Home , Haberler , Demirtaş: Kürt sorununu ya çözersiniz, ya da çözülürsünüz

Demirtaş: Kürt sorununu ya çözersiniz, ya da çözülürsünüz

ANKARA | 01 – 12 – 2010 | Başbakan Erdoğan’ın Kürt sorununu anlama kapasitesinin olmadığını ifade eden BDP Eşgenel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Eğer çözme niyetiniz varsa birkaç günde çözülebilecek bir sorundur. Çözme niyetiniz yoksa sizi birkaç yılda çözebilecek bir sorundur. Eğer anlarsanız niyetli de olursanız çözersiniz. Ama ‘yok ben oyalayarak bu işi götürürüm’ derseniz çözmediğiniz Kürt sorunu sizi çözer” dedi

BDP Meclis Grup toplantısına 27 Kasım’da Ankara’da 40 üniversite öğrencisinin gözaltına alınması nedeniyle çok sayıda üniversite öğrencisi de katıldı. Grup toplantısında konuşan BDP Eşgenel Başkanı Selahattin Demirtaş, 3 Aralık Engelliler Günü nedeniyle engelli vatandaşların durumlarına dikkat çekti. Türkiye’de 9 milyon vatandaşın engelleriyle birlikte yaşamaya mahkum edildiğini belirten Demirtaş, “Bana kalırsa Türkiye nüfusunun geri kalan kısmı asıl engellilerdir. Türkiye’de asıl engelliler geriye kalan 60 milyondur. Asıl engelliler, bugüne kadar engelli diye tanımlanan yurttaşlara yaşamın her alanında kolaylık sağlayacak adımları atmayan ve o dokuz milyon insanı bir türlü görmeyen duymayan bizleriz. 3 Aralık sabahı Başbakan Türkiye’nin bütün engellilerinden özür dileyerek başlamalı ve Türkiye’nin bu konuda çözülmeyen sorunlarını çözme sözü vermelidir” dedi.

“ÇEYREK ALTIN MI ATSINLAR SANA”

Konuşmasına salonda bulunan üniversite öğrencilerine işaret ederek devam eden Demirtaş, 27 Kasım’da Ankara’da yapılan gözaltı operasyonuna ve üniversitelerde üzerindeki baskılara değindi. Üniversite öğrencilerinin gözaltına alınmasını kınayarak, serbest bırakılmasını isteyen Demirteş, şunları söyledi:

“Bir toplumu teslim almaya çalışan iktidarlar öncelikle üniversitelerden başlarlar. Kenan Evren bunu yaptı, Tayip Erdoğan da şimdi bunu yapıyor. Başbakan kendisini protesto eden öğrencilerle ilgili olarak ne diyor, ‘yumurta atmak demokratik hak değildir.’ Bu ne demek,

‘yumurta atanları gözaltına alın tutuklayın dövün’ demek. Üniversite öğrencileri yoksullar, ancak yumurta atabiliyorlar. Çeyrek altın mı atsınlar sana. Bunu bile demokratik bir hak kavramından çıkaran bir başbakan anlayışı var. Slogan atacaklar, pankart, afiş asacaklar tabi. Biz sayın başbakanın haklar konusunu bütün Türkiye’nin anlayacağı bir dille bir kez daha tanımlamasını istiyoruz. Başbakan olarak demokratik haklar konusundaki sınır nedir? Türkiye’nin en ‘demokrat’ kişisi de kendisidir, çıkıp açıklasın bakalım bir liste yayınlasın yumurta yasak, prasa atmak serbest mi, domates atmak özgürlüğe girer mi? Bütün bunları AKP liste halinde yayınlasın. Örneğin sayın başbakanı öven pankartlar yasak mıdır? Burası artık Tayip Erdoğan zihniyetiyle yönetilecek bir ülke olmaktan çıkmıştır. Sizi bir toplantıda övmek nasıl meşru ise aynı toplantıda sizi protesto etmek de o kadar meşrudur.”

“YÖK TÜMDEN YOK OLACAK”

En büyük baskı organının YÖK olduğuna işaret eden Demirtaş, YÖK’e en çok sahip çıkan hükümetin de AKP hükümeti olduğunu söyledi. YÖK’ün Kenan Evren’in yarattığı bir kurum olduğuna dikkat çeken Demirtaş, “Referandumda ‘darbecilerden hesap sonracağız’ diyen zihniyet onların yarattığı kuruma sarılarak öğrencilere baskı uyguluyor. Ne yapacakmış YÖK’ün ismini ve logosunu değiştireceklermiş. Bu, ‘Diyarbakır Cezaevi’ni yıkacağız’ diyen zihniyetle aynıdır. Tek yol var, YÖK tümden yok olacak, logosuyla ismiyle uygulamalarıyla” dedi. MEB’in üniversitelerle ilgili soru önergesine verdiği yanıtta 100. Yıl Üniversitesi’nin Türkiye’nin en olaysız üniversitesi olduğu yönünde bilgi verdiğini anlatan Demirtaş, “Fakat ilginçtir, sadece 100. Yıl Üniversitesi’nde 469 öğrenci disiplin cezası almış, 22 öğrenci ise okuldan atılmış. Hiçbir olay yok! Olay olmayan üniversitede uygulanan cezalar  bunlar ise bir de olay olanları siz hesaplayın artık” diye konuştu.

‚AKP NEOLİBERAL POLİTİKALARA TESLİM OLMUŞTUR‘

Geçtiğimiz hafta açıklanan satın alma paritesine göre milli gelirin kişi başına 15 bin doları geçtiği yönündeki açıklamaları da değerlendiren Demirtaş, “Türkiye geçen hafta içinde bir gecede aniden zenginleşti! Başbakan diyordu, ‘milli gelir on bin doları geçecek” diye, demek ki bu şekilde olacakmış! Bakanlar Kurulu bir gece karar aldı, TL’nin dolar karşısındaki hesaplamayı değiştirdi ve sabah uyandığımızda artık kişi başı milli gelirimiz 15 bin doları geçmiş oldu. AKP zihniyeti bu şekilde ekonomiyi büyütüyor şişiriyor, balona dönüştürüyor” dedi. “Ekonomik kriz bir grup AKP’li zengini, bir grup kapitalisti teğet geçmiş olabilir. Ama emekçiyi, yoksulu tam yüreğinden, ciğerinden vurdunuz” diyen Demirtaş, gerçek durumun ise çok farklı olduğunu söyledi. “Ülke nasıl zenginleşti, borsada sanal bir zenginleşme ile Türkiye ekonomisi büyüyor” diyen Demirtaş, “Bütün bu rakamlar işleyiş,  şunun somutlaşmış tarifidir, AKP hükümeti tam anlamıyla kapitalist, neolibaral politikalara teslim olmuş ve bölgesinde de emperyal amaçlar güden içeriğinde ırkçı, milliyetçi, sağcı bir partidir. AKP kapitalisttir, sömürgecidir kendi bölgesinde emperyalist amaçları vardır, ırkçıdır milliyetçidir ve ayrımcıdır” dedi.

Demirtaş şöyle devam etti: “Türkiye’nin doğu ve güneydoğusunda bütün hanelere bir ayda giren toplam gelir İstanbul’da zenginlerin ilk yüzde üçlük kısmıyla eşittir. Böyle bir ayrımcı böyle bir milliyetçi zihniyeti var. ‘Doğu yoksuldur, yoksul kalmalıdır. Kürtler yoksudur, yoksul kalmalıdır’ anlayışı. Allahtan Türkiye krizi teğet geçmiş, yoksa ne olurdu? Demek ki Başbakan’ın bize reva gördüğü şey, Türkiye toplumunun en az altmış milyonu çöpten beslenecek duruma gelseydi eğer başbakan ‘evet kriz bizi de etkilemiş’ diyecekti. Daha hangi ekonomik durum başbakana durumu anlatacak merek ediyoruz. İnsanlar yemek yemeden gün geçirirken Başbakan ve yandaşları sırça köşklerde yaşıyorlar. Burada Müslümanlık anlayışı yoktur. İslamiyet böyle bir din değildir. Bu AKP dinidir. İslam’da komşusu açken kendisi tok yatmaz, lüks villalarda yaşayamaz. Böyle bir din yoktur bu AKP’nin dinidir ve halkımız bu  dinin mensubu olmamalıdır, olmayacaktır, AKP bunu anlamalıdır.”

Türkiye geneli ile Kürt illerine ayrılan bütçelerde güvenliğe ayrılan oranlara dikkat çeken Demirtaş, “Türkiye AKP’nin ikiyüzlü politikalarıyla yüzleşecektir. Ve bu yüzleşmeyi sağlayacak en büyük güç BDP’nin ortaya koyduğu demokratik, özgürlükçü güçtür. Bu güç AKP’yi bu ülkenin başına bela olmaktan kurtaracaktır. Tek bir iktidar alternatifi vardır, BDP öncülüğünde halkların, emekçilerin, ezilenlerin iktidarıdır. Bu yürüyüş inanıyorum ki Türkiye’nin umudu haline gelecektir” dedi.

“BAŞBAKANIN ANLAMA KAPASİTESİ YOK”

Kürt sorunu konusunda hükümetle cumhurbaşkanının söylemlerine işaret eden Demirtaş, “Cumhurbaşkanı ifade ediyor ‘Kürt sorunu seçimden sonraya ertelenemez’ diye. İyi polis kötü polisi mi oynuyorlar bilmiyoruz” dedi. Başbakan’ın Kürt sorunu konusunda ‘daha ne olsun TRT 6’yı açtık, Kürtçe pankart da asılabiliyor, kurs da var’ sözlerine tepki gösteren Demirtaş, şunları söyledi:

“Aynı başbakan grup toplantısında ise ‘sorunu inkar edenler görmezden gelenler başını kuma gömenler çözüm de anlayamazlar algılayamazlar. Asırlara sahip bir meseleyi birkaç paket açıklayarak yasal düzenlemelerle çözemezsiniz’ demiş. Aynı başbakan aynı Recep Tayip Erdoğan. Şimdi biz hangisine inanacağız? Lübnan’dan dönene mi 29 Haziran’da grup toplantısında konuşana mı? Başbakanın Kürt sorununu anlama kapasitesi yok. Kürt sorunu tarihsel bir sorundur. Bir halkın halk olarak var olma sorunudur. Başbakana çok özetle tariflemek gerekirse, Kürt sorunu nedir diye bize sormak isterse anlatmak istiyorum; Kürt orunu bir halkın kendi anavatanında bir halk olarak özgürce yaşama ve kendini yönetme sorunudur. Kürt sorunu bilboalarda afiş asma sorunu değildir, kurs sorunu değildir. AKP’nin bugüne kadar anlamadığı anlamamakta ısrar ettiği Türkiye’nin en büyük demokrasi sorunudur. Eğer çözme niyetiniz varsa birkaç  günde çözülebilecek bir sorundur. Çözme niyetiniz yoksa sizi birkaç yılda çözebilecek bir sorundur. Eğer anlarsanız niyetli de olursanız çözersiniz. Ama ‘yok ben oyalayarak bu işi götürürüm’ derseniz çözmediğiniz Kürt sorunu sizi çözer. Nasıl ki Mesut Yılmaz’ı, Ecevit’i, Demirelleri, Çillerleri çözdü, sizin yeriniz de onların yanı olur sizi de çözer gidersiniz. Yazık olan bu ülkenin kaynaklarına evlatlarına olur.”

ÇALDIĞINIZ MİLLETVEKİLLERİMİZİ GERİ VERİN

Bu nedenle atılması gereken adımların zaman yitirilmeden atılmasını isteyen Demirtaş, “Kürt sorunuyla ilgili atılması geren adımlar vardır, seçim öncesi, seçim sonrası. Demokratik siyasetin kanallarının önü açılmalı. Baraj demokrasi faciasıdır. AKP, Kenan Evren’in YÖK’üne olduğu gibi seçim barajına da sarılmaktadır. Eğer son seçimlerde baraj olmasaydı biz toplamda 13 milletvekilini kaybetmemiş olacaktık” diye konuştu. Baraj düşük olsaydı partisinin üç katı milletvekili çıkarabileceğini dile getiren Demirtaş, şuanda BDP’ye ait olması gereken 12 milletvekilinin AKP sıralarında, Mersin milletvekilinin de MHP sıralarında oturduğuna işaret etti. Bunun adının hırsızlık olduğunu vurgulayan Demirtaş, şöyle devam etti:

“Sen kerkiye kedi, katile katil dersen, biz de hırsıza hırsız deriz. Bu hırsızlığın son bulması lazım. BDP’nin diğer partilerden ne eksiği var? Biz niye bağımsız giriyoruz niye AKP, CHP, MHP kendi parti ismiyle giriyor hazine yardımıyla giriyor? İddia ediyorum, seçim barajı düşsün ilk seçimde yüzde on psikolojik barajını aşarız. Halen zaman vardır başbakan seçim barajını düşürmek zorundadır. Biz ondan lütuf istemiyoruz. Gasp ettiğiniz, çaldığınız hakkımızı geri istiyoruz. Türkiye toplumu kendisinden çalınanı geri istiyor. Bunu vermek zorundasınız vermezseniz bunun vebali altında kalırsınız. Yüzde 10 barajı kalkmalıdır.”

Yüksekove Belediye Başkanı Ruşen Yetişkin’in cezaevine girecek olmasına da değinen Demirtaş, ‘Ruşen Yetişkin seni değil bütün halkımızı on milyonla birlikte cezaevine koysalar bizi teslim alamayacaklar. Biz senin yanındayız. Sen cezaevine girsen de girmesen de Yüksekova’nın Gewer’in belediye başkanısın. Tek bir yasa değişikliğiyle ifade özgürlüğü önündeki engeller kaldırılacakken başbakan bunu yapmıyor. Başbakanın hesabına gelmiyor çünkü cezaevinde tek bir AKP’li yok. Çünkü hepsi yolsuzlukla hırsızlıkla yargılanıyorlar. AKP’yi her yerde teşhir etmek bizim boynumuzun borcu olacaktır” dedi.

PKK’ye sürekli ateşkes çağrısı yaparak, ‘silahlar sussun AKP’ye nasıl baskı yapacağız’ diyenlere de seslenen Demirtaş, “Kaç ateşkesi daha heba edeceksiniz? Hepinizin boynunun borcudur. Bu çağrı yapmış olan herkes AKP’den bunun hesabını sormak zorundadır. Ama bazıları bunu yapmak yerine halen bize hakaretvari bir tavırla saldırıyorlar” diye konuştu.

Üç generalin açığa alınması konusunda AKP’nin ikiyüzlü davrandığının ifade eden Demirtaş, AKP’nin sadece ucu kendisine dokunanları açığa aldığına dikkat çekti. AKP’nin KCK davasındaki anadilinde savunma konusunda da ikiyüzlü davrandığını ifade eden Demirtaş, AKP Diyarbakır İl Başkanı ve bazı AKP’li yöneticilerin bilinmeyen dil konusuna tepki göstermelerini samimi bulmayarak, “Peki bu yasaları kim çıkardı. CMK 202’inci madde. Anadilde savunma yapmayı engelleyen maddeyi kim çıkardı” diye sordu. Demirtaş, “Eğer samimiyseniz 13 Ocak’tan önce 202’inci maddeyi değiştirelim. Ama bunların hepsi bu AKP’lilerin hepsi bilinmeyen bir dille konuşuyor, biz anlamıyoruz. Çünkü biz sahtekar riyakar bir dili anlamıyoruz bilmiyoruz tanımıyoruz bu dili” dedi.

Kurtalan’da üzerinde Kürtçe yazan çöp bidonlarının toplanmasına da tepki gösteren Demirtaş, “Kenan Evren izliyorsa ‘vay be’ demiştir ‘benim nasıl aklıma gelmedi bu’ demiştir. Yuh olsun diyorum. Kurtalan gibi bir yerde sadece bidonun üzerindeki iki kelime Kürtçeye tahammül edemeyen Başbakan daha çözüm için ne yapalım diyor, demek ki çözülmesi gereken AKP zihniyeti var. Bu sorunu öncelikle çözmemiz gerekiyor” diye kaydetti.(anf)

scroll to top