Home , Avrupa , Hamburg'ta 12 Eylül Lanetlendi, Çirkin Kral Anıldı

Hamburg'ta 12 Eylül Lanetlendi, Çirkin Kral Anıldı

HAMBURG | 07 – 10 – 2010 | 12 Eylül Askeri Faşist Cuntası’nı 30. yılında çeşitli etikinliklerle protesto edip lanetlerken, yine 26. Ölüm Yıldönümünde de halkın Çirkin Kral‚ını, devrimin sanatçısı Yılmaz Güney’i bir kez daha anıldı. Aylar öncesinden hazırlakları yapılan etkinlikler, ATİF-Hamburg başta olmak üzere, Hamburg’ta birçok demokratik kurumun biraraya gelmesiyle gerçekleşti.

Birçok kurumun ortaklaşa örgütlediği bir mitingle 12 Eylül günü Faşist Cunta protesto edildi. Sonraki gün de Avrupa Karabaalılar Derneği’nde 12 Eylül’ü konu alan sinevizyon gösterimi ve sohbet toplantısı aynı bileşenler tarafından gerçekleştirildi.

Yine 3 Ekim’de ATİF-Hamburg olarak “30. Yılında 12 Eylül Askeri Faşist Cuntasını Lanetliyor, 26. Ölüm Yıldönümünde Yılmaz Güney’i Anıyoruz” başlığıyla kamuoyuna duyurulan Sempozyum ve Kültürel bölümden oluşan bir etkinlik gerçekleştirildi. Bu etkinlik afişleme, bildiri dağıtımı, yerel radyolardan duyurular gibi çok çeşitli yöntemlerle çalışmaları aylar öncesinden yürütülmüştü.

Etkinlik günü ATİF’e bağlı Hamburg derneğinde, etkinliğe katılacak olan konuşmacı ve sanatçılardan, Cafer Demir, Ufuk Berdan, Zait Atam, Pınar Sağ ve Mehmet Ekici’yle ortak kahvaltı yapıldı.

Zengin program

Günün programı Mig-Zentrum Folklor Ekibinin gösterisiyle start aldı. Ardından 12 Eylül’ü konu alan ve Cunta mahkemelerince idam ettirilen 17 devrimcinin son mektuplarının yer aldığı sinevizyon gösterildi. Sinevizyon gösterimi ve özellikle de mektuplar bölümü solunda yoğun bir duygusallık yarattı.

Saygı duruşunun ardından sempozyum bölümüne geçildi. Sempozyuma Araştırmacı-Yazar Cafer Demir, Doç. Dr Haluk Gerger, Sinema eleştirmeni Zait Atam ve ATİK temsilcisi Ufuk Berdan konuşmacı olarak katıldılar.

Cafer Demir: Yeni çıkan TMY yasası eskisini aratmadı

İlk sözü olan Cafer Demir, 12 Eylül’ün nasıl bir sürecin ürünü olduğu ve insan hakları alanındaki hukuksuzluklarını ve 12 Eylül anayasasındaki insan hakkı ihlaline yol açan yasalar üzerinde dururken, düşünce özgürlüğünü kısıtlayan 141 ve 142. maddelerin kaldırılması bu alandaki kısıltmaları kaldırmamış, tam aksine o boşluğu doldurmak için çıkartılan Terörle Mücadele Yasası eskiyi arartır olduğunu söyledi. 12 Eylül Anayasasının değiştirilmesinin ve 12 Eylülcülerin yargılanmasının ancak Devrimci bir halk ikditarıyla mümkün olduğunu belirtti.

Zait Atam: Yılmaz Güney devrimci muhafeletle bağ kurmuştu

Ardından söz alan Zait Atam ise; Yılmaz Güney’in yazım ve sinema dünyası içerisindeki sürecini anlatırken, Yılmaz Güney’in 60 ve 70 yılların Avrupai yüzlü başrol oyuncuları arasından nasıl sıyrılıp farklı bir karekter çizerek Yeşilçam’da kendini var ettiğini ve ardından kendi sinemasını nasıl oluşturduğunu anlattı. Özellikle 72 ve 74 yıllarının Güney’in sinamada yeni bir yol çizmesinde belirleyici yıllar olduğunu belirtti. Yılmaz Güney bu yıllarda hem devrimci muhalefetle bağ kurmuş, hem de toplumsal sorunları sinemasına taşımaya başladığını belirtirken, özellikle askerlik ve ardından cezaevi yıllarında Marksist klasikleri incelemiş bu süreç sonunda da Türkiye’de kırlardan şehirlere doğru ilerleyen bir devrim türünün savunucusu düşüncesine ulaştığını söyledi.

Ufuk Berdan: 300 milyon insan göçmen durumunda

Zait Atam’ın konuşmasından sonra söz alan ATİK temsilcisi Ufuk Berdan ise 12 Eylül’ün göçmenlik ve göçmenler üzerindeki etkilerini konu alan bir konuşma yaptı. 12 Eylül’le birlikte 30 bin insanın yaşadığı topraklardan koparak mülteci konumuna düştüğünü ve bunun da kültürel, psikolojik toplumsal travmalara neden olduğunu belirtti. Bugün dünyada 300 milyon insanın göçmen pozisyonunda olduğunu belirtirken, artık yoğun bir şekilde gündeme sokulan neo liberal politikalarla birlikte göçmenleşen bir işçi sınıfının sözkonusu olduğunu belirtti.

Haluk Gerger: Türkiye aydın kavramının içini dolduramıyor

Son sözü alan Haluk Gerger ise ;12 Eylül , referandum ve gerek 12 Eylül Askeri Faşist Cunta sürecinde gerekse de referandum sürecinde ki aydın tavrı üzerinde durdu. Referandumda en doğru tavrın boykot tavrı olduğunu, bu tavrı alanlar içerisinde özellikle Kürt Hareketinin bunda başarılı olduğunu belirtti. Türkiye’de aydın kavramının içinin bir türlü doğru olarak dolduramadığını beliritirken gerçek aydınların bir mücadele sonucu halkın içerisinde çıkan aydınlar olduğunu belirtirken Leyla Zana gibi aydınları buna örnek gösterdi. Bir yandan aydın olup bir yandan da 12 Eylülcülerin, Kemalistlerin desteklenemeyeceğini beliritirken, Türkiye’de devrimci hareketlerin hiçbirin kendi aydınını yaratmada başarılı olamadığını söyledi.

Sempozyumdan verilen aranın ardından etkinliğin ardından Grup Cemre sahne aldı. Grup Cemre’nin daha çok devrimci türkü ve marşları seslendirmesinin ardından, sahne alan Mehmet Ekici söylediği Zazaca türkülerle etkinliğe ayrı bir renk kattı. Son olarak sahne alan Pınar Sağ’ın seslendirdiği türkülerle etkinlik sonlandırıldı.

Etkinliğe Atılım, Kızıl Bayrak gibi devrimci kurumlar standlarını açarak destek verdiler. Ayrıca basının ilgisi oldukça yoğundu. Hürriyet, Sabah, Türkiye, Özgür Politika ve Kanal D’nin yanısıra bir çok bölgesel basın mensubları da etkinliği haber yapmak için salondaydılar.

scroll to top