şoförlerin sinirlerinde ve eklemlerinde bozukluklar meydana gelmektedir. Beyin ciddi oranda yorulmaktadır. Kalpte ritm bozuklukları, stres vb. sorunlar kalp krizlerine yol açmaktadır. Örn. Türk firmalarında çalışan uzun yol şoförleri içinde geçen yıl yaklaşık 80 şoför kalp krizi nedeniyle yaşamını yitirmiştir.

Dünyanın en tehlikeli iki mesleğinden biri madencilik, diğeri ise şoförlüktür. Doğa veya insan faktörü nedeniyle meydana gelen kazalar, sağlık sorunları, boyun ve bel ağrıları, şoförleri ciddi anlamda etkilemektedir. Genç yaşta (25-30) işe başlayan şoförlerin büyük çoğunluğu emekli olamadan yaptığı işin neden olduğu sorunlardan kaynaklı olarak yaşamını yitirmektedir.

Şoförlerin sorunlarını gündemleştirecek olan sendikalarda üye oranları Avrupa genelinde olması gerektiği kadar değil. Örneğin sendikalaşmanın en yoğun olduğu ülkelerin başında gelen İsveç’te yaklaşık 70 bin şoför bulunmaktadır. Bunlardan yaklaşık 62 bin şoför LO’ya bağlı Transport İşçileri Sendikası’na kayıtlı gözüküyor. Buna rağmen şoförlerin çalışma koşullarında şoförlerin yararına bir düzenleme, düzeltme söz konusu değil. Tersine yapılan düzenlemeler firma ve araç sahiplerinin lehine yapılıyor. Sendikaların şoförlere tek yararı yılda bir gerçekleştirilen aylık ücret görüşmelerinde ücretlerde çok düşük oranlarda bir artışın sağlanmasıyla sınırlı kalıyor.

Kısaca belirtmekte fayda sağlayacak bir konu da, özellikle nakliye pazarında, 1-5 adetinde araç sahibi olan küçük firmalar ekonomik ve yasal kısıtlamalar nedeniyle ciddi sorunlar yaşamaktalar. Yüksek vergiler, sertifikalar, çeşitli izinler, çalışma saatlerinin pratikte uygulanamaz oluşu vb. sorunlar nedeniyle büyük krediler altında ezilmekte ve işini sürdüremez duruma getirilerek pazardan çekilmekte.

Halkımız, çeşitli atasözleriyle yaşadıkları sorunları ifade etmektedir. Bu atasözlerinin haricinde günlük kullanılan özlü sözler de mevcuttur. Bir kısmı şoförler tarafından araçların arkasına yazılmaktadır. Biz, şoförlerin durumunu özetleyebilecek, güldüren özde ise trajik olan iki cümleyi aktarmakla yetinelim:

Şoförlerin hava koşullarından veya yorgunluktan dolayı kazalara karışması çoğunlukla kalıcı hasarlara ya da ölümlere yol açmaktadır. Bu durumu özetleyecek özlü bir söz ise sıkça gördüğümüz “Şoförün hatasını toprak örter!“ sözüdür.

Gençliğinde bir gün, Garip Abdal Neşet Ertaş babasını dünür gönderir. Garip olan Abdallar’a kolay kolay kimse kız vermek istemez. Kız istemeye giden Muharrem Ertaş’a kızın babası çok yüksek miktarda başlık parası talep eder. Çaresiz geri döner. Yaşadığı bu durum Neşet Ertaş’ı derinden etkiler. Yıllar sonra bir belgeselde “aşağılandım“ der, “bir deyim vardır, kızı boş bırakırsan ya davulcuya varır ya zurnacıya. Gönüle kilit vurulur mu hiç, sevgi parayla satılır mı?“ der isyan eder. Bunu hayat hikayesini anlattığı fakat havalandıramadığı bir güfteyle şöyle ifade eder:

yarin aşkı ile arttı hep derdim
babamı bir yere dünür gönderdim
başlık çok istemişler haberin aldım
istemiyor yarin seni dediler.“

Buna benzer bir durum şoförler için de geçerlidir. Uzun süren yollar nedeniyle evlerine haftalarca dönemeyen şoförler kolay kolay aile kuramazlar. Düşük çalışma ücretlerinden dolayı da kolay kolay evlerine dönemezler. Bu durumu ifade eden bir söz ise şöyledir: “İstedim vermediler, sen şoförsün dediler!“

Her meslekte olduğu gibi, şoförler arasında da suç işleyenler, taciz ve tecavüz edenler, fuhuşa yönlenenler, düşünmeden trafik hataları yapanlar, kazalara neden olanlar vd. elbette var. Peki bu durum her meslekte yok mudur? İnsan, insan kalabildiği ölçüde insandır. Herkes insan doğar ama, herkes hayvanlaşmadan ölemez. İnsan kalabilmenin onuru; emeğin sömürüsüne, kadınların baskı altında tutulmasına, inançlarından ve kültürlerinden dolayı insanların ezilmesine karşı ve insanca bir yaşam için mücadele etmekle ifadesini bulur.

“Yol biter, dert bitmez!“

scroll to top