“Gelsin Koca, Gelsin Hoca, Gelsin Patron, İnadına İsyan, İnadına Özgürlük!”[*]
9 Mart 2010
SİBEL ÖZBUDUN | 09 – 03 – 2010 |
“Hiçbir mevsim gözlerin kadar
Acımasız kullanmadı neşteri
Susardın ve kar yağardı.”[1]
Yanılmıyorsam 1999 yılıydı. Seçim çalışması için Çorum’daydık. Kadınlarla söyleşmek üzere Milönü’nde bir eve çağırmışlardı beni. Devamını Oku
“Tekel İşçileri Ülkesi”Nden…[*]
22 Şubat 2010
SİBEL ÖZBUDUN | 22 – 02 – 2010 |
“Bir çığlıktır artık yaşanan
Sözcükler yetmez anlatmaya
Notalar fırçalar susar.”[1]
“İnanır mısın, abla, artık geceleri rüyamızda slogan atıyoruz: ‘Direne direne kazanacağız!’ Baktım dün gece bu (yanındaki işçiyi gösteriyor) uykusunda yumruğu kaldırmış kasılıyor…” Devamını Oku
Şeyh Bedreddin’le Birlikte Nasıl Örgüt Kurduk?
8 Şubat 2010
SİBEL ÖZBUDUN | 08 – 02 – 2010 |
“Kötülüğün egemen olması için tek koşul,
iyilerin hiçbirşey yapmamalarıdır.”[1]
Mehmet Yeşiltepe adını çoğunuz belki hatırlamıyorsunuz dahi. Hatta şu hızlı değişen gündemler ülkesinde adını kamuoyuna duyuran olay bile silindi belleklerinizden.
Kızılay’da Bir “Hayalet” Dolaşıyor!
25 Ocak 2010
SİBEL ÖZBUDUN | 25 – 01 – 2010 |
“Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne – üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının…”
(Ahmed Arif, “Anadolu”.)
Bugün tam 38 gün oldu… Dile kolay, Ankara ayazında, ısı sıfırlarda seyrederken, sulusepken altında, rutubetli battaniyelere sarılı, birbirlerine sokulmuş, yarı aç geçirilen geceler. Azan siyatiğe, ülsere, zorlayan böbreklere, tutulmuş bele, kronikleşen bronşite, 38 gündür ayaktan çıkmayan ayakkabının tetiklediği mantara inat… (Çoğu 40’ını, 45’ini geride bırakmış… Bir başka deyişle, yapışkan hastalıklarla birlikte yaşamayı öğrenmişler zaten.) Naylon, branda gerilmiş çatıların altında, her bir standın önündeki, içinde ıslanmış kütüklerin dumanlarını tüttürdüğü varillerin başında, plastik bardaklarda çayını yudumlayıp “4-C”yi tartışarak akan günler… Devamını Oku
O Suskun, Yalnız Kadınlar…[*]
11 Ocak 2010
SİBEL ÖZBUDUN | 11 – 01 – 2010 | “Konuşmaların en önemlisi kendi kendimize olanıdır. Ama bunu çoğu zaman ihmal ederiz.”[1] Devamını Oku
Yök’ün Beş Hâli[1]
3 Ocak 2010
SİBEL ÖZBUDUN | 03 – 01 – 2009 |
“Her tanımlama
bir sınırlamadır.”[1]
İlkokul dördüncü sınıfta “Dilbilgisi” derslerini anımsıyorum. Aklımda yanlış kalmadıysa, ilk öğretilenlerden biri, “ismin beş hâli”ydi: “yalın” hâli, “i” hâli, “e” hâli, “de” hâli, “den” hâli…
İsmail Beşikçi İçin[1]
25 Aralık 2009
SİBEL ÖZBUDUN | 25 – 12 – 2009 |
“o sözler ki kalbimizin üstünde
dolu bir tabanca gibi
ölüp ölesiye taşırız
o sözler ki bir kere çıkmıştır ağzımızdan
uğrunda asılırız.”[2]
Sevgili İsmail Hoca’mıza ilişkin kısa bir konuşma görevi bana verildi. Bu hiç kuşku yok ki onurlandırıcı, ama onurlandırıcı olduğu kadar zor bir görev. Devamını Oku
Serbest Piyasa Ekonomisi, Kriz, Üniversiteler…[*]
9 Kasım 2009
“İnsanlar aptal değil,
cahil doğarlar;
onları aptallaştıran, eğitimdir.”[1]
Demecin daha dumanı üstünde: belki Kürt açılımı tartışmaları, IMF toplantıları ve IMF karşıtı gösteriler, Ermenistan’la diplomatik ilişkilerin kurulması vb. arasında gözlerden kaçmıştır diye bir kez daha hatırlatayım dedim. Başbakan Tayyip Erdoğan geçenlerde buyurdu: “Her üniversite mezunu iş bulacak diye bir şey yok!”[2] Devamını Oku
DİNİN ANTROPOLOJİSİ NASIL YAPILIR?[1]
26 Ekim 2009
“Varoluş insan sanatının en kırılgan malzemesidir, ama aynı zamanda en doğrudan verisidir de.”[2] Devamını Oku
“TÜRK”ÜN “GAYRIMÜSLİM”LE İMTİHANI[*]
22 Ekim 2009
“Hukuk mu? Bana ne hukuktan? İktidar bende değil mi?”[1] Devamını Oku









