Home , Avrupa , Ludwigshafen Kaypakkaya anmasında coşku doruktaydı

Ludwigshafen Kaypakkaya anmasında coşku doruktaydı

Kaypakkaya_Anma_Ludwigshafen (42)LUDWİGSHAFEN | 30 – 05 – 2011 | İbrahim Kaypakkaya, işkencede katledilişinin 38. yılında Ludwigshafen’de büyük bir coşkuyla anıldı. Türkiye ve dünyadaki güncel gelişmeleri konu alan sempozyum ile başlayan anma, kültürel bölümle, canlı slogan ve alkışlarla devam etti.

Açılış

Açılış bölümüyle başlayan anmada “düşmanın kendini en güçlü hissettiği işkencehanelerde yenilişinin ve İbrahim yoldaşın kızıl direnme ruhuyla geliştirdiği, ser verip sır vermeme geleneğinin kanla yazılışının da yıldönümüdür” sözlerine yer verildi. Kaypakkaya’nın ardıllarına bıraktığı komünist mirasa vurgu yapılan konuşmada, O’nu anmanın, Marksizm Leninizm ve Maoizm bilimini geliştirmenin, sömürülen dünya halklarının direniş çağrısı olan komünist güzergahta inatçı olmak, emperyalizmin kuşatmalarına karşı Halk Savaşını geliştirmek anlamına geldiğine vurgu yapılarak, katılımcılar Partizan coşkusuyla selamlandı.

5 usta’nın, enternasyonal proleteryanın yılmaz savaşçıları, Türkiye Devrimci Hareketinin çeşitli önder ve şehitlerinin, TKP/ML’nin genel sekreterlerinin, devrimci sanatın savunucularının, Ölüm Orucu şehitlerinin, devrim ve komünizm kavgasında şehit düşenlerin isimlerinin ve son olarak da Türkiye Devrimci Hareketi tarihine adını kanla yazan, ölümü ölümsüzlüğe çeviren komünist önder İbrahim Kaypakkaya için, müzik ve alkışlarla eşliğinde yapılan anma çağrısından sonra 1 dakikalık saygı duruşu yapıldı. Devrim şehitleri ölümsüzdür sloganlarından sonra müzik eşliğinde “Yoldaş Seni Anacağız” marşı söylendi.

Gece Tertip Komitesi adına yapılan açılış konuşmasında Kaypakkaya’nın ideolojik ve teorik görüşlerinin bilimselliği, Kemalizm konusundaki, Türkiye’deki devrimci mücadelenin yolundaki, egemen şoven anlayışın etkisinde kalanların aksine Kürt ulusuna dair düşünceleri noktasındaki berraklığının altı çizildi. Konuşmada ayrıca Kaypakkaya’nın işçi ve öğrenci hareketlerini bilimsel tarzda çözümlemesi, Kürt ayaklanmalarını yorumlaması, devrimin şiddete dayanacağını vurgulaması, O’nun ideolojik duruşunun bir yansıması olduğu ve bunun yanısıra, Kaypakkaya’nın cuntacı hayalleri yıkarak, legalist, pasifist, revizyonist, anti MLM’ci ordu ve devlet tahlillerine/anlayışlara karşı durduğu ifade edildi. Konuşma “Dünyada olduğu gibi, ülkemizde de sınıf mücadelesi gitgide yükselecektir. Bu savaşın diyalektiği yasasıdır. Bunu hiçbir güç engeleyemeyecektir. Türkiye’de yaşayan çeşitli milliyetlerden halkımızın sorunları ortaktır, düşmanı birdir. Kurtuluşumuz, Proleterya Partisinin çatısı altında örgütlenerek gerçekleşebilecektir. Ne reformist talepler, ne legal örgütlenmeler, kurtuluşumuz olamaz. Faşist iktidar yıkılmadan kurtuluşumuz olanaklı değildir. Komünist önder İbrahim Kaypakkaya’yı andığımız bu günde andımız Halk Savaşını yükseltmek, proleterya’nın kızıl bayrağını daha yükseklere çekmek, ilerlemek, ilerlemek, ilerlemektir.” sözleri ve “Komünist önder İbrahim Kaypakkaya yoldaş ölümsüzdür” sloganlarıyla sonlandırıldı.

Sempozyum

Hemen ardından ise paneli sunmak üzere önce moderatör, ardından da gazeteci yazar Temel Demirer, avukat Ercan Kanar ve Belediye-İş 2  Nolu Şube başkanı Hasan Gülüm ve sahneye davet edildi.

Kanar: Özerk yerel yönetimler güçlendirilmelidir

Avukat Kanar, Türkiye’den insan hakları savunucuları ve sosyalist ruhlu özgürlükçülerin selamını ilettikten sonra, ezilenlere ve Kürt halkına yapılan baskılar, anti-demokratik uygulamalar hakkında konuşma yaptı. Kanar “Her seçim sürecinde olduğu gibi, bu seçim sürecinde de inkar, imha ve saldırılar sözkonusu. Yine Kürt halkı üzerinden terrör estirilmekte, emek cephesinin hakları gasp edilmekte ve yine bunu savunmak üzere bağımsız adaylar seçim süreçinde yerlerini aldılar. Elbette tarihsel olarak parlementer sistem değerlendirmesi geçerliliğini korumaktadır. Ancak bazı süreçler vardır ki, sonuçları itibariyla farklı değerlendirmelere tabi tutulabilirler. Örneğin 12 Haziran süreci böylesi bir sürece örnektir. Bu seçim, tarihi bir sürecin finali niteliğindedir.” dedi.

Çeşitli ülkelerin anayasalarından örnek veren Kanar, “blok adayların desteklenmesiyle iktidarın alanının daraltılması ve daha hümaniter bir anayasının oluşması sağlanmalıdır, elbette bu bir devrim değil ama kazanılan önemli bir mevzidir.” dedi ve şöyle devam etti: “Seçimlerden sonra aynı zamanda yeni Anayasa süreci başlayacaktır. Ezilenler ne kadar bu sürece yüklenirlerse, AKP’nin alanı o derecede daralacaktır. Başka bir deyişle otoriteryal, liberal iktidarın alan daralacaktır. Erdoğan, kalfalıktan ustalığa bir geçiş döneminde bahsetti, bu 90’ları anımsatıyor. Süreç, siyasi rehin alma sürecidir. Yani KCK’nın ve sosyalistlerin içeri atıldığı bir süreçtir. Bunun anlamı tarihsel olarak düşmanla savaş hukukudur. Buna karşı hümaniter hukuk devreye giriyor/girmelidir. Eski DGM ve özel yetki ağır mahkemeleri, düşmanla savaş hukukunu icra eden organlardır.

Özerk yerel yönetimlerin güçlendirilmesi gerektiğinin altını da çizen Kanar, “böylece tekçi, üniter devlet yapısının zayıflatılması sağlanacaktır” dedi.

Demirer: Ayaklanmaların temelinde sınıf mücadelesi yatıyor

Devrim şehitlerinin önünde saygıyla eğildiğini söyleyen Demirer, isyan ve başkaldırının eşiğinde olunduğunu dile getirdi. Demirer, tarihin sonunu ilan edenlerin, isyan olmayacak diyenlerin inadına, Dersim’in, Kürdistan’ın dağlarında isyan edenlerin olduğunu dile getirerek, Tunus’tan başlayan ayaklanma sürecinin arkasında kriz ve kapitalist sömürünün olduğuna dikkat çekti.

Bu kapitalist krizi finans krizi diye yutturdular, banka krizi ile sınırlandırdılar, emekçilerin parasıyla aşarız dediler, ancak şimdi de borç krizi patlak verdi. 4 milyar insan günde 2 dolar’ın altında bir gelirle yaşıyor. Tunus, İMF’nin en gözde kemer sıkma politikasının uygulandığı ülkeydi, ancak ayaklanma da ordan başladı.”dedi. Kimi liberal aydınlar ayaklanmaları demokrasi mücadelesi şeklinde çarpıttığını dile getiren Demirer, ayaklanmaların temelinde yatan şeyin, Marks’ın da belirttiği gibi, sınıf mücadelesi olduğunu vurguladı.

Kuzey Afrika ve Ortadoğu’daki ayaklanmaların ve varolan mevcut durumun, devrimci bir duruma denk düştüğünü belirten Demirer, eksik olan şeyin sınıf önderliğini yapacak, halkı yönlendirecek parti olduğunu ve partisiz halk hareketlerinin emperyalizme yedekleneceğini söyledi. Demirer konuşmasında aynı zamanda halk hareketlerinde kadının rolüne dikkat çekti. Demirer daha sonra CİA’in, Yunanistan ve İspanya’daki isyanlarının devrime donüşebilme ihtimali noktasında uyarı yaptığını belirtti.

“Tüm bunlar nafiledir” diyen Demirer, bu süreçte devrimci önderlerin teorilerinin, hayat mücadelelerinin sahiplenilmesi gerektiğinin altını çizdi ve konuşmasını “Biz Kazanacağız” sözleriyle bitirdi.

Gülüm: Emek cephesi ve Kürt Ulusal Hareketi buluşmalıdır

Son konuşmacı olan Belediye-İş 2. Nolu Şube başkanı Hasan Gülüm ise bu süreçte işçilerin ne düşündüğünü, sürecin neresinde olduğunu ve ne yapmaları gerektiği konusunda düşüncelerini dile getirdi. ‘80 darbesinin işçi sınıfına yönelik bir saldırı olduğunu belirten Gülüm, aynı zamanda bunun 12 Ocak kararlarının uygulanması anlamına geldiğini vurguladı. Gülüm konuşmasında “’89 yılında bahar eylemleri yaşandı, Zonguldak maden işçiler Ankara’ya yürüdü. Ama aynı zamanda 90’lı yıllarda, ideolojik darbeler de yaşandı. Bu darbe işçi hareketine tasfiye şeklinde yansıdı. Latin Amerika ülkelerindeki devrimci hareketler bu süreçten etkilenerek sağa kaydılar.” dedi.

Bu sürecin 1907 yenilgi ve sonrası sürece benzerliğine dikkat çeken Gülüm, “nasıl ki Lenin o süreçte Bolşevik partinin yeniden yapılandırma sürecine dikkat çektiyse, bugünkü süreçte de devrimci güçlerin bir yeniden yapılandırma süreci olacaktır.” Taksim 2011 1 Mayıs’ının dünyada en kalabalık sayılı 1 Mayıslardan biri olduğunu dile getiren Gülüm, Doğuda gelişen Kürt Ulusal Hareketi, Batı’daki emek cephesiyle buluşması gerektiğini söylerek konuşmasını sonlandırdı.

Partizan ve ÖG: Kaypakkaya’yı anıyoruz

Sempozyum’dan sonra Özgür Gelecek gazetesinin anmaya gönderdiği mesaj okundu. Özgür Gelecek mesajında anmaya katılanları selamlayarak, “Kaypakkaya yoldaş, hiç kuşku yok ki ülkemiz coğrafyasında, emekçi ezilen halkın kurtuluşu için yürünen yoldaki en önemli figürlerdendir” ifadelerine yer verdi. Kaypakkaya’nın ardılları olarak yazılan her yazıda, her haberde onu ve düşüncelerini yaşatmaya çalıştıklarını belirten ÖG gazetesi, üzerine çekilmek istenen sis perdesine karşı, onun düşüncelerinin geliştirilmesinin önemini vurguladı.

Kısa bir aradan sonra anma programında Partizan adına sunulan mesaj okundu. Mesajda, Kaypakkaya’nın dönemine göre farklı ve berrak düşünceleri öne çıkartılarak, Kürt Ulusal sorununa dair düşünceleri başta olmak üzere, işçi, köylü ve öğrenci eylemliliklerinde en önde yer alması, ülkemizde demokrasi ve devrim mücadelelerinin alacağı biçimler, silahlı mücadele ve devrimci savaş konusunda attığı adımlara değinildi.

Partizan açıklamasını Dersim’de şehit düşen 5 TİKKO militanının şehit düşmesine de değinerek “Acımız büyük ama kinimiz de büyük. Kaypakkaya’nın ardılları olarak 5 kızıl karanfilimiz bu bayrağı her zaman yukarıda tuttular.Kaypakkaya’yı anmak, 5 kızıl karanfilimizin yerlerini hızla doldurmaktır. Kaypakkaya, en zor zamanlarda, bilimsel sosyalist teorinin gösterdiği çizgiden şaşmadan yürümesini bildi. Bizlere düşen görevde, Kaypakkaya’nın açtığı yolda yürüyen 5 kızıl karanfilin bıraktığı  mirası büyütmektir. İnanıyoruz ki, Kaypakkaya’yı anmak ancak böyle mümkün olacaktır.” ifadelerini kullandı.

Pınar Sağ: şehitlerin bize bıraktığı mirası sahipleneceğiz

Kültürel bölümde ilk sahne alan ise Pınar Sağ oldu. Sevgili yoldaşlarım diye katılımcılara hitap eden Pınar Sağ, O’nu düşüncelerinden korkanlara inat İbrahim Kaypakkaya’yı anmaya devam edeceğini belirtti ve iyi ki O’nun gibi bir önder Türkiye topraklarında yaşamış ve yolumuzu aydınlatmış dedi. Pınar Sağ, şehitlerin canlarını bedel ederek bıraktıkları sorumluluğunun ağır ve önemli olduğunu söyledikten sonra Cuma günü açıklanan dava gerekçeleri hakkında açıklama yaptı.

Pınar Sağ, “Savunma yapılmadan verilen 10 aylık hapis cezasının gerekçeleri dün yargı heyeti tarafından açıklandı. Pınar Sağ Dersim bölgesinde İbrahim yoldaşı okudu, Pınar Sağ Kırmızı Gül’ü okudu, Pınar Sağ’ın konserinde gençleri örgüte bağlamak istedi gibi bir açıklamada bulunuldu. Amaçlarının ve dertlerinin ne olduğunu biz çok iyi biliyoruz.” diyerek Dersimi sahipleneceğini, Ali Haydarı, Kaypakkaya’yı savunacağını belirtti. Büyük alkış alan Pınar Sağ, “Yoldaş”, “Kırmızı Gül”, “Yarim Dar Ağacında”, “İbrahim Yoldaş” parçalarını katılımcılarla birlikte söyledi, “Maden Ocağı”, “Özgürlük Mahkumları” parçalarıyla ise salondaki coşkuyu daha da arttırdı. “Elgajiye” parçasında ise Kürtçe söylemeyi yeni öğrendiğini belirten sanatçı, katılımcılardan yardımcı olmalarını istedi. Konuşmaları ve söylediği ezgilerle yoğun alkış alan Pınar Sağ, İbrahim Kaypakkaya’nın en sevdiği türkü olan “Burçak Tarlasını” söyledikten sonra sloganlarla sahneden indi.

MLPD ve Dersim Bölge Komitesinden mesajlar okundu

Anmanın sonraki bölümünde Almanya MLPD temsilcisi Merkez Komitesi adına bir mesaj okudu. Temsilci, katılımcıları devrimci coşkuyla selamladıktan sonra, Kaypakkaya’yı katledilişinin 38. Yılında andıklarını belirtti. Türkiyeli göçmen kurumlar ve devrimciler ile MLPD arasındaki dayanışma ve eylembirlikteliklerinin geliştirilmesinden memnun olduklarını söyleyen temsilci, 30 ülkeden 44 kurumun katılımıyla, İCOR adıyla oluşturulan enternasyonal platformda yer aldıklarının da altını çizdi.

Emperyalist baskı ve saldırılara karşı başarılı mücadele yürütmenin, uluslararası koordinasyon ve dayanışma yoluyla mümkün olduğunu söyleyen temsilci, Pfingsjugendtreff adı altında düzenlenen gençlik festivaline de çağrı yaptı. Temsilci, “Tüm ülkelerin işçileri birleşin” ve “Yaşasın Enternasyonal Dayanışma” sloganlarıyla konuşmasını bitirdi.

TKP/ML Dersim Bölge Komitesi ise, gönderdiği mesajda Kaypakkaya’nın ideolojik, politik ve askeri çizgisine bağlı kalarak mücadeleye devam ettiklerinin altını çizerek, Kaypakkaya’nın ve şehitlerin miras bıraktıkları onurlu ve ağır görevleri yerine getirmek için savaştıklarını belirtti. “Onların acılarını yüreğimize kazıyarak, kanlı mendillerini boynumuza asarak, adlarını silah kabzalarımıza kazıyarak yürüyeceğiz. Biz çok iyi biliyoruz ki bedelsiz ve kansız özgürlük elde edilemez.” sözlerinin yer aldığı açıklamada ayrıca savaşarak öncüleşmenin ve sonra da önderleşmenin gerekliliğinin altı çizildi.

Diyar

Sahne alan Kürt sanatçı Diyar ise katılımcıları Kürtçe ve Türkçe selamlayarak, tüm devrim şehitleri önünde saygıyla eğildiklerini söyledi. Kürtçe uzun hava ve türküleriyle beğeni toplayan Diyar alkışlar ve “Kürdistan faşizme mezar olacak”, “Yaşasın halkların kardeşliği” sloganlarıyla sahneden indi.

Yeni Demokrat Kadın Mesajı

Yine özellikle son birkaç yılda Türkiye’de örgütlenen ve güçlenen Yeni Demokrat Kadın’ın anmaya sunduğu mesajda Kaypakkaya’nın emekçi kadın örgütlenmesinin önünü açtığını, bu yolda, ezinlerin ezilenleri olarak, insanlaşmanın mücadelesi veren kadınların olduğu belirtildi. Mesajda aynı zamanda Meral, Sefagül, Nurşen, Gülizar, Fatma, Derya, Çiğdem gibi şehitlerin, erkek egemen zihniyete darbe vurarak, Kaypakkaya’nın meşalesinde yürüdüğünü ve önderleştiklerinin altı çizildi.

Devrimci örgütlerden mesajlar

Verilen kısa bir aranın ardından sonra Gece Tertip Komitesi devrimci örgütlere sundukları mesajlardan dolayı teşekkür etti ve zaman darlığından kaynaklı mesajların kısaltararak sunucalağı için özür diledi. Marksist Leninist Komünist Partisinin (MLKP) Almanya’nın mesajında, şehitlerin yaşamlarını koydukları tarzıyla sadecek yaşadıkları anın değil, geleceğin de öznesi olduklarını ilan ettiklerini, İbo, Deniz ve Mahirlerin yaşamlarıyla ilan ettikleri mücadele manifestolarının halkın yolunu aydınlatmaya devam ettiğininin altını çizdi.

Yine anmaya mesaj sunan Maoist Komünist Partisinin (MKP) Yurtdışı Komitesi, Kaypakkaya geleneğinden gelen güçlerin, halkların kurtuluş davası için devrimin güçlerini birleştirmesi ve halk savaşında ısrar etmesi gerektiğinin belirtti.

2011 yılında Deniz, Mahir ve İbrahim için çeşitli anmaların gerçekleştirildiği kaydeden Türkiye Komünist İşçi Partisi (TKİP) Yurtdışı Örgütü ise 1 Mayıs’ta Türk ve Kürt ulusuna mensup işçilerin buluşmasını, devrimin gücünün göstergesi olarak değerlendirdi. “Çelik suyunu almış ve devrime akıyor” diyen TKİP, bağımsız devrimci sınıf tutumundan taviz vermeden, oportünizm ve kuyrukçuluğa karşı duruş sergilemek gerektiğini ve devrimci önderlere bağlılığın önemli olduğunu belirtildi.

Grup Şiar

Ezgilerini devrime olan inançlarıyla işleyen Grup Şiar türkü ve marşlarıyla salonda coşku bir kat daha arttı. Uzun yıllardır başarılı sanat çalışmalarını sürdüren Grup Şiar, sahneye kaval ve keman gibi enstrümanlarla genişletilmiş bir bileşenle çıktı. Ordu Marşını coşkuyla söyleyen Şiar’ın sahne almasıyla salonda bayraklar dalgalandı, alkış ve sloganlar susmadı.

Grup Şiar, “Senin davan, benim davam”, Kızıldere’de şehit düşen Mahir Çayan ve yoldaşları anısına “Kızıldere adın ahire kalsın”, “Sen ölmedin Yiğidim”, “Ser veririm sır vermem ben” eserlerini katılımcılarla birlikte okurken, Dersim Ovacık’ta şehit düşen Çigdem Yılmaz ve Ferdi Karacan’ın anısına kendi eserleri olan “İki Tohum” eserlerini alkışlar eşliğinde okudular. “Gerilla”, “Dağlarda dügün var”, “Kanmasınlar”la ise zılgıtlar eşliğinde halaylar çekildi.

Grup Şiar’ın sahnesi sırasında sık sık “Şehit namırın”, “Devrim Şehitleri Ölümsüzdür”, “İbo Yaşıyor, TİKKO savaşıyor” “İbo, Haydar, Zülfikar, namludadır iktidar” sloganları atıldı. “18 Mayıs’ı unutma” parçasına ise salonda katılımcılar ayakta eşlik ettiler.

Siyasi Büro Mesajı

Anmanın sonraki bölümünde TKP/ML Merkez Komitesi Siyasi Büro’nun gönderdiği mesaj okundu. Dünya ve Türkiye’de daha fazla yıkımın ve yoksulluğun yaşandığının belirtildiği mesajda, halkların isyanlarla kendilerine olan güvenlerinin arttığı, kendi kaderlerini ellerine alma konusunda önemli adımların atıldığının altı çizildi. Sınıf bilinci ve önderlik edebilecek partilerin yokluğu, halklarını boş vaatler oyalanması, devletin Türkiye’de kendi Kürdünü, kendi Alevisini, kendi aydının yaratmaya çalışması noktalarına vurgu yapıldı.

Sendika ağalarının uzlaşmacılığı ve burjuva bürokrat yapısından kaynaklı, emekçilerin sürekli bir şekilde kandırıldığının altının çizildiği açıklamada, aynı şekilde Kürt ulusunun da en temel demokratik haklarından yoksun bırakıldığını, baskı ve imha politikalarına maruz kaldıkları belirtildi. Faşist TC’nin onursuz ve uşak bir toplum yaratma yolundaki çabalarına da vurgu yapan Siyasi Büro, sahte ve aldatıcı açılım politikalarıyla ezilenleri, emekçileri aldatmaya devam ettiğini söyledi. Siyasi Büro açıklamasında “Karakteri feodal faşist, resmi ideolojisi Kemalizm olan bir devlet asla demokrat olamaz ve asla demokrasiyi getiremez ve asla ulusların demokratik hak ve taleplerini savunup, farklı inançlara saygılı olamaz.” dedi.

Özgürlük ve demokrasi arayışının, bağımsızlık ve kurtuluşun yegane yolu ve gerçek adı, İbrahim Kaypakkaya yoldaşın devrimci düşünceleridir, onun kurtuluş manifestosudur. Onun sahip olduğu dünya görüşü, sömürü ve baskıya dayalı sistemden ve ona ait burjuva, küçük burjuva ideolojilerden, cahalet ver gericilikten, köklü ve bütünlüklü kopuşun adıdır“ ifadelerin yer aldığı mesajda son olarak gerilla savaşı yolunda yürümeye devam edileceği, Kömünist önder Kaypakkaya’nın düşünceleri, çeşitli milliyetlerden emekçi halkın çıkarları ve halk savaşı iddiasından vazgeçilmeyeceğinin altı çizildi.

Suavi

Yıllardır muhalif duruşundan ödün vermeden kavga türkülerine devam eden Suavi ise konuşmaları ve eserleriyle salonda büyük canlılık yarattı. Suavi, Ferhat Tunç’un isminin programda olmasına rağmen kendisinin katılmasına dair açıklama yaparak “bu ne bir program hatası ne de bir şaka, bu geldiğim o sımsıcak memleketimizden bir zorunlu insan manzarası. Çünkü gece organizyonundan Ferhat arkadaşımın yer almasına rağmen, o süreçte adaylığı konusunda netleşme olmadığından bir bekleme olmuş, sonrasında ise Dersim Bağımsız milletvekili adaylığıyla siyasi bir sürece soyunmuştur.” diyerek Ferhat Tunç’un seçim çalışmaları nedeniyle geceye katılamadığını anlattı.

Anma gecesinin, seçim sürecinin sıcaklığıyla da Türkiye’deki mücadele arasında bağ kurulması gerektiğini belirten Suavi, İbrahim’in ve şehitlerin adının inadına anılması gerektiğini, mücadeleyi onların bıraktığı yerden ileri taşımanın önemine, sosyalizmin bir alternatif ve daha iyi bir toplumsal yaşam anlamına geldiğini daha çok haykırmanın zorunluluk olduğuna değindi.

“Ne Fayda”, “Bir Yanım Baharda Benim”, “Nilüfer Beyazi”, Mavi Uçurtma”, “Yalı Çapkını”, “Bilmelisin” “Hasret Türküsü” gibi eserleriyle beğeni kazanan Suavi’nin sahne aldığı sırada “Devrim Şehitleri Ölümsüzdür”, “Önderimiz İbrahim, İbrahim Kaypakkaya” sloganları atıldı.

2000’in üzerinde kişinin, canlı ve coşkulu şekilde katıldığı anma kapanış konuşması ve sloganlarla sonlandırıldı.

[nggtags gallery=KaypakkayaAnmasiLudwigshafen w=580]

 

gallery=
scroll to top