Home , Avrupa , Kemal İBİŞ Hamburg ‚da Anıldı

Kemal İBİŞ Hamburg ‚da Anıldı

Hamburg|03.11.2019| Geçtiğimiz günlerde Türkiye’de yaşamını yitiren Kemal İbiş için Hamburg’ta anma düzenlendi. Düzenlenen Anma’ya ilişkin bir yoldaşı tarafından yaşamı ve mücadelesi üzerine derlenen haberi olduğu gibi sunuyoruz.

“Kemal, uzun süredir ilik kanseri hastalığıyla mücadele ediyordu, yaklaşık bir buçuk yıl öncesi hayat arkadaşı ve eşi Emine”yi mide kanserinden kaybetmişti. İlik nakli yapılmış ve gözle görülür bir iyileşme sağlanmıştı, ancak iki ay kadar öncesi vucut enfeksyon kapmış ve güçsüz düşmüştü. Tüm müdahalelere rağmen, 12 gün yoğun bakımdan sonra, 23 Ekim günü hayata yenik düştü. Onu 25 Ekim 2019” da Kuşadası- Davutlarda yaklaşık 200 arkadaşıyla sonsuzluğa uğurladık. 1974”den itibaren Hamburg somutunda, ATİF- ATÖF saflarında mücadele sürdüren bu değerli yoldaşımızı, bir kez de Hamburg”da anmadan edemezdik.

Etkinlik ATİF”den yoldaşlarla birlikte düzenlendi. Dernek lokalinin kapasitesi düşünülerek pek çok arkadaş ve yoldaş toplantıya katılamadılar. Kısa bir süre içinde hazırlanan ve geniş çevreye ulaşılmadan gerçekleşen buluşmaya kitlesel katılım oldu.

Anma toplantısı, Açılış ve saygı duruşundan sonra,Ali Taşyapan Yoldaş’tan fülüt dinletisi, bunun ardından,Kemal hakkında sinevizyon gösterisi ve bir yoldaşın Kemal hakkındaki yazılı sunumu okundu. Devamında, serbest kürsü oluşturuldu ve anısını paylaşmak isteyen yoldaşlar konuştu, ayrıca ATİF derneği adına” da bir konuşma yapıldı. Son olarak, Leyla Dilan (Gülistan) diye bilinen yoldaşla, Martin yoldaş müzik dinletisi sundular. Kemal, salonu dolduran arkadaşları, yakınları ve yoldaşları tarafından, Enternasyonal marşıyla selamlandı.

Aşağıdaki yazı, anma toplantısında okuduğum konuşma metnidir.

ELVEDA BOZKIRIN ASİ OĞLU

Arkadaşlar,Dostlar Yoldaşlar.

Kemal”i anma toplantısına katılıp, bu anlamlı günde acımızı paylaştığınız ve bizlere güç verdiğiniz için hepinizi en samimi duygularla selamlıyorum. Özellikle Hamburg dışında gelen yoldaşlarımızı, buluşmamıza katılamayanları, özel olarak yayınladıkları veya gönderdikleri mesajlarla duygularımıza ortak olan tüm dostları ayrıca yürekten selamlıyorum.

Kemal hakkında çok şeyler söylemek mümkün, ancak böylesi bir toplantıda anlatacaklarımı sınırlamam gerektiğnini biliyorum.

Kemal 1954 yılında Yozgat a bağlı Köçek kömü Köyün den Türk ve Alevi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Türkiye genelinde olduğu gibi bu bölgede de inanç farklılığına dayanan çatışmalı bir durum mevcuttur. Bu durum, köylülerin, dolaysıyla çocukların kendi aralarında sıkı bir yardımlaşma ve birlikte hareket etmelerini zorunlu kılmaktadır. Çocukluğu çok sevdiği Mustafa dedesinin dizinin dibinde, anlatılan masal ve hikayeleri dinlemekle şekillenir. Kırmızı Elma yanaklı, uysal ve sevimli bir çocuk olarak bu duygular içinde büyür. Ablası İlk okula başladığında Kemal altı yaşındadır ve kendisi de okula yazılmak ister, okul müdürü kaydını yapmaz ancak, okula gelip gitmesine müsade eder. Daha birinci sınıfta Kemal göz doldurucu, zeki bir öğrenci olduğunu kanıtlar, bu durumu gören öğretmeni onu yasal olarak da kaydeder. İlk okulu da birden beşe kadar hep sınıf birincisidir. Ankara” da ortaokulu okuduktan sonra Kayseri yatılı sanat okuluna yazılır. Bu dönem ilk başlarda çok sıkıntılı başlar. Kendi tabiriyle, “bücür bir çocuktur” ve yatılı kalmak ona çok zor gelmektedir, daha da önemlisi sınıf ve yatak arkadaşları onun sahip olduğu Alevi inancını sık sık yatakhane de, aşağılayıcı tarzda yermekte ve bilinen iğrenç iftiraları tekrarlamaktadırlar. Kemal, bu durumu belli süre sineye çeker, ancak buna uzun süre dayanamaz ve bir gün yatakhane meydanında, “arkadaşlar ben Aleviyim, Bektaşiyim” diye bağırır. O böylece yüreğindeki korku duvarını yıkmış ve ilk isyanını gerçekleştirmiş olur. Bu olay sonrası sınıf arkadaşları ona “Bektaşi” adını koyarlar. Okul hayatından bahsederken onun ilginç bir özelliğini de belirtmeden geçemeyeceğim. Kemal Almanya” ya gelene kadar okuduğu tüm okullardaki sınıf arkadaşlarının sıra numaralarını ezbere bilirdi. Beş numara, filan 30 numara filan gibi. Yine yakın arkadaş, akraba ve yoldaşlarının telefon numaralarını ezberler ve bir daha da unutmazdı. İsim ve kişi çehreleri için ise tam tersi bir hali vardı.

 

Onunla ilk tanışmamız 75 yazında oldu. Aydınlık gurubu içinde devrimci mücadele sürdüren işçi ve öğrenciler 74 yılında İbrahim Kaypakkaya” fikirleriyle tanışmış örgütlerinden ayrılmış ve yeni bir örgütlenme başlatmışlardır. Kemal daha 74 “den itibaren bu çevreyle hareket etmektedir, ancak belirginleşmiş bir örgütlenme henüz gerçekleşmiş değildir. Yeni elamanlar kazanılmakta ve bunların örgütlenmesi için yoğun bir mücadele verilmektedir. 75 in yaz aylarında kazanılan yeni arkadaşları birbiriyle tanıştırma ve kaynaştırma amaçlı bir toplantı düzenlendi. Benim de katıldığım bu toplantıya onun üzerinde katılım olmuştu, pek çoğumuz ilk defa tanışıyorduk. Toplantı başlamak üzereyken iki arkadaşın toplantı mekanına gelişleri benim dikkatimi çekmişti. Gelenler Kemal Çeliker ve Kemal ibişti. 70 li yıllarda yaygın olan tarzda giyinmişlerdi. Üzerlerinde uzun birer palto, İspanyol paça pantolon, uzun yakalı gömlek, döşler hafiften aşağı doğru açık, ayaklarında yüksek topuklu yarı çizmeler, uzun saçlı ve gür sakallı bu iki arkadaşın aynı anda ve yan yana toplantı mekanına girişleri bana, Yılmaz Güney in Vurguncular filminde, Fikret Hakan’la yan yana duruşları ve yürüyüşlerini çağrıştırmıştı. Bu ilk tanışmamızdı. Hepimiz çok gençtik, içimizde çocuk yaştan olanlar vardı. En yaşlımız belki de , otuzlu yaşlardaydı. Dünyayı değiştirmek için büyük bir şevkle yola çıkıyorduk. Sanki daha yeni tanışmamış da kırk yıldır beraberdik.

Örgütlü mücadelemiz, 75 sonlarında ete kemiğe bürünmüş ve hızla gelişiyordu.1976” da derneğimiz için lokal yeri bulunmuş ve çalışmalarımız daha derli toplu ve daha kapsamlı yürüyordu. Yarı bodrum ve küçük bir odalı lokalimiz vardı. O yıllarda en büyük sorun elbette dil sorunuydu, Almanca bilenlerin sayısı azdı. Kemal Almanca bilen az sayıdaki arkadaşlarımızdan biriydi. Dernek işleri, üyelerimiz ve derneğimize arada bir uğrayan ya da sadece destek almak için gelen tüm insanların sorunlarını çözmek onlara yardımcı olmak için en çok koşturan yoldaşlardan biri Kemal di. İş arama, ev arama, doktora gitme ve daha aklımıza gelebilecek hemen her konuda, dernek adına bu sosyal çalışmalar yürütülüyor, karşılığında on Mark gibi bir karşılık alınıyor ve alınan bu para doğrudan dernek kasasına bırakılıyordu. Tercüme işlerinin mimarı Alman yoldaşımız İnga idi. Çok güzel Türkçe biliyor ve bu işlerin lokomotifi olarak çalışıyordu. Kemal yardımsever ve sempatik kişiliği ile çevresinde büyük bir sevgi yumağı oluşturmuştu. Babası yaşındaki insanlar ona “Kemal Abi” diyorlardı.

ATİF 1976 da kuruldu, ancak siyasi mücadele tarihimiz 1974 tür. Aydınlık gurubundan ayrılığın hemen ardında Yurt dışında 23 sayı yayınlanan aylık GERÇEK gazetesi çıkarılır. Ekim 76” dan itibaren de Mücadele Gazetesi yayın hayatına başlar.  Her hafta sonu Hamburg merkezinde Türkçe Sinema gösterimi yapılan mekanların önünde gazete satışlarımız başladı. Üç sinema vardı ve bizler üç guruba ayrılarak Mücadele gazetesini Türkiyeli göçmenlere ulaştırırdık. Bir Gazete satış komitemiz vardı sorumlusu Kemal dı. Gazeteyi sol eline alır yukarı kaldırır ve yüksek sesle gazete başlıklarını okur bunlara eklemeler yaparak ortalığı ajitasyonla ayağa kaldırırdı, dikkatler toplanır ve ilgi duyan duymayan herkese gazete satılmaya çalışılırdı.

Kemal, Enternasyonal ilişkilerin kurulup geliştirilmesinde önemli görevler üstlendi. Afganistan, İran ve Alman sol ve devrimci hareketleriyle güçlü dostluklar yoldaşlıklar kurdu. Temsilci olarak pek çok eylemlerin ortak düzenlenmesi ve yürütülmesinde katkılar sundu. Türkiye devrimci hareketi ve Kürt hareketi ile de sıcak ve samimi dostluklar geliştirdi. Sekter ve kırıcı olmamaya özen gösterirdi. Farklı devrimci çevrelerin insanlarıyla yıllara dayanan arkadaşlık, yoldaşlık bağları ördü. 1984 “den itibaren Kürt siyasi hareketini eleştirilerine karşın hep sahiplendi, Türkiye ‚ye döndükten sonra bulunduğu alanda HDP çalışmalarına katıldı, üye oldu, yerel yönetimlerinde görevler aldı.

Kemal hem işçi hem öğrenci idi. Okul hayatı boyunca yazları çalışır ve kazandığını ailesi ile örgütüne pay ederdi. Yanılmıyorsam iki dönem Hamburg dernek başkanlığı yaptı. Başkanlık yaptığı ilk dönemde, Yönetim Kuruluna Ahmet Şaş ve Doğan Baş arkadaşlar da seçilmişlerdi. Arkadaşları olarak bizler bu dönemi, “Kemal İbiş, Doğan Baş, Ahmet Şaş” devri olarak adlandırır ve gülüşürdük… O mücadelenin her alanında koşturarak, Hamburg somutunda ki örgütlü mücadeleyle özdeşleşmişti. Kamuoyunda en çok bilinen, koşturan biriydi. Zorlu bir süreç yaşayarak, HWP den mezun oldu. Diploma tezi olarak hazırladığı çalışma 100 sayfanın üzerindeydi. Özetin özeti yöntemiyle 30-40 sayfaya indirilebilmişti.

Kemal görevin küçüğü, büyüğü demez her alanda üzerine düşeni yapardı. ATİF ve ATÖF yayın organlarına haber-yorum niteliğinde yazılar yazar, çeşitli konular üzerine seminerler verir, derneğin Tiyatro kolunda görevler üstlenirdi.

Güney Dergisinin ilk yayın dönemi, 1993” te 97”ye kadarki süreçte, derginin yayınlanması ve ayakta kalabilmesi için her türlü destekte bulundu, Yaşar, Haydar ve daha başkalarının da katkısıyla bugün 90.sayıya ulaşan Güney dergisini kalıcılaşmasına emek harcadı. O Kadın sorununda içimizde en demokratik yaklaşımlara sahip olanlardan biriydi.70”li yılların ortalarından itibaren kız kardeşinin aktif olarak devrimci mücadeleye katılmasını her türlü gerici önyargılara ve anlayışlara karşı sahiplendi ve destekledi.

1981 yılında Kemal Emine ile evlendi. İki çocukları oldu. Alev ve Umut. Her ikisi de çocuklarını büyük bir sevecenlik ve özveri ile sahiplendiler.

1980 sonlarına doğru yaşamını maddi olarak sürdürebilmek için ticari hayata atıldı.Ticari hayata başlarken cebinde “beş kuruş” yoktu, çok sevdiği, amcasının maddi yardımıyla ilk işyerini açmıştı. Ticari hayatında da dayanışmacı ve yardımsever tutumunu çevresindeki dostlarına sunmaktan geri durmadı.

Her insan gibi onunda hataları, eksiklikleri vardı. Bana kalırsa en büyük hatası, kendi yaşamına gereken özeni, gereken önemi vermemiş olmasıdır.

Kemal”i anarken  söylemem gerekir ki, 80 sonrası pek çok devrimci yapılar bölündüler, güç kaybettiler. Biz de bölündük, güç kaybettik, omuz omuza yürüdüğümüz, her türlü zorluğu birlikte aştığımız yoldaşlar olarak birbirimize uzak düştük. Araya kırgınlıklar, dargınlıklar girdi, ilk yıllarda bizleri kuşatan bu olumsuz çemberi kırma yönünde pek bir çabamız olmadı, ancak hayat bizlere siyasi ayrılıklarımıza, rağmen aramızdaki, dostluk, arkadaşlık, yoldaşlık bağlarını yeniden tesis etmemiz gerektiğini öğretti. Kemal bu düşünce ve duyguların yeniden yeşermesi ve kalıcılaşması için elinde geleni yapmaya çalıştı.

Kendisiyle ölümünden üç hafta öncesi beraberdik. Bir ay doya doya yaşadık. Dertleştik, tartıştık, şakalaştık, gelecek günler için planlar yaptık, çevredeki bazı yoldaşlarla buluştuk ve geleceğe dair umutlarımızı büyüttük. O inandığı davaya hep bağlı kalanlardandı,  yeni yaptırdığı evinin ön ve arka duvarına kendi elleriyle yaptığı kocaman birer kızıl yıldız koymuştu, başındaki kızıl yıldızlı şapkasıyla her alanda korkusuzca gezen ve bunda da büyük bir keyif alan bir yoldaştı. O, Kaypakkaya okulunun samimi ve korkusuz  bir öğrencisi olarak yaşadı. Onun kaybı tüm sevenlerini derinden sarstı, canımızın bir parçası gitti. Bu erken ölüm ona hiç yakışmadı. Onu hep sevgi, özlem ve saygıyla anacağız, yokluğunu arayacağız.

ELVEDA BOZKIRIN ASİ OĞLU

ELVEDA GÜZEL İNSAN

Kasım 2019— Orhan“

scroll to top